Şanlıurfa İçme Suyu İçin Yeni İhale

havalandirma-cevre

Şanlıurfa Belediyesi’nin DSİ ile ortaklaşa hazırladığı ve iki kısımdan oluşan “İçme Suyu Arıtma Tesisi” projesinin ikinci kısım ihalesinin, 5 Aralık 2012′de yapılacağı bildirildi.

Birinci kısımdaki Arıtma Tesisi İhalesi yapılan projenin, şimdi de 7 adet içme suyu deposu, 5 adet pompa istasyonu ve 30 kilometre ana isale hattının ihalesi, 5 Aralık’ta DSİ Genel Müdürlüğü’nde saat 14.30′da gerçekleştirilecek.

“İçme Suyu 2. Kısım Arıtma Tesisi” projesinin Şanlıurfa’nın önümüzdeki 30 yıl için içme suyu sorununu çözeceğini belirten Şanlıurfa Belediye Başkan Yardımcısı Habib Arslan, “Birinci kısmın ihalesini daha önce yapmıştık. Şimdi projenin ikinci kısmı için ihalesini yapacağız” dedi.

Habib Arslan, mevcut içme suyu arıtma tesisinin kapasitesinin 270 bin metreküp iken ikinci etabın tamamlanmasıyla birlikte kapasitenin 600 bin metreküpe çıkartılacağını dile getirdi. Arıtma tesisiyle birlikte Dağeteği Bölgesi’nde 2, Maşuk’ta 2, Direkli’de 1, Yenice’de 1, Karaköprü beldesinde de 1 olmak üzere toplam 7 adet depo, 5 adet pompa istasyonu yapılacağını aktaran Belediye Başkan Yardımcısı Arslan, projenin ikinci etabının özellikle imara yeni açılan; Dağeteği, Sırrın Karşıyaka, Karaköprü, Maşuk ve Yenice mahallelerinin içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla faaliyete geçirilmesini planladıklarını söyledi.

Şanlıurfa için projenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Arslan, projenin depo ve ana isale hattına ilişkin kısmının ihalenin, 5 Aralık 2012 Çarşamba günü saat 14.30′da DSİ Genel Müdürlüğü’nde yapılacağını aktardı.

Arslan, yaptığı açıklamada, “Bu ihalemizin içerisinde 7 adet içme suyu deposu, 5 adet pompa istasyonu ve yaklaşık 30 kilometre de ana isale hattımız var. Dolayısıyla bu ihalemiz de gerçekleştiği zaman tahmin ediyorum 2013 Ocak ayında işlemlere başlanır. Yapım süresi 450 gün. Yaklaşık olarak Mart 2014 seçimlerine kadar da gerçekleşmiş olacak. İnşallah kentimize hayırlı olur. Aynı zamanda da kentin alt yapı anlamında da alt yapısını kurmuş olacağız. Biz büyükşehir oluyoruz ve ŞUSKİ idaresinin de bir noktada işini kolaylaştırmış oluyoruz. Bu çalışmalar esnasında büyük desteklerini bizlerden esirgemeyen başta Sayın Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu beye, DSİ Genel Müdürümüz Akif Özkaldı beye, DSİ Genel Müdür Yardımcısı Ömer Özdemir beye, İçme Suları Daire Başkanı Ayhan Taşkın beye ve tüm ekibine yürekten teşekkür ediyoruz. Gerçekten 4 yıllık süreç içerisinde hem bizlerle büyük gayret gösterdiler, hem de yardımlarını esirgemediler. Dolayısıyla bu projede bunların da büyük emekleri geçti. Zaten yasa gereği içme suları tesisleri DSİ ile birlikte tasarlanıyor. Parasını ilgili belediyeler veriyor. Ancak yasa gereği ihaleleri onlar tarafından yapılıyor, projeler birlikte tasarlanıp yapılıyor. Şanlıurfamıza hayırlı olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Read More

Cep Telefonlarında Artık Şarj Bitmeyecek

samsung

ABD’de araştırmacılar, acil durumlarda, cep telefonunusallayarakşarjetmeye yarayacakbsistem üzerinde çalışıyor.

ABD’deki Virginia Tech Üniversitesi’nden Shashank Priya ve ekibi, cep telefonlarında ses, basınç ve hareketi enerjiye dönüştürecek yeni bir sistem üzerinde çalışma sürdürüyor.

Ekibin çalışması, telefonutuşlarken ya da sallarken kullanılan enerjinin, cihazın içine yerleştirilen ”acil durum şarj aletine” aktarılabileceğini gösteriyor.

Deneyde kullanılan piezoelektrik maddeninsesve basınç karşısında vereceği tepkinin, telefonu çalıştıracak enerjiye dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini test eden ekip, beklediği sonuca ulaştı.

Yapılan deney, ses ve basınçla karşılaştığında titreşen ve elektrik akımı üreten bu maddenin telefona yerleştirilmesiyle kurulacak sistemin, cihazın kısa süreliğine şarj edilmesine yarayabileceğini de göstermiş oldu.

Priya ve ekibi, bataryanın boşaldığı acil durumlarda telefonu birkaç dakika sallamanın, önemli bir görüşmeye yetecek enerjiyidepolamayayeteceğini düşünüyor.

Amerikalı ekibin araştırması, ”New Scientist” dergisinde yayımlandı.
16 Kasım 2012

Read More

Rüzgar Enerjisine İlgi Artıyor

rüzgar enerjisi

Uluslararası ve Dünya Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin raporuna göre rüzgâr 2020 yılına dek dünya elektrik ihtiyacının %12’sini karşılayabilir.

Uluslararası ve Dünya Rüzgâr Enerjisi Konseyi, rüzgâr endüstrisinin geleceği üzerine yeni raporunu bugün Çin’in Pekin kentinde yayımladı. Dünya Rüzgâr Enerjisi Görünümü adlı raporun bu dördüncü sayısında, 2020 yılına dek rüzgârın dünya elektrik ihtiyacının %12’sini karşılayabileceği öngörülüyor. Bu gerçekleşirse, 1,4 milyon yeni iş yaratılacağı gibi, karbon salımlarında da yıllık 1,5 milyar tonluk bir azalma olacak.  2030 yılında ise rüzgâr enerjisi dünya çapında elektrik talebinin %20’sini karşılayabilir.

Raporda Türkiye’de rüzgar endüstrisinin durumuna ilişkin de aşağıdaki ifadelere yer veriliyor:  “Türkiye’de rüzgâr sektöründeki kurulu güç 2007’deki 30 MW’tan, 2011 yılında 1800 MW’a çıkarak hızlı bir ilerleme kaydetti. Türkiye’de toplam rüzgâr enerjisi potansiyeli 47 GW ve bu potansiyel önümüzdeki yıllarda da rüzgâr pazarında hızlı bir ilerlemeye olanak tanıyor. 2015 yılına kadar kurulu rüzgâr kapasitesinin yılda 500 ila 1000 MW büyüyerek 5 GW’ı aşması bekleniyor. Hükümet 2023 yılına kadar kurulu rüzgâr gücünü 20 GW’a kadar çıkarmayı planlıyor. Ancak Türkiye’de rüzgâr enerjisindeki gelişmelerin önündeki en büyük engel karmaşık ve bürokratik idari süreçler. Yeni yerel mevzuatların uygulanması ile ilgili durumun daha net hale gelmesi ve bu konu netlik kazandıktan sonra 2020 yılına kadar sürecin uzatılması gerekiyor. Türkiye’de rüzgâr enerjisi toplam elektrik ihtiyacının %20′sini rahatlıkla karşılayabilir ve şebekede yapılacak iyileştirmelerle bu daha bile fazla olabilir.”

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, konuyla ilgili olarak “Raporda da belirtildiği gibi, hükümetin bundan sonra belirleyeceği politikalar ve idari düzenlemelerle, sahip olduğumuz rüzgâr enerjisi potansiyeli Türkiye’nin elektrik ihtiyacının %20′sini karşılayabiliyor. Yerel yenilenebilir enerji kaynaklarımız bu kadar zenginken, Hükümet hala Türkiye’nin elektrik ihtiyacının sadece %4′ünü karşılayacak nükleer gibi tehlikeli ve pahalı bir enerji türü ve kömür gibi iklim değişikliğinin en büyük nedeni olan enerjiyle vakit kaybediyor.  Yenilenebilir enerjilere yönelmek beraberinde hem enerji bağımsızlığını hem de pek çok yeni iş sahasını getirecektir.”

 

15.11.2012

Read More

Etriye Nedir?

çevre-mühendisi

Betonarme yapılarda etriye

Etriye, betonarme yapılarda kolon ve kirişlerde yatay donatı olarak kullanılan, elemanlara gelen kesme kuvvetlerine karşı dayanım sağlayan elemanlardır. Bunun yanı sıra, elemanların ve genel olarak yapının daha sünek davranması için sıklaştırma ve boyuna donatılarında burkulmasını engellemek için (sargılama) kullanılır. Deprem Yönetmeliğince iki ucu da 135 derece kıvrılarak boyuna donatıların tutulması ve etriyenin açılmaması sağlanmalıdır.

Read More

Radye Temel Nedir?

çevre-mühendisi

Radye Temel Nasıl Yapılır?

Yapının oturduğu zemin yüzeyini bir döşeme gibi boydan boya kaplayan çoğu betonarme temellerdir. Doldurulmuş zeminler gibi zemin emniyet gerilmesinin çok düşük olduğu zeminlerde, temel zeminini fazlaca sıkışabilme özelliği gösterdiği zeminlerde, temel duvarı ve kolonlarının birbirine çok yakın olduğu zamanlarda ya da yapı yüklerinin çok büyük olduğu durumlarda radye temel tercih edilmelidir. Radye temel uygulaması ile yapı, zemini tamamen örten ve tersine çalışan bir döşeme üzerine oturtulur.

Aşağıdaki resim radye temelin beton atılırken

 

Ayrıca radye temel, dış duvarların oturduğu alandan yaklaşık 1 m. kadar daha geniş atılır. Mesela 100 m2′lik bir dairenin tabanına yaklaşık 140 m2′lik temel atılarak, binanın ağırlığının her tarafa eşit yayılmasını sağlar.

Read More

Arçelik Servis İzmir – 444 1 494

çevre-mühendisi

Müşteri memnuniyetini hedef alan hizmetlerimiz aynı zamanda kaliteden ödün vermeden sizlere sunulmaktadır. Bu alanda Arçelik servis İzmir olarak Arçelik markalı beyaz eşyalarınız için güvenebileceğiniz kalitede hizmet sunmak için elimizden geleni yapmaktayız. Uzman kadromuz ve kaliteli ekipmanlarımız aracılığı ile verdiğimiz hizmetlerimiz yenilikçi ve garantili olarak hizmet vermektedir. 1 yedek parça garantisi ile verdiğimiz hizmetlerimiz uzun sürede etkili hizmet garantisi sunmaktadır. Bu konuda güven ve dürüstlük çerçevesinde verdiğimiz hizmetlerimiz günlük yaşam için oldukça önemli olan beyaz eşyalarınız için kaliteli ve garantili hizmet sunmaktadır.

Özel servis hizmeti ile yerinde verdiğimiz hizmetlerimizde memnuniyetiniz kaçınılmazdır. Oldukça geniş bir kitleye hitap eden hizmetlerimiz ekonomik fiyatlardadır. Bu konuda birçok rakibimize nazaran uygun olan fiyatlarımız kaliteden taviz vermeden sizlere ulaştırılmaktadır.

Arçelik Servis İzmir

Hizmetlerimize ulaşmak ve soru ve görüşlerinizi iletmek için 444 1 494 nolu numaradan ulaşabilirsiniz. Beyaz eşyalarınız için oldukça geniş kapsamlı olan hizmetlerimiz ayrıca hizmet ağıda oldukça genişlemektedir. Teknolojiye paralel olarak verdiğimiz hizmetlerimizde saygıdan ve güler yüzden ödün vermeden personel kadromuz ile hizmetinizde bulunmak bizlere mutluluk vermektedir. Teknik servis konusunda aradığınız firmayı henüz bulamadıysanız hizmetlerimizi güvenle tercih edebilirsiniz. Bu konuda istek ve beklentileriniz ile uyumlu hizmet verebilmek için elimizden geleni yapmaktayız. Beyaz eşyalarınız için kaliteli ve garantili bakım ve onarım hizmetleri sorunsuz hizmet anlayışı ile sizlere sunulmaktadır. Bu nedenle oluşan arıza ve bakım ihtiyaçlarınız için düşünmeden bizi tercih edebilirsiniz.

Kaynak : http://www.arcelikservisizmir.org

Arçelik çevre mühendisi iş alımı | arçelik çevre politikası | arçelik çevre mühendisi iş ilanı.

Read More

Eğirdir’de Endişelendiren Rapor

icme-suyu

Belediye Başkanı’nın su içerek şov yaptığı gölde, kanserojen maddeler çıktı…

TÜBİTAK ve valilik tarafından yapılan protokolle koruma altına alınan ancak AKP’li Eğirdir Belediyesi’nin döktüğü çöplerden kurtulamayan Eğirdir Gölü, geçtiğimiz yıl yaşanan balık ölümleriyle gündeme gelmişti. Ancak Eğirdir Belediye Başkanı Osman Nuri Özmeral, gölün suyunun kirli olmadığını öne sürmüş, basın mensuplarının önünde gölden avucuyla su içerek temiz olduğunu söylemişti. Vali Memduh Oğuz ise Eğirdir Gölü’nün suyunun, akarsulardan değil, dipten geldiğini vurgulayarak, bunun cennetten bir özellik olduğunu söylemişti.

