Category Dökümanlarımız

Hidrojen Sülfür ve Sağlık Üzerine Etkisi

Hidrojen sülfür, hampetrol ve doğalgaz üretiminde en tehlikeli ve ölümcül etkisi olan bir maddedir. H2S, ekşi gaz ve kükürtlü hidrojen gibi farklı adlarla anılabilmektedir.

Read More

Geçici Depolama Alanlarının Özellikleri

Tehkeli atıklar için geçici depolama alanlarının özellikleri

– Geçici depolama alanlarının tesis ve binalardan ayrı olması, insan trafiğinden uzak, tehlikeli atıkları alacak lisanslı araçların yanaşmasına uygın bir yerde olacak.

– Geçici depolama alanında depolanan atıkların maksimum 180 gün bekletilmesi. Atık sahasının bu durum göz önüne alınarak boyutlandırılması.

– Oluşabile...

Read More

Havalandırma Havuzu ve Çamur Miktarı

Havalandırma Havuzu biyolojik arıtımın meydana geldiği prosestir. Sabit debi ile Havalandırma Havuzu Ünitesine giren atıksu burada aktif çamur ile temas ettirilir. Aktif çamur ile temas eden atıksuda bulunan organik maddeler, aktif çamur tarafından H2O, CO2 ve yeni hücrelere dönüştürülür.

Read More

Tespit ve Öneri Defteri Nedir?

İş sağlığı ve iş güvenliği onaylı tespit ve öneri defteri nedir? nasıl doldurulur? 

6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu yavaş yavaş çalışma hayatına girmeye başladı.

Onaylı Defter işverenler için tutulması zorunlu defter haline gelmiştir.

Onaylı Defter Nedir?

Read More

Ulusal Atık Taşıma Formu Hakkında Bilgiler

Ulusal Atık Taşıma Formu nasıl doldurulur? Ulusal Atık Taşıma Formu Nedir? Ulusal Atık Taşıma Formu Ücreti ve Nasıl Alınır?

Ulusal Atık Taşıma Formu (UATF), tehlikeli atıkların Bertaraf / Geri Kazanım tesislerine taşınması sırasında kullanımı zorunlu olan bir formdur. Bu formun bir koçanı 25 adet münferit form içermektedir ve Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüklerinden 50 TL karşılığında alınabilmektedir.

Read More

Suda Azot ve Etkileri

Yüzeysel sulara karışan azot yükleri temel olarak aşağıdaki kaynaklardan ileri gelmektedir. 

a. Doğal kaynaklardan 
b. Evsel kaynaklardan 
c. Endüstriyel kaynaklardan 
d. Tarımsal kaynaklardan 

Read More

İş Güvenliği Uzmanlığı

İş Güvenliği Uzmanlarının Görevleri, Yetkileri ve Çalışma Süreleri

İş Güvenliği Uzmanlığı Belgesi :

İş güvenliği uzmanlığı belgesinin sınıfları asağıda belirtilmiştir:

a) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

(B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis, mimar veya teknik elemanlara,

Read More

Demir 3 Klorür ve Özellikleri

Demir 3 Klorür Nedir, Özellikleri Nelerdir?

Demir üç klorür, arıtma sistemlerinde koagülant olarak kullanılan asidik özellikli, koyu kahve renkli bir kimyasaldır. Baskı devre yapımında, demir oksit pigment üretiminde, çamur şartlandırmada da kullanılmaktadır. Asidik özellik gösterdiği için kullanım ve depolama esnasında plastik veya paslanmaz çelik tanklar kullanılmalıdır.Koyu kahve renklidir.

Sudaki eriyiği asidik özellikte olduğundan dolayı korozif etki göstermektedir. Bu nedenle aside dayanıklı(plastik v.b) bidonlarda muhafaza edilmelidir. pH 6 ve 9 aralığında en uygun verim elde edilmektedir.

Arıtma sistemleri, çamur şartlandırma, baskı devre yapımı, demir oksit pigment üretimi, bakır aşındırmada ve arsenik arıtma tesislerinde kullanılmaktadır.

Read More

Alternatif Enerji Güneş Enerjisi

YENİLENEBİLİR ENERJİ GÜNEŞ ENERJİSİ

Dünya, güneşten yaklaşık 150 milyon km. uzakta bulunmaktadır. Dünya hem kendi çevresinde dönmekte, hem de güneş çevresinde eliptik bir yörüngede dönmektedir. Bu yönüyle, dünyaya güneşten gelen enerji hem günlük olarak değişmekte, hem de yıl boyunca değişmektedir. İlave olarak, Dünyanın kendi çevresindeki dönüş ekseni, güneş çevresindeki dolanma yörüngesi düzlemiyle 23.50 lik bir açı yaptığından, yeryüzüne düşen güneş şiddeti yörünge boyunca değişmekte ve mevsimler de böylece oluşmaktadır.

Yeryüzünün kullanılmakta olan tüm yenilenebilir enerjilerin kaynağı güneştir. Diğer alternatif enerjiler güneşin etkisi ile oluşmaktadır. Güneşin tükenmez enerjisinden yaralanarak ve az bir maliyetle, evlerimizi veya kullanım suyumuzu ısıtıp, elektrik elde edebiliriz. Güneş kolektörlerini kullanarak, kullanım suyunu arzu edilen sıcaklıkta ısıtabilir, güneş pilleri sayesinde, yılın her ayı, istediğiniz yerde, istediğiniz kadar elektrik elde edebilirsiniz.

Güneş enerjisinden, ısı enerjisine dönüştürerek, elektrik enerjisine dönüştürerek yararlanılmaktadır. Yarı iletkenler kullanarak doğrudan elektrik üretimi de mümkündür. Güneş enerjisi, güneş ışığından enerji elde edilmesine dayalı teknolojidir. Güneşin yaydığı ve dünyamıza da ulaşan enerji, güneşin çekirdeğinde yer alan füzyon süreci ile açığa çıkan ışıma enerjisidir, güneşteki hidrojen gazının helyuma dönüşmesi şeklindeki füzyon sürecinden kaynaklanır.

Dünya atmosferinin dışında güneş ışınımının şiddeti, aşağı yukarı sabit ve 1370 W/m² değerindedir, ancak yeryüzünde 0-1100 W/m2 değerleri arasında değişim gösterir. Bu enerjinin dünyaya gelen küçük bir bölümü dahi, insanlığın mevcut enerji tüketiminden kat kat fazladır. Güneş enerjisinden yararlanma konusundaki çalışmalar özellikle 1970’lerden sonra hız kazanmış, güneş enerjisi sistemleri teknolojik olarak ilerleme ve maliyet bakımından düşme göstermiş, güneş enerjisi çevresel olarak temiz bir enerji kaynağı olarak kendini kabul ettirmiştir. Dünyada yararlanılan en eski enerji kaynağı güneş enerjisidir.

Ekoloji bilimi açısından temel enerji güneş enerjisidir. Fosil yakıtlar dahil, rüzgar, hidroelektrik, biyogaz, alkol, deniz, termik, dalga gibi tüm enerji kaynakları güneş enerjisinin türevleridir. Fizikçi Capra’ya göre fozil yakıtlar ve çeşitli sorunlar yaratan nükleer enerji geçmiş dönemin enerji kaynaklarıdır. Buna karşılık güneş ve türevleri geleçeğin enerji kaynaklarıdır. Günlük güneş enerjisinden yararlanılması, dünyada günlük 300 tirilyon ton kömür yakılmasına eşdeğerdir. Başka bir hesaplamayla dünyamıza bir yılda düşen güneş enerjisi, dünyadaki çıkarılabilir fosil ykıt kaynakları rezervlerinin tamamından elde edilecek enerjiin yaklaşık 15-20 katına eşdeğerdir.

Güneş Enerjisinin Diğer Enerji Kaynaklarından Üstünlükleri

Güneş enerjisinin diğer enerjilere göre bir çok üstün özelliği bulunmaktadır. Güneş enerjisini etkin ve kullanılabilir kılan özellikleri aşağıdaki şekilde sıralanabilir:

– Güneş enerjisi tükenmeyen ve azalmayan bir enerji kaynağıdır.

– Güneş enerjisi, temiz bir enerji türüdür. Gaz, duman, toz, karbon veya kükürt gibi zararlı maddeleri yoktur.

– Güneş, dünya tüm ülkelerinin, herkesin yararlanabileceği bir enerji kaynağıdır. Bu sayede ülkelerin enerji açısından bağımlılıkları ortadan kalkacaktır.

– Güneş enerjisinin bir diğer özelliği, hiçbir ulaştırma harcaması olmaksızın her yerde sağlanabilmesidir.

– Güneşi az veya çok gören yerlerde biraz verim farkı olmakla birlikte, dağların tepelerinde vadiler ya da ovalarda da bu enerjiden yararlanmak mümkündür.

– Güneş enerjisi doğabilecek her türlü bunalımın etkisi dışındadır. Örneğin, ulaşım şebekelerinde yapılacak bir değişiklik bu enerji türünü etkilemeyecektir.

– Güneş enerjisi hiçbir karmaşık teknoloji gerektirmemektedir. Hemen hemen bütün ülkeler, yerel sanayi kuruluşları sayesinde bu enerjiden kolaylıkla yararlanabilirler.

Güneş Enerjisinde Karşılaşılan Sorunlar

– Güneş enerjisinin yoğunluğu azdır ve sürekli değildir. İstenilen anda istenilen yoğunlukta bulunamayabilir.

– Güneş enerjisinden yararlanmak için yapılması gereken düzeneklerin yatırım giderleri bugünkü teknolojik aşamada yüksektir.

