İş Sağlığı ve Güvenliğinin Temel Amaçları

İş Sağlığı ve Güvenliğinin temel amaçları

Çalışanlara yönelik İş Sağlığı ve Güvenliği ile yakından ilgili bulunan üç unsur vardır:

1. Çalışanların korunması: İş sağlığı ve İş Sağlığı ve Güvenliği çalışmalarının asıl amacını oluşturur. Çalışanları iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı koruyarak ruh ve beden bütünlüklerinin sağlanması amaçlanmaktadır.

2. Üretim güvenliğinin sağlanması: Meslek hastalıkları ve iş kazaları en az düzeye indirildiğinde işgücü ve işgünü kayıpları azalacaktır. Dolaylı olarak üretim korunacak ve daha sağlıklı ve güvenli bir çalışma ortamında iş verimi de artacaktır.

3. İşletme güvenliğinin sağlanması: İlk 2 maddede belirtilen amaçlara ulaşmak üzere çalışmalar yapılırken işletmeyi tehlikeye düşürebilecek durumlar da ortadan kaldırılacağı için işletme güvenliği de sağlanmış olacaktır.

Genel Sağlık Kavramı: Önceleri, sağlıklı insan tanımı, İş kazası ve meslek hastalığı geçirmemek ve hasta olmamak ş eklinde ifade edilirdi. Bugün ise, Dünya Sağlık Örgütü (WHO) sağlığı; yalnız hastalık ve maluliyetin olmaması değil, fiziksel, ruhsal ve sosyal yönden tam bir iyilik hali olarak tanımlamaktadır.

 

 İş ve Sağlık ilişkisini Belirleyen Faktörler:

İş yerlerinde, çalışanların sağlığı üzerinde etkili olan, bir anlamda İş ve Sağlık ilişkisini belirleyen başlıca iki grup faktör vardır;

  • Kişisel bazı özellikler
  • Çevresel faktörlerdir.

Kişisel faktörler olarak;

  • Kişinin yaşı
  • Cinsiyeti
  • Genetik özellikleri
  • Beslenme durumu
  • Sigara, alkol vb. alışkanlıkları
  • Yaşadığı çevrede bulunan bazı faktörler

bir araya gelerek bir insanın sağlık durumunu belirler.

Çevresel faktörler;

  • İşçinin çalıştığı İşyeri ortamında bulunan çeşitli sağlık riskleridir
    • Fiziksel etkenler
    • Kimyasal etkenler
      • Tozlar
      • Buharlar
      • Dumanlar
      • Biyolojik etkenler
      • Ergonomik etkenler
      • Psikososyal etkenler

Olarak gruplandırabiliriz.

Fiziksel Etkenler:

  • Gürültü,
  • Vibrasyon (Titreşim),
  • Aydınlatma,
  • Termal Konfor Şartları,
  • Havalandırma,
  • Radyasyon,
  • Basınç Değişimleri olarak sıralanabilir.

 

a) Gürültü; genellikle istenmeyen ve rahatsız edici sesler gurultu olarak tanımlanır. İşçi Sağlığında ise gurultu ‘işitme duyusunun azalmasına veya sağlığının bozulmasına ya da başka

tehlikelerin oluşmasına neden olan seslerdir’. İşyerlerindeki devamlı çalışan makineler (dokuma tezgahları), testere dişli makineler, dizel motorlar, pistonlar vb. gibi gurultu

kaynakları devamlı, ani, kesik kesik gurultu yapabilmektedirler.Gürültüden etkilenen kişilerde, işitmenin azalması veya kaybı dışında kan basıncı artar, sinir

sistemi üzerine olumsuz etkisi vardır, kanda kolesterol, yağlar artar, stres ve hatalar artar,moral bozulur, yorgunluk artar, is kazaları artar ve verimlilik düşer.

b) Titreşim (Vibrasyon); Titreşim ses dalgaları gibi belirli aralıklarla tekrarlayan mekanik bir enerjidir. İletim ve etkileme derecesi, titreşimin frekans ve şiddetine bağlıdır. İşyerlerinde

titreşim kaynakları olarak araç ve makinelerin salınımlı hareketleri, makinelerin bağlantı parçaları arasındaki çarpışma ya da sürtünme, makine gövde ve parçalarının montajında

kullanılan darbeli çekiç, matkaplar gibi araçlardır.Lokal titreşimde (taşınabilir testere, rende makineleri vb) el ve parmaklardan vücuda ulasan titreşim, dolaşım sistemini etkileyerek el, kol ve parmakta ağrı, bükülme zorluğu, aşırı duyarlılıklar meydana getirebilir.

c)Aydınlatma; İyi bir işyeri aydınlatması yapılan ise göre yeterli şiddette, tek düze, iyi yayılmış, gölge vermeyen ve göz kamaştırmayan aydınlatmadır.

