İş Sağlığı ve Güvenliği

İşçi sağlığı ve iş güvenliğinin en çok kabul gören tanımına göre; “İş güvenliği, işyerlerindeki çalışma koşullarının sağlık ve güvenlik içinde olmasını temin eden ve sonucunda iş kazaları ile meslek hastalıklarını azaltan bir bilimdir.”

Dünyada ve ülkemizde sanayileşme ve teknolojik gelişmelere paralel olarak özellikle işyerlerinde üretken faktör olan çalışan kişilerin sağlığı ve güvenliği ile ilgili bir takım sorunlar ortaya çıkmıştır. Başlangıçta fazla önemsenmeyen bu sorunlar iş verimini ve işletmeyi tehlikeye sokmasıyla önem kazanmış ve üzerinde düşünülmesi gerekliliği doğmuştur. Bu aşamada yapılan çalışmalar sonucunda işyerlerinde çalışma düzenini ve koşullarını kapsayan birtakım kurallar ve kanunlar yürürlüğe konmuştur. Ancak geçen zaman içinde bu düzenlemelerin yetersiz olduğu görülmüş ve soruna daha değişik açılardan yaklaşılması gerekliliği baş göstermiştir. Bunun üzerine yapılan çalışmalar ve araştırmalar sonucunda “İşçi Sağlığı ve İş Güvenliği” kavramı doğmuş, konuya bilimsel olarak yaklaşılmaya başlanmıştır.

 

İŞ GÜVENLİĞİNİN ÖNEMİ

İş güvenliği kavramında,çalışanların can güvenliği,(yani sağlık)makine araç ve gerecin ,işyerinin,çevrenin,üretilen malın  güvenliği yer almaktadır.Bu kapsamdan,iş dünyasında çalışan çok sayıda insan,büyük miktarlar tutan malzeme, makine, araç ve gereçler, (yani para)çevre, ekoloji,  iş dünyası ile ilgisi olmayan milyonlarca insanın hayatı ve mutluluğu anlaşıldığına göre iş güvenliğinin önemi kendiliğinden ortaya çıkmaktadır.

Bu nedenle denilebilir ki, bir iş yerinde değil, bir ülkede İş Güvenliği varsa orada sağlık ve mutluluk vardır. İş güvenliği yoksa, can kaybı, sakatlık, hastalık, para ve zaman kaybı vardır.

 

İŞ GÜVENLİĞİNİN AMAÇLARI

İş Güvenliğinin tanımı ve öneminden anlaşıldığı gibi  amaçları şunlardır:

  1. Çalışanları korumak,
  2. Üretimin güvenliğini korumak,
  3. İşletmenin güvenliğini sağlamak,
  4. Ekolojik çevreye zarar vermemek.

 

İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİNİN ÜLKEMİZDEKİ GELİŞİMİ

 Konunun ülkemizdeki gelişimini ise Osmanlı ve Cumhuriyet dönemleri olmak üzere iki ayrı dönem itibarı ile incelemeliyiz. Sanayileşmenin henüz oluşmadığı ve fabrika denilecek büyüklükte işyeri sayısının çok az olması bu konudaki çalışmaların gecikmesine neden olmuştur. Osmanlı döneminde konuya ilişkin önemli gelişmelerin olduğundan söz edemeyiz. Bu döneme ilişkin önemli yasaların 1865 yılında Ereğli kömür havzalarında çalışan işçilere yönelik olarak çıkarılan ‖Dilaver Paşa Nizamnamesi‖ ve yine aynı işkoluna yönelik olarak 1869 yılında çıkarılan Maadin Nizamnamesidir.

Cumhuriyet dönemine bakıldığında, 1921 yılında 151 sayılı ― Ereğli Havza-i Fahmiye Maden Amelesinin Hukukuna müteallik Kanun‖ kömür işçilerinin çalışma şartları, iş güvenliği ve işçi sağlığı ile ilgili ilk yasadır.

1924 yılında 394 sayılı yasa çalışanlara hafta tatilini getirmiştir. Daha sonra ise 1935 yılında milli bayram ve genel tatil günleri hakkındaki yasa da yürürlüğe girmiştir.

1926 yılında 818 sayılı Borçlar yasası, iş kazası meslek hastalıkları ile ilgili hukuki hükümler getirmiştir.