– Güneşten gelen enerji miktarı bizim isteğimize bağlı değildir ve kontrol edilemez.

– Bir çok kullanım alanının, enerji arzı ile talebi arasındaki zaman farkı ile karşılaşılmaktadır. Güneş enerjisinden elde edilen ışınım talebinin yoğun olduğu zamanlarda kullanılmak üzere depolanmasını gerektirir. Enerji depolaması ise birçok sorun yaratmaktadır.

Türkiye’de Güneş Enerjisi

Türkiye’de güneş enerjisi ticari faaliyetler göz önüne alındığında daha çok düzlemsel güneş kolektörleri alanında gelişmiştir. Ülkemizde bu alanda faaliyet gösteren birçok firma bulmak mümkündür. Resmi kaynaklara göre bu firmaların sayısı 100’den fazla olduğu bilinmektedir. Sadece iç piyasaya mal üretmeyen bu firmalar, toplam üretimin yaklaşık %30’unu ihraç etmektedirler. Bu açıdan bakıldığında dünya sıralamasında Türkiye’nin yeri pek gerilerde değildir.

Söz konusu güneş piller olduğunda gerektirdikleri yüksek teknoloji sebebiyle yurdumuzda yapılan çalışmalar sınırlı boyutlardadır. Henüz Ticari bir ürün olarak oluşturulamasa da Ege üniversitesi ve Muğla Üniversitesi’nde deneysel başarılar elde edilmiştir. Özel sektörün de katkısıyla önümüzdeki yıllarda kendi güneş pillerimizi üretebilmemiz planlanmaktadır.

Türkiyenin Güneşten Yararlanma Potansiyeli

Türkiye’de yüzeyin aldığı ortalama güneşlenme miktarı yılda 1300kwh/m² ‘dir. Bu değer günlük 3,6kwh/m² civarındadır(Elektrik İşleri Et.İd.) Bir günlük güneşlenme süresini ise 7,2saat olarak hesaplanmaktadır. Güneşten verimli oranlarda yararlanılabilen gün sayısı yılda 110 gün gibi yüksek bir seviyededir. Türkiye’nin güneş enerjisinden yararlanma potansiyeli en fazla olan bölgesi Güneydoğu .Anadolu Bölgesi’dir. Akdeniz Bölgesi ikinci sıradaki bölgemizdir.

Read More

İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Amaçları

İş Sağlığı ve Güvenliğinin temel amaçları

Çalışanlara yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği ile yakından ilgili bulunan üç unsur vardır:

1. Çalışanların korunması: İş sağlığı ve İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmalarının asıl amacını oluşturur. Çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruyarak ruh ve beden bütünlüklerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

2. Üretim güvenliğinin sağlanması: Meslek hastalıkları ve iş kazaları en az düzeye indirildiğinde işgücü ve işgünü kayıpları azalacaktır. Dolaylı olarak üretim korunacak ve daha sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamında iş verimi de artacaktır.

3. İşletme güvenliğinin sağlanması: İlk 2 maddede belirtilen amaçlara ulaşmak üzere çalışmalar yapılırken işletmeyi tehlikeye düşürebilecek durumlar da ortadan kaldırılacağı için işletme güvenliği de sağlanmış olacaktır.

Genel Sağlık Kavramı: Önceleri, sağlıklı insan tanımı, İş kazası ve meslek hastalığı geçirmemek ve hasta olmamak ş eklinde ifade edilirdi. Bugün ise, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; yalnız hastalık ve maluliyetin olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır.

 

 İş ve Sağlık ilişkisini Belirleyen Faktörler:

İş yerlerinde, çalışanların sağlığı üzerinde etkili olan, bir anlamda İş ve Sağlık ilişkisini belirleyen başlıca iki grup faktör vardır;

  • Kişisel bazı özellikler
  • Çevresel faktörlerdir.

Kişisel faktörler olarak;

  • Kişinin yaşı
  • Cinsiyeti
  • Genetik özellikleri
  • Beslenme durumu
  • Sigara, alkol vb. alışkanlıkları
  • Yaşadığı çevrede bulunan bazı faktörler

bir araya gelerek bir insanın sağlık durumunu belirler.

Çevresel faktörler;

  • İşçinin çalıştığı İşyeri ortamında bulunan çeşitli sağlık riskleridir
    • Fiziksel etkenler
    • Kimyasal etkenler
      • Tozlar
      • Buharlar
      • Dumanlar
      • Biyolojik etkenler
      • Ergonomik etkenler
      • Psikososyal etkenler

Olarak gruplandırabiliriz.

Fiziksel Etkenler:

  • Gürültü,
  • Vibrasyon (Titreşim),
  • Aydınlatma,
  • Termal Konfor Şartları,
  • Havalandırma,
  • Radyasyon,
  • Basınç Değişimleri olarak sıralanabilir.

 

a) Gürültü; genellikle istenmeyen ve rahatsız edici sesler gurultu olarak tanımlanır. İşçi Sağlığında ise gurultu ‘işitme duyusunun azalmasına veya sağlığının bozulmasına ya da başka

tehlikelerin oluşmasına neden olan seslerdir’. İşyerlerindeki devamlı çalışan makineler (dokuma tezgahları), testere dişli makineler, dizel motorlar, pistonlar vb. gibi gurultu

kaynakları devamlı, ani, kesik kesik gurultu yapabilmektedirler.Gürültüden etkilenen kişilerde, işitmenin azalması veya kaybı dışında kan basıncı artar, sinir

sistemi üzerine olumsuz etkisi vardır, kanda kolesterol, yağlar artar, stres ve hatalar artar,moral bozulur, yorgunluk artar, is kazaları artar ve verimlilik düşer.

b) Titreşim (Vibrasyon); Titreşim ses dalgaları gibi belirli aralıklarla tekrarlayan mekanik bir enerjidir. İletim ve etkileme derecesi, titreşimin frekans ve şiddetine bağlıdır. İşyerlerinde

titreşim kaynakları olarak araç ve makinelerin salınımlı hareketleri, makinelerin bağlantı parçaları arasındaki çarpışma ya da sürtünme, makine gövde ve parçalarının montajında

kullanılan darbeli çekiç, matkaplar gibi araçlardır.Lokal titreşimde (taşınabilir testere, rende makineleri vb) el ve parmaklardan vücuda ulasan titreşim, dolaşım sistemini etkileyerek el, kol ve parmakta ağrı, bükülme zorluğu, aşırı duyarlılıklar meydana getirebilir.

c)Aydınlatma; İyi bir işyeri aydınlatması yapılan ise göre yeterli şiddette, tek düze, iyi yayılmış, gölge vermeyen ve göz kamaştırmayan aydınlatmadır.

Doğal aydınlatma, gündüz aydınlığı, güneş ile olan aydınlatmadır.Yapay aydınlatma, ampul ya da flüoresanlarla direkt, yarı indirekt ve indirekt olarak yapılan

aydınlatmadır.

Yetersiz veya uygunsuz aydınlatma sonucunda, görme fonksiyonunda zorlanmalar, göz yorgunluğu, gözlerde batma, yanma, kızartı olur, ileri derecede etkilenme ile görme bozulur.

Ayrıca, iyi ve yeterli derecede aydınlatılmamış bir ortamda yapılan çalışmalarda (ağaç isleme tezgahları, torna tezgahları gibi tehlikeli makinelerin kullanılması ile) iş kazaları artabilir.

d)Termal Konfor Şartları; (Isı, nem, havalandırma)

Çalışma ortamlarının ısısının ve neminin çalışılan is koluna göre bulunması gereken miktarı değişiktir. Bazı is kollarında belirli ısı ve nem teknolojik bakımdan gerekli olan fiziki

koşullardır. (Tekstil sanayinde pamuk, yun ipliklerin yapımı, elyafın yumuşaklığı, bükülme uygunluğu vb. için)

Bazı is kollarında nem yapılan isin sonunda ortaya çıkar; boyahaneler (kumaş), seker,konserve, kağıt fabrikaları, çamaşırhaneler gibi.

Yüksek fırın, kok fabrikası, kauçuk, cam fabrikaları ve dökümhanelerde ise kuru sıcak vardır.

Vücut ısısını kontrol eden büyük faktör cevre ısısıdır. Isı arttıkça sinir sistemi etkilenir, kas kuvveti düşer, nabız yükselir, yorgunluk artar, ağrılı kas krampları oluşur, bas ağrısı, mide

bozuklukları, iştah azlığı, uykusuzluk vb değişiklikler oluşabilir.

Soğuk, özellikle nemli ortamdaki hareketsizlerde ayaklar ıslak ve sıkı giydirilmişse daha fazla etkili olur.

Isı azaldıkça ayaklarda şişme, kızartı, yanma, eklem romatizması gelişebilir.Uygun olmayan termal konfor şartlarında daha yavaş çalışmayla verimlilik azalır, is

kazalarının oranı artar. Dolaşım bozuklukları, el becerilerinin azalması, soğuk algınlığı,üşüme, kas ve eklem hastalıkları, genel bezginlik ve is hevesi kayıpları oluşabilir.

e) Radyasyon:

Enerjinin elektro manyetik veya parçacık modeliyle taşınması radyasyon olarak tanımlanır.Kısa dalga boylu olan ısınların (mor ötesi ısınlar) deri ve gözde tahriş edici etkisi vardır.

Gözlerde yanma, kasıntı, sulanma, ağrı meydana gelir. (Kaynakçılıkta gözlük kullanmadankaynak yapılması gibi) X ve gama ısınları ise bazı kanserler ve genetik bozukluklara yol acar.

