Category Çevre Mühendisliği

Atık Yönetim Planı ve Hazırlanışı

Endüstriyel atık yönetim planı 7 bölümden oluşmaktadır

1. Bölümünde atığın çıktığı tesise ait iletişim bilgileri yer almaktadır.

2. Bölümünde ise tesiste atık yönetiminden sorumlu kişinin iletişim bilgileri yer almaktadır.

Read More

Çevre Görevlisi Uzaktan Eğitim

Çevre görevlisi eğitimleri artık uzaktan eğitim şeklinde verilmektedir.

Çevre Görevlisi, Çevre Yönetim Birimi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik kapsamında çevre görevlisi belgesi almak isteyen çevre mühendisliği bölümü lisans mezunu ya da çevre mühendisliği konularında lisansüstü eğitim alan adaylar için uzaktan eğitim şeklinde yapılmaktadır.

Read More

Tehlikeli Atıkların Yönetimi

Atıkların Yönetimine İlişkin Genel Çerçeve ve Yükümlülükler

Bilindiği üzere, atık yönetimi mevzuatının temelini oluşturan Katı Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ve atık yönetiminin genel esaslarının belirlendiği ve Avrupa Atık Listesinin tam olarak uyumlaştırıldığı Atık Yönetimi Genel Esaslarına İlişkin Yönetmelik 02.04.2015 tarihli ve 29314 sayılı Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin yayımlanarak yürürlüğe girmesi ile mülga olmuştur. 14.03.2005 tarihli ve 25755 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Tehlikeli Atıkların Kontrolü Yönetmeliği ise Atık Yönetimi Yönetmeliği’nin yürürlüğe girdiği tarihten bir yıl sonra (02 Nisan 2016) tarihinde yürürlükten kalkmıştır.

Read More

Harici Acil Durum Planı Tebliği Taslağı

Büyük Endüstriyel Kaza Risklerinin Azaltılmasına Yönelik Harici Acil Durum Planı Tebliği Taslağı yayınlandı.

Read More

Hangi Lastikler Ömrünü Tamamlamış Lastiktir?

Lastikler araç altından söküldükten sonra ya “kullanılmış lastik” ya da “ömrünü tamamlamış lastik” olurlar.

Lastiklerin diş derinliği belirli bir milimetreye (binek araç lastikleri için 1.6 mm’dir.) düştüğü zaman  araç altında kullanımı tehlike arzetmekte olup, yasalar bu tür lastiklerle trafiğe çıkılmasına izin vermemektedir. Ancak, bazı lastikler araç altından söküldükten sonra, teknik olarak uygunluğu konusunda uzmanlar t...

Read More

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı

Tehlikeli Madde Güvenlik Danışmanı  olabilmek için;

a) Üniversitelerin lisans bölümlerinden mezun olmak,

b) Kaçakçılık, dolandırıcılık, dolanlı iflas, sahtecilik, inancı kötüye kullanma, uyuşturucu ve silah kaçakçılığı, kaçak insan taşımacılığı veya ticareti, hırsızlık, rüşvet suçlarından hürriyeti bağlayıcı ceza ile hükümlü bulunmamak,

Read More

Çevre Danışmanlık Firmaları ve Nitelikleri

Çevre Danışmanlık Firmalarının Nitelikleri

 

Çevre danışmanlık firmaları bünyelerinde en az üç çevre görevlisi çalıştırmak zorundadır.

(2) Çevre danışmanlık firmaları bünyesinde çalışan çevre görevlilerinin en az 2/3’ünün çevre mühendisi veya çevre mühendisliği alanında yüksek lisans ve üzeri eğitim almış olmaları zorunludur.

(3) Çevre danışmanlık firmaları bünyesinde çevre görevlisi olarak çalışacak çevre mühendisliği dışındaki diğer meslek gruplarının, kamu veya özel sektörde çevre alanında en az iki yıl çalışmış olması gereklidir.

(4) Bakanlık çevre görevlileri, çevre mühendisleri ile aynı hakka sahip olarak çevre danışmanlık firmalarında çalışabilirler.

 

Çevre Danışmanlık Firmalarının Yükümlülükleri

 (1)Çevre danışmanlık firmaları; çevre görevlilerinin yükümlülüklerine ek olarak;

a) İlgili çevre görevlisinin, hizmet verdiği tesis ve faaliyetlerden;

1) Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmeliğin Ek-1 listesinde yer alanlar için ayda en az iki,

2) Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmeliğin Ek-2 listesinde yer alanlar için ayda en az bir,

tam gün çalışmasını sağlamakla,

b) Hizmet alımı sözleşmesi yapılması veya feshedilmesi durumunda, hizmet verdiği tesis veya faaliyeti en geç yirmi iş günü içerisinde yetkili makama bildirmekle,

yükümlüdür.

(2) Çevre danışmanlık firmaları;

a) İstihdam edilen personelin T.C. kimlik numaralarını ve sosyal güvenlik numaralarını on iş günü içerisinde Bakanlığa bildirmekle,

b) Çevre görevlisi belgesine sahip personelin firmadan ayrılması veya işe başlaması durumunda Bakanlığa on iş günü içerisinde haber vermekle,

c) 9 uncu maddedeki şartların sağlanamaması hâlinde on iş günü içerisinde Bakanlığa bildirmekle ve söz konusu hükümlere on iş günü içerisinde uymakla,

ç) Firmanın unvanı, adresi ve sahibinin değişmesi hâlinde bu durumu on iş günü içerisinde Bakanlığa bildirmekle,

d) Kendilerine ait ticari sicil numaralarını Bakanlığa bildirmekle,

e) Yeterlik belgesi alma aşamasında sundukları belgelerde meydana gelecek değişiklikleri, değişiklik tarihinden itibaren on iş günü içinde Bakanlığa bildirmekle,

yükümlüdür.

(3) Bakanlıkça firmalara gönderilecek yazılarda, başvuruda beyan ettikleri adres dikkate alınır. Adres değişikliğini on iş günü içinde beyan etmeyen firmanın belge alırken beyan ettiği adresle yapılan yazışmalar firmaya tebliğ edilmiş sayılır.

  

Çevre Danışmanlık Hizmeti Verecek Firmaların Yeterlik Müracaatında Gerekli Belgeler;

 1) Yeterlik belgesi almak isteyen firmalar Bakanlığa başvururlar. Başvuruda aşağıdaki belgeler istenir:

a) Firmaların çevre ile ilgili; mühendislik, müşavirlik, araştırma-geliştirme, etüt, fizibilite, proje, rapor, eğitim ve benzeri konularda çalıştığını gösteren Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlanan şirket kuruluş senedi veya ana sözleşmesi veya tüzüğü,

b) Adres ve iletişim bilgileri,

c) Çevre görevlisi olarak istihdam edilen personelin sosyal güvenlik numarası ile Türkiye Cumhuriyeti kimlik numarası,

ç) Bakanlıkça belirlenen yeterlik belge ücretinin, Bakanlık Döner Sermaye İşletmesi Müdürlüğü hesabına yatırıldığına dair dekont ile fatura bilgi formu,

d) Türk Mühendis ve Mimar Odaları Birliğine bağlı odalardan alınmış büro tescil belgesi.

(2) Yeterlik belgesi almak isteyen firmalar yukarıda belirtilen bilgi ve belgelerle elektronik ortamda Bakanlığa müracaat eder.

  

Başvurularının Değerlendirilmesi;

 (1) Yeterlik belgesi başvurusunda eksiklik tespit edilmeyen; çevre yönetim hizmeti, çevre izin ve lisans başvuru hizmeti verecek firmalara çevre danışmanlık yeterlik belgesi verilir.

(2) Yeterlik belgesi süresi beş yıldır. Firmalar, süre bitiminden en az otuz iş günü önce Yeterlik belgesini vize ettirmek için Bakanlığa başvurur. Vize başvuru dilekçesine vize başvuru ücreti ödeme dekontu eklenir.

(3) Belge ve bilgilerde eksiklik olmadığı takdirde onbeş iş gününde başvuru sonuçlandırılır. Eksik belgeler on iş gününde tamamlanır. Eksik belgelerin on iş gününde tamamlanmaması hâlinde başvuru reddedilmiş sayılır.

  

Çevre Danışmanlık Yeterlik Belgenin Askıya Alınması ve İptali;

 (1) Yeterlik belgeleri;

a) Yapılacak denetimler veya yönetmeliğin 11 inci maddesi gereğince yapılması gereken bildirimler sonucunda, yeterlik koşullarını taşımadıkları veya verilen taahhütlere uyulmadığı ve yükümlülüklerinin yerine getirilmediğinin tespit edilmesi hâlinde üç ay süre ile,

b) Yapılan denetim esnasında yetkili bulundurmayan, istenilen bilgi ve belgeleri vermekten kaçınan firmaların yeterlik belgesinin geçerliliği Bakanlık tarafından üç ay süre ile,

askıya alınır.

(2) Yeterlik belgeleri;

a) Yeterlik belgesi başvurusunda yanlış veya yanıltıcı bilgi verildiğinin veya belge düzenlediğinin tespit edilmesi hâlinde,

b) Danışmanlık hizmeti verdiği sürece yetkili makama yanlış ve yanıltıcı belge ve bilgi verdiği tespit edilmesi hâlinde,

c) Çevrenin kirlenmesine yol açacak, işletmenin çevre yatırımı yapmamasına veya eksik yapmasına neden olacak rapor düzenledikleri tespit edilmesi hâlinde,

ç) Denetim sonunda bir vize dönemi içinde iki defa 100 ceza puanına ulaşılması hâlinde,

iptal edilir.

(3) Yeterlik belgesi iptal edilen firmaların;

a) Bu durumları il çevre ve şehircilik müdürlüklerine ve belgesi iptal edilen firmaya bildirilir ve Bakanlığın internet sitesinde yayımlanır.

b) Çevre danışmanlık hizmetleri kabul edilmez. Ancak, yeterlilik belgesi iptal edildiği tarihten önce başvuru dosyası hazırlayarak Bakanlığa veya il çevre ve şehircilik müdürlüklerine sunulmuş tesislerin izin ve/veya lisans işlemlerinin tamamlanmasına izin verilir.