1930 yılında çıkarılan Belediyeler Yasası ise denetim konusunda hükümler içermektedir. 1930 yılında çıkarılan 1593 sayılı‖ Umumi Hıfzıssıhha Kanunu‖ ve 1936 yılında çıkarılan 3008 sayılı İş Yasası bu konuda çıkarılan önemli yasalardır. Bu yasalara dayalı çok sayıda tüzük ile detaylar ve uygulamalar belirlenmiştir.

1946 yılında Çalışma Bakanlığını kurulması İş güvenliği ve İş sağlığı konusunda en önemli aşama olarak görülmektedir. 1945 yılında 4792 sayılı ― İşçi Sigortaları Kurumu Yasası‖ da önemli bir aşamadır.

3008 sayılı İş Yasası, 1967 yılında 931 sayılı yasayla yürürlükten kaldırılmış, bunun yerine ise 1971 tarihinde 1475 sayılı İş Yasası gelmiştir. Bu yasa uzun bir süre yürürlükte kalmış ve bu yasaya dayanarak birçok tüzük ve yönetmelikte çıkarılmıştır. Son olarak 2003 tarihinde 4857 sayılı ĠĢ Yasası yürürlüğe girmiştir. 1964 yılında yürürlüğe giren 506 sayılı Sosyal Sigortalar Yasası işçilere çeşitli risklere karşı güvenceler getirmiştir. Son olarak da 16.06.2006 tarihli 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Yasası kabul edilmiştir.

4857 sayılı İş Yasasıyla birlikte ülkemizde iş sağlığı ve güvenliği mevzuatımız da değişmiş, bu yasayla birlikte 50 yönetmelik ve 5 tebliğ yayımlanmıştır. Şimdiye değin bazı yönetmelik ve tebliğler aşağıdaki şekilde değişikliklere uğramıştır.

—İş Güvenliği ile Görevli Mühendis veya Teknik Elemanların Görev, Yetki ve Sorumlulukları ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (15.08.2009/27320 tarih/sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmeliğin 58 inci maddesi ile Yürürlükten Kalktı.)

İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Risk Grupları Listesi (25.11.2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan tebliğ ile yürürlükten kaldırıldı.)

—İş Sağlığı ve Güvenliğine İlişkin Tehlike Sınıfları Tebliği Danıştay Onuncu Daire 29.03.2010 tarihli 2010/696 Esas Nolu ARA KARARLA tebliğin dayanağı olan yönetmeliğin 75 inci maddesinin birinci fıkrasının yürütmesi durdurulmuştur.

İşyeri Kurma İzni ve İşletme Belgesi Alınması Hakkında Yönetmelik (04.12.2009 tarihli Resmi Gazetede yayınlanan yönetmelikle yürürlükten kaldırıldı.)

İşyeri Sağlık Birimleri ve İşyeri Hekimlerinin Görevleri ile Çalışma Usul ve Esasları Hakkında Yönetmelik (15.08.2009/27320 tarih/sayılı Resmi Gazetede yayınlanan İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmeliğin 58 inci maddesi ile yürürlükten kaldırıldı.)

İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri İle Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik ve Ekleri (15.08.2009 tarihli ve 27320 sayılı Resmi Gazete‘de yayımlanan yönetmeliğin Danıştay Onuncu Daire 29.03.2010 tarihli ve 2010/696 Esas Nolu ara kararıyla bazı maddelerinin yürütmesi durdurulmuştur.)

27 Kasım 2010 Tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren İşgüvenliği Uzmanının Görev ve Yetkilerini düzenleyen yönetmelik,İşyeri hekiminin görev ve yetkilerini düzenleyen yönetmelik ve İş sağlığı ve Güvenliği hizmetlerini düzenleyen yönetmelik yayınlanmıştır.

30Haziran2012 tarihli resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren 6331 sayılı İşsağlığı ve güvenliği kanunu ile gelişmeler son noktasına ulaşmıştır.Yeni yönetmeliklerle kanun desteklenecektir.