Uzun dalga boylu radyasyonun ise sıcaklık arttırıcı etkisi vardır. Özellikle kızıl ötesi ve mikro dalga ısınlara bağlı olarak sıcaklık artması sonucu bazı bozukluklar ortaya çıkar. Cam üfleyenlerde erken yasta katarakt meydana gelebilir. Ayrıca hematolojik hastalıklar, kalıtsal etkiler, cilt kanserleri, mide bulantısı, iştahsızlık, kusma, sac dökülmesi ortaya çıkar.

f) Basınç Değişimleri:

Alçak basınç ve yüksek basınca altında çalışanlarda birtakım etkilenmeler olur.

Basınç değişikliklerinden etkilenmelerle dalgıçlarda, sünger avcılarında, dağcılarda, uçaklarda çalışanlarda kulak uğultusu, sinüslerde ağrı, duyma bozuklukları, kasıntı belirtileri, karın ağrısı, kemik ağrıları, sarhoşluk hali gibi tüm vücudun etkilenmesiyle çalışma yeteneğinin kaybı ve hatta ölüme varan is kazaları oluşabilmektedir.

Yüksek rakımlı yerlerde düşük atmosfer basıncı nedeniyle oksijen basıncının azalmasına bağlı belirtiler görülebilir

 Kimyasal Etkenler :

Çevrenin normal yasama uygun kimyasal bileşimini az veya çok değiştiren elementlere genel olarak “Kimyasal Etkenler” denir.Endüstrinin her dalında, atölyeler, laboratuarlar, sokaklar hatta evlerde organik ve inorganik bileşiklerle, insektisitler, ilaçlar, gaz, buhar, duman ile insanlar birlikte yasamaktadır. Bu maddelerin çevredeki oranları belirli düzeylerin üzerinde olunca, sağlığa zararlı olurlar.

Bunlar: Metaller; (kursun, cıva, manganez, nikel, magnezyum, selenyum, uranyum gibi)

Solventler; (çözücüler; benzen, tolüen, trikloretilen, karbontetraklorur, alkoller, eterler gibi)

Zehirli Gazlar; (karbonmomoksit, hidrojensulfur, klor, brom, iyot, flor, amonyak,kukurtdioksit gibi)

Asit ve Alkaliler; (nitrik asit, sülfürik asit, formik asit, sodyum ve potasyum hidroksit gibi)

Boyalar; Madeni boyalar (arsenikli, kurşunlu, cıvalı, kromlu vb.), sentetik organik boyalar (azotlu, difenilmetanlı, indigo boyaları gibi)

Pestisitler; Đnsan ya da bitkiler için bazı zararlı canlıları yok etmek icin kullanılan kimyasal

maddeler olarak tanımlanabilir.(fungusitler, rodentisitler, herbisitler, mollusitler olmak üzere 5 gruptur.)

Plastikler; Monovinilklorur gibi sağlığa zararlı olanlar.

Kanserojen Maddeler; Kanser oluşumuna neden olan veya kanser oluşumunu hızlandıran maddelerdir.(katran, zift, mineral yağlar, krom tuzları, nikel, asbest, arsenik, benzen vb.)

Tozlar :

Tozlar, çapları 0.5-150 mikron büyüklüğünde olup, havada asılı duran katı parçacıklara “toz” denir.

Çalışma ortamında bulunan tozların akciğerlere girip birikerek etki yapması sonucunda oluşan hastalıklara “Pnomokonyoz” denir. Pnomokonyozlar, insanlık tarihinde belirlenen ilk meslek

hastalıklarıdır.

Silisyum, asbest, uranyum, alüminyum, radyum, pamuk, keten, ağaç tozları vb. bu gibi hastalıklara neden olurlar.

 Biyolojik Etkenler:

Çalışma ortamındaki tehlikeli biyolojik etkenler bulaşıcı hastalıklara neden olabilir.

Bunlar mikroorganizmalar, bakteriler, parazitler, mantar ve virüslerdir.(Sarbon, tetanos, viral hepatit, HIV, tüberküloz, tifo, brusellozis gibi)

İşyerleri ve çevresindeki copluk, acık kanalizasyon, bataklık gibi yerlerde, özellikle de hastanelerin belirli bölümlerinde çok yüksek dirençli mikroorganizmaların varlığı bilinmektedir.

 Ergonomik Etkenler:

Çalışma yaşamında ergonomi, çalışma koşullarının insanın niteliklerine uygun hale getirilmesi olarak değerlendirilmektedir.

İşyerlerinde ergonomik kuralların yerine getirilmesi, insanın sağlığı acısından olduğu kadar üretim ve verimlilik acısından da önem taşımaktadır.

Bir başka deyişle ergonomi, çalışmayı insan anatomisine ve fizyolojisine uydurmaktır.

Çalışanların beden, boyut ve özelliklerine uygun olmayan oturma yerleri, tezgah ve makinelerin tasarımında erişim noktaları, kontrol mekanizmalarının yerleşimi ve sinyal

düzeneklerinin ergonomik tasarım hataları nedeni ile eğilme, uzanma ve zorlanmaya bağlı stres, uzun donemde ise devamsızlık ve is kazaları artmakta, ise uyum, is hevesi ve

verimlilik ise azalmaktadır.Makine ve tezgahların çalışana göre ayarlanması, ise uygun fiziksel özellikteki kişilerin çalıştırılması, bu gibi zorlukların önüne geçmeye yardımcı olur. Ergonomi en az yorgunlukla en fazla verimliliği sağlamayı hedefler.

Çalışma esnasındaki duruş bozuklukları, ağır yük kaldırma ve tasıma, sık yer değiştirme, sık eğilme ve çömelme, tekdüze (monoton) ve tekrarlayıcı isler, yorucu is hızı ve düzeni, fiziksel

ve zihinsel yüklenme, görsel zorlanma gibi hususlar ergonominin kapsamı içine girer.Bu olumsuzlukları gidermek üzere ergonomi bilimi aşağıda belirtilen hedefleri kapsar;

-Çalışma surecinin insanın bedensel ve zihinsel (mental) yeteneklerine uygun hale getirilmesi,

-Araç-gereç tasarımını kullanıma daha elverişli hale gelmelerini sağlayacak bicimde geliştirme,

-Çalışma koşullarını, saatlerini, biçimini insana en uygun hale getirme,

-İş temposuna, çalışma saatlerine ve monotonluğa bağlı olarak oluşabilecek zorlanmaların engellenmesi ya da en aza indirilmesi,

-İşyeri ortamının ya da günlük yasama ortamının insana en uygun duruma getirilmesi,

-Gerek is, gerek ev ve gerekse diğer etkinlikler sırasında yasama ve çalışma kalitesini yükseltecek düzenek ve düzeltmeleri yapmak.

Psikolojik Etkenler:

Ruhsal veya fiziksel faktörlere bağlı olarak gelişen ve etkene özgü olmayan, koşullara uyum(adaptasyon) güçlüklerine karsı olan vücut reaksiyonlarına “stres” denilir. Nedenleri ruhsal ve

sosyaldir. Örneğin işyerinde geçimsizlik, isini kaybetme endişesi, ücret azlığı, terfi edememe,vardiyalar, dengesiz ücret sistemi, is değiştirmeler gibi nedenler en çok rastlanılan stres

sebepleridir.

Uygun İşe Yerleştirme:

Kişinin zihinsel, fiziksel ve ruhsal kapasitesine uygun bir meslek seçmesi, en uygun ve verimli bir çalışma hayatını sürdürmesini sağlama bakımından çok önemlidir. Eğer bir kimse,

seçilen mesleğin gerektirdiği zihinsel, fiziksel ve ruhsal istekleri karşılayabilecek bir yapılış ve durumda değilse, kısa veya uzun bir sure sonunda o isi yapamayacak bir hale düşer ve ağır

bedeni ve ruhsal bozukluklar bas gösterir. Keza, kendisinden beklenilenleri kısmen karşılama halinde de, basta isinden memnun olmama psikolojisi olmak üzere, bazı bozukluklar görülür.

İşte, bu nedenlerle, mesleğe yöneltme hizmeti, bu gibi yanlış yollara sapılmasını önlemeye yardım eder.

Erişkinlerde, uygun is tavsiyeleri yapılırken, müracaat edenin geçmişte çalıştığı islerdeki durumu ve sağlık hikayesi tespit edilebilirse sorunun çözümlenmesi çok daha kolaylaşır.

Mesleğe yöneltme hizmetinin çok önemli bir dalı, bir hastalık veya kaza geçirmiş olanlara (arızalılara) eski islerinin veya ona çok yakın islerin ya da son durumlarına en uygun düşecek

yeni bir isin mesleki eğitim yoluyla verilmesi, onların üretici hayata yerleştirilmelerinin sağlanmasıdır.(Readaptasyon çalışmaları) Bu gibi çalışmalara hekim de katılmalıdır.

İşletmelerde çalıştırılan ağır arızalılarda, normal denilen kişilere nazaran çoğunlukla, ise gidememezlik (absenteism) oranının daha düşük olması ilgi çekici bir gözlemdir ve daha cok

psikolojik nedenlerden ileri gelmektedir.

Mesleğe yöneltme, herhangi bir kişinin bedeni, fikri ve ruhsal niteliklerine ve kapasitelerine göre ona en uyg...