Isparta İl Genel Meclisi’nin talebi üzerine hazırlanan rapor ise, gölde kanserojen özellik taşıyan ağır metaller olduğunu ortaya çıkardı.

Alarma geçti

Isparta İl Genel Meclisi bir komisyon oluşturulmasını kararlaştırdı. Uzmanların çalışmaları sonunda hazırlanan rapor, meclisin Kasım ayı oturumunda açıklandı. İl Genel Meclisi Üyesi Fevzi Özdemir, Isparta’yı kanser açısından tehdit eden en önemli unsurun, içme suyu kaynağı Eğirdir Gölü’nde biriken ağır metaller olduğunu söyledi. Zirai ilaç ve gübre kullanımı nedeniyle toksik madde biriktiğini anlatan Özdemir,“Gölün su kalitesinin bozulmasında herkesin payı var” dedi.

nuştu. Zirai mücadele ilaçları ve kimyasal gübrelerin tehdidi altındaki Eğirdir Gölü’nde kısa süre içinde radikal kararlar alınmaması durumunda göl suyunun içme suyu olarak kullanımının imkansız hale geleceğinin altını çizen Özdemir, “Kanserojen özellik taşıyan pestisitler ayrıca kadın ve erkek üreme sisteminde sorunlar yaratmakta, büyüme ve gelişmeye olumsuz etkiler yapmaktadır. Arseniğin ise kanser riskinin yanı sıra mide sorunları, kadınlarda kısırlık ve düşük ve sinir sistemine olumsuz etkileri bilinmekte” dedi.

 

 12 Kasım 2012
Read More

Çevre Görevlisi Yönetmeliği

çevre-mühendisi

ÇEVRE GÖREVLİSİ VE ÇEVRE DANISMANLIK FİRMALARI HAKKINDA
YÖNETMELİK TASLAĞI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç

Read More

Deşarj İzni İçin Gerekli Belgeler

çevre-mühendisi

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNİN 37.MADDESİ UYARINCA;

 

ATIKSU OLUŞTURAN (EVSEL VE/VEYA ENDÜSTRİYEL) VE

ALICI SU ORTAMINA ATIKSU DEŞARJI YAPAN İŞLETMELERİN

DEŞARJ İZİN BAŞVURU DOSYALARINDA İSTENİLEN BİLGİ VE BELGELER LİSTESİ

Read More

Kuzey Kutbu Yok Oluyor

kutup

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin, Kuzey Kutbu’ndaki kar örtüsünü de olumsuz etkilediği vekar örtüsünün beklenenden daha hızlı kaybolmaya başladığı bildirildi.

Kanada Çevre Bakanlığından bir grup bilim adamının, Kuzey Kutbu’ndaki kar örtüsünün son 40 yıllık seyri üzerinde bir süredir yürüttükleri çalışma sonuçlandı.

Amerikan Jeofizik Birliğinin bilimsel yayını olan JeofizikAraştırma Mektupları dergisinin son sayısında yayımlanan aynı konudaki başka araştırmaya göre de bölgedeki karörtüsünün kaybolma süreci, son 5 yılda, o ana dek kaydedilenden daha hızlı bir şekilde gerçekleşti.

Araştırma grubunun lideri Dr. Chris Derksen, mevcut örtünün kaybolmasının, bölgedeki yaban hayatı, bitki örtüsü ve topraksıcaklığını değiştirecek boyutta olduğunu ifade etti.

Kutup kar örtüsünde özellikle mayıs ve haziran aylarında önemli azalma gözlemlediklerini bildiren Dr. Chris Derksen, bunun da yaz aylarındaki buzul erimelerini tetiklediğine işaret etti.

İklim değişikliği çalışmalarında, 5 ila 10 yıllık dilimlerin artık kısa zaman aralıkları olarak alındığını hatırlatan Dr. Derksen, bu yıl yaz aylarında Kuzey Kutbu’nda Kanada’nın Alberta eyaleti büyüklüğünde kutup buzunun yok olduğuna dikkati çekti.

6 Kasım 2012

Read More

Windows 8 Türkiye’de

windows 8 cevremuhendisiyim.com

Yazılım devi Microsoft’un günler önce ABD’de duyurduğu yeni işletim sistemi Windows 8′in Türkiye lansmanı da dün akşam saatlerinde yapıldı.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Windows 8 ile birlikte gelen yeni özellikleri anlattı. Microsoft’un yeni işletim sistemi için kesenin ağzını açtığını dile getiren Özmen, bu anlamda 1.9 milyar dolarlık bir bütçenin Windows 8 için ayrıldığına dikkat çekti.

Windows 8′in Türkiye fiyatlarıyla ilgili de bilgi veren Özmen, Windows 8 kurulu cihaz fiyatlarının 200 TL ila 2000 TL arasında değiştiğini kaydederken, Windows 8′in 4 günde 4 milyon kullanıcıya ulaştığını hatırlattı ve Türkiye için tahmini rakamı paylaştı: “2013′te 1.3 milyon Türk kullanıcısının Windows 8 kullanacağını düşünüyoruz” dedi.

Microsoft’un arama motoru Bing ile ilgili de tarih veren Özmen, Bing’in Türkiye pazarına girişinin 2014′ü bulacağına dikkat çekildi.

iPad mini, Windows 8 ve Windows Phone 8 derken Türkiye yeni bir cihazla daha “resmen” tanışacak. Xbox 360′ın yıl sonuna kadar Türkiye’de satışına başlanması bekleniyor.

 

04.11.2012

Read More

Kuşların Yaşadıkları Alanlar Tehlike Altında

gol-resmi

Türkiye’de en çok kuş türünün sayıldığı Aras Nehri sulak alanı, baraj suları altında kalacak.

Dünya Kuş Gözlem Günü, Dünya Kuşları Koruma Kurumu (BirdLife International) öncülüğünde her yıl dünyada yüzlerce ülkede ekim ayının ilk hafta sonunda gerçekleştirilen etkinliklerle kutlanan bir organizasyondur. Doğadaki kuşların güzelliklerini ve büyüsünü insanlara keşfetme imkânı sunan mükemmel bir fırsattır.

2012 yılı Dünya Kuş Gözlem Günü “Göçün Büyüsü” temasıyla kutlandı. Dünya Kuş Gözlem Günü Avrupa’da 18 yıldır, Türkiye’de ise 2004 yılından bu yana ekim ayının ilk hafta sonu Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun ortağı olan sivil toplum kuruluşları ve kuş gözlemciler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

2006 yılından bu yana KuzeyDoğa Derneği, Kars KafkasÜniversitesi’yle beraber Dünya Kuş Gözlem Günü’nü Kars, Iğdır ve Ardahan’daki kuş gözlem ve halkalama faaliyetleriyle kutluyor.

Kuzeydoğa Derneği ve Kafkas Üniversitesi Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, 2012 Dünya Kuş Gözlem Günü faaliyetlerinde tekrar Türkiye rekorlarını kırdı. Kuzeydoğa ve Kafkas Üniversitesi uzmanları 78 türden 17.741 kuşu Kars Kuyucuk Gölü’nde ve Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri kenarında saydı. Dünya Kuş Gözlem Günü etkinliklerinde en çok kuş 41 türden 16.469 kuşla Kars Kuyucuk Gölü’nde sayılırken Türkiye’de en çok kuş türünün görüldüğü alan ise 52 türle, Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri sulak alanı oldu. Aras Kuş Halkalama ve Eğitim Merkezi’ndeki Kuş Gözlem Günü etkinliğini Kafkas Üniversitesi Doktora Öğrencisi ve Kuzeydoğa Derneği Halkama uzmanı Sedat İnak sorumluluğunda, Berkan Demir, Michael Hansen, Kayahan Ağırkaya’nın katılımı ile gerçekleşirken Kuyucuk gölünde kuş sayımını Bilgenur Baloğlu, Ken Burton, Gabriel Cozzi ve Mustafa Özer yaptı.

Utah Üniversitesi öğretim üyesi ve Kuzeydoğa Derneği başkanı Doç. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu, Dünya Kuş Gözlem Günü ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Kuş türü zenginliğine ve Kuzeydoğa Derneği’nin hazırladığı rapor ve başvurulara rağmen, Aras istasyonun yer aldığı 10kilometrekarelik Aras Nehri sulak alanının herhangi bir koruma statüsü bulunmuyor ve hatta resmi olarak sulak alan olarak bile kabul edilmiyor. Öte yandan Aras nehri üzerine kurulan barajlar, nehir yatağından alınan kum ve çakıllarla vadinin ekosistemi her geçen gün daha da bozuluyor. Şimdi de tüm bu alan Tuzluca Barajı’nın suları altında yok olmak üzere ve bu baraj, göç eden kuşların çok önemli bir vahasını yok edecek. Bu vadiden göç eden ve kışın Kars, Ardahan, Erzurum ve Van platolarında şiddetli kışlar geçerken bu vadiyi adeta doğal bir sığınak olarak kullanan milyonlarca kuşu kurtarmak istiyorsak bir an önce vadiyi korunan alan ilan etmeli ve bu kuşların kullandığı yaşam alanlarını korumalıyız.”

02.11. 2012

Read More

Hastalıklar Çıplak Gözle Saptanabilecek

cevre-muhendisligi

İngiliz bilim insanları hastalıkların çıplak gözle teşhisine imkan veren bir algılama cihaz geliştirdi.

Imperial College London yüksek okulundan bilim insanlarının prototipini geliştirdikleri algılama cihazı, hastalıkların ve virüslerin daha başlangıç aşamasında belirlenmesine imkan sağlayacak derecede hassas ölçümler yapılmasına imkan sağlıyor.

Bilim insanları, geliştirdikleri görsel algılama teknolojisinin, başlangıç safhasındaki prostat kanseri ve HIV de dahil olmak üzere virüs enfeksiyonlarının teşhisinde kullanılan, tıpta altın standart olarak adlandırılan metotlardan 10 kat daha hassas ölçüm yapılabilmesine olanak sağladığını bildirdi.

Bilim insanları cihaz sayesinde, hastalıkları belirlemek için gereken gelişmiş araç gereçlerin kısıtlı olduğu ülkelerdeki hastalar için daha ucuz ve daha basit teşhis ve erken tedavi imkanına kavuşacaklarını belirtti.

Araştırma ekibinin başı, Imperial College London’ın Materyaller ve Biyo Mühendislik Bölümü’nden Prof. Molly Stevens yaptığı açıklamada, ‘‘Retroviral tedavilerde kaydedilen iyileşmeleri değerlendirmek ve yeni enfeksiyon vakalarının kontrolünü yapmak için hastaların belirli aralıklarla tıbbi testlerden geçirilmeleri hayati önem taşır. Ne yazık ki tıpta altın standart adı verilen mevcut hastalık belirleme metodları, sınırlı kaynaklara sahip ülkeler için aşırı derecede pahalı olabiliyor. Bizim pek çok hastalığın daha iyi izlenmesine imkan vermek üzere daha fazla tıbbi test yapılmasını sağlayan yaklaşımımız, daha hassas ölçümler yapılmasını mümkün kılıyor, karmaşık aletler gerektirmiyor ve on kat daha ucuz” dedi.

Bilimsel çalışmada cihazın hassasiyetini kandaki p24 adı verilen, AIDS hastalığına yol açan HIV’in biyolojik belirleyicisi üzerinde deneyen araştırmacılar cihazın, düşük seviyelerde virüse maruz kalan hastalardan alınan kan örneklerindeki p24 seviyelerinde meydana gelen çok küçük değişiklikleri saptayabilecek kadar hassas olduğunu belirtti.
Bilim insanları şu an HIV teşhisinde kullanılan elisa testi ve HIV teşhisinde altın standart kabul edilen nükleik asite dayanan testte böylesine hassas ölçümler yapmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Cihazı prostat kanserinin biyolojik belirleyicisi olan Prostat Spesifik Antijeni (PSA) üzerinde de test ettiklerini belirten araştırmacılar, geliştirdikleri cihazın, kendine özgü biyolojik belirleyicileri bilinmeyen diğer hastalıklar ve virüsleri saptayacak biçimde yeniden şekillendirilebileceğinin altını çizdi.

Cihaz tek kullanımlık bir muhafazada bulunan kandan türetilen serumu analiz etmek suretiyle çalışıyor. Analiz edilen serumdaki p24 veya PSA sonuçlarının pozitif olduğunda kaptaki solüsyonda, mavi renk oluşmasına yol açan düzensiz nano parçacık kümeleri yaratan bir reaksiyon oluşuyor. Sonuçların negatif olduğu durumlarda ise nano parçaçıklar top biçiminde şekillere ayrılarak solüsyonda kırmızımtrak bir renk oluşturuyor. Her iki reaksiyon da çıplak gözle görülebiliyor.

Nature Nanotechnology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazı heyetinde yeralan Dr. Roberto de la Rica, cihazın hassasiyetine ilişkin yaptığı açıklamada, ”Eskiden saptanabilmesi mümkün olmayan HIV enfeksiyonları ve kanser göstergelerinin saptanmasına imkan sağlayacağına inandığımız tıbbi bir test geliştirdik. Bu, hastaların tedavilerine daha erken başlanabileceği anlamına geliyor” dedi.