(4) Yeterlik belgesi iptal edilen firmaların sahibine/sahiplerine altı ay süre ile aynı konuda yeterlik verilmez.

Read More

İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitimi

İş Sağlığı ve Güvenliği Uzmanlık Belgesi için Alınması Gereken Eğitim

 İş güvenliği uzmanlarının ve diğer sağlık personelinin eğitimleri, Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından kurulan eğitim kurumları tarafından verilmektedir.

Read More

Çevre Görevlilerinin Sorumlulukları

Çevre Görevlilerinin Görevleri, Sorumlulukları, Yükümlülükleri / Çevre Görevlisi Neyapar?

Çevre yönetim birimi ya da tesis veya faaliyette çalışan çevre görevlisi;

a) Tesis veya faaliyet bünyesinde;

Çevre yönetimi faaliyetlerini mevzuata uygun bir şekilde yürütmek ve koordine etmekle,

Read More

İş Güvenliği Sertifikası Nasıl Alınır?

İş Sağlığı ve İş Güvenliği Uzmanlığı Sertifikası Nasıl Alınır?

İş Güvenliği Sertifikası almak için eğitim kurumlarına aşağıdaki belgeler ile başvuru yapmak gerekmektedir.

– Başvuru yapılan eğitim kurumuna hitaben adayın hangi iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacağını belirten ve T.C. kimlik numarası ile iletişim bilgilerini içeren başvuru yazısı.

– Ada...

Read More

İş Sağlığı ve Güvenliği Yönetmelik

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ YÖNETMELİĞİ

 

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

Amaç

Madde 1 — Bu Yönetmelik, işyerlerinde sağlık ve güvenlik şartlarının iyileştirilmesi için alınacak önlemleri belirler.

Bu amaçla;

a) M...

Read More

ÇMO Danışmanlık Asgari Fiyat Tarifesi Yayımlandı

TÜRK MÜHENDİS VE MİMAR ODALARI BİRLİĞİ

ÇEVRE MÜHENDİSLERİ ODASI

 

EK – 1 TESİSLERİ İÇİN ASGARİ FİYATLAR

 

Aylık Danışmanlık Asgari Ücreti: 1000 TL

 

Read More

Çevre Görevlisi Yönetmeliği

ÇEVRE GÖREVLİSİ VE ÇEVRE DANISMANLIK FİRMALARI HAKKINDA
YÖNETMELİK TASLAĞI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç

Read More

Deşarj İzni İçin Gerekli Belgeler

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNİN 37.MADDESİ UYARINCA;

 

ATIKSU OLUŞTURAN (EVSEL VE/VEYA ENDÜSTRİYEL) VE

ALICI SU ORTAMINA ATIKSU DEŞARJI YAPAN İŞLETMELERİN

DEŞARJ İZİN BAŞVURU DOSYALARINDA İSTENİLEN BİLGİ VE BELGELER LİSTESİ

Read More

Tehlikeli Atıkların Özellikleri

TEHLİKELİ KABUL EDİLEN ATIKLARIN ÖZELLİKLERİ

 İnsan sağlığına ve çevreye zarar verebilecek, tutuşabilen, enfeksiyon yapıcı, tahriş edici, zararlı, toksik, kanserojen, korozif gibi tehlikeli kabul edilen özelliklerden birini veya birden fazlasını gösteren atıklara tehlikeli atık denir.

Read More

Çevre Mühendisiyim Ne Kadar Maaş Alırım?

 

 

 

 

 

 

Bu soru son günlerde bizlere gelen en büyük sorulardan bir tanesidir. Çevre Mühendisleri Ne Kadar Maaş Alır? Firmaların Çevre Mühendisleri için belirlemiş olduğu maaş miktarları vardır. Bunlar doğrultusunda Çevre Mühendisleri Maaşları belli olur. Çevre Mühendisleri Maaşları yeri ve konumu ve yıllık tecrübesine göre değişir ve dolgun ücrete doğru çıkar.Yeni mezun Çevre Mühendisleri asgari ücretlede işe başlıyabilmektedirler. Tecrübe kazanarak maaşları artabilmektedir. Çevre Mühendisliği Bölümü yeni çağın işi ve sektörü olarak görülmekte ve önemsenmektedir.

Read More

Environmental Engineering | Çevre Mühendisliği

Environmental engineering is the application of science and engineering principles to improve the natural environment (air, water, and/or land resources), to provide healthy water, air, and land for human habitation (house or home) and for other organisms, and to remediate polluted sites. It involves waste water management and air pollution control, recycling, waste disposal, radiation protection, industrial hygiene, environmental sustainability, and public health issues as well as a knowledge of environmental engineering law. It also includes studies on the environmental impact of proposed construction projects.

Read More

Çevre Mühendisi Gaziantep

  Çevre Mühendisi Gaziantep, Ankara ve bölgesinde faliyet gösteren bir çok firma Çevre Mühendisi Aramaktadır.   Çevre Mühendisi Gaziantep  İş İlanları Bunu sayfamızda bulunan Bölümünden bakabilirsiniz.

Read More

Çevre Mühendisi İstanbul

 

Çevre Mühendisi İstanbul , Ankara ve bölgesinde faliyet gösteren bir çok firma Çevre Mühendisi Aramaktadır.  Çevre Mühendisi İstanbul İş İlanları Bunu sayfamızda bulunan Bölümünden bakabilirsiniz.

 

Read More

Çevre Mühendisi Ankara

Çevre Mühendisi Ankara, Ankara ve bölgesinde faliyet gösteren bir çok firma Çevre Mühendisi Aramaktadır.  Ankara Çevre Mühendisi İş İlanları Bunu sayfamızda bulunan Bölümünden bakabilirsiniz.

Read More

Hava kirliliği

 

 

 

 

 

Atmosferde toz, duman ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek kirleticilerin, insanlar ve diğer canlılar ile eşyaya zarar verebilecek miktarlara yükselmesi, “Hava Kirliliği” olarak nitelenmektedir. Havayı kirleten maddelerin sınır değerleri (havada zararlı olmayacak derecedeki en yüksek değerleri), her ülkenin ilgili kuruluşları tarafından yönetmeliklerle belirlenir. Kirletici maddelerin niteliğine göre, canlılara vereceği zarar şekil ve dereceleri de değişir. Hava kirliliğine karşı alınabilecek önlemler, kirlilik kaynağına göre (fabrika, termik santral, konutlar, taşıt araçları) çok çeşitlidir. Bu önlemler başta eğitim alınmak üzere teknik, hukuksal önlemler olmak üzere başlıca 3 grupta toplanabilir. Bir çok ülkenin hava kirliliğinin sınırı vardır fakat gelişmiş ülkeler bu sınırı aşmaktadır.

Read More

Çevre Mühendisleri Odası

Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) TMMOB çatısı altında çevre mühendislerinin Mesleki Dayanışma artıtırmak amacıyla kurulmuştur.

Daha önceleri Çevre Mühendisleri İMO büyesinde faaliyet gösteriyorlardı. Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) 1991 sonunda yapılan ÇMO Genel Kurulunda alınan karar gereğince İMO Genel Kurulu’na ÇMO’nun kurulması istemi istenmiştir. İMO Genel Kurulu’nca olumlu bulunan bu istek TMMOB 32. Olağan Genel Kurulu’nda görüşülmüş ve 23.05.1992 günü ÇMO’nun kurulması oy birliği ile kabul edilmiştir.

Çevre mühendisliği Türkiye...

Read More

Çevre Mühendisi Mesleği, Şartları, Maaşı

ÇEVRE MÜHENDİSİ
_________________________________________________
TANIM
Doğal kaynakların en iyi biçimde kullanılması, doğal çevrenin korunması ve insan sağlığına uygun biçimde geliştirilmesi konusunda çalışan kişidir.

Read More

Çevre Mühendisi Maaş ve Aylık Ücretleri Nedir?

 

 

 

 

 

 

Bu soruyu bir çok arkadaşımız sormakta ve bunun cevabını aramaktadır. Çevre Mühendisleri Aylık Maaşları Piyasa Şartlarına göre belirlenmekte ve maaş durumları iyi olmaktadır tabi tecrübeli veya tecrübesiz diye ikiye ayrılmaktadır. Yani demek istediğimiz şudur ki tecrübeli bir Çevre Mühendisi Maaş olarak daha iyi alırken bu işe yeni başlamış ve Çevre Mühendisi mezunu yeni olmuş arkadaşlarımız bir sektör daha düşük maaş almaktadırlar. Yeni mezun bir çevre mühendisi asgari ücretde alabiliyor 1oooTL üstüde alabiliyor. Çevre Mühendisleri ile ilgili sorularınız bu başlık altındaki yorum kısmında soru olarak yazabilirsiniz.

 

Saygılarımızla.

Çevre Mühendisiyim

Read More

Çevre Görevlisi Belgesi Nasıl Alınır?

Çevre Görevlisi Belgesi Nasıl Alabilirim?

Çevre Görevlisi Belgesi için İstenen Evraklar

-Diploma yada Geçici Mezuniyet Belgesi- 
-Vesikalık Fotoğraf
-Dekont

Read More

Çevre Görevlisi Belgesi

Çevre Görevlisi belgesi;
Çevre mühendisleri veya bu alanda yüksek yapmış kişiler ile aşağıda verilen meslek dallarında eğitim almış kişlerin bakanlıktan alacağı önemli bir belgedir. Çevre bakanlığının isteği üzerine Milli eğitim bakanlığı sınav yapar, bu sınavda 70 ve üzeri puna alan kişiler bu belgeyi almaya hak kazanır.