Read More

Atıksu Arıtma Çamuru Karakterizasyonu

ATIKSU ARITMA ÇAMURUNUN KARAKTERİZASYONU

             

Arıtma çamuru kaynağına ve önceden geçtiği işlemlere bağlı olarak büyük değişiklikler gösterebilmektedir. Ancak bu çamurların geçmişine bakarak tanımlanması sadece kalitatif bilgi vermektedir. Bu nedenle, pek çok parametre geliştirilmiş ve  arıtma çamurunun spesifik özelliklerini, bu çamurun meydana geldiği arıtma metoduna bağlı olarak, ölçmek gayesi ile testler geliştirilmiştir.

 

Bu metotlardan bazıları ulusal standart metotlar olarak, bazıları ise uluslar arası standart metotlar olarak kabul edilmiştir. Ancak uygulanan metotlar arasında önemli farklılıklar vardır. Bu nedenle günümüzde, Avrupa’da uygulanacak standart metotları ortaya koymak amacını hedeflemiş CEN/ TC308/WGI adlı bir çalışma sürdürülmektedir.

 

Arıtma çamurlarının sınıflandırılmasında kullanılan parametreler arasında fiziksel, kimyasal ve biyolojik parametreler bulunmaktadır:

 

·      Fiziksel parametreler, arıtma çamuru hakkındaki işlenebilirlik ve ellenebilirlilik bilgilerini vermektedir;

 

·      Kimyasal parametreler, çamurun içinde bulunan besinlerin (nutrient) ve toksik / tehlikeli maddelerin varlığını ve dolayısıyla tarım için kullanılıp kullanılamayacağını belirlemekte yardımcı olur;

 

·      Biyolojik parametreler atık su çamuru içindeki mikrobik faaliyetleri ve organik madde / patojenlerin varlığı ve böylelikle çamurun emniyetli bir şekilde kullanılıp kullanılamayacağını belirler.

 

Tablo 4.1 atık su arıtma tesislerinden çıkan çamurların karakterizasyonunda kullanılabilecek parametreleri ve bunların arıtma ve bertaraf işlemleri ile ilişkilerini vermektedir.

 

Parametrelerin Karakterizasyonu

Arıtma çamurunun karakteristik özellikleri tamamen uygulanan işleme ve bertaraf tekniklerine bağlıdır. Tablo 4.1 de anlatılan işleme ve bertaraf tekniklerine bağlı olarak ortaya çıkan en önemli parametreler aşağıda açıklanmıştır.

 

Zirai Kullanım

Kuru Madde

 Kuru madde, arıtma çamurunun taşınması, zirai olarak kullanılması ve bu gaye için kullanılırken uygulanan yayma işlemleri sırasında önemli bir role sahiptir. Zirai kullanım sırasında uygulanan metotlar ve sistemler çamurun reolojik (akışkanlık) özelliklerine bağlıdır.

 


Uçucu Katı Maddeler (Organik Madde)

 Uçucu katı maddeleri stabilize ederek azaltmak özellikle koku problemlerinin oluşmasını engellemek için önemlidir. Organik maddenin toprak üzerinde olumlu etkisi vardır. Ancak, arıtma çamurunun zirai amaçlarla kullanılabilirliği organik madde yapısındaki değişikliklerden önemli derecede etkilenmez.

Besinler, Ağır Metaller, Organik Mikro- kirleticiler, Patojenler, pH

 Arıtma çamurunun zirai amaçlı olarak kullanılabilirlik miktarları, atık çamur ile uygulama yapılacak  toprağın kendi yapısında bulunan besin, ağır metal ve organik mikro kirletici oranlarına göre değişiklik gösterir ve oluşabilecek olası riskler patojenlerin mevcudiyetine bağlıdır. Yukarıda anlatılan bütün faktörler pH tarafından etkilenir.

 

Kompostlaştırma

 Sıcaklık, Kuru Madde Miktarı ve  Uçucu Katı Maddeler

 Arıtma çamurunun kompostlaştırılması söz konusu ise, bu sürece ait performans doğrudan sıcaklığa, kuru madde miktarına ve uçucu katı madde miktarına bağlıdır. Bu durum, kompostlaştırma sırasında meydana gelen hem biyolojik değişim hem de hijyenizasyon (patojenlerin azaltılması) aşamaları için geçerlidir. Kompostlaştırmanın gerçekleşmesi için genel olarak % 40-60 oranında katı atık konsantrasyonuna ve ortalama 60 C’lik bir sıcaklığa ihtiyaç vardır.

 

Besin Değeri (Nutrients)

 Kompostlaştırma sürecinin uygun olarak gelişmesi ve iyi bir son ürünün elde edilmesi için C/N oranının önemi büyüktür. Bu oran (C/N) için 25-30 arası değerler hedeflenmeli ve süreç boyunca mümkün olduğunca sabit tutulmalıdır.

 

Ağır Metaller ve Organik Mikro-Kirleticiler

 Atık çamur içindeki ağır metaller ve organik mikro-kirleticiler kompostlaştırma prosesi için toksik özellik taşıdıkları gibi elde edilen kompostun da uygulama alanını sınırlarlar.

Yakma

Sıcaklık, Kuru Madde, Uçucu Katı Maddeler, Kalorifik Değer

Yakma işleminin ekonomisi dış kaynaklı yakıt ihtiyacına önemli ölçüde bağlıdır. Bu nedenle yukarıda sıralanan parametreler yanmanın kendiliğinden devam edip etmeyeceği konusunda önemli rol oynamaktadır.

 

Reolojik (akışkanlık) Özellikleri

Çamurun reolojik (akışkanlık) özellikleri yakma tesislerindeki besleme sistemi için önem taşımaktadır.

 

Ağır Metaller, Organik Mikro-Kirleticiler

Yakma tesislerinde ortaya çıkan emisyonların toksik özellikeleri (gaz, sıvı, katı) kaynak olarak kullanılan yakıtta bulunan ağır metal ve organik mikro-kirleticilerin varlığına ve / veya işletme hatalarına bağlıdır.


 Düzenli Depolama

Kuru Madde

Atık çamurlarının yeterince sabit yapıda olup olmadığının bilinmesi depolanma aşamasında önem arz eder. Buna ek olarak arıtma çamurunun reolojik (akışkanlık) özellikleri de depolama sahasının kapasitesinin belirlenebilmesi açısından önem taşır.

 

Uçucu Katı Maddeler

Atık çamur içindeki uçucu katı maddelerin varlığı kötü kokuların oluşmasına ve depolama gazı oluşumu dahil depolama sahasında süre gelen çürüme prosesinin gelişimini olumsuz yönde etkileyen faktörlerdendir.

 

Ağır Metaller

Atık çamur içinde bulunan ağır metaller çürüme prosesini ve sızıntı suyu kalitesini olumsuz yönde etkileyebilirler.

 

Yukarıda anlatıldığı gibi kuru madde ve uçucu katı maddeler tüm uygulama/bertaraf teknikleri için arıtma çamuru tanımlanmasında en önemli parametrelerdir. Bu maddelerin miktarları stabilizasyon ve katı-sıvı ayırma prosesleri ile en aza indirgenebilir. Bu prosesler de nerede ise tüm atık su arıtma tesislerinde ve daima mevcuttur.

 

 Stabilizasyon

Stabilizasyon, maddelerin zaman içinde stabil kalma özelliğidir. Bu özellik, fiziksel olmayıp temelde maddenin biyolojik ve kimyasal yapısına bağlıdır. Stabilizasyonu sağlamak için çok sayıda parametre potansiyel olarak mevcuttur (2). Stabilizasyon kavramı genel olarak koku ile ilişkilidir. Çünkü koku, analitik olarak ölçülmesi zor bileşenlerden ortaya çıkar ve bu nedenle de stabilizasyon kavramı ile bir dereceye kadar ilişkilidir.

 

Kokunun kantitatif olarak ölçülmesi ancak seçilmiş bir grup insandan oluşan bir paneldeki her kişiye (kokunun tanımlanamayacak noktaya gelinceye kadar) giderek seyreltilmiş miktarda kokulu gazların koklatılması ile gerçekleştirilmektedir. Ancak bu ölçümler, karmaşık, pahalı ve sahada yapılmaları mümkün olamayan ölçümlerdir.

 

Uçucu (katı) maddelerin /toplam katı maddeler oranı ve/veya yok edilen uçucu katı atık madde yüzdesi stabilite endeksi olarak kullanılabilir.  0.6 oranından düşük oranlar ve %40’tan daha yüksek yüzdeler genel olarak stabilizasyona ulaşıldığının göstergesidir.

 

Stabilite ölçümü, uçucu askıda katı madde miktarı, KOİ, BOİ ve organik karbon, ATP ve enzimatik faaliyet gibi, organik substrat konsantrasyonunu tayin eden ölçümlerin yapılmasını da içerebilir.


    Katı – Sıvı Ayırma

Katı-Sıvı ayırma işlemleri koyulaştırma ve kurutma işlemlerini kapsar. Koyulaştırma, filtrasyon ve gravitasyon / santrifüj gibi prosesler yardımı ile arıtma çamurunun sahip olduğu katı atık konsantrasyonunun (normal olarak 2 – kere) arttırılması olarak tanımlanır. Maddenin koyulaşma kabiliyeti arıtma çamurunun ölçülü bir kap içine (graduated cylinder) konularak bunun içindeki katı atıkların çökelmesini ile is tayin edilir. Bu tayin yöntemi çeşitli hatalara (duvar etkisi, köprü oluşumu, sıvı yüksekliği gibi parametrelere bağlı olarak) açıktır. Ancak bunlar uygun kolon çapı (100 m) ve yüksekliği (500-1000 mm) kullanılarak ve içine de yavaş olarak dönen bir karıştırıcı konularak önlenebilir (1). Diğer bir teknik ise düşük hızda çalıştırılan (stroboskopik) bir santrifüjün kullanılmasıdır. Bu tayin yöntemi (test), çabuk olarak gerçekleştirilebilir ve az miktarda arıtma çamuruna gereksinim duyar(5).