31 Ekim 2012

Read More

İstanbul’un Barajları Yağışa Muhtaç

baraj

İstanbul’da geçen yılın aynı döneminde yüzde 60,51 olan barajların doluluk oranı, bugün itibariyle yüzde 49,46′ya geriledi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerinden derlenen bilgiye göre, İstanbul’a su sağlayan 10 barajın doluluk oranları, sonbahar aylarının beklenen yağışların görülmemesi nedeniyle düştü. Barajların doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 11,05 azalarak, yüzde 49,46′ya indi.

Barajlarda en düşük doluluk oranı yüzde 19,32 ile Alibey’de ölçülürken, en yüksek doluluk oranı ise yüzde 88,12 ile Istrancalar’da kaydedildi. Avrupa yakasındaki barajların doluluk oranı yüzde 47′ye (242 milyon 711 bin metreküp), Anadolu yakasında ise yüzde 53′e (186 milyon 975 bin metreküp) düştü.

Barajlardaki doluluk oranı 23 Ekim itibariyle 46,36′ya kadar düşerken, son günlerde görülen yağışlar su oranını yüzde 3 artırdı. Kentte su sağlayan 10 barajın doluluk oranı ve mevcut su hacmi şöyle:

BARAJ DOLULUK ORANI MEVCUT SU HACMİ
YÜZDE MİLYON METREKÜP
ALİBEY 19,32 6,597
PABUÇDERE 25,19 14,736
SAZLIDERE 43,45 38,552
DARLIK 43,71 46,986
KAZANDERE 44,99 7,839
B.ÇEKMECE 45,73 60,841
ÖMERLİ 56,79 133,337
TERKOS 62,47 101,356
ELMALI 69,29 6,652
ISTRANCALAR 88,12 5,49

30 Ekim 2012

Read More

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

29Ekim

Cumhuriyet Bayramı’nın 89. yılını coşkuyla kutluyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun.

Bundan tam 89 yıl önce; 29 Ekim 1923 günü Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yolarkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan ettiler.

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet’i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.

Türk Milletinin bu büyük bayramını kutlarız..

 

29.10.2012

Read More

Dizel Otomobiller Kirliliğe Neden Oluyor

244675-mercedes-benz-b-class-f-cell-drives

Dizelle çalışan otomobillerin egzozu atmosferi benzinli otolara kıyasla daha fazla kirletiyor.Amerika’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre bir litre dizelden on beş misli ikincil aerosol salınıyor havaya.

Kaliforniya Üniversitesi’nde Allen Goldstein ile çalışan ekip, özellikle de ABD’nin batısında hava ölçümleri yaparak daha önceleri dizel otoların çevreyedaha fazla zarar verdiğini söyleyen araştırma sonuçlarını kanıtlamış oldu.

İkincil aerosoller, atmosferde oluşan minik partiküllerdir. Yoğun miktarda bulunduklarında iklimi etkileyebilir, görüşü zayıflatır ve insanlara zararlı olabilirler. Dizel egzozu bölgelere göre yüzde 90 oranındaotomobillerden salınan ikincil aerosollerden sorumlu olabilir diyen Goldstein sonuçların diğer ülkeler için birebir geçerli olmadığı kanısında. Nitekim Avrupa’da dizelle çalışan otomobiller daha küçükken, ABD’de dizel daha çok kamyonlarda kullanılıyor.

Bu iki araç sınıfında kullanılan dizelin bileşimi farklıdır, ayrıca Amerika veAvrupa’da farklı ayarlanıyor. Bu nedenle de ABD’deki dizel emisyonlarıAvrupa’ya kıyasla çok farklı olsa gerek diyor araştırmacı. Araştırma çerçevesinde birçok dizel ve benzin örneğinin bileşimi ve Kaliforniya’daki iki bölgenin hava kalitesi incelenmiş. Bunlardan biri yaklaşık 350.000 nüfuslu Bakersfield kenti ve Oakland’daki bir trafik tüneliydi. Çalışma,otomobil egzozlarından oluşan ikincil aerosoller hakkında yeni bilgiler getirdi. Bu da yasaların ve yakıt bileşimlerinin iyileştirilmesinde yararlı olabilecek.

28 Ekim 2012

Read More

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ DERSLERİ

çevre-mühendisi

MATEMATİK I

Dersin İçeriği :
1. Sayılar, Karmaşık sayılar
2. Tek değişkenli fonksiyonlar
3. Limit ve Özellikleri
4. Süreklilik
5. Tek değişkenli fonksiyonlarda Türev
6. Türev kuralları
7. Kapalı Fonksiyonların türevleri
8. Zincir kuralı
9. Türevin uygulamaları
10. Belirsiz integral tanımı
11. Belirsiz integral kuralları
12. Belirli integral tanımı ve belirli integral ile alan, yay, hacim ve yüzey alanı hesabı
13. Vektörler, Matrisler, Determinantlar ve özellikleri
14. Denklem sistemlerinin çözümleri

FİZİK I

Dersin İçeriği : (haftalık konu bazında verilmiştir.)
1. Ölçüm ve Vektörler
2. Bir Boyutta Hareket
3. Düzlemsel Hareket
4. Parçaçık Dinamiği
5. İş ve Enerji
6. Enerjinin Korunumu
7. Parçaçık Sistemlerin Dinamiği
8. Çarpışma
9. Dönme Kinematiği ve Dinamiği
10. Katı Cisimlerin Dengesi
11. Salınımlar
12. Akışkanlar Mekaniği
13. Sıcaklık, Isı ve Termodinamik Yasalar

KİMYA

Dersin Kapsamı
1. Giriş
2. Genel tanımlar
3. Kimyasal hesaplamalar
4. Derişim birimleri
5. Termokimya
6. Gazlar
7. Atomların elektronik yapısı
8. Periyodik özellikler

9. Kimyasal bağlar ve moleküler geometri/
10. Sıvılar ve katılar
11. Çözeltiler ve kolligatif özellikleri
12. Denge
13. Çökme, çözünme dengeleri
14. Asitler ve bazlar/ Asit, baz dengeleri.

TEKNİK RESİM

Dersin İçeriği :
15. Çizim araç ve gereçlerinin tanıtılması ve kullanılması
16. Projelerde kullanılan genel teknik resim özellikleri
17. Resim kağıtlarının türleri ve A/B formu kağıtların TS 88’e göre tanıtımı
18. Antetlerin önemi, tanımı ve genel yapıları
19. Proje çiziminde kullanılan kağıtların katlanması ve saklanması
20. Çizim teknikleri ve uygulamaları
21. Ölçülendirme
22. Proje çizimlerinde karşılaşılacak geometrik çizimler
23. Tasarı geometri
24. ISO-E, ISO-A sistemleri
25. Noktanın izdüşümü, doğruların izdüşümü
26. Tam boy tanıtımı ve izdüşümlerde tam boy bulma yöntemleri
27. Düzlemlerin izdüşümleri, cisimlerin izdüşümleri
28. Kesitler, Perspektif tasrımlar ve çizimler

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

Dersin Amacı : Çevre mühendisliğinin temel kavramları hakkında bilgi vermek.
Dersin Kapsamı :
1. Tanışma, Temel Tanımlar
2. Kirletici Kaynakları
3. Organik Maddenin Ayrışması
4. Su Kirliliği
5. Kirlilik parametreleri
6. Su Getirme ve Kanalizasyon
7. İçme Sularının Arıtılması
8. Kullanılmış Suların Arıtılması
9. Hava Kirliliği
10. Hava Kirliliği Kontrolü
11. Toprak Kirlenmesi
12. Katı Artıkların Uzaklaştırılması
13. Ses ve Gürültü Kirlenmesi

STATİK

2. Maddesel noktanın statiği
3. Maddesel noktanın dengesi
4. Rijit cisimler, bir kuvvetin bir noktaya göre momenti, bir kuvvetin bir eksene göre
momenti
5. Kuvvet çiftinin momenti, eşdeğer kuvvet sistemleri
6. Rijit cismin dengesi, mesnet tür ve tepkileri
7. Kafes taşıyıcı sistemler, kafes sistemlerin çubuk kuvvetlerinin düğüm noktaları
yöntemiyle hesabı
8. Kafes sistemlerin çubuk kuvvetlerinin kesim (Ritter) yöntemiyle hesabı
9. Ağırlık merkezleri : integrasyon ile ağırlık merkezi hesabı, kompozit alanların ağırlık
merkezi hesabı
10. Pappus-Guldinus teoremleri, kirişlerde yayılı yükler
11. Atalet momentleri : bir alanın atalet momenti, polar atalet momenti, çarpım atalet
momenti, atalet yarıçapları,
12. Paralel eksenler teoremi, kompozit alanların atalet momentleri, asal eksenler ve asal
atalet momentleri
13. Kirişler, kirişlerde normal kuvvet, kesme kuvveti ve eğilme momenti diyagramlarının
çizilmesi

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BİYOLOJİSİ VE EKOLOJİSİ

Dersin Amacı :Çevre Mühendisliğinde çevresel olaylar, çevre kirliliği ve ekoloji ile
olan ilişkilerini değerlendiren bir derstir.
Dersin Kapsamı (işlenen konular) :
1. Çevre Mühendisliği Biyolojisi ve Ekolojisi’ne Giriş
2. Ekosistemin ana ortamları olan: atmosfer-hidrosfer-litosfer-pedosfer-biyosfer
ilişkileri, ekosistemlerin biyotik ve abiyotik unsurları
3. Biyosfer: canlıların evrimi, evrimin temel ögeleri ve kavramları, hücre farklılaşması,
doku ve organların oluşumu, canlılar alemi
4. Canlıların Enerji ihtiyacı ve karşılanması; Fotosentez-kemosentez, ekosistem
verimliliği ve üretkenliği, bunun mühendislikle yönetimi

5. Ekosistem İncelemeleri: Doğal ve yapay sucul ve karasal ekosistemler; Ekosistem
analizi
6. Teknosfer, Urbanosfer , Agrosferlerin İnsan Ekolojisi ağırlıklı incelenmesi
7. Ekosistemde canlılar ve mikroorganizmalar arası ilişkiler (Mutualizm,
Konmmensalizm, Simbiyozis, Sinerjizim)
8. Ses- gürültü ve radyasyonun biyolojik ve ekolojik etkileri (ekosistemde)
9. Bütünsel olarak bozulan biyolojik ve ekolojik döngüler
10. Bozulan Orman ekosistemleri; Bozulan Kıyı Ekosistemleri; Bozulan Tarımsal
ekosistemler; Bozulan Akarsu ekosistemleri; Bozulan Körfez ekosistemleri; Bozulan
kentsel ekosistemler

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KİMYASI I

Dersin Amacı : Çevre mühendisliği öğrencilerine organik kimyanın genel
prensiplerini ve organik bileşik sınıflarını tanıtmak. Doğal ve sentetik organik bileşiklerin
çevresel önemini göstermek. Çevre kirliliği ile organik bileşikler arasındaki ilişkileri
belirtmek.
Dersin Kapsamı (Haftalık program bazında verilmiştir):
1. Organik bilşiklere giriş
2. Fonksiyonel grupların tanıtılması
3. Fonksiyonel grupların özellikleri
4. Hidrokarbonlar Alkoller, alkil halojenürler
5. Keton ve aldehitler
6. Asitler ve esterler
7. Aromatikler; azot ve kükürtlü organik bileşikler
8. Yağlar
9. Sabunlar
10. Deterjanlar
11. Pestisidler
12. Proteinler
13. Karbohidratlar
14. Temel biyokimyasal kavramlar.

Read More

çevre mühendisi iş ilanları

çevre-mühendisi

çevre mühendisi iş ilanları, Çevre mühendisiyim iş arıyorum, Tüm çevre mühendisi iş ilanlarını sitemizde bulabilirsiniz. Çevre Mühendisiyim iş arıyorum. Çevre Mühendisi iş ilanları Çevre Mühendisi Kariyer planları.

Read More

Çevre Mühendisleri Maaşları 2012 – 2013

çevre-mühendisi

Çevre Mühendisleri Maaşları 2012 – 2013. Çevre Mühendisiyim ne kadar maaş alırım? Çevre mühendisleri maaşları. Çevre mühendisleri günümüz şartlarına göre iyi derece maaş almaktadır ve bunu belirleyen faktör ise şirketlerdir. Çevre Mühendisleri maaşları her geçen gün artmaktadır. Çevre Mühendisleri günümüzde yaygın meslek olduğundan maaşları da iyi dir.

Read More

Felaketten Bu Yana Japonya

nukleer-enerji

Japonya’da yaşanan nükleer felaket tüm dünyada nükleer enerjinin güvenilirliği konusunu yeniden gündeme getirmişti. Peki, Japonya’nın nükleer enerji politikasında son bir buçuk yılda neler değişti?

Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, 11 Mart 2011 akşamı, halkı sakinleştirmek için yaptığı açıklamada “Şu ana kadar reaktör dışında herhangi bir radyoaktivite söz konusu değildir. Hâlihazırda çevre için bir tehdit söz konusu değildir. Sakin olun ve yerel yetkililerle polis ve itfaiye güçlerinin talimatlarına uyun” ifadesini kullanmıştı. Ne var ki kısa süre sonra sızıntının tahmin edilenden çok daha vahim boyutlarda olduğu anlaşılmış, reaktör çevresindeki geniş bir alan tahliye edilmişti. Reaktör 1’deki erime ise çoktan başlamış, 2 ve 3. blokları soğutmaksa bir türlü mümkün olmamıştı.

Araştırma komisyonuna üye üç görevli, kazanın meydana geldiği günden bu yana santral çevresinde incelemelerine devam etmekte. Garip olansa, herhangi bir deprem ya da tsunaminin böylesi bir neticeye sebep olacağı çok önceden belli iken, Tepco firmasının gerekli önlemleri almamış olmasının üzerinde hiç kimsenin durmaması.