Read More

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi

Türkiye’de Rüzgar Enerjisi’nin Tarihi


Ülkemizde rüzgar enerjisiyle ilgili çalışmaların başlangıç tarihi çok eskilere dayanmamaktadır. Bu konudaki çalışmaları ilk başlatan kurum 1980’li yılların ortalarında Elektrik İşleri Etüt İdaresi olmuştur. Başlangıç çalışmaları rüzgar potansiyelini tespit amacıyla gerçekleştirilen etüt faaliyetlerinden ibarettir. Hatta bu yıllarda rüzgar enerjisini konu alan herhangi bir kanuni düzenleme bulunmamaktaydı.


1995 yılından baş...

Read More

Çevre mühendisiyim iş arıyorum

 

Çevre Mühendisleri bir çok dalda kendilerine iş bölümleri bulabilirler. Çevre Mühendisi ve çevre mühendisi arayan firmalar birçok ilan sitesinde çevre mühendisleri iş ilanları kısmında iş bölümlerine yer vermektedir.

 

Çevre Mühendisi arayan firmalar ücretsiz ilan vermek istiyorsanız bizimle iletişime geçiniz.

Read More

Azot ve Fosfor

Azot ve Fosforun Önemi

Azot ve fosfor elementleri, mikroorganizmaların büyümesi için çok gereklidir. Bunlara besi elementleri (nütrient) denir. Azot, proteinlerin sentezi için temel yapı taşı olduğundan, atıksuların biyolojik yollarla tasfiyesinde azot konsantrasyonunu bilmeye ihtiyaç vardır.

 

Suyun azot miktarı az ise, tasfiye için dışarıdan azot ilavesi gerekebilir. Aksine, eğer, yüzeysel sulara verilen atıksu deşarjları sebebiyle oluşan alg ve yosunlarının kontrolü istenirse, alıcı ortamlara verilmeden önce, azotun uzaklaştırılmasına veya miktarının azaltılmasına ihtiyaç vardır.

 

Genellikle atıksularda azot, esas itibariyle proteinli maddelere ve üreye bağlı olarak bulunur.

 

Bu maddelerin ayrışması ile azot, amonyağa dönüşür. Atık suyun tazelik derecesi, amonyak miktarı ile ölçülür.

 

Atıksularda azot pH’a göre, ya amonyum iyonu (NH+4) ya da amonyak (NH3) şeklinde bulunur:

 

NH3 + H2O ↔ NH4+ + OH

 

pH≥ 7 ise denge sola doğru bozulur, pH ≤ 7 ise amonyum iyonları ortama hâkim olur.

 

Aerobik ortamda bakteri faaliyeti sonucu amonyak oksitlenerek nitrit ve nitrat haline gelir. Atıksularda nitrit azotu önemsizdir. Zira nitrit kararsız olup kolaylıkla nitrata dönüşür. Konsantrasyonu, atıksularda 1 mg/l’yi nadiren geçer. Nitratlar ise azotun en ileri derecede oksitlenmiş halleridir. Atıksularda 0-20 mg N/l konsantrasyonlarında bulunabilir.

 

Alg ve diğer mikroorganizmaların çoğalması bakımından fosfor da önemlidir. Sularda fosfor fosfat olarak bulunur. Evsel atıksular genellikle fosfor bileşiklerince zengindir. Son yıllarda deterjan yapımında, katkı maddesi olarak fosfat ve polifosfat bileşikleri, büyük miktarlarda kullanılmaktadır. Bu Maddelerin yaklaşık %12-13’ünün fosfor ve %’den fazlasının polifosfat olduğu düşünülürse, sentetik deterjan tüketiminin artışı ile birlikte yüzeysel sulara fosfor deşarjı da artış göstermiştir. Genellikle evsel atıksularda 4-15 mg/l civarında fosfor bulunur.

Read More

BOİ ve KOİ

Biyolojik Oksijen İhtiyacı (BOİ)

 

Atıksular organik maddeler içerdiğinden, bunların konsantrasyonları, yani 1 l sudaki miktarları, kirlilik derecesinin ölçüsü olarak kabul edilir. Fakat atıksuların bileşimleri çok değişiktir ve içindeki maddeleri bir formülle ifade etmek mümkün değildir. Ayrıca bu maddeler tasfiye tesisinde bozunmaya uğradıklarından, bu etkinin de dikkate alınması gerekir.

 

Bu yüzden bu maddeleri konsantrasyonları ile ifade etme yoluna gidilmiştir. Organik maddenin ölçüsü olarak, biyokimyasal oksidasyon (karbonlu maddelerin oksitlenmesi) sırasında harcanan oksijen miktarı esas alınabilir ve bu değer de BOİ olarak adlandırılır.

 

Biyokimyasal oksidasyon, su içinde bir yanma olayı olup, bu yanma esnasında suda çözünmüş (erimiş) oksijen kullanılır. Ne kadar fazla oksijen sarf edilirse, sudaki organik madde miktarı da o kadar fazla demektir.

Organik madde ihtiva eden sularda suların oksijen ihtiyacı BOİ5, karbonlu maddelerin, tamamen CO2’ye dönüşmesine kadar artar. Teorik olarak sonsuz, pratik olarak yaklaşık olarak 10 gün kadar bir müddet sonunda, bütün karbonlu maddeler ayrışır. Bu esnada sarf edilen oksijene, birinci kademe nihai biyokimyasal oksijen ihtiyacı denir ve BOİu ile gösterilir. Evsel atıksular için BOİ5 ile BOİu arasında BOİ5/BOİu ≈ 0,68 bağıntısı vardır.

 

Kimyasal Oksijen İhtiyacı (KOİ)

 

Kimyasal olarak oksitlenebilen organik maddelerin oksijen ihtiyacı KOİ ile ifade edilir. KOİ asit ortamda kuvvetli bir kimyasal oksitleyici (potasyum dikromat gibi) vasıtasıyla ölçülür. Kimyasal olarak oksitlenebilecek bileşikler, biyolojik olarak oksitlenebileceklerden daha fazla olduğundan, kimyasal oksijen ihtiyacı, biyolojik oksijen ihtiyacından daha büyüktür. Tasfiye edilmemiş atıksular için BOİ5/KOİ = 0,4-0,8 (ortalama 0,65) alınabilir.

 

  • KOİ Bileşenleri

 

Yapılan çalışmalar sonucunda, biyolojik arıtma sistemlerinde substratın biyolojik ayrışması sonucunda, zor ayrışan (inert) ürünlerin oluştuğu saptanmış ve biyolojik arıtma tesislerinde, atıksudaki organik maddenin biyolojik ayrışmasının farklı mekanizma ve hızlarda meydana geldiği deneysel olarak tespit edilmiştir.

 

Evsel atıksulardan biyolojik nütrient gideriminde, atıksudaki organik karbon-azot-fosfor arasındaki denge çok önemlidir. Biyolojik azot- fosfor gideriminde, arıtılmış atıksudaki kalan biyolojik olarak organik madde miktarı önemlidir.

 

Kuvvetli atıksuların arıtımında gerek ham atıksuda bulunan gerekse biyolojik arıtım sırasında oluşan ve konvansiyonel arıtma yöntemleri ile arıtımı mümkün olmayan inert organik maddeler deşarj standartlarına ulaşılmasını engelleyebilmektedir. Dolayısı ile biyolojik arıtma tesislerinin değerlendirilmesinde KOİ’nin bileşenlerinin belirlenmesi yararlıdır. KOİ’nin bileşenlerine ayrılması inert ve biyolojik olarak parçalanabilen KOİ’nin belirlenmesidir.

 

Biyolojik olarak parçalanan KOİ’nin de kolay parçalanan ve zor parçalanan olmak üzere bileşenleri belirlenmelidir. İnert KOİ’de tekrar çözünmüş inert ve partikül inert olmak üzere bileşenlere ayrılır.

Read More

Nükleer Enerji ve Çevre

Nükleer santrallar temel çalışma açısından termik santrallardan farklı çalışmazlar. Aralarındaki fark sadece nükleer santrallede enerji çekirdek tepkimelerinden oluşurken, termik santrallerde bu enerji kömür, akaryakıt, gaz gibi fosil yakıtlardan elde edilmektedir.

Nükleer santralin en büyük farkı içerisinde çekirdek tepkimelerinin yaşandığı reaktör kısmıdır diyebiliriz. Reaktörde atomlar zincirleme parçalanma tepkimeleri geçirirler. Buna fizyon denilmektedir. Bu tepkime sırasında atom çekirdeğine nötron parçacıkları gönderilir. Bu da çekirdeğin bölünmesine, bölünürken de çevreye yeni nötron parçacıkları yaymasına sebep olmaktadır. Etrafa yayılan nötronlar yeni çekirdekleri bölmekte ve tepkime zincirleme bir şekilde gerçekleşmektedir.

Nükleer santrallarda elde edilen enerji, kömür yakıtlı termik santrallara gore % 20-30 ; akaryakıtlı termik santrallara göre ise % 60 – 70 daha ucuza gelmektedir. Başlangıçta yüksek bir teknoloji gerektirdiği için daha çok gelişmiş ülkeler nükleer santrallara sahiptir. Güvenlik tedbirleri dikkatle uygulanırsa nükleer santrallar temiz enerji üretir diyebiliriz. Hatta santral bazlı çalışan tesislerden en temizi nükleer santrallardır. Ama bir çok insan bu santralların yaygınlık kazanmasına şiddetle karşıdır. Bunun sebebi bilineceği gibi özellikle istenmeyen bir durum ortaya çıktığında telafisi imkansız hasarlara yol açma tehlikesi bulunmasıdır.

Nükleer parçalanma çok kısa sürede cok fazla bir enerjinin ortaya çıkmasını sağlar. Santrallarda bu enerjinin etkisiyle çok sıcak bir ortam oluşur. Bundan ötürü santrallar sürekli olarak soğutulmak zorundadır. Soğutma işlemi de akarsulardan veya denizden alınan suyla yapılmaktadır. Burada önemli nokta soğutma işlemi için kullanılan su dışarı verildiğinde birhayli ısınmış olur ve eğer reaktör çok fazla su kullanıyorsa zamanla bulunduğu çevredeki suların ısınmasına , dolayısıyla da yöredeki canlı hayatının olumsuz etkilenmesine neden olabilir. Bazı durumlarda nehir suyununfazla çekilmesi su canlılarının ölmesine sebeb olmaktadır. Bunu önlemek için bazı tesisler depolama su alanları bulundurmakta ve su azaldığında bu alanlara takviye yapmaktadır.