 

Kurutma, atık çamur içindeki katı atık madde miktarını daha da fazla arttırmak işlemidir. Bu da, genellikle bir şartlandırmadan sonra yapılan, filtrasyon veya santrifüjleme ile gerçekleştirilebilir. Kurutma işlemi genel parametrelerle ve spesifik testlerle tayin edilebilir. Spesifik testler, spesifik teknikler olarak da düşünülebilir.

 

Kurutmayı tayin eden klasik parametre, filtrasyona karşı gösterilen Spesifik Dirençtir. Bu da, birim kuru katı ağırlığa sahip olan filtre yüzeyine birikmiş kek tabakasının filtrasyona karşı gösterdiği direnç anlamına gelmektedir. Arıtma çamurunun filtre edilebilme derecesi sıvı maddenin katı maddeden ayrıştırılmasına karşı direnci ile belirlenir. Ortalama spesifik direnç katsayıları arıtma çamurunun belirli basınç ve ısı şartları altında filtreden geçme süresi ile belirlenir. 10-12 m/kg veya daha düşük değerler iyi bir endüstriyel filtrasyonu gösterir  (işlenmemiş/ham atık çamurlar genellikle 10-14 m/ kg değerini aşarlar).Spesifik direnç, arıtma çamurunun bazı kimyasallar (organik /inorganik) kullanılarak şartlandırılması ile azaltılabilir. Direncin değişik basınçlarda ölçülmesi ile, Sıkıştırılma katsayısı elde edilir. Bu da en uygun çalışma basınç seviyesinin ne kadar olması gerektiği hakkında bilgi verir.

 

Kapiler Emme Zamanı (Capillary Suction Time – CST = sıvıların filtre üzerine yerleştirilen kekten belirli bir mesafeyi geçme süresi ) filtrasyon kabiliyetini tayin etmek için kullanılan basit, çabuk ve yararlı bir yöntemdir. Ancak bu yöntem (CST) karşılaştırmalı tayinler için iyidir. Ayrıca çok problu CST cihazları kullanılarak doğrudan, ancak daha az hassas olmak kaydı ile, spesifik direnç tayinleri de yapılabilmektedir.

 

Vakum filtreleri ile pres filtrelerin performanslarının tayinleri için spesifik testler mevcuttur. Filtre-yaprak testi vakum filtrelerdeki filtreleme döngüsünü tekrarlayarak bu tür filtrelerin performanslarını tayin ederken, vakum altında veya basınçla drenaj ve flitrasyon işlemi yapan testler de pres filtrelerin performans tayinlerini yapabilmektedir (4, 6).

 

Santrifüjlenebilme kabiliyeti, arıtma çamurun santrifüj kuvvet altında kurutulması olarak tanımlanmaktadır. Bu işlemden sonra çamur, kolaylıkla bir Arşimet vidası vasıtası ile taşınabilir kıvamda olmak zorundadır. Uygulamada kullanılan bir makinenin içinde bulunduğu tüm gerçek çalışma koşullarını laboratuar ölçeğinde gerçekleştirmek mümkün değildir. Bu nedenle arıtma çamurunun santrifüjlenebilme parametreleri (çökelebilme, dönebilme, floklaşma kuvveti) ayrıca ölçülmelidir. Vesilind (8) tarafından teklif edilen bir yöntem ile çamurun çökelebilme ve dönebilme özellikleri tayin edilebilmektedir. Vesilind ve Zhang (10) arıtma çamurunun, çamur içindeki nihai katı madde konsantrasyonunu uygulanan santrifüj süresi ve gravite adedi ile ilişkilendirerek, tanımlanabileceğini ortaya koymuşlardır. Diğer bir yöntem, Santrifüjlemeye karşı gösterilen Spesifik Direnç indeksinin hesaplanmasını öngörmektedir. Bu yöntemde, farklı sürelerde standart olarak karıştırmanın yapıldığı çamurların CST ölçümleri (7) yapılmakta ve çamurun floklaşma kuvveti ortaya konulmaktadır.

 

              Sonuçlar

Arıtma çamurlarının karakterizasyonunu ortaya koymak için çok sayıda fiziksel,  kimyasal ve biyolojik parametre ve testler mevcuttur. Bunların yardımı ile arıtma çamurlarının işlenmesi ve bertarafı sırasında çevreye olan etkileri tayin edilebilir.

 

Yukarıda tartışılan testlerle ilgili bir problem, bunların yapıldığı laboratuarlardaki metodolojilerin ve uygulamaların farklı koşullar altında gerçekleştirilmesi ve bu nedenle de elde edilen sonuçların seyrek olarak birbiri ile mukayese edilebilir sonuçlar vermesidir. Bu sorunu ortadan kaldırabilmek için, Avrupa Standardizasyon Organizasyonu  (CEN-TC308) adı altında bir Teknik Komite oluşturmuş ve arıtma çamurları karakterizasyonu tayininde kullanılan m...

Read More

Sudaki Arsenik ve Etkileri

İçme Suyunda Arsenik

İçme suyundaki arsenik, Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanser yapıcı madde olarak tanımlanmıştır. Sudaki arsenik miktarını 1993’te mikrogram (ğg) ölçüsünde 50 ğg/litreden 10 ğg/litreye indirmiş ve arsenik konsantrasyonu 10 ğg/litrenin üzerinde olan suları zararlı olarak belirlemiştir. Pek çok AB ülkesi standardı 10 ğg/litreye kabul etmesine rağmen, bazı Avrupa, Asya ve Afrika ülkelerinde bu sınır hala 50 ğg/litredir.

Arsenik Nedir?

Arsenik doğal bir element olup suda, kayada, bitkide, hayvanda eser miktarda bulunur. Arsenik ve bileşenleri oldukça zehirlidir. Tarım ilaçlarında, böcek öldürücülerde, bronzlaştırıcı ürünlerde, tahta koruyucularda kullanılmaktadır.

İç...

Read More

Atıksu Arıtmada Enerji Tasarrufu

Atıksu Arıtma Tesislerinde Enerji Tasarrufu

Atıksu arıtıma tesisleri projelendirilirken, enerjinin korunmasına ve enerji tasarrufuna büyük önem verilmelidir. Enerji konusunda iki kademeli bir yaklaşım uygulanabilir. Birinci yaklaşım, arıtma tesisinin maliyetini ve karmaşıklığını arttırmadan, enerji tasarrufu sağlayacak yapılabilir ve uygulanabilir metotlar seçmektir. Bunu yaparken teknolojide aşırılığa kaçmamalı, proses ve ekipmanlar dikkatli seçilmeli ve iyi bir mühendislik ve mimarlık tasarımına gidilmelidir.

Read More

LPG Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği

SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI EĞİTİM VE SORUMLU MÜDÜR YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI…

EPDK’ nın LPG piyasası eğitim ve sorumlu müdür yönetmeliği 16 Aralık 2012 tarih ve 28499 sayılı resmi gazetede yayımlandı. Yönetmelik  LPG  piyasasında görev alacak sorumlu müdürlerin yetki, sorumluluk ve niteliklerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasları belirliyor.

Otogaz istasyonunda ve dolum tesisinde görev yapacak sorumlu müdürlerin TMMOB’a bağlı meslek odaları tarafından düzenlenecek eğitim programlarına katılarak Sorumlu Müdür Sertifikası ve LPG Yetkili Teknik Personel Sertifikası almak zorunda.

Görev yapacak ta...

Read More

Geri Dönüşüm

Geri Dönüşüm Nedir?

Yeniden değerlendirilme imkanı olan atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesine geri dönüşüm denir. Diğer bir tanımlamayla herhangi bir şekilde kullanılarak kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılması olarak tanımlanabilir.

Read More

Atıksuların Arıtımı

Atıksuların Arıtılması

Bütün evsel ve endüstriyel atık suların alıcı ortamlara boşaltılmadan önce arıtılması gerekir. Arıtma tesislerinde amaç, geri kazanabilecek maddelerin geri kazanılması, çökelebilecek maddelerin çöktürülmesi, çöeklemeyen kirleticilerin çökelebilir hale getirilmesi, organik maddelerin mikroorganizmalar tarfından tüketilmesi, çökelmeyen maddelerin filtrelerde tutulması gibi işlemlerdir. Atıksu arıtımında kimyasal ve biyolojik temel süreçler vardır. Kimyasal çökeltme, nötralizasyon, adsorbsiyon, dezenfeksiyon, kimyasal oksidasyon, kimyasal indirgeme, yakma, iyon değiştirme ve elektrodiyaliz birer kimyasal temel süreçtir. Biyolojik temel süreçler ise aerobik, anaerobik ve fakültatif olmak üzere üç sınıftır.