Bu açıklama, Japonya Nükleer Güvenlik Kurumu Sözcüsü Hidehiko Nişiyama 9 Nisan 2011 tarihinde “Reaktörleri soğutmak için kullandığımız radyasyonlu suyu ne yapacağımız sorusu, en büyük riski oluşturuyor. Zira bu gerçekten çok zor bir iş” açıklamasını yapılmıştı. Aradan geçen bir buçuk yıla rağmen su sorunu halen çözülebilmiş değil. Fukuşima 1 nükleer santralinin bulunduğu arazideki tanklarda yaklaşık 200 bin ton yüksek radyoaktif su birikmiş durumda. Bu yüzden Tepco, önümüzdeki üç yıl içerisinde 470 bin tonluk daha konteyner alarak sorunu çözmeyi planlıyor.

Bunun kökten bir çare olup olmayacağı ise şüpheli. Nitekim biriken radyoaktif su atığının ne yapılacağına dair kati bir çözüm halen yok. İşte bu sebeple, radyoaktif suların tanklarda biriktirilmesi, çevre sakinlerini sağlık ve güvenlik noktasında hiç rahatlatmıyor. Kaza esnasında eriyen yüksek oranda radyasyon yüklü yakıt çubuklarının bertarafı ise başka bir problem. Zira bu işlem için söz konusu binalarda işçilerin çalıştırılması, yüksek radyasyon nedeniyle kesinlikle yasak.

Yabancı gazeteciler için düzenlenen bir tur sırasında, yakıt çubuklarındaki radyasyon oranının 1500 mikrosieverti aştığı sayaçlarla tespit edilmişti. 3 bin işçinin bu şartlarda uzun süre çalıştırılamaması nedeniyle reaktörlerin radyasyondan arındırılması için özel tasarlanmış robotlar kullanılıyor.

Ne var ki, Fukuşima santral binalarındaki termometreler hayli eski ve hasarlı olduklarından eldeki ölçüm verilerinin güvenilirliği de tartışma konusu. En geç 2013 yılına dek tamamlanması gereken bir dizi radyoaktif test için Tepco firması, mukayese için reaktörde kullanılmayan yakıt çubukları getirterek süreci hızlandırdı. Tüm bu girişimlere rağmen, reaktör ve binaların tamamen radyasyondan arındırılıp bertaraf edilebilmesi için yaklaşık 40 yıllık bir sürece ihtiyaç var.

Nükleer felaket sonrası 2040 yılına kadar nükleer enerjiden tümüyle vazgeçeceğini açıklayan Japonya, özellikle sanayi lobisinin baskılarına dayanamayarak bu konuda geri adım attı.

Aradan geçen bir buçuk yılda, nükleer faciaya ilişkin söylemler bir hayli değişti. Japon halkı ise efsanevi teknolojilerinin güvenilirliğine dair inancını büyük ölçüde yitirmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları, halkın yarıya yakınının, önünüzdeki 20 yılda nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor.

Aradan geçen bir buçuk yılda, nükleer faciaya ilişkin söylemler bir hayli değişti. Japon halkı ise efsanevi teknolojilerinin güvenilirliğine dair inancını büyük ölçüde yitirmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları, halkın yarıya yakınının, önünüzdeki 20 yılda nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor.

 

27.10.2012

Read More

Microsoft Windows 8′i Tanıttı

Yazılım devi Microsoft, kişisel bilgisayarlar (PC) ile hızla gelişenmobilcihazlar arasındaki boşluğu kapatacak bir arayüz içeren Windows 8işletimsistemini teknoloji dünyasına tanıttı.
New York’ta düzenlenen tanıtımkampanyasındakonuşan Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer, şirketin ilk kez dokunmatik cihazları desteklemesi için tasarladığı Windows 8′in PC ile ilgili tüm algıları yerle bir edeceğini söyledi. Windows 8 işletim sistemini kullananların başlangıç tuşu yerine koca bir ekrana sahip olacaklarını söyleyen Ballmer, yeni işletim sisteminin uygulamaları kare ikonlar halinde sunduğunu belirtti.

İşletim sistemi, masaüstübilgisayarlardandizüstü bilgisayarlara ve tabletlere çeşitli cihazlarda kullanılacak. Windows 8 ile çalışan bazı PC’ler, dizüstü bilgisayarlara benziyor. Ancak ayrı bir bataryaya sahip çıkarılabilir ekranları sayesinde bu PC’ler, tablet olarak da kullanılabilecek. Önceki işletim sistemlerinden son derece farklı olan Windows 8, 13 ay süren 1 milyar saatlik deneme sürecinin ardından ortaya çıkarıldı.

Windows 8 işletim sistemine sahip PC’ler ve diğer cihazlar, ABD’de bugün satışaçıkacak. Windows 8′in akıllı telefonlar için geliştirilen versiyonu ise gelecek hafta raflarda olacak.
Microsoft, Windows 8 ile birlikte Surfacetableti de tanıttı. Şirket yetkilileri, tanıtım sırasında son derece dayanıklı olarak üretilen Surface’in kırılmadığını göstermek için yere fırlattı, hatta topuklu pabuçla üzerine bastı. 32 gigabaytlık Surface tabletler, ABD’de bugün satışa sunulacak. Surface’in fiyatı 499 dolar olarak belirlendi.

Microsoft’un 1995′teki ilk dahili internet desteğinden bu yanasistemdeyapılan en büyük değişiklikleri içeren Windows 8′in, şirket kurucularından Bill Gates’in 1981′de IBM’in ilk kişisel bilgisayarı için işletim sistemi kurmak için sözleşme imzalamasından bu yana Microsoft’un en önemliürünüolması bekleniyor.

Halihazırda 1 milyardan fazla PC’nin Windows işletim sistemleri ile çalıştığı sanılıyor. Bunlardan 670 milyonu 2009′da piyasaya sürülen Windows 7′yi kullanıyor. Microsoft’un Windows 8′i dünya çapında tanıtmak için 1 milyar dolarlık bir bütçe ayırdığı da gelen haberler arasında.

 

26 Ekim 2012

Read More

Telefonda Konuşurken Anında Çeviri

samsung

Japonya’da üretilen bir uygulama sayesinde telefonda konuşurken yabancı bir dile, anında çeviri mümkün olacak. Yani Japonlar bir yabancıyı aradığında, herkes kendi dilinde konuşabilecek.

Japonya’da ülkenin en büyük cep telefonu şebekesi NTT Docomo’nun uygulaması, Japonca’yı şimdilik İngilizce, Mandarin ve Korece dillerine çeviriyor. Bunu başka dillerin izlemesi bekleniyor.

Geçtiğimiz aylarda Lexifone ve Vocre da benzer ürünleri piyasaya sunmuştu. Alacatel-Lucent ve Microsoft’un da bu konuda çalıştığı biliniyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, bu ürünler gelecekte şirketlerde yabancı dil bilen eleman bulundurma zorunluluğunu azaltarak, masrafları kısmaya

yardımcıolabilir. Ayrıca turizmdede faydalı olabilir.

Ancak yazılımlar çeviride mükemmelliğe ulaşamayacağı için kullanım alanları da sınırlı olacak.

NTT Docomo’nun bu ay bir fuarda tanıttığı Hanaşite Hon’yaku uygulaması, Android telefonlar için üretildi. 1 Kasım’da piyasaya sürülecek olan uygulama, karşıdaki kişinin konuşması bittikten kısa süre sonra sesli bir çeviri sunuyor.

Ayrıca metinleri okuyup, sesli çeviri yapma olanağına sahip.

Şirketten yapılan açıklamada “Kasım sonunda Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca, Endonezya ve Tayland dilleri de eklenerek uygulamadaki yabancı dil sayısı 10′a çıkarılacak.” denildi. Bu hizmetten NTT Docomo’nun özel paketlerinden birine abone olanlar yararlanabilecek.

Sabit telefonda da kullanılacak

Şirkete yakında Fransız Alcatel-Lucent’in rakip çıkması bekleniyor. Alcatel-Lucent’in ürünü WeTalk, Japonca, İngilizce, Fransızca ve Arapça dahil 10′dan fazla dilde çeviri yapacak.

Hizmet sabit telefon hatlarında da kullanılmak üzere tasarlanmış. Yani Fransız şirketin ürünü, 8kHz ya da 16kHz frekansındaki sesleri de tanıyabilecek.

Piyasadaki diğer ürünler tanınması daha kolay olan 44kHz frekansını kullanıyor.

24 Ekim 2012

Read More

Rize’de Balık Ölümleri

cevre-kirliligi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca, Salarha Deresi’ndeki balık ölümleri konusunda inceleme başlatıldı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Rize Çaykent beldesindeki Salarha Deresi kenarında balık ölümleri yaşandığına ilişkin haberler üzerine harekete geçildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rize İl Müdürlüğü ekiplerince dereden alınan numune örnekleri,ölüm mikrobiyolojik analiz yapılmak üzere Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi’ne,gönderildi.

Numune sonuçlarından sonra kirliliğe sebebiyet verenlere idari ve mali yaptırım uygulanacak.
24 Ekim 2012

Read More

Diyarbakır’da İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin Temeli Atıldı

atıksu arıtma tesisi resimleri

Dicle Nehri üzerindeki kirlilik yükünü azaltacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi”nin temeli düzenlenen törenle atıldı.

Dicle Nehri üzerindeki kirlilik yükünü azaltacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin temeli düzenlenen törenle atıldı.

Dicle Nehri’ni kirlilikten koruyacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin temel atma töreni, eski Mardin yolu üzerinde bulunan Atıksu Arıtma Tesisi alanında gerçekleştirildi. Temel atma törenine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Bahattin Kaptan, AB Delegasyonu Başkatibi ve Mali İşbirliği Başkanı Wolfgang Schlager, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilçe belediye başkanları, DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı, eski Genel Müdür Vekili Fahrettin Çağdaş, STK Temsilcileri ve çok sayıda vatandaşlar katıldı. KCK kapsamında 3 yıl boyunca tutuklu bulunan ve birkaç gün önce tahliye edilerek görevinin başına dönen DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı ise proje maliyeti ile ilgili bilgi verdi. Sarı Diyarbakır Su ve Atıksu Projesi’nin, İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, Yağmursuyu Şebekesi, Kanalizasyon Şebekesi ve Kolektör Hatları, Gözeli Havzası Rehabilitasyonu ve İçme Suyu Ana Hattı, SCADA Sistemi ve Makine ve Ekipman Temini gibi dev projeleri kapsadığını söyledi. Proje destek paketinin toplam değerinin 78 milyon avro olduğunu kaydeden Sarı, bunun 25.6 milyon avrosunun İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi için kullanılacağını ifade etti.

1 MİLYON 245 BİN NÜFUSUN ATIKSUYU ARITILACAK

Projenin, AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın yüzde 85 desteği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yüzde 6’lık katkısı ve DİSKİ Genel Müdürlüğü’nün yüzde 9’luk öz kaynağı ile hayata geçeceğini belirten Sarı, tesisin 2014 yılında devreye gireceğini söyledi. Sarı, “Tesisin 2025 yılına kadar olan birinci etabında 1 milyon 245 bin nüfusun atıksuyu, son teknolojik sistemlerle arıtılarak Dicle’ye tertemiz bir şekilde verilecektir. Böylelikle Dicle Nehri’nin kirlilik yükü azami düzeyde azaltılacaktır” şeklinde konuştu. Sarı, tesiste Giriş pompa İstasyonu, Izgara tesisleri, Kum ve yağ tutucular, Çökeltme havuzları, Çamur yoğunlaştırıcılar, Çamur çürütücüler, Gaz kullanım tesisleri ve Çamur susuzlaştırma ünitelerinin yer alacağını ve tesisin ortalama debisinin günde 175 bin m3 olacağını kaydetti. Sarı konuşmasını şöyle bitirdi:

“3 yıla yakın bir aradan sonra aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ayrı kaldığım dönemde DİSKİ Genel Müdürlüğümüzün değerli yönetici ve gayretli çalışanlarıyla oldukça ileri bir noktaya gelmiş olduğumuzu memnuniyetle görmekteyim. Buradan emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.”