Dışarı atılan sıcak suyun reaktif özelliği yoktur. Bu nedenle seracılıkta ısı ihtiyacını karşılamakta veya tatlı su balıkcılığı yapmakta kullanılabilir.

Tüm Nükller satrallar çevreye sıvı veya gaz olarak nükleer atık bırakmaktadır. Bu atık miktarı sürekli kontrol edilmektedir. Çok tartışılan bir konu olmakla birlikte dışarı salınan maddelerin zarar verici sınır çizgisini geçmediği savunulmaktadır.

Dışarıya karbondioksit veya diğer zararlı gazlardan yaymazlar.
Nükleer atıkların toplanması, işlenmesi, taşınması ve denetimi çok dikkatli olunması gereken ve yetkililerin kuralına uygun yapacaklarını idda ettikleri bir konudur.

 

Nükleer Kirlilik

–     Nükleer santraller iklim değişikliğine karşı alınan önlemlere katkıda bulunmakta yetersizler. Elektrik üretiminde direkt olarak CO2 salımına neden olmamakla beraber, inşaat sürecindeki enerji ve malzeme girdisi önemli CO2 salımlarına neden oluyor. Yeni bir reaktöre yatırılan her bir dolar, enerji verimliliği, kojenerasyon ve yenilenebilir enerji yatırımlarına yatırılan her bir dolardan 2-10 kat daha az CO2 salımı düşmesine ve 20-40 kat daha yavaş iklim değişikliğinin azaltılmasına katkıda bulunuyor.

–     2005 senesinden bu yana ABD’de tüm yeni reaktör projelerinde 100% sübvansiyon öngörülüyor, ancak bu durumda bile özel sermaye yatırım yapmak istemiyor. Bunun nedeni, nükleer enerjinin hem rüzgar, hem de güneş enerjisinden daha pahalı duruma gelmiş olması ve rekabet edememesi.

–     Tüm dünyada nükleer enerji geriliyor. 2010 sonunda dünyada 66 adet nükleer santralin inşa halinde olduğu bilgisi biraz daha incelendiğinde şu gerçekler ortaya çıkıyor:

– 12 tane santral 20 senedir inşa halinde olarak bildiriliyor,
–  45 santralin inşaasının başlama tarihleri henüz belli değil,
–  66 santralin hepsi de elektrik piyasasının merkezi planlama ile düzenlendiği ülkelerde,
–  50 santral sadece 4 ülkede (Rusya, Çin, Hindistan, Güney Kore),
–  Bu santrallerin hiç biri serbest piyasa koşullarında yapılabilir değil.

–     2008 ve 2009’da tüm dünyada yeni kurulan elektrik üretim kapasitesinin yarısı yenilenebilir kaynaklı idi. 2010’da yenilenebilir enerji kaynakları 151 milyar USD özel sektör yatırımı çektiler ve 50.000 GW kurulu güç meydana getirdiler. Aynı dönemde nükleer enerjiye sıfır özel sektör yatırımı yapıldı ve kurulu güç kapanan reaktörler nedeniyle azaldı.

Read More

Nükleer Enerji

Ağır radyoaktif (Uranyum gibi) atomların bir nötronun çarpması ile daha küçük atomlara bölünmesi (fisyon – parçalanma – bölünme – bozunma) veya hafif radyoaktif atomların birleşerek daha ağır atomları oluşturması (füzyon – birleşme – bir araya gelme) sonucu çok büyük bir miktarda enerji açığa çıkar.

Bu enerjiye nükleer enerji denir. Nükleer reaktörlerde fisyon reaksiyonu ile edilen enerji elektriğe çevrilir. Güneşteki reaksiyonlar ise füzyon reaksiyonudur. Bu reaksiyonun yarattığı sıcaklık fisyon reaksiyonundakinden çok daha fazladır (birkaç milyon derece santigrad). Bu yüzden bu sıcaklığı kontrol edebilecek bir füzyon reaktörü henüz kurulamamıştır.

Atom, Fisyon, Füzyon, Zincirleme Tepkime (Reaksiyon) Nedir?
Atom 


Bir elementin kimyasal özelliklerini taşıyan en küçük parçasına atom denir. Evrende bilinen bütün maddeler pozitif yüklü bir çekirdek ve etrafında dönen negatif yüklü elektronlardan oluşan yaklaşık 100 farklı atomdan meydana gelmektedirler. Atomun çekirdeği ise nükleon olarak adlandırılan ve elektronlara göre yaklaşık 2000 kat daha ağır olan, artı yüklü proton ve yüksüz nötronlardan oluşmaktadır. Dolayısıyla bu üç parçacık, etrafımızdaki sonsuz çeşitlilikteki maddenin temel yapı taşlarıdır. Şu andaki bilgilerimize göre elektronlar, kendilerini oluşturan alt parçacıklar olmadığından temel parçacık olarak kabul edilirler. Nükleonlar ise, elektronun “-1” yüklü olduğu varsayıldığında, “+2/3” veya “-1/3” elektrik yükünde olan quark adı verilen üç alt parçacıktan oluşmuşlardır.
Molekül


Doğada atomlar genellikle daha kararlı enerji seviyelerinde bulunmak amacıyla yörüngelerinde bulunan elektronları başka atomlarla paylaşırlar. Atomların bir araya gelmesi ile moleküller oluşur. Bir elementte aynı cins atomlar tek olarak veya moleküller halinde bir aradadır. Kimyasal Tepkime: İki veya daha fazla sayıda madde bir araya geldiğinde, moleküllerdeki atomların aralarında yeniden düzenlenmesine kimyasal tepkime denir. Bu sırada elektronların paylaşılması da değişir. Kimyasal tepkimelerin bir özelliği, ilgili atomların çekirdeklerinde bulunan parçacık sayısının tepkime sırasında değişmemesidir. Çekirdek Tepkimesi: Kimyasal reaksiyonların aksine atomların çekirdeklerinde bulunan parçacıkların kendi aralarında veya dışarıdan gelen bir etki sonucunda değişimleri sonucunda çekirdek tepkimeleri oluşur. Çekirdek tepkimesi sonucunda eğer proton sayısı değişiyor ise farklı bir elemente ait bir atom oluşmuş olur.
Fisyon (Çekirdek Parçalanması) :


Fisyon bir nötronun, uranyum gibi ağır bir element atomunun çekirdeğine çarparak yutulması, bunun sonucunda bu atomun kararsız hale gelerek daha küçük iki veya daha fazla farklı çekirdeğe bölünmesi reaksiyonudur. Dolayısıyla Fisyon, bir çekirdek tepkimesidir. Parçalanma sonucunda ortaya çıkan atomlara fisyon ürünleri denir. Bunların bazıları radyoaktiftir. Bir nötron yutulması ile başlayan fisyon tepkimesi sonucunda, büyük miktarda enerji ile birlikte, birden fazla nötron ortaya çıkar. Çekirdek tepkimeleri sonucunda açığa çıkan enerji, kimyasal tepkimelere göre yaklaşık bir milyon kat düzeyinde daha fazladır.
Zincirleme Reaksiyon: 

 

Fisyon sonucunda ortaya çıkan nötronların, ortamda bulunan diğer fisyon yapabilen atom çekirdekleri tarafından yutularak, onları da aynı reaksiyona sokması ve bunun ardışık olarak tekrarlanmasıdır. Kontrolsüz bir zincirleme reaksiyon, anlık bir süre içinde çok büyük bir enerjinin ortaya çıkmasına neden olur. Atom bombasının patlaması bu şekildedir. Nükleer santrallerde ise zincirleme reaksiyon kontrollü bir şekilde yapılır. Bu kontrolün kaybedilerek nükleer yakıtın bir bomba haline dönüşmesi fiziksel olarak olanaksızdır.
Füzyon (Çekirdek Birleşmesi):


Hafif radyoaktif atom çekirdeklerinin birleşerek daha ağır atom çekirdeklerini meydana getirmesi olayıdır. Füzyon tepkimesinde ortaya çıkan sıcaklık çok daha büyüktür. Güneşteki tepkimeler bu gruba girer.
Bir füzyon reaksiyonundan öngörülen enerjinin elde edilmesi için; reaksiyon düşük sıcaklıkta oluşmalıyüksek enerji açığa çıkmalıbüyük bir tesir kesitine sahip olmalıdırtepkimeye girecek olan maddeler kolayca bulunabilmelidirplazmanın yeniden ısıtılması için yüklü parçacıklar elde edilmelifarklı etkileşmeleri önlemek için enerjisi yüksek olan nötronlar açığa çıkmamalıdır.


Read More

Klor ve Özellikleri

FİZİKSEL VE KİMYASAL ÖZELLİKLER

Klor, keskin ve rahatsız edici kokulu, açık sarı renkli, zehirli bir gazdır.
Basınç altında sıvılaştırılmış olarak basınca dayanıklı çelik tüplerle taşınır.
Havadan 2,5 kat daha ağırdır. Bu nedenle klor, özellikle rüzgarın az ve nemin yüksek olduğu alçak bölgelere oturur.
Sıvı klor sudan 1,5 kat daha ağırıdır.
Bir hacim sıvı klor serbest bırakıldığında 460 hacim gaz klor şeklinde yayılır.
Klor yanıcı ve patlayıcı olmayan bir maddedir. Ancak kuvvetli oksitleyici bir özelliği olduğundan yağlar, gresler ve diğer hidrokarbonlarla şiddetli bir biçimde reaksiyona girer. Bu nedenle klorun özellikle temasta olabileceği vana veya diğer bağlantılarda yağ olmamalıdır. Klor yanıcı olmamasına rağmen yanmayı destekler. Yüksek sıcaklıklarda bir çok metal klorda alev alır. Hiçbir zaman içinde klor bulunan ekipmanların tam olarak boşaltılmış olduğundan emin olunmadan yakma ve kaynak yapılmamalıdır.
Bakır veya çelik , klor ile kullanılırken kesinlikle nemi uzaklaştırmak gerekir. Çünkü klor bir çok metale rutubetli ortamda korozif etki yapar. Klor kaçağı olan bir noktaya su tutmak sadece kaçak yapan noktanın büyümesine neden olacaktır.
Klor’un atmosferik basınçta kaynama noktası (- 34 °C)’dir.