Doğal aydınlatma, gündüz aydınlığı, güneş ile olan aydınlatmadır.Yapay aydınlatma, ampul ya da flüoresanlarla direkt, yarı indirekt ve indirekt olarak yapılan

aydınlatmadır.

Yetersiz veya uygunsuz aydınlatma sonucunda, görme fonksiyonunda zorlanmalar, göz yorgunluğu, gözlerde batma, yanma, kızartı olur, ileri derecede etkilenme ile görme bozulur.

Ayrıca, iyi ve yeterli derecede aydınlatılmamış bir ortamda yapılan çalışmalarda (ağaç isleme tezgahları, torna tezgahları gibi tehlikeli makinelerin kullanılması ile) iş kazaları artabilir.

d)Termal Konfor Şartları; (Isı, nem, havalandırma)

Çalışma ortamlarının ısısının ve neminin çalışılan is koluna göre bulunması gereken miktarı değişiktir. Bazı is kollarında belirli ısı ve nem teknolojik bakımdan gerekli olan fiziki

koşullardır. (Tekstil sanayinde pamuk, yun ipliklerin yapımı, elyafın yumuşaklığı, bükülme uygunluğu vb. için)

Bazı is kollarında nem yapılan isin sonunda ortaya çıkar; boyahaneler (kumaş), seker,konserve, kağıt fabrikaları, çamaşırhaneler gibi.

Yüksek fırın, kok fabrikası, kauçuk, cam fabrikaları ve dökümhanelerde ise kuru sıcak vardır.

Vücut ısısını kontrol eden büyük faktör cevre ısısıdır. Isı arttıkça sinir sistemi etkilenir, kas kuvveti düşer, nabız yükselir, yorgunluk artar, ağrılı kas krampları oluşur, bas ağrısı, mide

bozuklukları, iştah azlığı, uykusuzluk vb değişiklikler oluşabilir.

Soğuk, özellikle nemli ortamdaki hareketsizlerde ayaklar ıslak ve sıkı giydirilmişse daha fazla etkili olur.

Isı azaldıkça ayaklarda şişme, kızartı, yanma, eklem romatizması gelişebilir.Uygun olmayan termal konfor şartlarında daha yavaş çalışmayla verimlilik azalır, is

kazalarının oranı artar. Dolaşım bozuklukları, el becerilerinin azalması, soğuk algınlığı,üşüme, kas ve eklem hastalıkları, genel bezginlik ve is hevesi kayıpları oluşabilir.

e) Radyasyon:

Enerjinin elektro manyetik veya parçacık modeliyle taşınması radyasyon olarak tanımlanır.Kısa dalga boylu olan ısınların (mor ötesi ısınlar) deri ve gözde tahriş edici etkisi vardır.

Gözlerde yanma, kasıntı, sulanma, ağrı meydana gelir. (Kaynakçılıkta gözlük kullanmadankaynak yapılması gibi) X ve gama ısınları ise bazı kanserler ve genetik bozukluklara yol acar.

Uzun dalga boylu radyasyonun ise sıcaklık arttırıcı etkisi vardır. Özellikle kızıl ötesi ve mikro dalga ısınlara bağlı olarak sıcaklık artması sonucu bazı bozukluklar ortaya çıkar. Cam üfleyenlerde erken yasta katarakt meydana gelebilir. Ayrıca hematolojik hastalıklar, kalıtsal etkiler, cilt kanserleri, mide bulantısı, iştahsızlık, kusma, sac dökülmesi ortaya çıkar.

f) Basınç Değişimleri:

Alçak basınç ve yüksek basınca altında çalışanlarda birtakım etkilenmeler olur.

Basınç değişikliklerinden etkilenmelerle dalgıçlarda, sünger avcılarında, dağcılarda, uçaklarda çalışanlarda kulak uğultusu, sinüslerde ağrı, duyma bozuklukları, kasıntı belirtileri, karın ağrısı, kemik ağrıları, sarhoşluk hali gibi tüm vücudun etkilenmesiyle çalışma yeteneğinin kaybı ve hatta ölüme varan is kazaları oluşabilmektedir.