Read More

Aktif Çamur Sisteminde Oksijen İhtiyacı

AKTİF ÇAMUR SİSTEMİNDE OKSİJEN İHTİYACI

1) Oksijen ihtiyacı hesabı

R0 = a.E.L5 + kre.M.V + 4,6 LN

R0 :Oksijen ihtiyacı, kg O2/gün a: Katsayı kg O2/kg BOİ5 (0,45-0,65, ort:0,5)
E: Biyolojik tasfiye verimi L5: Havalandırma havuzu BOİ5 yükü, kg BOİ/gün
Kre*: Solunum hızı, kg O2/kg AKM gün M: Havalandırma havuzundaki biyokütle konsantrasyonu, V: Havalandırma havuzu hacmi N: Azot yükü, kg Azot/gün (*Kre, L5’e bağlı olarak değişir. )

Read More

Suların Sertliği

Suların Sertliğinin Nedenleri ve Suların Sertlik Derecesi

Suların Sertliğinin Giderilmesi

Sabunun köpürmesini engelleyen, derinin yumuşaklığı için uygun olmayan,besin maddelerinin pişmelerini geciktirerek güçleştiren suyun sertliği suda çözünen tuzlardan
kaynaklanmaktadır. Bu tuzlardan özellikle Ca(HCO3)2 ve Mg(HCO3)2 ile CaSO4 ve
MgSO4 birinci dereceden suyun sertliğinden sorumludurlar. CaCl2 , MgCl2, Ca(NO3)2 ve
Mg(NO3)2 tuzları suya sertlik vermede çok az rol oynarlar. Ca+2, Mg+2ve Fe+3 ‘ün sabunun
köpürmesin...

Read More

Bakteriyolojik Tayin

Bakteriyolojik Analiz

Mikrobiyolojik Analiz

Bulaşıcı hastalıklar sudaki patojen bakteriler vasıtasıyla yayıldığından, suyun  bakteriyolojik analizi kimyasal analizi kadar önemlidir. Patojen bakterilerin çeşitlerinin fazla olması yanında konsantrasyonları da çok farklıdır. Bazen tayin edilemeyecek kadar  düşük konsantrasyonlardaki bakteriler bile hastalık yaparlar. Bu nedenle sulardaki çeşitli

Read More

Paket Arıtma Tesisleri ve Özellikleri

Paket Arıtma Tesisinin Özellikleri
– Havalandırma bölümünde bakteri yoğunluğunun fazla olması ve kompakt bir ünite olması sebebi ile diğer sistemlere göre daha az yer kaplar.
– İstenilen renklere boyanabilir, estetik açıdan bulunduğu ortama kolayca adapte edilir.
– Daha sonradan kanalizasyon sistemi kurulduğu taktirde bir başka tesise kolayca nakledilebilir veya satılabilir.
– Çıkış suyu standartlara uygun olacak şekilde olup, arzu edildiğinde bahçe sulama ve benzeri işlemlerde de kullanılabilir.
– Paket sistemde elektrikle ...

Read More

KOİ Deneyi’nin Yapılışı

Deney  Metotları  Açık Reflux Metodu atıkların fazla bulunduğu büyük hacimdeki sularda daha rahat uygulanır. Kapalı Reflux Titrimetrik ve Kapalı Reflux Kolorimetrik Metodlar ise çok ekonomik olan metal tuzları ile uygulanır. Ancak numune içerisindeki askıdaki katıların değerlerinin homojen olması gerekir. Laboratuar uygulamasında Açık reflux metodu uygulanacaktır.

Deneyde Kullanılan Malzemeler

KOI deneyine (Açık Reflux-Titrimetrik Yöntemi) başlamadan önce aşağıda belirtilen cihaz ve reaktiflerin hazır bulundurulması gerekir.

Read More

Atıksuların Özellikleri

Atıksularda bulunan başlıca organik bileşikler proteinler, karbonhidratlar, yağlar, petrol artıkları ve üredir. Bunların yanında deterjanlar (sür faktanlar), fenoller ve zirai ilaçlar (pesti sitler) gibi çeşitli sentetik organik maddeler de atıksuların bünyesinde yer almaktadır. Orta
kirlilikte bir atıksuda, askıda katı maddelerin yaklaşık %75’i ve filtre edilebilen katı maddelerin yaklaşık %40’ı organik karakterdedir.

Atıksu Karakterizasyonunda Başlıca Parametreler

Read More

Katı Atık Depolama Sızıntı Suları ve Geçirimsiz Tabaka

Günümüzde artan nüfus ve tüketim sebebiyle atıkların bertarafı önemli çevre sorunlarından
biri haline gelmiştir. Bu tür bir çevre sorununun giderilmesi için tercih edilen
yöntemlerden biri de atıkların depolama alanlarında toplanmasıdır. Katı atık depolama
alanlarının tasarımında kullanılan ana malzeme, düşük geçirimlilik özelliğinden dolayı kil
şiltelerdir. Kil şilteler, katı atıkların içinden süzülen ve bir takım kimyasal, biyolojik ve
fiziksel olaylara maruz kalarak oluşan sızıntı suyundan etkilenir.

Read More

Çevre Kanunu

ÇEVRE KANUNU (1) (2)

Kanun Numarası    : 2872
Kabul Tarihi    : 9/8/1983
Yayımlandığı R.Gazete    : Tarih : 11/8/1983   Sayı : 18132
Yayımlandığı Düstur Tertip    : 5   Cilt : 22   Sayfa : 499

BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Tanımlar ve İlkeler

Read More

KATI ATIK YÖNETİMİ NEDİR?

KAY atıklarının oluşumundan nihai bertarafına kadar (beşikten-mezara) devam eden aşamalarda (atıkların oluşumu, biriktirilmesi, toplanması, taşınması, işlenmesi, depolanması) çeşitli disiplinlerin (halk sağlığı, ekonomi, mühendislik, çevre koruma gibi) prensipleri kullanarak uygun çözümler üreten bir süreçtir.

Read More

Kimyasal Arıtma

Atıksu içerisinde çözünmüş halde bulunan kirleticinin kimyasal reaksiyonlar sonucunda çökebilir floklara dönüştürülmesi ile sudan ayrılması işlemidir. Özellikle metal, tekstil, deri vb. gibi ağır kirlilik içeren endüstriyel atıksuların arıtılmasında kullanılmaktadır.

Kimyasal atık su arıtma sistemleri, inorganik yükü fazla olan endüstriyel atık suların arıtımında en yaygın kullanılan sistemlerdir. Bu sistemlerde endüstriyel nitelikli atık sulara, atık suyun kirlilik yüküne ve özelliğine göre yapılan jar testlerde belirlenen kimyasal maddeler

Read More

Biyolojik Arıtma

Biyolojik arıtma atık su içerisindeki çözünmüş organik maddelerin bakteriyolojik faaliyetlerle ayrıştırılarak giderilmesi işlemidir. Bakterilerin arıtma işlemini gerçekleştirebilmeleri için pH, sıcaklık, çözünmüş oksijen, toksik maddeler gibi parametrelerin kontrol altında tutulması gerekmektedir.

Uygulamaları; aktif çamur sistemleri, biyofilm sistemleri, stabilizasyon havuzları, havalandırmalı lagünler ve damlatmalı filtrelerdir.

Read More

Aktif Çamur ve Karşılaşılan İşletim Problemleri

Bu sistemin esası tabiatla olan olayların hızlandırılmış bir seklidir Atıksularda bulunan kolayca çökelmeyen ve çözünmüş halde bulunan organik maddeler oksijenli ortamda bakteriler tarafından alınır. Çoğaldığında yumak haline gelen bakteriler, ikinci çökelme havuzunda çökelerek geriye berrak cıkıs suyu k a l ı r, Bu sistemde havalandırma havuzuna giren atıksu, aşılanmış hazır bakteri kütleleriyle karşılaşır ki biz bunlara aktif çamur diyoruz.

Read More

Ağır Metaller ve Etkileri

“Ağır metaller”, periyodik cetvelin (öğeler çizelgesi), üçüncü ya da daha yüksek periyodunda bulunan metaller için kullanılan ve bilimsel olmayan bir deyimdir.
Suyu ağır metaller değil, insanlar kirletir. Örneğin madencilik gibi alanlarda, eskiden ağır metallerin akarsulara karışması insanların sorumluluğudur. Ağır metaller çevre kirliliği açısından son derece ciddi kaygılar yaratmaktadır. Metallerin az miktarlarda bulunmaları büyüme açısından gereklidir, ancak artan oranlarda bulunmaları toksik sonuçlar doğurur. Örneğin ask...

Read More

İş Güvenliğini Sağlamak İçin Alınacak Önlemler

İŞ KANUNU GEREĞİ İŞ GÜVENLİĞİNİ SAĞLAMAK İÇİN ALINACAK GENEL ÖNLEMLER

1- İşçilere ağır ve tehlikeli işlerde çalışanlara ait örneğe uygun sağlık raporu alınmalıdır. İşçilerin yılda bir kez periyodik sağlık muayeneleri yapılmalıdır.

2- Yemek, çay servisi vb. gıda işlerinde çalışanların periyodik olarak portör raporları alınmalıdır.

3- İşye...

Read More

Çevre Cezaları

2011 YILINDA UYGULANACAK ÇEVRE CEZALARI

25.12.2010 Tarih ve 27796 sayılı Resmi Gazete ‘de “2872 SAYILI ÇEVRE KANUNU UYARINCA VERİLECEK İDARİ PARA CEZALARINA İLİŞKİN TEBLİĞ (2011/1)” yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.

2872 Sayılı Çevre...

Read More

Radyoaktif Maddelerin Taşınması

Türkiye’de radyoaktif maddelerin özellikle kara, hava, deniz yolu ile güvenli taşınması sistemi IAEA’nın taşıma güvenliği yönetmelikleri ve taşıma standartlarını belirleyen uluslararası belli başlı kuruluşların [ IATA-International Air Transport Association DGR(Dangerous Goods Regulations), ICAO-International Civil Aviation Organization Technical Instructions, IMO-International Maritime Organization IMDG(International Maritime Dangerous Goods) Code ] , tehlikeli maddelerin taşınmasına yönelik hazırlanmış olan tavsiye ve talimatları çerçevesinde ve bir dizi uluslararası antlaşma ile tesis edilmiştir.