 

İŞ GÜVENLİĞİ EĞİTİMİ

İş Güvenliğinin sağlanması ve iş kazalarının önlenmesi için,en etkili tedbirlerin başında eğitim gelir. Çalışmalar sırasında ve her fırsatta İş Güvenliği eğitiminin yapılması mümkündür. Usta, Ustabaşı, Teknisyen gibi teknik elemanlar, işçilere gerekli açıklamaları yapar, muhtemel tehlikeler hakkında bilgi verirler, iş güvenliğine ait araçlarını kullanmaları hakkında bilgi verirlerse kazaların azaltılması ve önlenmesi mümkün olur. Ancak bu şekilde verilecek eğitim yeterli değildir. Bunun için,bir eğitim programının hazırlanması gerekir.

Bu programla:

a- İşe yeni girenlerin eğitimi,

b- Tecrübeli işçilerin eğitimi,

c- Usta, ustabaşı ve teknisyenlerin eğitimi sağlanır.

İşyeri büyükse ve çok sayıda eleman çalışıyorsa, ”İş Güvenliği Birimi “   kurulur. Bu birim:

a- İş Güvenliği planlaması yapar,

b- Kaza analizi yapar, istatistikleri tutar,

c- İşçileri kazalardan korumak için eğitir,

d- Koruyucu araç ve gereçleri temin eder bunların kullandırılmasını sağlar,

e- İş yerine ait muhtemel tehlikeleri tespit eder, tedbirleri alır.

 

İŞ KAZALARI

İş kazaları:  Belli bir zarar ve arızaya sebep olan, umulmayan, beklenmeyen ve planlanmamış olaylardır.

Kazalar günlük hayatın çeşitli yerlerinde görülebilirler, iş kazaları, spor kazaları, ev kazaları, trafik kazaları sıkça görülüp duyulanlardır Hepsindeki ortak özellik, beklenilmemeleri, umulmamaları ve planlanmamış olmalarıdır.

Ülkemizde  iş kazaları ve Meslek Hastalıklarından dolayı her yıl; 1500 kişi ölmekte, 4000 kişi sakat kalmakta  2 Milyon saat iş kaybı  olmaktadır. Bu  istatistik bilgilere ayrıca , kayıp malzeme ve ekonomik değerler eklenmelidir.

KAZALARIN OLUŞ SEBEPLERİ

İş kazalarının meydana gelmesine, teknik, sosyal, psikolojik,fizyolojik, etkenler neden olabilir. Çalışan kişinin kendisi, çalıştığı işyeri, iş yeri arkadaşları, çevresi, kullandığı makine ve malzemeler, araç gereçlerin her biri iş kazasının nedenidir. Bu sayılanların hepsi birbiri ile etkileşim içinde olan faktörlerdir.

Bu faktörleri aşağıdaki şekilde sınıflandırmak mümkündür.

1- Malzeme

a- Malzemenin kimyasal ve fiziksel özelliklerinden kaynaklanan faktörler,

b- Kullanılan maddelere göre uygun üretim sisteminin seçilmemiş olması,

2- Makine ve teçhizat

a- Malzeme yorgunluğu,

b- Koruyucu tedbirlerin alınmaması

c- Makinelerin yanlış seçilmesi veya yanlış kullanılması,

3- Çevre

a- Sıcaklık,nem,aydınlatma,gürültü gibi fiziki faktörler,

b- Mekanik etkiler,

c- Sağlık şartları,

4- İnsan

a- Eğitim ve bilgi eksikliği

b- Dalgınlık, dikkatsizlik,

c- İlgisizlik,düzensizlik,

d- Bedenin iş uyumsuzluğu,

e- Meleke(beceri) noksanlığı,

f- Aile düzeni,

g- Beslenme yetersizliği

Bu faktörler incelendiğinde, iş kazasının kazadan hemen önceki durumla yakından ilgili olduğu görülür. Bu nedenle kazaların emniyetsiz durum veya emniyetsiz hareketlerden kaynaklandığını söylemek mümkündür.

Sayılanların dışında bazı durumların da iş kazalarına sebep olduğunun unutulmaması gerekir Bu durumlar: Fazla mesai,fazla iş yorgunluğu,Mantıksız iş rejimi,sürekli fazla güç harcama,sürekli gece vardiyası,kişinin ruhsal yapısına uymayan işlerin verilmesi.