AMBALAJ

Klor için özel olarak üretilen basınca dayanıklı karbon çelik silindirler ile taşınır.

DEPOLAMA

Klor silindirleri ve tonluk konteynerleri dolu yada boş olsun temiz, iyi havalandırılmış ve yangına karşı koruması olan yerlerde depolayınız. Elevatör ve havalandırma sistemlerinin yakınında depolamayınız. Yerin altındaki depolama alanlarını tercih etmeyiniz.
Depolama sıcaklıkları 55 °C’yi geçmemelidir. Diğer gaz sıkıştırılmış konteynerlerden ayrı depolanmalıdır. Terebentin , eter, hidro karbonlar, diğer yanıcı maddeler, susuz amonyak ve granül metallerinin yanında depolanmamalıdır. Depolama alanı yangın riskine karşı temiz tutulmalıdır.
Dolu konteynerler günlük kontrol ve taşıma işlemlerinin en az işçilikle yapılabilecek şekilde depolanmalıdır. Dolu ve boş konteynerler ayrı depolanmalıdır. Küçük tüpler dikey, tonluk silindirler ise yatay konumda olmalıdır.

 

KULLANIM ALANLARI

Klorun çok geniş bir kullanım sahası vardır. Bunlardan başlıcaları kağıt endüstrisi, plastik sanayi, su dezenfeksiyonu, çeşitli klorlu organik maddeler üretimleridir.

TAŞIMA, KULLANIM VE DEPOLAMADA DİKKAT EDİLECEK HUSUSLAR

Taşıma ve kullanım sırasında gözlük, klor maskesi, eldiven, çizme ve koruyucu giysi kullanılmalıdır.


Herhangi bir klor gazı kaçağı durumunda :

Kaçakları önlemek için aşağıdaki işlemleri adım adım izleyiniz.
•  Eğer kaçak hızlı bir şekilde durdurulamıyorsa üretici firmaya ulaşılamıyorsa, en yakın üretici firmaya telefon ediniz.
•  Yetkili, eğitilmiş ve uygun teçhizatla donatılmış personel kaçaklara müdahale etmelidir. Diğer personeli kaçak olan bölgeden rüzgarı arkasına alarak yüksek bir yere tahliye ediniz. Eğer kaçak çok yoğunsa bütün personeli bölgeden uzaklaştırınız.
•  Klor kaçaklarını belirlemek için 26° B e derecedeki gaz amonyağı şüpheli bölgeye sıkınız eğer klor kaçıyorsa beyaz bir duman çıkacaktır. Bütün ekipmanı en az günde bir kere kontrol ediniz.
•  Eğer klor ekipmanında veya borularında kaçak var ise, klor girişini kapatınız ve basınçlı kloru bir absorbsiyon sistemine transfer ediniz.
•  Eğer mümkünse konteynerlerdeki basıncı, gazı prosese veya boşaltım sistemine transfer ederek, düşürünüz. Uygun bir acil durum çantası kullanınız. Üretici firmaya ulaşılamıyorsa, en yakın üretici firmaya telefon ediniz, yardım talebinde bulununuz. Kaçak olan klor konteynerlerin sevk edilmesi yasalara aykırıdır.
•  Klor kaçaklarında kesinlikle su kullanmayınız, kaçıran klor silindiri veya tonluk konteyneri hiçbir zaman bir su veya sıvı kimyasal kütlesinin içine atmayınız.
•  Kostik soda veya soda külü ihtiva eden bir absorbsiyon solüsyonu uygun bir tankın içinde hazırlanmalı, solüsyonun hazırlanmasında kullanılan kimyasal madde acil durumlar için sürekli bulundurulmalıdır. Kaçak yapan silindir veya konteyner absorbsiyon tankının içine konulmamalıdır.


Yangın durumunda:

Klor konteynerlerini hızlı bir şekilde yangın alanından uzaklaştırınız. Eğer hareket ettirilemiyorlar ise yangınla ilgili personeli haberdar ediniz. Klor kaçağı olmadığından emin olduktan sonra soğuk konteynerlere su sıkınız. Yetkili olmayan kişileri bölgeden uzaklaştırınız.


Klor gazı tehlikesi durumunda :

•  Klordan etkilenen kimseye hızlı bir şekilde müdahale edilmesi çok önemlidir. Tıbbi yardım bir an önce sağlanmalıdır.
•  Uygun solunum koruma cihazını kullanarak kazaya uğrayan kişiyi bölgeden hemen uzaklaştırınız ve derhal temiz havaya taşıyınız.
•  Eğer solunum durmamışsa kişiyi rahat bir pozisyonda yatırınız ve sıcak tutunuz, Ciddi durumlarda hastanın başı vücudu ile 45 O C- 60 O C açı yapacak şekilde yukarda tutulmalıdır.Yavaş ve derin nefes alması sağlanmalıdır, mümkün olduğunca çabuk eğitilmiş personel tarafından oksijen verilmelidir.
•  Solunum göründüğü kadarıyla durmuşsa bir an önce suni teneffüsü başlatınız ve ağızdan ağza hava vermek gibi kabul edilebilir yöntemler kullanınız. Birisinin doktor çağırmasını sağlayınız.
•  Eğer onaylanmış solunum cihazı varsa oksijen yetkili bir kimse tarafından verilebilir. Yoksa acil olarak nereden ve nasıl bir operatör ve ekipman bulunabileceğini öğreniniz.
•  Sıvı klor veya klorlu su deri veya elbise ile temas etmiş ise, elbiseyi çıkartarak deriyi çok büyük miktarda sabun ve su kullanarak yıkayınız. Herhangi bir merhem yada başka bir ilacı doktor tarafından verilmemişse sürmeyiniz.
•  Eğer gözler yüksek konsantrasyonda klor gazı veya sıvı klordan etkilenmiş ise göz kapakları açık olarak en az 15 dakika akan suyun altında tutulmalıdır. Hemen bir doktor bulunabiliyorsa bir göz uzmanı çağrılmalıdır. Eğer doktor ilk 15 dakikada gelmez ise gözleri yıkamaya ikinci 15 dakika daha devam edilmelidir. Hiçbir zaman kloru diğer başka kimyasallar ile nötralize etmeye çalışmamalıdır. Yağlı merhemler veya başka bir çeşit ilaç doktor tarafından verilmediği sürece göze sürülmemelidir.

Read More

Lpg Sorumlu Müdürlük

 

LPG Otogaz İstasyonu/Dolum Tesisi Sorumlu Müdür Belgesi Almak İçin Gerekli Şartlar

  1.  Noter onaylı sözleşme
  2.  Sorumlu Müdüre ait ikametgah belgesi
  3.  LPG Otogaz İstasyonu/Dolum Tesisi Sorumlu Müdür Eğitim Sertifikasının
  4.  fotokopisi
  5.  2 Adet fotoğraf (Fotoğraflar başörtüsüz ve sakalsız olup, fotokopi yoluyla  çoğaltılmış olmamalıdır)
  6.  15 TL belge ücreti
  7.  2011 yılı ödentisi de dahil olmak üzere üye aidat borcunun olmaması gerekmektedir.
  8. Sigortalı işe giriş bildirgesi


Read More

Ham Petrolün Deniz Canlılarına Etkisi

Son zamanlarda yapılan çok sayıdaki araştırma ve bunları içeren yayınlara göre insanoğlu tarafından ortama bırakılan petrol hidrokarbonları deniz canlılarının besin zincirinde önemli etkiler yaratmaktadır. Canlılardaki bu kadar düşük yoğunlukların canlı yaşamına ne şekilde etki yaptıkları henüz kesinleşmemiştir.

Organizmanın direnci fiziksel ve kimyasal, örneğin sıcaklık ve oksijen içeriği gibi faktörlere de bağlıdır. Bu nedenle yapılan laboratuar deney sonuçlarının ortamdaki koşullara uygulama olanağı kısıtlanmaktadır. Petrol hidrokarbonlarının bir organizmanın metabolizması üzerine yaptığı direkt etkinin yani sıra ortamda bulunan diğer maddelerle karşılıklı ilişkisi de göz önünde tutulmalıdır.

Örneğin bazı petrol bileşikleri duyu organlarında yer alan kemoreseptörleri (kimyasal algılayıcıları) kapatarak organizmanın besin alma açısından yeteneksiz duruma geçmesine yol açmaktadır. Diğer taraftan balıklar ise kütle halindeki petrol yığışımından kaçarak temiz sulara göçmektedirler. Buna karşılık deniz dibinde yaşayanlar hareketsiz veya sınırlı hareket edebilen midye, istiridye, karides ve bazı dip balığı türleri, aşağı doğru çöken ve sedimana ulaşan petrolden etkilenerek kitle halinde ölmektedirler.

Ham petrol uygun şartlarla destillenecek olursa, fraksiyonlardan yaklaşık 40’ın üzerinde kimyasal bileşik ele geçer. Bileşiklerin içinde çok sayıda aromatik hidrokarbon, naftalinler ve fenantrenler, ksilen ve onun metil türevleri, perilen, trifenilen ve tetrametil fluoren saptanmıştır.  Bilinen ve şüphelenilen kanser yapıcı polinükleer aromatik hidrokarbonların ham ve rafine petroldeki konsantrasyonları için yeterli bilgi yoktur.