Ülke içi su...

Read More

Su Kirliliği ve Çeşitleri

Su canlıların yaşaması için hayati öneme sahiptir. En küçük canlı organizmadan en büyük canlı varlığa kadar, bütün biyolojik yaşamı ve bütün insan faaliyetlerini ayakta tutan sudur. Dünyamızın %70’ini kaplayan su, bedenimizin de önemli bir kısmını oluşturmaktadır. Ancak yeryüzündeki su kaynaklarının yaklaşık %0.3’ü kullanılabilir ve içilebilir özelliktedir.
Dünya nüfus...

Read More

Arıtma Ekipmanları ; Karıştırıcılar

Karıştırıcılar

Hızlı Karıştırıcı

Hızlı karıştırıcılar kimyasal çözelti hazırlama, koagulasyon gibi hızlı karışım uygulamalarında kullanılmaktadır.
Kullanım amacına bağlı olarak pervane tipi, pervane ölçüsü ve karışım devri seçilmektedir. Özel uygulamalara yönelik karıştırıcılar da tasarlanmaktadır.Pervane malzemesi olarak paslanmaz, karbon çelik(epoksi/galvaniz/kataforez kaplama) veya plastik alternatiflerimiz bulunmaktadır

Yavaş Karıştırıcı

Yavaş karıştırıcıları çamur yoğunlaştırma, flokulasyon gibi yavaş karışım uygulamalarında kullanılmaktadır.
Kullanıldığı ortama bağlı olarak malzeme özellikleri paslanmaz veye karbon çelik(epoksi/galvaniz/kataforez kaplama) olarak seçilmektedir.

Statik Mikser

Statik mikser karıştırma işlemini çok pratik bir hale getirir.
Karışım tankı, karıştırıcı gibi ekipmanlara gerek kalmadan mevcut hat üzerine bağlanabilen Statik mikser modülleri kolayca çıkartılıp temizlenebilmektedir.Polipropilen malzemeden üretilen statik mikser kimyasal korozyona dayanıklıdır

Read More

Polielektrolit

Katyonik Polielektrolit

Katyonik polielektolit atıksu arıtma tesislerinin çamur susuzlaştırma ünitelerinde yaygın olarak kullanılmaktadır.

Santrifüj dekantör, belt pres veya filtre pres ile çamur susuzlaştırma yapılan proseslerde statik mikser yardımı karşım haline getirilen flokülant, basınçlı çamur hattına dozlanmaktadır.

Katyonik polielektrolit ürününün çalışma prensibi genel olarak sulu çözelti içindeki polimer zinciri ile askıda katı halde bulunan katı parçacıkların elektriksel yükleri arasında iyon değişmesine dayanır. Katı parçacıkların kararlı yapıları bozulur ve bu da koagülasyon yada flokülasyona yol açar.

Katyonik polielektrolitler %0.05 ila %0.1 arasında seyreltilir. Hazırlama çözeltisi genelde %0.5 olarak, orijinal ürünün karıştırma esnasında suya eklenmesi sonucu hazırlanır. Susuzlaştırılacak çamurun karakteristikleri değişik olduğundan uygulanacak dozajlar laboratuvar ortamında jar testi ve işletme denemeleri sonucu belirlenir.

 

Anyonik Polielektrolit

Toz polielektrolitler, tanecik boyutu azami iki mm ebatında olan, fiziksel formları toz şeker görünümünde olan polielektrolitlerdir. Toz polielektrolitler taşıdıkları yük karakterlerine göre anyonik, katyonik ve nonyonik olmak üzere üç kategoriye ayrılırlar. Toz polielektrolitler, temin edildikleri formlarda kullanılmayıp, su ile çözeltileri oluşturulduktan sonra uygun noktadan stream içerisine dozlanırlar.

Anyonik Polielektrolitler genel olarak kimyasal arıtma ve madencilik faaliyetlerinden kaynaklanan su arıtma proseslerinde KOI , AKM , ağır metal ve kolloidlerin arıtımında ve cevher geri kazanımında flokulant olarak kullanılan polielektrolit türevidirler. Çok nadirde olsa bazı istisna proseslerde çamur susuzlaştırma işleminde kullanıldıklarınıda görmek mümkündür.

Read More

Alüminyum Sülfat

Alüminyum sülfat AL2(SO4)3(16,42-14,33)H2O formülü ile gösterilip, endüstriyel atıksu veya içme suyu arıtımında kullanılırlar.

Su arıtımında kullanılan en yaygın pıhtılaştırıcı (koagülant) olması sebebi ile 1 tonluk big-bag’lerde granülür ve toz halde satılabilinmektedir.

İşçi sağlığı ve iş güvenliği yönetmelikleri uyarında standard alüminyum sülfat ambalajı 25 kg’lıktır.

Kuru halde korozif aktivite göstermeyen alüminyum sülfat su ile solusyonunda korozif olmaktadır.

Korozif özelliğinden dolayı plastik ya da paslanmaz çelik tanklarda toklanmalıdır.

Arıtma tesislerinde optimum alüminyum sülfat dozaj miktarı laboratuvar ortamında jar testi ve isletme denemeleri sonucu belirlenir.

Alüminyum sülfat %6’lık çözelti haline getirilerek kullanılmaktadır. Suya renk vermemesi, estetik açıdan tercih edilme sebeplerindendir.

Toz ve granül formda satışlarımız mevcuttur. Toz form tanecik büyüklüğü 0-1 mm, granül form tanecik büyüklüğü 4-12 mm ‘dir.

Read More

İklim Değişikliği

İklim değişikliği, bugün dünyada karşılaştığımız küresel ölçekte en büyük çevre sorunlarından birisi olarak kabul edilmektedir. Gelinen nokta itibariyle iklim değişikliği; fiziksel ve tabii çevre, şehir hayatı, kalkınma ve ekonomi, teknoloji, tarım ve gıda, temiz su ve sağlık olmak üzere hayatımızın her safhasını etkilemekte ve ülkelerin bu konularda çözüm çabalarını arttırmalarını zorunlu kılmaktadır.

Read More

ÇEVRE İZİN – ÇEVRE İZİN VE LİSANS SÜRECİNİN TAMAMLANMASI AŞAMASINDA SUNULMASI GEREKEN BİLGİ VE BELGELER

ÇEVRE İZİN – ÇEVRE İZİN VE LİSANS SÜRECİNİN TAMAMLANMASI AŞAMASINDA SUNULMASI GEREKEN

BİLGİ VE BELGELER

ÇEVRE İZİN/LİSANS KONUSU

İZİN LİSANS SÜRECİNİN TAMAMLANMASI İÇİN GEREKLİ BİLGİ VE BELGELER

 İZİN KONULARI

Emisyon   1-  Emisyon Ölçüm Raporu
Gürültü Kontrolü   1-  Akustik Rapor
Atıksu Deşarjı  1-  Atıksu Deşarjı Teknik Bilgiler Listesi
Tehlikeli Madde Atıksu Deşarjı 1-  Tehlikeli Madde Atıksu Deşarjı Teknik Bilgiler Listesi 
Derin Deniz Deşarjı 1-  Derin Deniz Deşarjı Teknik Bilgiler Listesi

LİSANS KONULARI

Geri Kazanım

Tehlikeli Atık 1-  Teknik Uygunluk Raporu2-  Fizibilite Raporu
Tehlikesiz Atık 1-  Teknik Uygunluk Raporu 
Atık Yağ 1-  Teknik Uygunluk Raporu2-  Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu Madeni Yağ Lisansı

3-  Geri kazanılan ürünlerin TSE ürün standartları 

Bitkisel Atık Yağ 1-  Teknik Uygunluk Raporu
Atık Pil ve Akümülatör 1-  Teknik Uygunluk Raporu
Ömrünü Tamamlamış Lastik 1-  Teknik Uygunluk Raporu
Ambalaj Atığı 1-  Geri dönüşüm sonunda elde edilen ürünün standardına ve ürünün satışa uygunluğuna ilişkin izin belgesi

Bertaraf

Atık Yakma ve Birlikte Yakma 1-  Deneme Yakması Planı2-  Deneme Yakması Sonuç Raporu
Düzenli Depolama 1-  İzleme Raporları

Ara Depolama

Tehlikeli Atık 1-  Teknik Uygunluk Raporu2-  Tesise kabul edilen atıkların analizi

3- Atığın temin edildiği işletmeler, adresleri, telefon faks numaraları ve sorumlu kişiler 

  İşleme

Tıbbi Atık Sterilizasyon 1-  Tesisin, projesi ve şartnamesine uygun olarak yapıldığını gösterir rapor2- Atığın temin edildiği sağlık kuruluşları, adresleri, telefon, faks numaraları ve sorumlu kişiler

3-  Biyolojik indikatör analiz raporu

Ömrünü Tamamlamış Araç İşleme 1-  Teknik Uygunluk Raporu
Ambalaj Atığı Toplama ve Ayırma 1-  Ambalaj Atıkları Yönetim Planı Uygunluk Yazısı
Tanker Temizleme 1-  Teknik donanıma ait proje proforma fatura ve bilgiler
Hurda Metal 1-  Atığın temin edildiği işletmeler, adresleri, telefon, faks numaraları ve sorumlu kişiler
Atık Kabul Tesisi 1-  Faaliyet Raporu
Arındırma PCB Arındırma       1-Teknik Uygunluk Raporu 
Read More

ÇEVRE İZNİ (e-Çevre İzinleri)

Çevre İzni – Çevre İzin ve Lisansları (e-Çevre İzinleri), Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ’nın görev ve sorumluluğunda bulunan tüm izin ve lisanslar için başvuruların yapılması ve değerlendirilmesi aşamalarını içeren web tabanlı bir uygulamadır.