 

KAZALARIN ÖNLENMESİ İÇİN İŞYERİNDE ALINACAK PRATİK TEDBİRLER

  1. Çalışma ortamının bütün yönleri ile çalışanlara tanıtılması,
  2. Ortamın fiziki şartlarının incelenmesi ve düzeltilmesi, (ısı,nem,gürültü,titreşim,ışın gibi )
  3. Zararlı maddelerin değiştirilmesi, (zehirli,hastalık yapıcı, vb.)
  4. Gerekli işlemlerin değiştirilmesi, (boya tiner yayan havalı tabanca yerine, havasız tabanca kullanılması)
  5. Toz için ıslak yöntemlerin uygulanması,
  6. Uygun havalandırma sistemi kullanılması,
  7. İşyerinde sürekli bakım ve temizlik yapılması (bozuk makine ve araçların tamiri ve arızalı levhası asılması)
  8. Kişisel korunma cihazları kullandırılması (gözlük, maske,eldiven,baret gibi)
  9. İşyerinde yangından korunma araç ve gereçleri bulundurulması,ilgili talimatların asılması
  10. Basit yaralanmalar için ecza dolabı ve malzemeleri bulundurulması,acil durumlar için çalışanların kan gruplarının önceden emin bir kuruluştan tespit edilmesi

 

İŞ GÜVENLİĞİNDE SORUMLULUK

İş kazaları ve meslek hastalıklarından korunmak, işçi, iş veren ve devletin işbirliği ile mümkündür.

İşçi: Kendi sağlığı söz konusu olduğundan mesleğine ait bilgi ve beceriler yönünden kendini yetiştirmesi, iş güvenliği kurallarına uyması işçinin hem sağlığını koruyacak hem de mali sorumluluk altına girmesini önleyecektir. Yapılan araştırmalar iş kazalarının % 80-90 oranının çalışanların hatasından ve kurallara uymamalarından kaynaklandığını göstermektedir. Sendikaların işçi kuruluşu olmaları neden ile konu ile ilgili hassasiyeti göstermeleri gerekir.

İşveren: İş yeri sahipleri, iş görenlerin yapılan işin özelliklerine uyan şartları oluşturmak, işçilerin kendi başlarına alamayacakları eğitimleri kendilerine gördürmek, işçiye ve çevreye karşı kanunların kendilerine yüklediği yükümlülükleri yerine getirmek durumundadırlar. İş kazalarının % 10 – 20 si yönetim hatalarından meydana gelmektedir.

Devlet: Devlet iş ve çalışma dünyasında kanunlara dayanan gücü ile yaptırımcı özelliğe sahiptir. Anayasamızın ilgili hükümleri ve buna dayanarak çıkarılmış olan yasa ve yönetmeliklere  ilgili olan herkes uymak mecburiyetindedir. Devletin yasal yükümlülükleri uygulatması yanında, Çalışma bakanlığı, çalışma hayatını düzenleyici, rehberlik edici ve eğitici çalışmaları da yerine getirir. İş ve çalışma hayatında gerek iş barışı gerekse iş güvenliği açısından ilgili kuruluşların elbirliği içinde çalışmaları, olumlu sonuçlar verir.

 

İş Kazası ve Meslek Hastalığının Tanımı ve Tespiti

506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun 11’nci maddesinde iş kazası ve meslek hastalığının tanımı yapılmıştır. Sigortalının geçirdiği kazanın iş kazası sayılması, tutulduğu hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edilmesi ancak durumlarının bu tanıma uyması ile mümkündür.

Buna göre ;

-Sigortalının işyerinde bulunduğu sırada,

-İşveren tarafından yürütülmekte olan iş dolayısıyla,

-Sigortalının işveren tarafından görev ile başka bir yere gönderilmesi nedeniyle asıl işini yapmaksızın geçen zamanlarda

-Emzikli sigortalı kadına çocuğuna süt vermek için ayrılan zamanlarda,

-Sigortalıların, işverence sağlanan bir taşıtla işin yapıldığı yere toplu olarak götürülüp getirilmeleri sırasında,

Geçirdikleri kaza iş kazası sayılmaktadır. Yukarıda belirtilen tanımlar dışında geçirilen kazanın iş kazası sayılması olanaksızdır.