Ham Petrolün Kontrolsüz Yanmasınının Çevre Sağlığına Etkileri

Kontrolsüz yanmanın ilk sonucu, yanmanın tam olmamasıdır. Böylece is ve kurum dediğimiz ince dağılmış karbon partikülleri, hidrokarbonlar, diğer organik maddeler, anorganik bileşikler ve katrandan oluşan bir karışım ortaya çıkmaktadır. Sıcaklık yanan kütlenin her bölgesinde bir diğerinden az veya çok farklı olduğundan kontrolsüz yanma farklı yanma ürünleri verecektir.

Petroldeki azotlu bileşiklerin yanması yine çevreye zararlı olan azot oksitlerini NO, NO2, v.b.verecektir. Kanser yapıcı azotlu heteroksiklik hidrokarbonlar da benzer pirolitik reaksiyonlarla azotlu ve özellikle piridin ve kinolin bileşiklerinden başlamak üzere oluşmaktadır.

Petrol Kirlenmesinin Önlenmesi

Denizlerde tabii sızıntılarla petrol kirlenmesi daima bir problem olmuş ise de, son yıllarda insanın sebep olduğu kirlenme onu geçmiştir. Modern endüstri, modern ziraat ve 20.yüzyıl insanının hayatı petrole dayalı olduğundan, bütün dünyada petrolün nakli şaşırtıcı bir hızla artmıştır.

Petrol kirlenmesini önlemek için iki yol takip edilebilir:

1.  İnsan faaliyetleri sonucu denizlere gidecek petrol miktarını azaltmak (Girişi Önleme)

2.  Denizlere herhangi bir sebeple dökülmüş olan petrolü uzaklaştırmak veya tesirlerini en aza indirmek (Çıkış Kontrolü)

Kaynaklar Çevre Ve Orman Baknalığı Çevre Durum Raporu www.akdeniz.edu.tr www.denizce.com

Read More

Göl Kirliliği

Bir gölün anaerobik hale geçmesinde, gölün asimilasyon kapasitesinin önemi çok büyüktür. İkincil kirlenme adı da verilen ötrofikasyon ise, göllerde fosforca zengin olan evsel atıksular, tarımsal drenaj suları ve bazı endüstriyel atıksuların gölde beslenmeyi artırarak fotosentezle aşırı alg üremesine ve organik madde miktarının artmasına neden olmasından dolayı birtakım kimyasal değişiklikler meydana gelir.

Sudaki azot ve fosfor konsantrasyonlarına göre göller 3 sınıfa ayrılır. Azot ve fosfor konsantrasyonlarının belirli sınırların üzerine çıkması sonucunda hızlandığı göllere “ötrofik”, fosfor ve azot konsantrasyonlarının ve üretimin düşük olduğu göllere “oligotrofik”, bu iki sınır durum arasındaki göllere ise “mezotrofik” adı verilir.

Çeşitli amaçlarla kullanılan göl, gölet ve baraj rezervuarlarının kalite özellikleri ve sınıflandırılması SKKY’nin “Kıtaiçi Yüzeysel Suların Sınıflandırılması” konusunda açıklanan şekilde Tablo: IV.2.1 gereğince yapılır. Yine SKKY’ne göre “ Göl Sularına Ait Alıcı Ortam Standartları” ile ilgili Tablo: IV.2.2’de, göl, gölet ve baraj rezervuarlarının en önemli tehdit unsuru olan ötrofikasyon olayının kontrolü için azot ve fosfor sınıflandırılması getirilmektedir. Göl kirliliği ile ilgili olarak ölçüm ve tespit çalışmaları tamamlanmış olup bu konu ile ilgili olarak çeşitli projeler yürütülmektedir.

Yüzeysel sular içinde kirlenmeye karşı en hassas olan ortam gölledir. Özellikle dışa akışı olmayan göllerin havzasından toplanarak, gerek akarsular ve gerekse yüzey akışıyla gelen her türlü çözünmüş ve askıda maddeler gölde birikmeye başlar. Göle giren suların antropojen etkilerle kirlenmiş olması, su kalitesinin giderek bozulmasına sebep olur.

Göle giren kirleticiler, ağır metaller, güç parçalanabilen pestisidler gibi, bozunmayan tipte ise, bu kirleticiler gölde giderek artan yoğunlaşmalar meydana getirir. Askıdaki maddeler, göl tabanına çökerek birikirler ve gölün dolmasına sebep olurlar. Kolay parçalanabilen organik maddeler, gölün kendi kendini temizleme kapasitesi ile zararsız hale getirilirler. (Yani göller normal şartlarda organik kirliliği yok edebilirler) ancak, gölün doğal arıtma kapasitesini aşan organik yükler, göldeki oksijenin tüketilmesine ve gölün, anaerobik (oksijensiz) duruma dönüşmesine sebep olur. Göllerde görülen diğer bir kirlenme ve kalite bozulması türü de şudur

Kaynak:

www.gazi.edu.tr

Çevre Ve Orman Bakanlığı Türkiye Çevre Atlası

Read More

Çevre Eğitimi

Çevre eğitimi; toplumun tüm kesimlerinde çevre bilincinin geliştirilmesi, çevreye duyarlı bireylerin yetiştirilerek bu bireylerde kalıcı davranışların yerleşmesinin sağlanması, doğal, tarihi ve kültürel değerlerin korunması, çevresel faliyetlere aktif olarak katılımın sağlanması, çevre sorunlarının çözümünde görev alma olarak tanımlanmaktadır.

1982 Anayasasının 56. maddesinde ” Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek devletin ve vatandaşların ödevidir” denilmektedir. Anayasamızda açıkça yer alan bu maddeye istinaden yaşadığımız çevrede, daha güzel bir ortamda yaşama hakkına tüm bireylerin sahip olmasının sağlanması gerekmektedir.

Çevre Bilinci’nin düşünsel, duygusal ve davranışsal boyutları vardır. Diğer bir deyişle çevre bilinci; çevreyle ilgili kararları, ilkeleri, yorumları içeren düşüncelerden, bu düşüncelerin yaşama aktarılması olan davranışlardan ve bütün bunlarla ilgili olarak çeşitli duygulardan oluşmaktadır.Böylesine kapsamlı bir kavramın gelişimi de kuşkusuz basit bir süreçle oluşmamaktadır. İnsanoğlunun çevresiyle etkileşime girişiyle ivme kazanan bu süreç yaşam boyu devam eder. Çevre bilinci kişilik gelişimine paralel olarak çeşitli etkenlerin karşılıklı etkileşimi ile gelişerek etkilenmektedir.

Bu üç boyutun her zaman aynı oranda geliştiğinden söz edilemez. Örneğin çevre ile ilgili bilgisi olup bunu davranışlarına dönüştüremeyen insanlar olduğu gibi, çevrenin kirlenmesinden endişe duyup ama onu koruma yönünde davranışlar sergilemeyenler de olabilmektedir.

Çevreyle ilgili olarak, tüm bireylerin hak ve görevleri bakımından çok büyük önemi olan çevre bilincinin ve duyarlılığının geliştirilmesi gerekmektedir. Çevre eğitiminin çok ciddi bir şekilde ele alınıp uygulanabilmesi ve toplumun bütün kesiminin yapılacak olan çalışmalara katkı sunmasının sağlanması ile çevre eğitiminde yol alınabilir.

Yapılacak olan çevre eğitimi ve çevre bilincinin yerleşmesi ulusal proğramlarında; toplumun tüm katmanları için ayrı çalışmaların yürütülmesi gerekmektedir. Her yaş grubu için ayrı ayrı ve etkili olarak hazırlanmış olan çevre eğitiminin verilmesi ile çevre bilincinin yerleşmesi sağlanabilir.

Bu çalışmalar zor olarak algılansada istenen düzeyde çevre eğitimin oluşturulması için uygulanması gereken temel kriterler olarak ele alınmalıdır. Sadece okullarda verilecek çevre eğitimi ile çevre bilincinin ve çevre korunmasının oluşturulmasının sağlanması mümkün değildir. Sadece toplumun bir katmanı için yapılan bu çalışma ile yıllar sürecek olan bir zaman diliminde çevre eğitimin verilmesi mümkün olabilir. Okullarda verilecek olan çevre eğitimi ile gelecek kuşakların eğitilmesi sağlanmış olabilir. Oysa genel bir çevre eğitimi ile toplumu oluşturan tüm bireylerin çevre konusunda duyarlılıklarının geliştirilmesi gerekmektedir.

Bütün bu ayrıntılar düşünüldüğünde çevre eğitimi ve çevre bilincinin oluşturulmasının ne kadar önemli olduğu anlaşılabilir.

Çevre eğitimi;

1- Örgün eğitim,

2- Yaygın eğitim

3- Hizmet içi eğitim olmak üzere üç ana başlık altında toplanabilir.

1. Örgün Eğitim

Örgün eğitim sisteminin içinde yer alan her türlü seviyedeki okullarda öğretim programlarında; genel çevre konuları, insan ve çevre ilişkileri, doğal kaynaklar ve kullanımı ile ilgili müfredat programı oluşturularak ulaşılmak istenen amaç; çevre bilincine erişmiş ve bu konuda bilgiyle yüklenmekten çok, çevreye duyarlı ve olumlu davranışlar kazanmış fertler yetiştirmek amaçlanmalıdır. Örgün eğitim içinde çevrenin genel olarak ayrı ayrı derslerde mi yoksa tek bir ders olarak okutulması tartışılması gereken önemli ayrıntılardan biridir. Genel eğitim proğramı olarak veya özel bir ders olarak okutulmasında bu derslerde olumlu davranış kazandıracak eğitimcilerin oluşturulması gerekmektedir. Çevre konusuna önem veren çevre konularını bilen veya bu konuda gerekli eğitimi almış öğretmenler ile derslerin işlenmesi amaca ulaşılmasına katkı sağlayacaktır.

Çevre eğitimi stratejilerine uygun olarak aynı zamanda kamu ve özel sektörü kapsayan öğretim programlarını hazırlayabilen ve bunları milli politikalar doğrultusunda uygulayıp gerçekleştirmeye yönelebilen öğretmen, uzman ve yönetici yetiştirmeye yönelik eğitime ayrı bir önem verilmelidir.