Yüksek rakımlı yerlerde düşük atmosfer basıncı nedeniyle oksijen basıncının azalmasına bağlı belirtiler görülebilir

 Kimyasal Etkenler :

Çevrenin normal yasama uygun kimyasal bileşimini az veya çok değiştiren elementlere genel olarak “Kimyasal Etkenler” denir.Endüstrinin her dalında, atölyeler, laboratuarlar, sokaklar hatta evlerde organik ve inorganik bileşiklerle, insektisitler, ilaçlar, gaz, buhar, duman ile insanlar birlikte yasamaktadır. Bu maddelerin çevredeki oranları belirli düzeylerin üzerinde olunca, sağlığa zararlı olurlar.

Bunlar: Metaller; (kursun, cıva, manganez, nikel, magnezyum, selenyum, uranyum gibi)

Solventler; (çözücüler; benzen, tolüen, trikloretilen, karbontetraklorur, alkoller, eterler gibi)

Zehirli Gazlar; (karbonmomoksit, hidrojensulfur, klor, brom, iyot, flor, amonyak,kukurtdioksit gibi)

Asit ve Alkaliler; (nitrik asit, sülfürik asit, formik asit, sodyum ve potasyum hidroksit gibi)

Boyalar; Madeni boyalar (arsenikli, kurşunlu, cıvalı, kromlu vb.), sentetik organik boyalar (azotlu, difenilmetanlı, indigo boyaları gibi)

Pestisitler; Đnsan ya da bitkiler için bazı zararlı canlıları yok etmek icin kullanılan kimyasal

maddeler olarak tanımlanabilir.(fungusitler, rodentisitler, herbisitler, mollusitler olmak üzere 5 gruptur.)

Plastikler; Monovinilklorur gibi sağlığa zararlı olanlar.

Kanserojen Maddeler; Kanser oluşumuna neden olan veya kanser oluşumunu hızlandıran maddelerdir.(katran, zift, mineral yağlar, krom tuzları, nikel, asbest, arsenik, benzen vb.)

Tozlar :

Tozlar, çapları 0.5-150 mikron büyüklüğünde olup, havada asılı duran katı parçacıklara “toz” denir.

Çalışma ortamında bulunan tozların akciğerlere girip birikerek etki yapması sonucunda oluşan hastalıklara “Pnomokonyoz” denir. Pnomokonyozlar, insanlık tarihinde belirlenen ilk meslek

hastalıklarıdır.

Silisyum, asbest, uranyum, alüminyum, radyum, pamuk, keten, ağaç tozları vb. bu gibi hastalıklara neden olurlar.

 Biyolojik Etkenler:

Çalışma ortamındaki tehlikeli biyolojik etkenler bulaşıcı hastalıklara neden olabilir.

Bunlar mikroorganizmalar, bakteriler, parazitler, mantar ve virüslerdir.(Sarbon, tetanos, viral hepatit, HIV, tüberküloz, tifo, brusellozis gibi)

İşyerleri ve çevresindeki copluk, acık kanalizasyon, bataklık gibi yerlerde, özellikle de hastanelerin belirli bölümlerinde çok yüksek dirençli mikroorganizmaların varlığı bilinmektedir.

 Ergonomik Etkenler:

Çalışma yaşamında ergonomi, çalışma koşullarının insanın niteliklerine uygun hale getirilmesi olarak değerlendirilmektedir.

İşyerlerinde ergonomik kuralların yerine getirilmesi, insanın sağlığı acısından olduğu kadar üretim ve verimlilik acısından da önem taşımaktadır.

Bir başka deyişle ergonomi, çalışmayı insan anatomisine ve fizyolojisine uydurmaktır.

Çalışanların beden, boyut ve özelliklerine uygun olmayan oturma yerleri, tezgah ve makinelerin tasarımında erişim noktaları, kontrol mekanizmalarının yerleşimi ve sinyal

düzeneklerinin ergonomik tasarım hataları nedeni ile eğilme, uzanma ve zorlanmaya bağlı stres, uzun donemde ise devamsızlık ve is kazaları artmakta, ise uyum, is hevesi ve

verimlilik ise azalmaktadır.Makine ve tezgahların çalışana göre ayarlanması, ise uygun fiziksel özellikteki kişilerin çalıştırılması, bu gibi zorlukların önüne geçmeye yardımcı olur. Ergonomi en az yorgunlukla en fazla verimliliği sağlamayı hedefler.