Örneğin emzikli kadın sigortalıya her gün 11.00 – 12.00 saatleri arasında çocuğuna süt vermesi için zaman ayrılmışsa bu saatler arasında uğradığı kaza iş kazası sayılacaktır. Burada önemli olan süt iznini işyerinde bu amaca tahsis edilen yerde kullanılmak üzere verilmiş ise kazanın bu yere gidiş geliş sırasında yada süt verme odasında meydana gelmiş olması gerekmektedir. Kazanın işyerinin ve süt verme amacına tahsis edilen bölümü dışında olması halinde iş kazası kabul edilmesi yasal olarak imkansızdır. Ancak kadın sigortalıya süt iznini evinde kullanmasına izin verilmişse, süt izni için ayrılan zamanda evine gidip gelirken veya evinde uğradığı kaza iş kazası sayılacaktır. Ancak süt izni saatleri dışında geçireceği kazada iş kazası sayılmayacaktır.

Yine sigortalıların işin yapıldığı yere topluca işveren tarafından sağlanan vasıta ile götürülüp getirilmeleri sırasında uğradıkları kaza iş kazası sayıldığından sadece toplu taşıma sırasında uğradıkları kaza iş kazası sayılacaktır. İşveren tahsis ettiği vasıta ile işyerine sadece bir sigortalı götürülüp getiriliyorsa, bu sigortalının uğradığı kazanın iş kazası sayılmasına olanak yoktur. Yine toplu taşım aracı ile evine götürülen sigortalının toplu taşım aracından indikten hemen sonra geçirdiği kaza iş kazası sayılmayacak, ancak araçtan inerken düşerek geçirdiği kaza iş kazası sayılacaktır.

Kanunda sigortalıların işyeri sınırları dahilinde bulundukları sırasında geçirdikleri kazalarda iş kazası sayıldığından, öğlen dinlenmesi sırasında işyeri dahilinde top oynarken ayağı kırılan sigortalının uğradığı kazada iş kazası olarak kabul edilecektir.

Görülüyor ki, asıl işi ile ilgili olmasa dahi kanunda belirtilen şekilde geçirilen kazalar iş kazası sayılacaktır.

Sigortalının geçirdiği kazanın kanunda öngörülen şekilde olup, olmadığını inceleme yetkisi sigorta müfettişlerine aittir.

Sigorta müfettişleri kazayı inceleyerek düzenledikleri raporda iş kazası olup olmadığına karar verir.

Sigortalının sigorta müfettişlerinin düzenlediği raporlara karşı dava açma hakkı bulunmaktadır.

 

Kanun koyucu meslek hastalığının tanımını iş kazalarının tanımından farklı olarak tümü ile sigortalının işine bağlı olarak yapmıştır.

Sigortalının çalıştığı işin niteliğine göre tekrarlanan bir nedenle, veya işin yürütüm koşulları yüzünden uğradığı geçici ve sürekli hastalık ve ruhi arıza hallerini meslek hastalığı saymıştır.

Sigortalının meslek hastalığına yakalandığını tespit etme yetkisi, 506 sayılı kanunla kurum hekimlerine verilmiştir.

Meslek hastalığının tespiti kurum hekimlerinin düzenlediği raporla mümkündür. Kurum tarafından sevk edilmedikçe devlet veya üniversite hastanelerinin düzenledikleri rapor geçerli değildir. Bu raporların geçerli olması kurum hekim veya sağlık kurulunun onayına bağlıdır.

Hangi hastalıkların meslek hastalığı sayıldığı, işten ayrılan sigortalının ne kadar süre içinde yakalanacağı hastalığın meslek hastalığı olarak kabul edileceği ise Tüzükle belirlenmiştir.

Tüzükte belirlenmemiş olan hastalıkların meslek hastalığı olarak sayılıp sayılmayacağı konusunda doğacak uyuşmazlıkları incelemeye ise Sosyal Sigorta Yüksek Sağlık Kurulu yetkili kılınmıştır. Yüksek sağlık kurulunun kararına karşı tarafların yetkili iş mahkemesinde dava açma hakkında bulunmaktadır.