Örgün eğitimdeki öğretim programları incelenmeli, hangi seviyedeki okullarda hangi konuların verileceği tespit edilmelidir. Çevre bilincinin oluşturulmasında ana unsur “çevrenin korunmasıdır”. Öğretimin temeli bu unsur üzerinde olmalıdır. Geleçeğimizin teminatı olan ve çevrenin bize miras değilde çocuklarımızın emaneti olduğu bilinci ile haraket eden yeni nesiller yetiştirmek ancak örgün eğitim ile sağlanabilir. Çevre bilinci tam oluşturulan küçük yaştaki birey aynı zamanda çevresinin ve yaşadığı toplumunda bu konuda duyarlı olmasını sağlamaya çalışaçaktır. Çevre konusunda verilecek olan eğitimde görsel alanlardan yararlanılmalıdır. Çevre konusuna duyarlı tesislerin ziyaret edilerek yapılan çalışmaların görülmesi de sağlanmalıdır.

Örgün Eğitimde Hedef Kitleler

1. Okul Öncesi (Anaokul-Kreş) Öğretim,

2. İlköğretim,

3. Orta Öğretim ( Lise ve Dengi Okullar),

4. Yüksek Öğretim.

2. Yaygın Eğitim

Çevre bilinçinde, yaygın eğitimin amacı, çevrenin insan temel ihtiyaçlarını karşılayabilmesi için doğal kaynakların rasyonel olarak kullanımının önemli olduğunu, gelişigüzel kullanılmasının doğurduğu tükenme ve kirliliğin önlenmesi için gerekli adımların atılması amaclanmaktadır. Yaygın eğitim, örgün eğitim sistemine hiç girmemiş ya da herhangi bir kademesinde bulunan veya bu kademelerden çıkmış fertlere gerekli bilgi, beceri ve davranışları kazandırmak için örgün eğitimin yanında veya dışında onların; ilgi, istek ve yetenekleri doğrultusunda ekonomik, toplumsal ve kültürel gelişmeler sağlayıcı nitelikte, çeşitli süre ve düzeylerde hayat boyu yapılan eğitim-öğretim-rehberlik ve uygulama faaliyetlerinin tümüdür. Amacı, toplumu ve fertleri ekonomik ve sosyal yönden dinamik hale getirmektir.

Yaygın Eğitimde Hedef Kitleler

1. Kentsel Kamuoyu,

2. Kırsal Kamuoyu,

3. Çalışan Kitle (Kamu / Özel).

 

Çevre eğitimi araştırma ve geliştirme merkezleri açılmalı ve yaygın eğitimde çevre eğitim programları hazırlayacak, yürütecek ve denetleyecek sürekli bir örgüt kurulmalıdır. Yaygın eğitim, hedef gruplara ulaşacak şekilde, uygulanabilir yararlı sonuçları vurgulayarak, sürekli ve teşvik edici ve caydırıcı önlemlerle desteklenerek yapılmalıdır. Yaygın eğitimde eğiticiler, yöresinde halkın yakından tanıdığı, güvendiği ve sevdiği, halka daha iyi hizmetler sunan ve toplumun değerlerini iyi bilen ve bunları yapıcı olarak kullanan kişiler olmalıdır. Yaygın çevre eğitimi, toplumun her kesimine ve çevre ile etkileşimlerinin yoğunluğuna göre yapılmalıdır.

 

3. Hizmet İçi Eğitim

Halk ile doğrudan ve dolaylı olarak ilişki içinde bulunan idari mekanizmada yer alan kişilerin üst seviyeden başlayarak, yerel yönetim düzeyine kadar çevre konusunda eğitimlerine önem verilmelidir. Kamu kuruluşlarında her kademedeki yöneticilere, özel sektör yatırımcıları, yöneticileri ve yerel kuruluşların yöneticilerinden başlayarak en alt düzeyde çalışanlara kadar herkese çevre eğitimi verilmelidir. Hizmet içi eğitimi yapacak olan bir çekirdek kadro kurulmalı ve bunlar eğitilerek, kamu kuruluşlarında çevre eğitimleri yapmaları sağlanmalıdır.

 

Hizmet İçi Eğitimde Hedef ve İlkeler

1. Kamu Personeli Eğitimi,

2. Eğiticilerin Eğitimi,

3. Politikacı ve Yöneticilerin Eğitimi.

 

Hitmet içi eğitimde öncelikle Çevre Mevzuatı uygulama konusunda görev alan bakanlık ve valilik personellerinin eğitilmesi sağlanmalıdır. Kamu kurum ve kuruluşları personeli direk olarak çevre konularında görev alan belediye çalışanları ve çevre ile ilgili projelerde değerlendirme yapan tüm elemanlar mutlaka çevre eğitimine tabii tutulmalıdır. Hizmet sektöründe, özellikle turizm alanındaki gelişmeler, doğal ve kültürel çevreyle ilişkilendirilmeli ve uluslararası tüm çalışmalarda çevre yönetimine yönelik uygulamalar gündeme getirilmelidir.

 

Çevre uzmanları için ön bir eğitim sağlanmalı, daha sonra karar verme ve yönetimde görev alabileceklere profesyonellik eğitimi verilmelidir. Eğitim, araştırmaya yönlendirici bir eğitim olmalıdır. Eğitici personelin eğitim programları oluşturulmalı, buna uygun doküman, seminer vb. çalışmalar düzenlenmelidir. Kaliteli elemanların eğitimi bir ön çalışmadır. Kişiler hem ön hizmet eğitimine, hem de hizmet içi eğitime tabi tutulabilir. Bunun için eğitim metodları oluşturulmalı, kılavuz çevre bilgileri bir araya getirilmeli , hem resmi eğitimde hem de bunun dışındaki eğitim faaliyetleri birleştirilmelidir.

 

Diğer yandan karar verme ve proje onay merciinde bulunan üst düzey görevlilerin çevre konusunda duyarlı olmalarının sağlanması için çevre konusunda gerekli bilgilerin sunulması gerekmektedir. Üst düzey Vali veya Belediye başkanların çevre konusnda duyarlılık göstermeleri diğer çalışanlar açısından büyük örnek teşkil etmektedir.

 

Türkiye’de Çevre Eğitimi ve Halkın Katılımı

Çevrenin korunması ve geliştirilmesi konusunda geliştirilen çabaların amacı, insanların daha sağlıklı ve güvenli bir çevrede yaşamasının sağlanmasıdır. Çünkü çevreye zarar veren de, çevreyi koruyan ve geliştiren de insandır. Çağdaş çevre bilinci, sağlıklı bir çevrede yaşamayı insanların temel haklarından biri olarak kabul etmektedir. Çevre eğitiminde amaç toplumun tüm kesimlerini çevre konusunda bilinçlendirmek, bilgilendirmek, olumlu ve kalıcı davranış değişikliklerini kazandırmaktır. Bu nedenle çevre eğitimine toplumun tüm bireylerinin katılımın sağlanması gerekmektedir. Yapılacak olan her çevre eğitimi ve bilinçlendirmesi tüm kesimin anlayaçağı şekilde yapılmalıdır.

 

Çevre konusunda yaşanılan olumsuzluklar anlatılarak güzel bir çevre de yaşanılması için herkese görevler düştüğü anlatılmalıdır. Hayatın gerçekleri ve çevre konusunda insanlar etkisi ile yaşanan çevre felaketlerinden örnekler verilerek dikkatlerin çekilmesi sağlanmalıdır. Bu eğitimleri verecek olan eğitimcilerin herkesin anlayaçağı yalın bir türkçe kullanmaları, her kesimin konuyu anlaması açısından büyük önem arz etmektedir.

 

Çevre bilincinin kazandırılmasında en büyük etken olan çevre eğitimi toplumun tüm kesimlerine ulaşacak şekilde yaygınlaştırılmalıdır. Çevre eğitimi her yaş ve meslekteki kişilere belirli bir program dahilinde verilmelidir. Okul öncesinden başlamak üzere uygulamalı çevre eğitimine ağırlık verilmeli, çocuklara çevreyi tanıtıcı, tabiatı sevdirici mesajların yanı sıra çevre sorunlarının yarattığı tehlikeler de anlaşılır bir biçimde vurgulanmalıdır.

Alinti.


Read More

Fiziksel, Kimyasal ve Biyolojik Kirlilik

Çevre; dünya üzerinde yaşamını sürdüren canlılarının hayatları boyunca ilişkilerini sürdürdüğü dış ortamdır. Diğer bir deyişle “Ekosistem” olarak tanımlanabilir.  Hava, su ve toprak bu çevrenin fiziksel unsurlarını, insan, hayvan, bitki ve diğer mikroorganizmalar ise biyolojik unsurlarını teşkil etmektedir.

Doğanın temel fiziksel unsurları olan, hava, su ve toprak üzerinde olumsuz etkilerin oluşması ile ortaya çıkan ve canlı öğelerin hayati aktivitelerini olumsuz yönde etkileyen cansız çevre öğeleri üzerinde yapısal zararlar meydana getiren ve niteliklerini bozan yabancı maddelerin hava, su ve toprağa yoğun bir şekilde karışması olayına  “Çevre Kirliliği” adı verilmektedir.

Gelişen teknolojinin yaşamıma getirdiği rahatlık yanında, bu gelişmenin tabiata ve çevreye verdiği kirliliğin  boyutu her geçen gün hızla artmaktadır.

Yaşamı daha mükemmel hale getirmek, daha sağlıklı ve uzun bir ömür sağlayabilmek amacına dönük bu gelişmelerin, gerek kırsal, gerek kentsel alanlarda olsun, doğal kaynakları bozduğu su, hava, toprak kirlenmesine yol açtığı, bitki ve hayvan varlığına zarar verdiği son yıllarda inkar edilemez bir gerçek haline dönüşmüştür.

ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN SINIFLANDIRILMASI

Çevrenin temel unsurlarından olan doğa, kendine has fiziksel, kimyasal ve biyolojik özelliklere sahiptir. Bu özelliler dikkate alındığında çevre kirliliği şu bölümlere ayrılır:

l. Fiziksel Kirlenme: Çevreyi meydana getiren toprak, su ve havanın fiziksel özelliklerinin tamamının veya bir kısmının insan, hayvan ve bitki sağlığını tehdit edecek, olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulması olayıdır.

Üretimde bulunan çeşitli fabrikaların atıklarının akarsu ve göllere boşaltılması, doğal erozyon ile toprakların göl ve denizlere taşınması açık kahverenginden, kırmızı siyaha kadar değişen renk almasına neden olmaktadır. Bu olay suların fiziksel kirlenmesidir.

2. Kimyasal Kirlenme:

Doğal çevreyi oluşturan toprak, su ve havanın kimyasal özelliklerinin canlıların hayati faaliyetlerini ve aktivitelerini olumsuz yönde etkileyecek biçimde bozulmasıdır. Örneğin; çeşitli fabrika katı ve sıvı atıklarının verimli tarım arazilerine veya akarsu ve nehirlere boşaltılması söz konusu tarım topraklarının, akarsu ve göllerinin zararlı ağır metallerle kirlenerek kimyasal kirlenmeye maruz kaldığım gösterir.

3. Biyolojik Kirlenme:

Doğal ortamı oluşturan toprak, hava ve suyun çeşitli mikroorganizmalarla kirlenmesi ve dolayısıyla mikrobiyolojik yapının bozulması mikrobiyal kirlenmeyi, aynı ortamların mikroorganizmalarla kirlenmesi ise biyolojik kirlenmeyi tanımlar. Örneğin, tarım alanlarının kanalizasyon suyu ile sulanması veya kanalizasyon sularının akarsu, göl ve denizlere boşaltılması ile kanalizasyon sularında bulunan hastalık yapıcı mikroorganizmalar toprağa, suya ve atmosfere geçerek bu ortamların mikrobiyolojik kirlenmesine yol açar.

Alinti.

Read More

SMM Nedir?

SMM Nedir? 

Büro Tescil Belgesi tüzel kişiliğe sahip bir firmanın Çevre Mühendisliği mesleği hizmetlerini sunabilme yeterliliğinin TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından tescil edildiğini gösterir bir belgedir.

Çevre Mühendisleri Odası BTB işlemlerini 28 Haziran 1938 gün ve 3458 sayılı “Mühendis ve Mimarlık Hakkındaki Kanun”, 8 Ağustos 1983 gün ve 66 sayılı ve 16 Eylül 1983 gün ve 85 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameler ile 7303 sayılı yasa ile değişik 6235 sayılı “TMMOB Kanunu” ve 25 Nisan 1989 tarih ve 102 sayılı kararla yürürlüğe giren “TMMOB Serbest Müşavirlik Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri ve Büro Tescil Belgesi Yönetmeliği” uyarınca hazırlanan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Serbest Çevre Mühendisliği Hizmet Büroları Tescil Ve Mesleki Denetim Yönetmeliği hükümleri uyarınca gerçekleştirir.

Çevre Mühendiliği hizmeti üreten bütün büroların tescil yükümlüğü yukarıda anılan yasa hükümlerince mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin tıpkı tıp ve hukuk hizmetlerinin olduğu gibi birer kamu hizmeti olması nedeniyle bir takım özel koşullar gerektirmesinden kaynaklanır. Bu koşullar ilgili meslek disiplininden lisans diploması sahibi bir meslek mensubunun söz konusu büroda çalışan, ortak yada sahip olarak sorumlu düzeyde istihdamının yanı sıra, hem meslek mensubuun ilgili meslek odasına kaydı hem de bu hizmeti verecek büronun tescilidir. Ayrıca bu meslek alanlarında hizmet sunmak T.C. tabiyetinde olmayı gerektirir.

Çevre Mühendisliği alanında hizmet üretecek bir firmada Mühendislik ve Mimarlık hakkında Kanun‘un verdiği yetkiye dayanarak Çevre Mühendisliği Hizmetlerinden birini veya birkaçını ücreti karşılığında kendi hesabına veya kamu kurum veya kuruluşları dışında bir kişi veya kuruluş hesabına ücretli, sözleşmeli, ortak vb. bağlantı içinde yapan Çevre Mühendislerine Serbest Müşavir Mühendis (SMM) adı verilir.

Serbest Çevre Mühendislği Hizmetleri yapmak üzere ÇMO‘na kayıt ve tescil yaptıran bünyesinde tam gün çalışan en az bir SMM bulunduran vergiye tabii kişi ve kuruluşlara Serbest Müşavirlik ve Mühendislik Bürosu (SMM Bürosu) adı verilir. BTB ise söz konusu büronun tescil belgesidir.

Yukarıda anılan yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri de Serbest Çevre Mühendisiliği Hizmetlerini ve Çevre Mühendisliği Hizmetleri Uzmanlık Konularını tanımlar:

05. SÇMH

SÇMH ile ilgili aşağıdaki belirtilen işler bu yönetmelik kapsamına girer.

05.01. Etüd ve Fizibilite Hizmetleri
05.02. Araştırma, Geliştirme ve Planlama
05.03. Proje Hizmetleri
05.04. Danışmanlık Hizmetleri
05.05. Kontrolluk
05.06. Deneme Işletmesi Muayene ve Kabul hizmetleri
05.07. Uygulama ve Uygulama Sorumluluğu
05.08. Uygulama ve Işletme Yönetimi
05.09. Keşif-Şartname-Ihale Dosyası Düzenleme Hizmetleri
05.10. Hakediş ve Kesin Hesap Hizmetleri

06. ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ HİZMETLERİ UZMANLIK KONULARI

06.01. Içme ve kullanma Suyu Temini, Iletimi, Arıtımı ve Dağıtımı
06.02. Evsel ve Endüstriyel Atıksuların Toplanması, Arıtılması, Geri kazanılması ve uzaklaştırılmaları
06.03. Yüzey Drenaj ve Yağmur Sularının Toplanması, Deşarjı ve Arıtılması
06.04. Katı Atıkların Toplanması,Taşınması, Geri Kazanımı, Uzaklaştırılması ve Işlenmesi
06.05. Zararlı ve Tehlikeli Atıkların Yönetimi ve Berterafı
06.06. Hava Kirliliğinin önlenmesi ile ilgili olarak; kaynakta kontrol, arıtım teknolojilerinin seçimi ve uygulamaları.
06.07. Çevresel Etki Değerlendirme çalışmalarının planlanması ve koordinasyonu, ÇED Raporlarının hazırlanması ve uygulanması
06.08. Çevre kaynaklarının Modellenmesi
06.09. Çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin Kontrolluk,Yönetim ve Müşavirlik Hizmetleri
06.10. Farklı çevresel kesimlerden numune alma, ölçümleme ve değerlendirme
06.11. Gürültü Kirliliğinin kontrolü ve önlenmesi
06.12. Toprak ve yeraltı su kaynaklarının kirliliğinin önlenmesi çalışmaları
06.13. Kirletici kaynakların kirliliğinin tesbitine ilişkin kontrolluk, uygulama ve yönetim hizmetleri

 

Read More

Gürültü Kirliliği

Günümüzde yaşadığımız çevrenin kalitesini ve insan sağlığını olumsuz yönde etkileyen önemli faktörlerden biri de gürültüdür. Gürültüyü, “hoşa gitmeyen, istenmeyen, rahatsız edici ses” olarak tanımlayabiliriz. Ses, nesnel bir kavramdır. Yani ölçülebilir ve varlığı kişiye bağlı olarak değişmez. Gürültü ise öznel bir kavramdır. Tanımdan da anlaşılacağı üzere bir sesin gürültü olarak nitelenip nitelenmemesi kişilere bağlı olarak değişebilir. Kimilerinin severek ve eğlenerek dinlediği müzik diğerlerini rahatsız edebilir.

Özellikle hızlı büyüyen şehirlerde, mesken ve sanayi alanlarının plansız ve iç içe gelişmesi, trafik yoğunluğunun artması, elektrik, elektronik ve mekanik aletlerin günlük hayatımıza daha çok girmesiyle birlikte gürültüden rahatsızlık artmakta ve giderek insanlarımızın dinlenebilecekleri, çalışabilecekleri kısaca huzurlu şekilde yaşayabilecekleri mekânlar azalmaktadır.

Diğer taraftan, başkalarının istirahat hakkına saygının ve çevre hassasiyetinin yeterince gelişmediği durumlarda, eğlence ve diğer günlük faaliyetlerden kaynaklanan gürültü, yoğun şikayetlere ve başta işitme kaybı ve uyku bozukluğu olmak üzere ciddi fiziksel ve ruhsal rahatsızlıklara sebep olmaktadır.

  • Gürültü Değerlendirme Ölçüsü, ses basıncı seviyesine dayanan desibel (dB)’dir.
  • Gürültü seviyesinin ölçüsü, kullanılan ağırlık eğrisine göre dBA ya da dBC’dir.
  • İnsan kulağının frekansa bağlı olarak sese olan duyarlılığını en iyi A ağırlık eğrisi temsil eder. Bu nedenle genelde dBA olarak ölçülmektedir.
  • Darbe gürültüsünün ölçüm ve değerlendirilmesinde ise C ağırlık eğrisi kullanılmaktadır. dBC olarak ölçülmektedir.

GÜRÜLTÜNÜN İNSAN SAĞLIĞINA ETKİLERİ

A. Fiziksel Etkileri
Geçici veya sürekli işitme bozuklukları.
B. Fizyolojik Etkileri
Kan basıncının artması, dolaşım bozuklukları, solunumda hızlanma, kalp atışlarında
yavaşlama, ani refleks.
C. Psikolojik Etkileri
Davranış bozuklukları, aşırı sinirlilik ve stres.
D.Performans Üzerine Olan Etkileri:
İş veriminin düşmesi, konsantrasyon/yoğunlaşma bozukluğu, hareketlerin yavaşlaması,

Read More