AB’DEN 66 MİLYON AVROLUK HİBE

AB Delegasyonu Başkatibi ve Mali İşbirliği Başkanı Wolfgang Schlader ise, AB adına Diyarbakır’da bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu kaydetti. Projenin kendi başına çevre sektöründeki en büyük projeyi oluşturduğunu kaydeden Schlader, “Bu çerçevede AB’nin projeye 66 milyon avroluk bir hibe desteği sağladığını duyurmaktan büyük onur duyuyorum” dedi. Projenin Diyarbakırlılara içme suyu ve atıksu hizmetlerini iyileştireceği için ayrıca Dicle Nehri’ni ve böylece Dicle Nehri’nin hem Türkiye’de hem de sınır ötesindeki kesiminde yaşayan milyonlarca kişinin sağlığını koruyacağı için büyük önem taşıdığını kaydetti. Schlader, çevre konusunun AB’nin en önemli ve zorlu politika alanlarından birini oluşturduğunu ifade ederek, AB müktesebatı olan Su Çerçeve Direktifi’nin içme suyu, atıksu arıtımı, tarımdan kaynaklanan kirlilik ve tehlikeli maddeler gibi pek çok önemli direktif için şemsiye hizmet sunduğunu kaydetti. Schlader, AB mevzuatının havza bazında yönetimini belirlediğini ve su kaynaklarının entegre bir yaklaşım ile ele alınmasını ve korunmasını öngördüğünü ifade etti. Schlader konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çevre AB katılım sürecinde en zorlu ve yüksek maliyetli alanlardan birini oluşturmaktadır. Bu alanda 300’den fazla farklı mevzuatın iç hukuka aktarılması gerekmektedir ve bunların uygulanması için 60-70 milyar avro gibi büyük bir meblağ olan yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm bu güçlüklere rağmen Türkiye’nin atıksu yönetimi dahil çevrenin çeşitli alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiğini belirtmekten memnuniyet duyuyorum. Ayrıca suyun ve doğanın korunması ve hava kalitesi gibi diğer politika alanlarında başka reform hazırlıkları yapıldığının da farkındayız. Elbette ki daha fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye’yi AB müktesebatını benimsemeye ve daha da önemlisi müktesebatın etkin uygulamasını sağlamaya teşvik ediyoruz.” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Bahattin Kaptan da, Türkiye’de son yıllarda daha temiz bir çevrede yaşama isteğinin artığını, hem yerel yönetimlerde hem de merkezi yönetimde ortak bir bilinç oluştuğunu kaydetti. Bu bilincin oluşmasında Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinde olmasının büyük rol oynadığına dikkat çeken Kaptan, “Bu çerçevede hem mevzuatımızda yapılan düzenlemeler hem de AB’ye vermiş olduğumuz taahhütler neticesinde son zamanlarda ülke genelinde çevre sektöründeki kurumlarda önemli bir artış gözlenmektedir” dedi. Kentsel atıksuların bertarafı konusunda tamamen yerel yönetimlerimizin yetkisinde bir sorumluluk bulunduğunu kaydeden Kaptan, yerel yönetimlerin bu yatırımları kendi kaynakları ile yapmak zorunda olduğunu kaydederek, “Ancak ülkemizdeki yerel yönetimlerin gerek kaynak sıkıntısı, gerekse yatırım maliyetinin yüksekliği nedeniyle bu alanda kendilerine ilave bir mekanizma oluşturulması ihtiyacı hasıl olmuştur” dedi. Kaptan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu alanda ülkemizde iki ayrı mekanizma oluşturulmuş durumda. Birincisi, merkezi yönetimin özellikle nüfusu 25 binden az olan belediyelere yönelik 2 yıldır yürüttüğü bir proje var. Bu projede yıllık genel bütçeden 500 milyon TL bir kaynak ayrılmaktadır. Bu kaynakla belediyelerin çevre sektöründeki projelerine yüzde 50 oranında bir hibe destek sağlanmaktadır. Şu anda geldiğimiz noktada yaklaşık 400’e yakın belediye bu genel bütçeden destek almaktadır. İkincisi de AB fonlarının IPA kapsamında desteklediği projeler de bu mekanizma içinde. Bunun içinde bir ayağı AB, ikinci ayağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve üçüncü ayağı belediyelerimiz gibi üçlü yapı oluşturulmuştur. Şu an bu kapsamda bünyemizde 39 adet proje yürümektedir. Bu projelerin toplam maliyeti 930 milyon avro tutarında. İkinci parti hazırlık çalışmaları kapsamında da 33 adet proje çalışmalarımız devam etmektedir. Bu projelerin toplam maliyeti de 800 milyon avro tutarındadır.” Kaptan, Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin 39 projenin en büyüğü olduğunu kaydederek, “Bu tesisleri Dicle Nehri’ne veda etmemek için, çevreye veda etmemek için, insana veda etmemek için yapıyoruz” dedi.

BAYDEMİR: “BUGÜN TARİHİ BİR GÜN”

Konuşmasına, “Bugün tarihi bir gün” diyerek başlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “8 bin yıl boyunca bu kentte yaşam hiç kesintiye uğramadı. Dicle Nehri kentimize can verdi. 33 medeniyetin filizlenmesine yol açtı” dedi. Bugün Diyarbakır’da sadece bir yılda 64 milyon ton arıtılmış suyun musluktan içildiğini ancak bu suyun bir de doğaya geri bırakılması süreci olduğunu söyledi. Baydemir, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göreve yeni başladığımızda hemen yanı başımızdaki arıtma tesisimizin açılışını yapmıştık. Bugün büyük bir heyecanla ifade etmek isterim ki, atılabilecek en büyük adımlardan bir tanesini atmak üzere bir arada bulunuyoruz. Elbette ki bu Dicle Nehri’ne vefa borcunun ödenmesidir. Aynı zamanda 8 bin yıllık kent tarihine duyduğumuz saygının bir ifadesidir. Aynı zamanda sadece bugünümüze değil, gelecek nesillere, insanlığa sunulabilecek en büyük katkılardan bir tanesidir.”

Tesisin, Dicle Nehri’nin ekosistemini koruması itibariyle, Ortadoğu’ya yaşayan bütün halkların bir arada ve kardeşçe yaşamasına büyük bir katkı sunduğunu düşündüğünü belirten Baydemir, “Bu proje sadece insanlar için değil, Dicle Nehri’nin florası için de bugün dünyanın başka ekosisteminde yaşamayan Sele Ave’ye yani Dicle kaplumbağasına da sahip çıkma projesidir” diye konuştu. Desteği ve ilgiyi esirgemeyen Çevre ve Şehircilik Bakanı’na teşekkür eden Baydemir, aynı desteği ve ilgiyi 2013 yılı içerisinde Katı Atık Bertarafı ve Ayrıştırması Tesisi için de beklediğini ifade etti. Baydemir, “Bu tesisimiz enerjisini de kendisi üretecektir. Aynı şekilde katı atık modernizasyonu bertarafı, ayrıştırması tesisi de yine enerjisini kendi üretecektir. Güneş Evi ile başladık. Şimdi bu mega tesislerle tekrar bu yenilenebilir enerji kaynaklarına geri dönüşü de Diyarbakır’dan bu vesileyle başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu. Diyarbakır’ın büyük zahmetler ve güçlükler içerisinde başarı öyküleriyle dolu olduğunu kaydeden Baydemir, “Kentimizde döşeli olan kanalizasyon şebekesi uzunluğu sadece 300 kilometreydi. Yine döşeli kanalizasyon şebekesi miktarı 2004 yılında görevi devraldığımızda 600 kilometreye çıkmıştı. 2012’de şebeke miktarımız 2 bin kilometreye çıkmış bulunuyor. İçme suyu şebekesinde benzer başarıyı elde ettiğimiz paylaşmak istiyorum. 2004 yılında devraldığımızda 100 kilometrelik kanalizasyon şebekesi altyapısı 200 kilometreye çıktı. Bugün 850 metreye çıkmış bulunuyor. Son 8 yılda neredeyse Cumhuriyet tarihimizin 8 katı bir hizmeti sunmanın haklı gururunu ve heyecanını paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullandı. Baydemir konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şüphesiz ki bunlar kolay olmuyor. Bunun örneklerinden bir tanesi de hemen yanımda bulunan ve göreve başladığımız ilk günden itibaren birlikte çalıştığım DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı’nın üç yılı aşkın bir süre özgürlüğünden mahrum bırakılması. Yaşar Bey çok başarılı bir mesai arkadaşım olduğu için mağdur edildi. Bu konuda endişem o ki, Fahrettin Bey vallahi siz o başarıyı bir kalem daha yukarı çıkarttınız. Şimdi biraz da senden korkuyorum. Çünkü kim başarılı olursa bu kentte maalesef başarılı olanların başına bir sıkıntı gelebiliyor. İnşallah tüm bu sıkıntıları, el birliği ve yürek birliğiyle bu kente hizmet etme aşkı ve çabasıyla birlikte ortadan kaldırabiliriz.” AB mevzuatı ve katılım ortaklığı çerçevesindeki finans kaynaklarının olabildiğince uzun bir prosedürü gerektirdiğini kaydeden Baydemir, “Katılım ortaklığı çerçevesinde kaynağın ana merkezi AB, bölgelerarası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılması konusunda belli konuları Bakanlığın emrine veriyor. Dolayısıyla ilgili Bakanlık da bunu ilgili belediyeler veya diğer kuruluşlar arasında dağıtıyor. Dolayısıyla Diyarbakır’ın son 5-6 yıl içerisinde o kaynaktan hak etmiş olduğu payı alması ve bunun böylesi temel atma törenine dönüşmesi tahmin edersiniz ki oldukça meşakkatli bir iş oluyor” dedi. Baydemir, İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Projesi’nde emeği geçen DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı şahsında bütün mesai arkadaşlarına ve Sarı’nın yokluğunda DİSKİ Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Fahrettin Çağdaş’a teşekkür etti. Daha sonra Baydemir ve tüm katılımcılar butona basarak temel atmayı gerçekleştirdiler. Atılan konfeti ve havai fişekler ile Kürtçe müzik eşliğinde yapılan temel atma töreninde bir de kokteyl verildi.

 

21.10.2012

Read More

JEAN MONNET BURS PROGRAMI BAŞVURULARI BAŞLADI

çevre-mühendisi

2013-2014 AKADEMİK YILI JEAN MONNET BURS PROGRAMI BAŞVURULARI BAŞLAMIŞTIR

Ülkemizin Avrupa Birliğine (AB) tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış personel sayısının artırılması ve müktesebatın etkin bir biçimde uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulması amacıyla yürütülen ve AB tarafından finanse edilen Jean Monnet Burs Programı 2013-2014 akademik yılı başvuruları başlamıştır.

Kamuda,özelsektörde veya sivil toplum kuruluşlarında çalışan, üniversitelerde akademik veya idari personel olarak görev yapan, Türkiye’deki üniversitelerde lisans düzeyinde son sınıf öğrencisi veya lisansüstü (yüksek lisans veya doktora) öğrencisi olan ve AB müktesebatı konusunda uzmanlaşmak isteyen herkese açık olan Jean Monnet Burs Programı kapsamında 2013-2014 akademik yılında burs verilecek kişi sayısı artırılmış olup 130 kişiye burs tahsis edilecektir.

Jean Monnet Burs Programının 2013-2014 akademik yılına ilişkin başvurular 19 Kasım 2012 tarihine kadar devam edecektir.

Ayrıntılı Bilgi için TIKLAYINIZ!

Read More

Sdü’de Deniz Suyundan Temiz Su Elde Edildi

laboratuvar-resmi

Süleman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalar sonunda deniz suyu hiç basınç kullanılmadan tuzdan arındırılarak temiz su elde edildi.

Süleman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalar sonunda deniz suyu hiç basınç kullanılmadan tuzdan arındırılarak temiz su elde edildi. Projeyi yürüten Araştırma Görevlisi Evrim Çelik, projenin ikinci etabında arıtılmış Sudan içme suyu elde etmek için çalıştıklarını söyledi.

SDÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Evrim Çelik, dünyada hızla artan içme- kullanma suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla alternatif proje geliştirdiklerini söyledi. Deniz suyunu tuzdan arındırma yöntemi denilen ‘membran’ teknolojisinin dünyanın her yerinde yaygın olarak kullanıldığını belirten Çelik, çok sağlıklı görmediği bu yönteme alternatif olacak yeni bir sistem geliştirdiklerini kaydetti.

Membran sisteminde çok yüksek basınç kullanıldığı için büyük yatırımlar gerektirdiğini ve bunun da maliyetli olduğuna dikkati çeken Çelik, geliştirdikleri ‘Karbon nanotüp katkılı ozmoz membran’ tekniğiyle basınca ihtiyaç duyulmadan deniz suyunun arıtıldığına vurgu yaptı.

Bu nedenle arıtma işleminin ekonomik yönden daha ucuza mal olduğuna değinen araştırma görevlisi Çelik, proje kapsamında su arıtımı, su saflaştırılması ve içme suyu geri kullanımı gibi birçok alanda çalışmalar yapılacağını anlattı.

DÜNYA SU ARIYOR

Çelik, dünyada içme suyuna ulaşımın giderek zorlaştığına işaret etti. Çelik, “O yüzden birçok ülkede su çalışması yapılıyor. Bugün Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyundan içme suyu elde edip bunu kullanmaya çalışıyor. Bu ülkede içme suyu benzinden daha pahalı. Biz de su kaynaklarını verimli kullanmadığımız için zamanla su sıkıntısı yaşamaya başlayacağız. Zaten birçok ülkede şu anda su sıkıntısı var” diye konuştu.

Proje çalışmalarının devam ettiğini anlatan Çelik, arıtılan deniz suyundan da içme suyu elde edilmesini hedeflediklerini söyledi. Çelik, desteklenmeye değer bulunan projeye TÜBİTAK’ın 400 bin TL destek verdiğini kaydetti.

 

20.10.2012

Read More

Dört Güneşli Gezegen Bulundu

dünya

Amerikalı amatör araştırmacılar, 4 güneşe sahip bir gezegen keşfetti.

Yale Üniversitesi tarafından yürütülen “Gezegen Avcıları” (Planet Hunters) programına gönüllü

destekveren amatör araştırmacılar tarafından keşfedilen 4 güneşli gezegen, Dünya’dan 5000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor.

Gezegenin, bir yıldız çiftinin yörüngesinde yer aldığı ve başka bir yıldız çiftinin de ilk çiftin etrafında döndüğü belirlendi.

Dünya’nın yarıçapından 6 kat daha büyük olan gezegen, GüneşSistemi’nin en büyük 4. gezegeni Neptün’e benziyor.

Yale Üniversitesi’nden Meg Schwamb, daha önce 2 güneşli gezegenlerin keşfedildiğini ancak 4 güneşli gezegene ilk kez rastlandığını ifade etti.