 

İş Kazası ve Meslek Hastalığında Sigortalının Sorumluluğu

Sosyal Sigortalar Kanunu, sigortalıyı iş kazasını en geç kazadan sonraki gün içinde işverene veya kuruma bildirmekle sorumlu tutmuştur. Buna göre kazaya uğrayan sigortalı kazadan sonraki gün akşamına kadar uğradığı iş kazasını işverene veya kuruma bildirecektir. Bildirim görevini yerine getirmeyen sigortalının tedavinin aksamasının uzamasının yaratacağı sonuçlardan etkilenmesi söz konusu olabilecektir.

Kanun koyucu sigortalıyı, iş kazası veya meslek hastalığın nedeniyle yapılan tedavisinde kurum hekiminin kendisine ilişkin önlem ve önerilerine uymayı da zorunlu kılmıştır. Sigortalının tedavisi ile ilgili kurum hekiminin önerilerini savsaklaması veya uymaması durumunda tedavisi uzar ya da malullük derecesi artarsa bundan sorumlu olacaktır. Sigortalıya uygulanan müeyyide geçici veya sürekli iş göremezlik gelirinin % 50 yi geçmemek üzere kusur nispeti kadarının kesilmesidir. Bir başka söyleyişle kurum hekiminin tavsiyesine uymayan sigortalı 10 gün yerine 20 günde iyileşmiş ve bunda % 100 kusurlu kabul edilmiş ise uzayan 10 günlük tedavi süresinde geçici iş göremezlik ödeneği %50 oranında azaltılarak kurum tarafından kendisine ödenecektir.

Ancak sigortalının kurumun yazılı bildirimine rağmen tedaviyi kabul etmemesi halinde uygulanan müeyyide sigortalının tedavi için kuruma başvuracağı tarihe kadar tedavisinin yapılmaması ve iş göremezlik ödeneğinin ödenmemesidir.

Kanun koyucunun bundaki amacı sigortalı işçinin en kısa sürede tedavi edilmesinin sağlanarak işgücü kaybının önlenmesi ve sigortalının kısa sürede sağlığına kavuşmasıdır.

Kasıtlı olarak veya bağışlanmaz kusuru nedeniyle iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına tutulan sigortalıya da kanun koyucu müeyyide ön görmüştür.

Kasıtlı olarak iş kazasına uğrayan veya meslek hastalığına yakalanan sigortalının sadece tedavisinin yapılması ön görülmüştür. Bu durumdaki sigortalının geçici veya sürekli iş göremezlik geliri ödenmesi söz konusu değildir. Kasıtlı olarak iş kazasına uğrayan sigortalının iş göremez duruma düşmesi halinde sürekli iş göremezlik geliri alması mümkün olamayacaktır.

Suç sayılır eylemi yada bağışlanmaz kusuru nedeniyle iş kazası veya meslek hastalığına yakalanan sigortalının ise tedavisi yapılır, ancak raporda saptanan kusuru oranında %50 yi geçmemek üzere geçici veya sürekli iş göremezlik gelirinde kesinti yapılarak ödenir.

Burada önemli olan sigortalıların işyerinde alınan iş güvenliği önlemlerine ve bu konulardaki talimatlara mutlaka uymasıdır.

 

İş Sağlığı Güvenliği Uzmanlık Belgesi için Gerekli Eğitim

İş güvenliği uzmanlarının ve diğer sağlık personelinin eğitimleri, Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre faaliyet gösteren şirketler tarafından kurulan eğitim kurumları tarafından verilmektedir.

Eğitimler temel eğitim ve yenileme eğitimi olarak ikiye ayrılmaktadır. Yenileme eğitimi aşağıda “Belge Almış Olanların Eğitimini Yenileme Zorunluluğu” başlıklı bölümde anlatılmıştır.

İş güvenliği uzmanlarının eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur ve programın içeriği ile programda görevli eğiticilerin nitelikleri Genel Müdürlükçe belirlenir. Eğitim programının süresi, teorik kısmı 180 saatten, uygulama kısmı 40 saatten ve toplamda 220 saatten az olamaz ve bu kısımlar ancak tek bir program dâhilinde uygulanabilir. Teorik eğitimin en fazla yarısı uzaktan eğitim ile verilebilir. Uygulamalı eğitimler, iş güvenliği uzmanları için en az bir iş güvenliği uzmanının görevlendirilmiş olduğu işyerlerinde yapılır.