Çalışma esnasındaki duruş bozuklukları, ağır yük kaldırma ve tasıma, sık yer değiştirme, sık eğilme ve çömelme, tekdüze (monoton) ve tekrarlayıcı isler, yorucu is hızı ve düzeni, fiziksel

ve zihinsel yüklenme, görsel zorlanma gibi hususlar ergonominin kapsamı içine girer.Bu olumsuzlukları gidermek üzere ergonomi bilimi aşağıda belirtilen hedefleri kapsar;

-Çalışma surecinin insanın bedensel ve zihinsel (mental) yeteneklerine uygun hale getirilmesi,

-Araç-gereç tasarımını kullanıma daha elverişli hale gelmelerini sağlayacak bicimde geliştirme,

-Çalışma koşullarını, saatlerini, biçimini insana en uygun hale getirme,

-İş temposuna, çalışma saatlerine ve monotonluğa bağlı olarak oluşabilecek zorlanmaların engellenmesi ya da en aza indirilmesi,

-İşyeri ortamının ya da günlük yasama ortamının insana en uygun duruma getirilmesi,

-Gerek is, gerek ev ve gerekse diğer etkinlikler sırasında yasama ve çalışma kalitesini yükseltecek düzenek ve düzeltmeleri yapmak.

Psikolojik Etkenler:

Ruhsal veya fiziksel faktörlere bağlı olarak gelişen ve etkene özgü olmayan, koşullara uyum(adaptasyon) güçlüklerine karsı olan vücut reaksiyonlarına “stres” denilir. Nedenleri ruhsal ve

sosyaldir. Örneğin işyerinde geçimsizlik, isini kaybetme endişesi, ücret azlığı, terfi edememe,vardiyalar, dengesiz ücret sistemi, is değiştirmeler gibi nedenler en çok rastlanılan stres

sebepleridir.

Uygun İşe Yerleştirme:

Kişinin zihinsel, fiziksel ve ruhsal kapasitesine uygun bir meslek seçmesi, en uygun ve verimli bir çalışma hayatını sürdürmesini sağlama bakımından çok önemlidir. Eğer bir kimse,

seçilen mesleğin gerektirdiği zihinsel, fiziksel ve ruhsal istekleri karşılayabilecek bir yapılış ve durumda değilse, kısa veya uzun bir sure sonunda o isi yapamayacak bir hale düşer ve ağır

bedeni ve ruhsal bozukluklar bas gösterir. Keza, kendisinden beklenilenleri kısmen karşılama halinde de, basta isinden memnun olmama psikolojisi olmak üzere, bazı bozukluklar görülür.

İşte, bu nedenlerle, mesleğe yöneltme hizmeti, bu gibi yanlış yollara sapılmasını önlemeye yardım eder.

Erişkinlerde, uygun is tavsiyeleri yapılırken, müracaat edenin geçmişte çalıştığı islerdeki durumu ve sağlık hikayesi tespit edilebilirse sorunun çözümlenmesi çok daha kolaylaşır.

Mesleğe yöneltme hizmetinin çok önemli bir dalı, bir hastalık veya kaza geçirmiş olanlara (arızalılara) eski islerinin veya ona çok yakın islerin ya da son durumlarına en uygun düşecek

yeni bir isin mesleki eğitim yoluyla verilmesi, onların üretici hayata yerleştirilmelerinin sağlanmasıdır.(Readaptasyon çalışmaları) Bu gibi çalışmalara hekim de katılmalıdır.

İşletmelerde çalıştırılan ağır arızalılarda, normal denilen kişilere nazaran çoğunlukla, ise gidememezlik (absenteism) oranının daha düşük olması ilgi çekici bir gözlemdir ve daha cok

psikolojik nedenlerden ileri gelmektedir.

Mesleğe yöneltme, herhangi bir kişinin bedeni, fikri ve ruhsal niteliklerine ve kapasitelerine göre ona en uygun düşecek islerin seçilmesi suretiyle, onun iyi hatta mükemmel bir derecede

bir ise yöneltilmesi çalışmalarını toplamaktadır. Buna karşılık, bazen de belirli islerin gerektirdiği nitelikleri taşıyan insanların aranıp bulunması istenir. Buna belirli meslekler veya

isler icin secim denilir. Bu sonuncu şekilde, önce tıbbi bakımdan is analizlerinin yapılması gerekir.