Schwamb, keşfin insanoğlunu gezegenlerin nasıl oluşup geliştiği konusunda düşünmeye zorlayacağını söyledi.

Gezegene gönüllü araştırmacıların dahil olduğu Planet Hunter programına atfen “PH1″ ismi verildi.

Gökbilimciler her ne kadar 4 güneşe sahip olsa da PH1′de yaklaşık 300 santigratsıcaklıknedeniyle güneşin batışını izlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

PH1′i keşfeden gönüllü araştırmacılar Kian Jek ve Robert Gagliano ise, 4 güneşli gezegeni keşfederek bilime katkı sağladıkları için çok mutlu olduklarını dile getirdi.
Keşif, ABD’nin Nevada eyaletinde düzenlenen Amerikan Astronomi Topluluğu Gezegen Bilimleri Bölümü’nün toplantısında sunuldu.

Şimdiye kadar 2 güneşe sahip 6 gezegen bulunmuştu.

 

18 Ekim 2012

Read More

Bergama Atıksu Kesin Kabulu Yapıldı

arıtma-tesisi

Geçtiğimiz yıl çalışmaları tamamlanarak faaliyete geçen Atıksu Arıtma Tesisi’nin kesin kabul protokolü Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ve  İller Bankası A.Ş. İzmir Bölge Müdürü Muhittin Menekşe tarafından imzalandı.

Atıksuların insan ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi amacıyla çalışmaları Bergama Belediyesi’nce yürütülen, atıksu arıtma tesisi faaliyete başladığı günden bu yana Bergama’nın günlük 13 bin metre küp debilik atıksuyunu arıtarak, Bakırçay Deresi’ne dökülmesini sağlıyor. 78 bin kişilik nüfusun arıtma ihtiyacını karşılayan tesis, karbon, azot ve fosfor gideriminin büyük ölçüde arıtılmasını da sağlıyor.
 

Avrupa standartlarına uygun olarak hazırlanan, uzun vadede Bergama’nın artacak nüfusunun arıtma ihtiyacını da çözebilecek potansiyele sahip tesis, kentteki atık suyu büyük ölçüde arıtılmış olarak doğaya salıyor. Arıtma sonucunda çıkan stabil suyun ileriki dönemlerde tarımsal alanların sulanmasında, çamur da gübrelemede kullanılabilir hale gelecek.
 

24 saat boyunca Bergama’daki atıksuyu arıtan tesiste, şehir şebekesinden gelen atıksular toplama bacası, kaba ve ince ızgara, havalandırma, havuz ve filtreleme işlemlerden geçtikten sonra Bakırçay’a dökülüyor. Tam zamanlı çalışan tesis ile Bakırçay artık daha temiz akıyor.
 

Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, tesisin uzun bir süreç sonunda faaliyete geçtiğini, önceki dönemlerde kentte görev yapmış belediye başkanlarının da tesisin hayata geçirilmesine yönelik çabaları bulunduğunu belirterek, “Bergama’nın kamoyunda da bilinen bir çevre duyarlılığı söz konusu. Yerel yönetimlerin bu tür projeleri hayata geçirmeleri çok önemli. Hem yakın zamanda devreye giren Katı Atık Bertaraf  Tesisi ve Tıbbi Atık Sterilizasyon Tesisi’miz, hem de Atıksu Arıtma Tesisi bu konudaki hassasiyetimizi gözler önüne süren önemli projeler. Hizmete giren tesislerle birlikte atık sular artık Bakırçay’ı kirletmiyor” diye konuştu ve projede emeği geçen teşekkür etti.
 

İller Bankası Bölge Müdürü Menekşe de, “İmzaladığımız kesin kabul protokolüyle yüz akı tesisin Bergama Belediyesi’ne devri gerçekleşmiş oldu. Atık suların insan ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi ve çevre için güvenilir koşulların sağlanması oldukça önemli. Bu anlamda, yaşama geçirilen tesis Bergama ve Bakırçay  için büyük önem taşıyor” dedi.
 

Menekşe, başta Başkan Gönenç olmak üzere, tesisin inşaasında katkıda bulunan herkese  teşekkür etti, tesisin çevreye olan olumlu katkısının tüm Bakırçay Havzası’na hayırlı olmasını diledi.

 

16.10.2012

Read More

Galaxy Note II Yolda

samsung

Berlin’de gerçekleştirilen IFA fuarı öncesinde tanıtılan Samsung GALAXY Note II, mobil kullanımda yaratıcılık açısından en gelişmiş akıllı telefon konumuna yerleşecek.

GALAXY Note II’nin sahip olduğu 5.5 inç (140.9 mm) HD Super AMOLED ekran, kristal berraklığında bir görüntüleme deneyimi sağlıyor. 16:9 ekran oranı; daha zengin, sürükleyici ve sinemayı andıran bir video izleme deneyimi sunuyor ve hareket halindeyken bile HD videoları kusursuz bir şekilde izlemeyi mümkün kılıyor. Cihazın daha geniş bir ekrana sahip olması, kullanıcının içeriği net ve canlı olarak izlemesini sağlıyor ve okunabilirliği daha da artırıyor. GALAXY Note II’nin daha geniş ekranı ve daha ince

tasarımısayesinde kullanıcılar, hareket halindeyken daha fazla işi daha verimli şekilde tamamlama ve özgürce içerik yaratma olanağı bulacaklar.

Kolay bir çoklu görev yönetimi

Air View uygulaması S Pen ile; e-posta, S Planner, fotoğraf galerisi veya video üzerinde gezinerek içeriği açmaksızın ön izleme yapma olanağı sunuyor. Bu özellik sayesinde, ekran geçişlerine gerek olmaksızın kullanıcılar, tek bir bakışta çok daha fazla bilgiyi kolayca aratabiliyor ve bilgiye ulaşabiliyor.

Popup Note özelliği, S Note uygulamasının kullanıcıların ekranlarının herhangi bir yerinde anlık olarak bir pop-up penceresi şeklinde açılmasını sağlıyor. Kullanıcı bir çağrı sırasında S Pen’i çıkardığında; S Note uygulaması otomatik olarak ekranda beliriyor ve kullanıcıların hızlıca bir şekilde kişisel mesaj yazmalarını mümkün kılıyor.

Ayrıca cihazın Quick Command adı verilen yeni El Hareketleri özelliği sayesinde kullanıcılar sık kullanılan uygulamaları S Pen ile hızla aktive edebiliyor. El Hareketleri özelliği, kullanıcı S Pen düğmesine basarak ekranda yukarı doğru gittiğinde ortaya çıkıyor. Kullanıcılar, El Hareketleri özelliğine önceden kaydedilmiş işaretleri çizerek, hızla e-posta gönderebiliyor, telefon araması yapabiliyor ve ayrıca, hızlı ve kolay erişim için kendine özgü işaretleri çizip atayabiliyor.

Dahası kullanıcılar, Ekran Kaydı (Screen Recorder) özelliği sayesinde kolay ve hızlıca deneyimlerini paylaşabilecek. Çünkü bu özellik kullanıcıların, ekranlarında izledikleri görüntünün tamamını -örneğin bir uygulamanın nasıl kullanılacağıyla ilgili bir tanıtım videosunu- kaydedebilmelerini ve sonrasında paylaşabilmelerini sağlıyor.

Kullanıcıların kendini ifade etmesi için muhteşem araçlar – Geliştirilmiş S Pen ve S Note

Yeni S Pen; mükemmel bir kavrayış için artık çok daha ergonomik bir tasarıma sahip. Bu nedenle çok daha rahat ve doğal bir yazma deneyimi sunuyor.

S Pen, yeni düşünce ve fikirleri anında kaydetme ve el yazısıyla herhangi bir dijital içeriği ekranda doğrudan bir araya getirme olanağı sağlayan gelişmiş özellikler sunuyor. Yalnızca özel bir S Pen tuşuna basılması, kullanıcıların S Pen’in seçilen içeriği kesme veya düzenleme isteğini sihirli bir şekilde anlaması için yeterli oluyor. Kolay Klip (Easy Clip) özelliği; ekrandaki içeriği istenen her şekilde ve anında kırparak kaydetmeye hazır hale getirmeyi, paylaşmayı veya yapıştırmayı mümkün kılıyor. Fotoğrafları kestikten sonra kullanıcılar, boyayarak, gölgelendirerek veya kendi el yazılarıyla notlar alarak kesilmiş içeriği kolayca düzenleyebiliyorlar.

“Idea Visualizer” özelliği ile kullanıcılar, S Note’a kendi el yazılarıyla oluşturdukları anahtar kelimelerden illüstrasyonlar atayabiliyor ve bu sayede çizimler, el yazısı ile birebir uyum sağlıyor. Böylece kullanıcılar kendilerini çok daha yenilikçi ve yaratıcı bir şekilde ifade edebiliyor, hatta kendi kişiselleştirilmiş illüstrasyon kütüphanelerini bile oluşturabiliyor.

Üstün Performans

İçerik oluşturmanın, paylaşmanın ve çoklu görev yönetim becerilerinin yanı sıra, GALAXY Note II, en son donanım teknolojileriyle birlikte geliyor. Yüksek kapasiteli 1.6GHz dört çekirdekli işlemci ve HSPA Plus veya 4G LTE bağlantısı (ülkelere göre değişiklik gösterebilir) ile kolay bir çoklu görev yönetimi, son hızda ekran geçişleri, güçlü bir tarayıcı performansı sunuluyor ve uygulamaların yüklenme süresi en aza indiriliyor. GALAXY Note II, Android™ 4.1, JellyBean’e sahip ve bu sayede, cihaza çarpıcı grafik özellikleri kazandırılıyor. Ayrıca güncellenen Google Now hizmeti ortama duyarlı arama da dâhil olmak üzere yeni özellikler içeriyor. GALAXY Note II, 16 GB, 32 GB ve 64 GB hafıza seçeneklerine ve genişletilebilir bir micro SD bellek yuvasına sahip. 3.100 mAh batarya kapasitesi sayesinde kullanıcılar, şarj sıkıntısı yaşamaksızın multimedya içeriğinin tadını çıkarabilecek, hareket halinde bile her zaman yaratıcı olabilecek ve ne zaman, nerede olursa olsun yeni fikirler oluşturabilecek.

GALAXY Note II’de, arka yüzde 8 megapiksel ve ön yüzde ise 1.9 megapiksel kamera ve HD video kayıt özelliği standart olarak sunuluyor. Kamera, bu yılın ortasında GALAXY S III ile sunulan Arkadaş Fotoğraf Paylaşımı, Çoklu Çekim ve En İyi Fotoğraf gibi keyifli ve kullanışlı özelliklere sahip. Ayrıca, GALAXY Note II’de En İyi Yüzler isimli benzersiz bir kamera fonksiyonu bulunuyor. Kullanıcılar aynı zamanda S Pen’i kullanarak, kendi el yazılarıyla notlar ekleyebiliyor ve resimlerini kişiselleştirebiliyor. El yazısı Fotoğraf Notları jpg formatında paylaşılabiliyor.

15 Ekim 2012

Read More

Baumgartner Atladı

baumgartner-225x140

 

 

 

 

 

 

 

Tam 5 yıl gibi bir çalışmanın ardından stratosfer’in çatısından atlamak bir çogumuz için inanılmaz olsada Baumgartner ve ekibi için oldukca heyecan ve

rici olmalı. Nasa’nın destekledigi bu çalışma hemen hemen 38/39 kilometre dünyaya uzaktan atlıcak.Ve 39 kilometreden kapsülden çıkıp atlıcak…

 

Tam 5 yıl gibi bir çalışmanın ardından stratosfer’in çatısından atlamak bir çogumuz için inanılmaz olsada Baumgartner ve ekibi için oldukca heyecan verici olmalı. Nasa’nın destekledigi bu çalışma hemen hemen 38/39 kilometre dünyaya uzaktan atlıcak.

5 dakika 36 saniye sürücek bu atlayış tada insanoglu ses hızını gecicek vede en uzun mesafeden atlayış gibi rekorlarada ambargosunu koyucak. Hız ve irtifa rekorlarının yanında bikaç yeni rekorunda sahibi…

 

 

 

Read More

Balıkesir’in Katı Atık Dönüşüm Projesi Hazır

çevre mühendisliği
Balıkesir’in AB destekli Katı Atık Yönetimi Projesinde yer teslimi yapıldı. Yer teslimi nedeniyle belediye önünde düzenlenen etkinlikte mehter marşları çalındı, etli pilav dağıtıldı. Buradaki törende konuşma yapan Belediye Başkanı İsmail Ok, bugünün Balıkesir için son derece önemli ve tarihi bir gün olduğunu söyledi.