Eğitim kurumlarında eğitimler; iş güvenliği uzmanlığı ve diğer sağlık personeli eğitim programı için Yönetmelikte belirtilen eğitici belgesine sahip olan mühendis, mimar veya teknik elemanlarla, Genel Müdürlükçe belirlenecek müfredatta belirtilen konulara uygun eğitici belgesine sahip diğer eğiticilerden tarafından verilir.

Eğitim kurumları, Genel Müdürlükçe belirlenen müfredat esas alınarak hazırlanan ve eğitim verilecek konulara uygun eğiticiler ile en az bir en fazla iki olmak üzere eğiticilerin yedeklerinin de yer aldığı teorik eğitim programını ve eğitime katılacakların listesini eğitimin başlangıç tarihinden en az üç işgünü önce Genel Müdürlüğe elektronik ortamda bildirirler. Bu program Genel Müdürlük tarafından onaylandıktan sonra eğitime başlanır. Genel Müdürlükçe onaylanmamış programlarla eğitime başlanamaz. Onaylanmamış programla eğitime başlanması halinde doğacak hukuki sonuçlardan eğitim kurumları sorumludur.

Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

Genel Müdürlükçe onaylanmış olan eğitim programının hiçbir unsurunda değişiklik yapılamaz. Ancak, zorunlu bir nedenin varlığı ve bu nedenin geçerli bir belgeye dayandırılarak Bakanlığın onayının alınması şartıyla eğitim kurumlarınca sadece programda görevli eğiticilerde değişiklik yapılabilir. Eğitim programları, katılımcılar tarafından kolaylıkla görülebilecek şekilde eğitim kurumu içerisinde ilan edilir.

Uzaktan eğitim tamamlanmadan yüz yüze eğitim, yüz yüze eğitim tamamlanmadan uygulamalı eğitim başlatılamaz. Adayların, teorik eğitimin en az %90’ına ve uygulamalı eğitimin tamamına katılımı zorunludur. Eğitim programı tamamlandığında, eğitim kurumu tarafından eğitime katılan kişiye Yönetmeliğin 6 no’lu ekinde yer alan Eğitim Katılım Belgesi verilir.

Genel Müdürlük eğitimlerin etkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin izlenmesi amacıyla kendi görev ve yetki alanına giren konularda eğitim kurumlarını, eğiticileri ve sorumlu müdürleri, yetki alınan mekânı, İSG-KATİP ile diğer elektronik sistemler veya evrak üzerinden kontrol eder ve denetler.

Eğitim programlarına katılmak isteyen adayların eğitim kurumlarına aşağıdaki belgeler ile birlikte başvurmaları gerekir:

a) Başvuru yapılan eğitim kurumuna hitaben yazılan, adayın hangi eğitim programına katılacağını belirten ve T.C. kimlik numarası ile iletişim bilgilerini içeren ıslak imzalı başvuru yazısı.

b) Adayın katılacağı eğitim programına uygun alanda lisans eğitimi aldığını gösteren diploma veya geçici mezuniyet belgesi.

c) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler.

ç) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını gösteren belgeler.

d) T.C. kimlik numarası yazılı beyanı.

e) İş güvenliği uzmanlığı ve diğer sağlık personeli yenileme eğitimlerine katılacaklar için ise geçerli mevcut belge.

Adayların eğitim programlarına katılabilmesi için, ilgili eğitim programının başlangıç tarihinden önce lisans eğitimini tamamlamış ve bu eğitime ilişkin mezuniyet diploması alabilecek yeterliliğe sahip olmaları gerekmektedir. Bu duruma ilişkin gerekli inceleme, başvuru yapılan eğitim kurumu tarafından yapılır.

Yukarıda belirtilen belgelerin aslı ile birlikte örneğinin getirilmesi halinde eğitim kurumları tarafından tasdiki yapılır. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı belge ve beyanda bulunduğu tespit edilenlerin başvuruları reddedilir. Bu durumun sonradan tespiti halinde eğitim, sınav ve belgeleri geçersiz sayılır.

Yönetmelikte belirtilen çalışma sürelerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, diploma veya mezuniyet belgelerinin doğruluğunun tespitinde Yükseköğretim Kurulu kayıtları esas alınır.