Çevre İzin ve Lisans başvuruları sanayi tesisleri adına çevre görevlisi veya çevre danışmanlık firması olarak yeterlik almış kuruluşlar ve kişiler tarafından yapılmaktadır. Başvurular elektronik ortamda başvuruyu inceleyecek mercilere iletilmektedir. Bu merciler; çevreyi kirletici etkisi yüksek olan tesisler için Bakanlık Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü, çevreyi kirletici etkisi olan diğer tesisler için ise İl Çevre ve Şehircilik Müdürlükleridir.

Çevre İzni – Çevre İzin ve Lisansları kısaca e-Çevre İzinleri uygulaması ile bugüne kadar basılı evrak üzerinden yapılan başvurular yerine bilgi teknolojileri imkânları kullanarak elektronik başvuruya imkân sağlanmaktadır.

Bu amaçla geliştirilen web tabanlı yazılım sayesinde başvuruların yapılması, bu başvuruların yetkili mercilere iletilmesi, değerlendirilmesi ve onaylanma süreci online olarak tamamlanabilmektedir.

Çevre İzni – Çevre İzin ve Lisansları (e-Çevre İzinleri) Başvurusu:

Uygulamanın hukuki altyapısını 29 Nisan 2009 tarih ve 27214 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik oluşturmaktadır. Konu bazlı (emisyon izni, deşarj izni v.b) izin sisteminden bütüncül Çevre İzni uygulamasına geçilmiştir.

e-Çevre İzinleri kullanıcılarının mutlaka E-imza veya Mobil İmza sahibi olması gerekmektedir.

Çevre İzni (e-Çevre İzinleri) başvurularında, elektronik imza ile imzalanarak sisteme yüklenmesi gereken belgenin formatının, belgeyi inceleyen merci tarafından da açılabilecek bir program formatında olması gerekmektedir.

Kabul edilen dosya formatları: pdf, doc, xls, rtf, jpeg, jpg, png, gif olarak belirlenmiştir.

İlgili Yönetmelikler:

Çevre Denetimi Yönetmeliği

Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hak. Yönetmelik

Çevre Görevlisi ve Çevre Danışmanlık Firmaları Hakkında Yönetmelik

Mevcut İzin ve Lisansların Geçerliliği:

Mevcut işletmeler, “Çevre Kanununca Alınması Gereken İzin ve Lisanslar Hakkında Yönetmelik” yürürlüğe girmeden önce ilgili mevzuat kapsamında ayrı ayrı almış oldukları izin veya lisanslarından, yönetmelik yürürlüğe girdikten sonra geçerliliği ilk bitecek olanın süre bitiş tarihinden en az otuz gün önce bu yönetmelik kapsamında çevre izin veya çevre izin ve lisans başvurusunda bulunur.

Çevre İzin ve Lisansları süresiz olanlar ise, yönetmeliğin yürürlüğe giriş tarihinden itibaren en geç iki yıl içerisinde bu yönetmelik kapsamında çevre izin veya çevre izin ve lisans başvurusunda bulunur. Ancak bu işletmelerden ilk defada ücret alınmaz.

alinti.

Read More

ÇED Gerekli – ÇED Gerekli Değil Kararı

Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED)

Çevreye önemli etkileri olabilecek faaliyetlerle ilgili projelerin planlama aşamasından başlayarak; faaliyetin inşaat, işletme ve faaliyettin sona erdirilmesinden sonra meydana gelebilecek etkilerinin, proje hakkında karar alınmadan önce bilimsel yöntem ve tekniklerle incelenmesi, projenin tüm uygulama aşamalarında bu etkilerin ve önlemlerin izlenmesi ve denetlenmesi sürecidir.

ÇED’in Amacı

Ekonomik ve sosyal gelişmeyi önlemeden, çevre değerlerini ekonomik politikalar karşısında korumak, planlanan bir faaliyetin yol açabileceği bütün olumsuz çevresel etkilerinin önceden tespit edilip gerekli önlemlerin alınmasını sağlamaktır ÇED Yönetmeliği’nin Dayanağı Çevre Kanunu’nun 10. Maddesi’dir.

10.madde; “Gerçekleştirmeyi planladıkları faaliyetleri sonucu çevre sorunlarına yol açacak kurum, kuruluş ve işletmeler bir “Çevresel Etki Değerlendirmesi Raporu” hazırlarlar”.

ÇED Yönetmeliğinin Gelişimi

07.02.1993 tarihinde Yönetmelik yürürlüğe girmiştir. 23.06.1997, 06.06.2002, 16.12.2003 ve son olarak 17.07.2008 tarihinde revize edilerek bugünkü şeklini almıştır.

 

Valilikce Yapılan İşlem Adımları:

1)ÇED Yönetmeliği Ek II listesinde yer alan faaliyetler için hazırlanacak Proje Tanıtım Dosyası, faaliyet sahibine ait taahhütname ve vekaletname ile birlikte başvuru dilekçesi. Başvuru bedeli olarak İl Çevre ve Orman müdürlüğü Döner Sermaye hesabına yatırılması gereken 2.000 TL’lik banka dekontu.

2)Tesisin incelenmesi, (Projenin yeri ve türü incelenir. İncelemede Ek 5 listesi dikkate alınır.İnceleme ve değerlendirmede gerek görülürse Yönetmeliğin 17. Maddesindeki işlemler yapılır.)

3) Eleme Kontrol Listesi doldurularak inceleme ve değerlendirme işlemi tamamlanır,

4)“ÇED Gereklidir” ya da “ÇED Gerekli Değildir” kararı verilir, (Valilik, yapılan çalışmaları dikkate alarak proje hakkında “ÇED Gereklidir” veya “ÇED Gerekli Değildir  ” kararını  verir. )

5)“ÇED Gerekli Değildir ” kararı  verilen projeler için ÇED Gerekli Değildir Belgesi  düzenlenir,

6)“ÇED Gereklidir” Kararı verilen projeler için Yönetmeliğin 17. maddesinin son paragrafında yer alan ““Çevresel Etki Değerlendirmesi Gereklidir”  kararı alınan projeler ( 7 nci madde uyarınca ) Çevresel Etki Değerlendirmesine tabidir. Bir yıl içinde( 8 inci maddeye göre) Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecinin  başlatılmaması durumunda başvuru geçersiz sayılır.” hükmü gereğince Bakanlığa müracaat etmeleri proje sahibine bildirilir,

7)Valilik, verilen kararı proje sahibine, diğer ilgili kamu kurum ve kuruluşlarının taşra teşkilatlarına bildirir,

8)Maden Kanununa göre I.Grup (Kum, çakıl ) dışında ruhsatlandırılan projelere ilişkin verilen kararlar ve Proje Tanıtım Dosyasının birer nüshası Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Maden İşleri Genel Müdürlüğü’ne de gönderilir.

 

Valilikçe Yapılacak İşlemlerde Gerekli Belgeler

  • Başvuru dilekçesi
  • Çevre düzeni / İmar Planı (Bölgeye ait)
  • Vaziyet planı
  • Proje özeti, İş akım şeması, planlanan kapasite veya varsa kapasite raporu
  • Mülkiyete ilişkin bilgi ve belgeler

    Bakanlıkca Yapılan İşlem Adımları

    ÇED Süreci

    Ek I Listesinde yer alan projeler ile Ek II Listesinde yer alan ve ‘ÇED Gereklidir’ kararı(Valiliklerce verilecektir) verilen projeler için;

    • Ek I Listesinde yer alan projelerde Ek III’e göre hazırlanan raporun veya ‘ÇED Gereklidir’ kararı verilmiş projelerde ÇED Gereklidir kararı ve proje tanıtım dosyası ile birlikte Bakanlığa sunulması
    • Raporun veya dosyanın Bakanlıkca incelenmesi
    • Uygunsa, komisyon teşkili, raporun çoğaltılması
    • Komisyon toplantısı
    • Halkın katılımı toplantısı
    • Kapsam ve özel format belirleme toplantısı
    • Özel formata göre hazırlanmış raporun Bakanlığa iletilmesi
    • Bakanlıkca raporun incelenmesi
    • Raporun Bakanlıkta ve Valilikte halkın görüşüne açılması
    • 1. İnceleme Değerlendirme Komisyon toplantısı
    • Eksikliklerin tamamlanması
    • 2. İnceleme Değerlendirme Komisyon Toplantısı
    • Nihai ÇED Raporunun hazırlanması
    • ‘ÇED Olumlu’ veya ‘ÇED Olumlu Değildir’ kararı
    • Kararın Valiliğe, proje sahibine ve kurumlara bildirilmesi

     

    ÖZEL DURUM / ÖZEL NOT:

    7/2/1993 tarihinden önce uygulama projeleri onaylanmış veya çevre mevzuatı ve ilgili diğer mevzuat uyarınca yetkili mercilerden izin, ruhsat veya onay ya da kamulaştırma kararı alınmış veya yatırım programına alınmış veya mevzi imar planları onaylanmış projelere ve bu tarihten önce üretim ve/veya işletmeye başladığı belgelenen faaliyetlere 16. Madde hükümleri doğrultusunda bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.

    23/6/1997 tarihinden önce ilgili mevzuatı gereğince güzergahı belirlenen veya yatırım programına alınan petrol ve gaz boru hatları, enerji nakil hatları, otoyollar, ekspres yollar, devlet yolları ve il yolları projelerine bu Yönetmelik hükümleri uygulanmaz.

    Alinti.

Read More