Balıkesir Katı Atık Yönetimi Projesinde ihalesi tamamlanan işin yer teslimi büyük bir heyecana yol açtı. Toplam 25 milyon 511 bin 900 AVRO olan proje maliyetinin yüzde 86′lık (yüzde 92′ye tekabül ediyor) kısmının AB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hibe olarak karşılanacağı, kalan miktarın ise Balıkesir İli Sürdürülebilir Çevre Yönetimi Belediyeler Birliğinin öz kaynaklarından karşılanacağı açıklandı. Belediye hizmet binası önünde düzenlenen kutlama etkinliğine katılan Belediye Başkanı İsmail Ok, burada projeyle ilgili olan AB delegasyonu yetkilileri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcilerini tanıttı. Büyük bir mutluluk ve heyecan yaşadığını bunu da Balıkesirliler ile paylaştığını söyleyen Belediye başkanı İsmail Ok, şunları söyledi:

“Bugün Balıkesir için son derece güzel ve önemli bir gün. Bugün, yıllardır üzerinde arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir çalışmanın sonucunda tamamlanan evsel katı atıkların geri dönüşümü projesinin yer tesliminin yapıldığı gün. Onun için bugün Balıkesir için son derece anlamlı ve önemli. Geri dönüşüm tesisi, tıbbi atık sterilizasyon ünitesi, pilot kompost tesisi, sızıntı suyu toplama ve arıtma tesisi, depo gazı toplama ve yakma ünitesi bulunmaktadır. Balıkesir ve çevremiz için son derece mühim, hayati öneme sahip projeyi bugün hayata geçirmenin mutluluk ve onurunu yaşıyoruz. 22 adet çöp toplama konteyneri (sıkıştırmalı araç), 8 adet iş makinesi, 150 adet geri dönüşüm konteyneri, 7 bin 300 adet farklı kapasitelerde evsel atık konteyneri da birliğimize hibe edilecek. Projenin toplam maliyeti 25 milyon AVRO’dur. Yüzde 86′sı AB ile çevre ve Şehircilik Bakanlığından hibe edilmiştir, altını çizerek söylüyorum borç değil ‘hibe’. 100 liralık harcamanın 86 lirası hibe 14 TL’si bu birlikten çıkacak. İnşaat ihalesi 10 milyon 400 AVRO. Bu projeyi bir an önce Balıkesir’e kazandırmak ve hayata geçirmek için başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile AB delegasyonunu zaman zaman üzdüğümüzü biliyorum, ama bizlerin amacı bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Ben AB delegasyonu temsilcisi Asuman hanım ve Bakanlık temsilcilerinden herkesin önünde özür diliyorum. İşte bu heyecan ve şevkle zaman zaman bu arkadaşlarımızın gönlünü kırdık, onlar da engin ve sonsuz hoşgörüleriyle bize karşı hiçbir zaman art niyetli olmadılar. Ben Balıkesirli hemşehrilerimizin huzurunda AB Delegasyonu Temsilcisi Asuman Özaltay’a, Çevre ve Şehircilik bakanlığına, İller Bankasına ve yine bu projenin hayata geçmesinde bize destek veren belediyelerimizin temsilcilerine teşekkür ediyorum. Balıkesir Belediyesinin temsilci ve çalışanları, projenin hayata geçmesi için çocuklarından ayrı aylarca Ankara’da fedakarlıkta bulunan arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum. Ayrıca, kamuoyunda bizlere her türlü desteği veren Balıkesir basınına da teşekkür etmeyi kendime bir borç ve görev addediyorum. Bu projenin önemi, yüzde 86′sının hibe olması. Son derece önemli ve büyük bir yatırımın neredeyse tamamına yakınının AB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hibe edilmesi çok önemli. Bugüne kadar evsel atıklarımız vahşi bir şekilde depolanıyor, buradan derelere karışan çöp sızıntı suları başta dereler, bitkiler olmak üzere çevreyi zehirliyor, her türlü canlının yaşamının son bulmasına vesile oluyordu. Emeği geçen herkese bir defa daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.”

Gazi Osman Paşa Mahallesi Muhtarı Şinasi Çağlı, mahalle sınırları içerisinde yer alan çöplüğün bu proje ile kurtarılması ve Balıkesir’e ciddi bir çevre sağlığı getirecek olan projedeki çabalarından dolayı Başkan İsmail Ok’a bir çiçek vererek mahalle halkı adına teşekkür etti. Etkinlik etli pilav ve ayran dağıtılmasıyla sona erdi. İki kazan dolusu pilav ve yüzlerce ayran kısa sürede tükendi.

Balıkesir Katı Atık Yönetimi geri dönüşüm projesinin yer teslimi etkinliğiyle ilgili törene Belediye Başkanı İsmail Ok ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB Yatırımlar Dairesi ve IPA başkanı Ercan Tortop, AB Türkiye Delegasyonu temsilcisi Asuman Özaltay, AB Türkiye Delegasyonu proje sorumluları, Balıkesir’in merkez Pamukçu Beldesi, Bigadiç, İvrindi, Kepsut, Savaştepe, Susurluk ilçelerinin Belediye Başkan veya temsilcileri ile meclis üyeleri katıldı. Bundan tam 1 yıl önce Balıkesir Katı Atık depolama tesislerinin ve çöplüğün incelendiği bir gezi düzenlenmiş, geziye katılan firma temsilcileri tesislerin primitif (ilkel) olduğunu, bir Avrupa ülkesinde bu şekildeki tesislerin asla faaliyet gösteremeyeceğini söylemiş, ancak, Türkiye’de de anlayış ve uygulamanın yavaş yavaş değiştiğini, Katı Atık Yönetimi Projesinin Balıkesir’e çok büyük faydası olacağını söylemişlerdi.

14.10.2012
Read More

İklim Değişimi Balıkları Etkiliyor

kutup

Küresel ısınmanın balıkların büyümesini de önlediği anlaşıldı.

 Birçok balık türünün 2050 yılına dek olması gereken büyüklükte olmayacağı, %25 küçüleceği sanılıyor. Sonuç 600 balık türünün bilgisayar simülasyonuyla çalışan uluslararası bir ekibe ait. Bu değişimden en çok tropikal denizlerdeki balıklar etkilenecek olsa da Kuzey Denizi ve ılıman bölgelerdeki balıklar da tehdit altında. Araştırma sonuçları iklim değişiminin balıkların metabolizmaları üzerinde de etkili olduğunu ve bugüne kadar sanılandan daha kötü sonuçları doğurabileceğini gösteriyor. (Nature Climat Change)

Bilim insanları iklim değişimi yüzünden balıkların daha çok denizdeki dağılımının ve yumurtlama dönemlerinin değiştiğini sanıyordu. Fakat ısınmanın beden büyüklüğü üzerindeki beklenmedik etkisi, bilim insanlarının okyanusun iklim üzerindeki reaksiyonunun bir parçasını gözden kaçırdıklarını gösteriyor. Balıkların küçülmesinden önemli ölçüde sudaki oksijen miktarı sorumlu tutuluyor. Tahminlere göre deniz suyu gelecekte daha fazla ısınmakla kalmayıp daha az oksijen içerecek ki oksijen balıkların büyümesi için mutlaka gereklidir. Daha sıcak ve az oksijen içeren sulardaki büyük balıklar sorun yaşadıkları için büyüyemez diyor British Columbia Üniversitesi’nden Daniel Pauly. Isınma yüzünden ayrıca balıkların yaşam alanları da her yıl 28-36km kadar kutuplara doğru kayacak.

13 Ekim 2012

Read More

Ariston Servis Noktaları

çevre-mühendisi

Ariston Servis Noktaları

İstanbul’ un muhteşem güzellikteki gözde merkezi Beyoğlunda siz kullanıcılarımıza ulaşabilmek, en iyi servisi ve hizmeti sağlayabilmek için bizler de emin ve kararlı adımlarla servislerimizi genişletmekteyiz. Beyoğlu Ariston Tenik Servislerimiz
bu amaç doğrultusunda her zaman siz müşterilerimizin yanında. İhtiyacınız olan ya da olabilecek bütün sorunlar için yetişmiş, kendi alanındaki tecrübeli personelimiz mümkün olan en iyi hizmeti sizlere ulaştırmak adına her daim hazır durumda sizlerden gelen talepler için beklemektedirler.

Ariston Servis Noktası – 444 1 494

Türkiyenin dört bir yanında olduğu gibi geniş teknik servis ağımız ile müşterilerimize sağladığımız tüm yedek parçalarda 1 yıl garanti verilmekte ve sizlerin yedek parça ile oluşabilecek sorunlarını tamamen sıfıra indirmekteyiz. Bunların yanında 7/24 müşterilerimize hizmet veren Ariston Çağrı Merkezimiz de sizlerin her türlü sorununa yardımcı olabilmektedir. Her zaman %100 müşteri memnuniyetini ilke edinmiş olan teknik servislerimiz ve personelimiz daima siz tüketicinin yanında yer alacaklardır.

Read More

Organik Poşetler Geliyor

poset

Türkiye Sebzeciler Meyveciler ve Seyyar Satıcılar Federasyonu, doğada çözünebilen ve kanserojen içeriği olmayan poşet kullanımı konusunda ilk adımı attı.

TÜSPAF, Braille Alfabeli organik poşet üretim konusunda Sokak Sanatları Açık Hava Reklamcılık ve Medya Hizmetleri AŞ ile protokol imzaladı.

Protokole ilişkin TÜSPAF Başkanı Mehmet Çakman, projeyle pazarlarda geri dönüşümden elde edilen poşetlerin kullanılmaması yönünde önemli bir adım attıklarını belirtti.

Çakman, böylece birinci hamur kaliteden ve kanserojen içeriği olmayan poşet üretimine başlanacağını ifade ederek, 5957 sayılı Haller Kanunu uyarınca 2014 yılından itibaren geri dönüşümden elde edilen poşetlerin pazarlarda kullanılamayacağını, organik poşet kullanımının zorunlu hale geleceğini hatırlattı.

Mehmet Çakman, 1 Ocak 2013′ten itibaren federasyona bağlı ülke genelindeki 94 meslek kuruluşuyla ürettikleri yeni poşetleri kullanacaklarını belirterek, ”Üretimde üniversiteler de görev alacaktır. Bu poşetler, federasyonumuza bağlı meslek kuruluşlarımız aracılığıyla Türkiye genelindeki bütün pazarcı kardeşlerimize dağıtılacaktır” dedi.

”Bu alanda üretim yapan kuruluşları projeye çekmek için bir girişiminiz oldu mu?” sorusunu Çakman, ”Proje dahilinde kimseyi dışlamayı düşünmedik. Bu alanda üretim yapanlar bizimle rekabet edebileceklerse ederler. 2014 yılından itibaren üniversiteler aracılığıyla başka tür poşet satanların poşetlerinin de tahlillerini yapacağız. Sağlıklı ve kaliteliyse onlar da satsın. Önemli olan esnafın, her iki taraftan da ucuza mal alması” şeklinde yanıtladı.

Çakman, poşetlerin sadece organik olmasıyla değil, üzerinde yer alacak kamu spotlarıyla da önemli bir işlevi yerine getireceğini ifade ederek, ilk olarak belirledikleri 13 büyükşehirde projeye başlayacaklarını, daha sonra da Türkiye’nin tamamına ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdi.

”Velinimetlerimiz olan müşterilerimize kaliteli ürünleri kaliteli poşetlerde sunacağız” diyen Çakman, bir kamu kuruluşu gibi hareket ederek, üretilen poşetleri kar amacı gütmeden pazarcılara satacaklarını söyledi.

Halkın rahatlıkla kullanabileceği poşetler üretme amacında olduklarını aktaran Çakman, projeden nihai tüketicilerin yaralanmasının asli amaçları olduğunu dile getirdi.

Her pazarcıya farklı seri numaralı poşetler

TÜSPAF Başkanı Mehmet Çakman, poşetlerin organik olmasının yanı sıra üzerinde ”Braille Alfabesi” de bulunacağına dikkati çekti.

Poşetlerin seri numaraları olacağını belirten Çakman, ”Her pazar sergisine farklı seri numaralı poşetler verilecek. Bu sayede müşterinin ürününün takibi yapılacak. Müşteri ürünle ilgili şikayeti olduğunda hangi sergiden ne aldığını ispatlayabilecek” ifadelerini kullandı.

Poşetlerin şu an piyasada satılanlardan daha ucuz olacağını bildiren Çakman, poşetlerde kamu spotlarının yanı sıra TÜSPAF ve söz konusu meslek birliğinin logosunun de yer alacağını söyledi.

Braille Alfabeli pazar poşetlerinin patentini elinden bulunduran Sokak Sanatları Açık Hava Reklamcılık ve Medya Hizmetleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Aydoğdu da ”Çalışanlarımız da dahil olmak üzere yaptığımız işlerin inovatif olmasına özen gösteriyoruz. Buradan hareketle Braille Alfabesi kullanılan poşet çıkarma düşüncemiz oldu. TÜSPAF, Braille Alfabesi’ni ön planda tutarak teklifimize sıcak baktı, biz de elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu söyledik” dedi.

12 Ekim 2012

Read More

SEO Uyumlu İçerik

çevre-mühendisi

Genellikle matematiksel ya da istatistiksel işlemlerin yapılmasında kullanılmaktadır. Tablolardaki her bir hücrede matematiksel değerler ve hücrelerin birbirleri ile ilişki içinde olduğu formülsel değerler şeklinde iki tür veriden söz edilebilir. Bazı tablolar, tablo belge üreten çeşitli yazılımlara uyumlu olsa da, genellikle bu tür belgeler özel bir yazılım programına bağımlı olarak işlemektedirler. Örneğin, Data Intercahge Format (DIF) gibi bazı tablolar, sadece çeşitli tablolama yazılımları arasında paylaşılabilmektedir.

Web belgesi oluşturulurken üç tür sorumluluktan bahsedilebilir. Seo yapılandırması yapan web sitesi (veya intranet) yöneticileri: Üst veri standartları ve seo çalışmaları eşliğinde web tabanlı materyallerin kayıt altına alınması, belge kayıt sistemine transfer edilmesi ve uygun bir format içerisinde muhafaza edilmesi işlevini yürütürler.

sağlayıcılar: İçerikler arama motoru optimizasyonu sırasında çok önemlidir. Bir belge bağlamında kayıt altına alınması gereken materyallerin kimliklerini oluşturma, sürüm numaralarını belirleme ve aynı zamanda bunları belge kayıt sistemine transfer etme görevini yerine getirmelidirler.

Belge yöneticileri: Web belgelerini tanımlamak, değerlendirmek, özelliklerini belirlemek, bu belgelere ilişkin saklama ve ayıklama-imha planları oluşturmak, kopyalarını çoğaltmak için uygun stratejiler belirlemek ve bu bağlamda bütün sorumlularla işbirliği yapmaktan sorumludurlar. Aynı zamanda belge yöneticileri web sitesi uygulamaları konusunda bilinç düzeyinin yükseltilmesine ve söz konusu materyallerin kontrolünü sağlamak üzere kurumsal bir yapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar da yürütmelidir.

Web belgelerinin oluşturulması için bunların bir şekilde işaretlenmesi veya etiketlenmesi gerekir. Oluşturma veya etiketlenme için açıklayıcı notlar ve özel semboller kullanılmaya başlanmış ve bunlara “Markup” adı verilmiştir.

Read More

Geri Dönüşüm

geri dönüşüm

Geri Dönüşüm Nedir?

Yeniden değerlendirilme imkanı olan atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesine geri dönüşüm denir. Diğer bir tanımlamayla herhangi bir şekilde kullanılarak kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılması olarak tanımlanabilir.

Read More

Eski Şişeler Hayat Buluyor

cam-sise

Amasya’da ev kadınları, soda şişesi gibi atık camları 820 dereceye varan fırınlarda erittikten sonra üzerine kentle özdeşleşmiş elma, kiraz, Kral Kaya Mezarları gibi birçok motifi işleyerek hediyelik eşya yapıyor.

Amasya Valiliği’nin Hatuniye Mahallesi’nde yer alan Kültür ve Sanat Evi’nde sürdürülen el işi cam füzyon çalışmalarında ev kadınları atık materyalleri geri dönüştürerek çevreye katkı sağlıyor.

Evli ve bir çocuk annesi Zeliha Karasu (41), cama şekil verdikleri cam füzyon çalışmalarında atık materyalleri geri dönüştürerek çevreye, hediyelik eşyaları satarak da turizme katkı sağladıklarını belirtti.

Kullandıkları camları bazen parayla bazen de çevreden edindiklerini belirten Karasu, en çok ilgiyi geri dönüşüm yaptıkları soda şişelerinin gördüğünü söyledi.

Zor olmasına karşın işlerini severek yaptıklarını belirten Karasu, ”Bir yılı aşkın süredir bu işi yapıyorum. Maddi olarak bize çok getirisi yok ama burada güzel vakit geçiriyoruz. Hammaddeyi kendimiz temin ediyoruz. Bu nedenle daha çok geri dönüşüm yapacağımız materyaller kullanıyoruz. Bu şekilde çevreye de katkı sağladığımızı düşünüyorum” dedi.

Hediyelik süs eşyası haline dönüştürdükleri soda şişelerinin yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından şaşkınlıkla karşılandığını anlatan Karasu, ”Önce şişe şekli verilmiş çalışmalar sanıyorlar, daha sonra ise anlattığımızda şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Diğer ürünlere oranla soda şişesinden yaptığımız süs eşyaları daha çok ilgi görüyor” diye konuştu.

Soda şişelerini 820 derece ısıya varan özel fırınlarda eriterek düzleştirdiklerini, daha sonra ise üzerine elmaslarla kestikleri renkli camları yapıştırdıklarını belirten Karasu, erittikleri camın üstüne ise kentle özdeşleşmiş elma, kiraz, Kral Kaya Mezarları gibi birçok motifi işleyebildiklerini anlattı.

Nergiz Henden ise eğitimini aldıkları cam füzyon çalışmasını sürdürmeye çalıştıklarını dile getirerek, şeffaf ve renkli camları soğukken istenilen formda kestiklerini, daha sonra ise belirlenmiş kalıplara göre yerleştirip, özel fırınlarda 750 ile 900 derecede pişirerek şekil verdiklerini ifade etti.

Gülşen Koç ise Kültür ve Sanat Evi’nde cam füzyon dışında iğne oyası, ağaç yakma, gümüş savat ve yassıçal çuha dokuma el sanatı ürünleri üretilerek satıldığını anlattı.

Geri dönüşümü yapılan hediyelik eşyalar 7 ile 15 lira arasında satışa sunuluyor.

 

11.10.2012

Read More

Nobel Ödülü Tıp Alanında

cevre-muhendisligi

Nobel Ödülü’nün Tıp-Fizyoloji alanında kazanan isimler belli oldu. İngiliz bilim insanı John Gurdon ve Japon meslektaşı Şinya Yamanaka, hücrelerin ve organizmaların gelişmesini konu alan çalışmalarıyla 2012 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

 

İsveç’in Karolinska Enstitüsü’ndeki Nobel Kurulu, bu yıl tıp-fizyoloji alanında iki bilim insanını ödüle layık gördü. İngiliz John Gurdon ve Japon Şinya Yamanka, ‘hücrelerin özelleşmesi ve gelişimi hakkında çığr açan yeni bilgilere ulaşılmasını sağlayan araştırmaları dolayısıyla’ Nobel Ödülü’nü kazandı.

İki bilim insanı, “olgun hücrelerin pluripotent olmak için programlanabileceklerini’ keşfetti. Gurdon ve Yamanaka, gerçekleştirdikleri çalışmalarda, özelleşmiş hücrelerin vücuttaki her dokuya dönüşebilecek olgunlaşmamış hücrelere dönüşebileceğini ortaya çıkardı. Yapılan keşif, hücrelerin ve organizmaların nasıl geliştiği hakkında devrim yaratabilecek yeni bir anlayış ortaya koydu.

Pluripotent, embriyonik gelişimin erken safhalarında, tüm bir canlıyı oluşturabilme yeteneğine sahip olan henüz farklılaşmamış hücreler anlamına geliyor.

Gurdon ve Yamanaka aynı zamanda 1.2 milyon dolarlık para ödülünün de sahibi oldu. Nobel Ödülleri’nde her yıl ilk olarak tıp alanında kazanan isim  veya isimler açıklanıyor. Dinamiti keşfeden İsveçli kimyager ve iş adamı Alfred Nobel’in adına 1901 yılında verilmeye başlanan Nobel Ödülü, bugüne kadar Tıp-Fizyoloji alanında 102 defa verildi. 102 ödülden sadece 38’i birden fazla bilim insanına layık görüldü.

EN YAŞLI NOBELLİ 103 YAŞINDA
Bugüne kadar Tıp-Fizyoloji alanında Nobel Ödülü kazanan bilim insanlarının sadece 10 tanesi kadın. Bu isimlerden sadece ABD’li Barabara McClintock 1983 yılında tek başına ödülü kazanmayı başardı.

Tıp-fizyoloji alanında tarihin önemli Nobel Ödülü kazananları arasında, verem üzerindeki çalışmalarıyla 1905 yılında ödüle layık görülen Alman doktor ve bakteri uzmanı Robert Koch ve insulini keşfederek 1923 yılında aynı ödüle layık görülen Kanadalı fizyolog Frederick Banting var.

Tıp-Fizyoloji ödülünü kazanan ve hala hayatta olan en yaşlı bilim insanı, bugün 100 yaşında olan Rita Levi-Montalcini. 103 yaşına basan ilk ve tek Nobel Ödüllü bilim insanı olan Levi-Montalcini, 1986 yılında büyüme faktörleri üzerinde yaptıı araştırmalarıyla ödüle layık gçrüldü.

10.10.2012

Read More

Fiat’da Çevre Politikası

çevre-mühendisi

Çevreci Servis

World Class Manufactiring Gümüş Seviye Ödülü ve ISO 14001 Belgesine sahip fabrikamız 5 üzerinden 4 puanla Avrupa standartlarında çevreci otomobiller üretmektedir. Fiat otomobiller JATO 2009 sonuçlarına göre 127.8 g/km değerleriyle 3. defa Avrupa’nın en çevreci otomobili seçilmiştir.

2010 itibariyle yan sanayi ve tedarikçileriyle WCM standartarında “Yeşil Satınalma” çalışmalarına başlanmıştır. Doğaya ve çevreye duyarlı Fiat yetkili bayi ve servislerimizde yapılan düzenlemeler ile çevre ile ilgili kanun ve yönetmeliklere uyumlu şekilde atıkları yönetmekte ve bertarafını sağlamaktayız.

Çevreci Otomobil,
Çevreci Fabrika
Çevreci Yan Sanayi ve Tedarikçiler
Çevreci Servisler

Read More

Biyoyakıt Gündemde

cevre-insan

Kuraklık, Almanya’da soya ya da mısır gibi tarım ürünlerinden elde edilen “biyoyakıt” tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Kalkınma uzmanları ve çevre dernekleri, biyoyakıt üretimi ile temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki artış arasında doğrudan bağlantı olduğu görüşünde. Çünkü tarım alanlarının büyük kısmı biyoyakıtta kullanılacak ürünlere ayrılıyor. Dolayısıyla bu ürünler gıda olarak tüketilemiyor. Gelişmekte olan ülkelerde bunun sonucu açlık felaketi. Biyoyakıtı savunanlar ise bunun iklimin korunmasına hizmet edeceğini söyleyerek, çiftçilere güvenli ve petrol fiyatlarından bağımsız bir gelir vaadediyor. Bu tartışma şu sıralar Avrupa’yı sarmış durumda. Çünkü AB Komisyonu, biyoyakıt hedefinden çark eden bir taslak hazırladı.

Ulusal Bilimler Akademisi gibi saygın enstitülerin araştırmalarında, biyoyakıtın ‘çevre düşmanı’ olarak nitelendirilmesinden bu yana, AB Komisyonu’nun da bu konuya bakış açısı değişti. Komisyon’un enerjiden sorumlu temsilcisi Günther Oettinger ve iklimden sorumlu temsilci Connie Hedegaard, AB’nin biyoyakıtla ilgili düzenlemelerini tamamen değiştirecek geçici bir taslak hazırlardı. Taslak, biyoyakıtın ulaşım sektöründe 2020 yılına kadarki oranının yüzde 5 olmasını öngörüyor. Oysa çevrenin kirlenmesinin engellenmesi için AB genelinde biyoyakıtın yüzde 10 oranında kullanılması planlanıyordu.

Merkezi Berlin’de bulunan Petrol ve Protein Bitkilerini Destekle Birliği (UFOP) adlı lobi kuruluşunun yöneticisi Stephan Arens’e göre yüzde 5′lik fark, biyoyakıt için büyük bir darbe: “AB’nin biyoyakıt konusunda devreye soktuğu süreç oldukça ağır. Bu, Almanya’daki biyoyakıt branşının tamamı için çok ciddi bir kesinti.”

Almanya’da tarım hammadeleri hem dizel, hem de E10 diye nitelendirilen eko benzinde kullanılıyor. Avrupa genelinde her iki benzinde tarım ürünlerinin kullanılma oranı yüzde 4. Almanya bu konuda daha hızlı ilerliyor. Bu yıl nisan ayında biyoyakıt katkı payı yüzde 6,25′e ulaştı. Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü’nden beslenme uzmanı Rafael Schneider gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “AB Komisyonu’nun hazırladığı ve biyoyakıt konusundaki değişikliği öngören taslak gerçekten de müzakerelere yön verecek bir belge haline gelip AB tarafından onaylanır mı? İşte bu meçhul. Almanya’da biyoyakıt katkı oranı yüzde 6,25. Şimdi Almanya’nın bu oranı düşürüp düşürmeyeceği sorusu gündemde.”

AB Komisyonu’nun enerji ve iklimden sorumlu temsilcilerinin hazırladığı biyoyakıt taslağı, biyoyakıt katkı payının yüzde 5 olmasını öngörüyor. Ancak iklimin korunmasına olumlu katkı sağladığı ispatlanamazsa, o zaman 2020 yılından itibaren biyayakıt için ayrılan sübvansiyonlar kesilecek. Üstelik bu yapılırken, arazilerin dolaylı olarak nasıl kullanıldıkları da gözönünde bulundurulacak. AB Komisyonu bu sayede, çevrecilerin, enerjide kullanılan bitkilerin aynı zamanda iklim dostu arazilerde yetiştirilecekleri ve bu nedenle de çevrenin kirlenmesine katkı sağlayacakları yönündeki suçlamayı bertaraf etmeyi istiyor.

Petrol ve Protein Bitkilerini Destekle Birliği yöneticisine göre bu yanlış bir bakış açısı: “AB’nin biyoyakıt politikasına duyulacak güvenin çok ciddi bir biçimde tartışmalı hale geldiğini görüyoruz. Peki ama AB, 2009 yılında oluşturulan ve şimdiye dek izlenen yakıt politikasının 2013 yılında büyük olasılıkla değişeceğini gören yatırımcıları nasıl olup da yeni tesis kurmaya ikna etmek istiyor?”

Çevreciler memnun
Çevre kuruluşları ise bu durumdan memnun. Rafael Schneider, AB’nin biyayakıt konusundaki olası politika değişikliğinin, yapılan hatalardan dönülmesi anlamına gelindiğini, bunun da iyi bir mesaj olarak algılanması gerektiğini belirtiyor. AB Komisyonu, biyoyakıtın geleceğini belirleyecek taslağı ekim ayında açıklayacak. Ardından taslağın hem AB ülkeleri, hem de AB Parlamentosu’nda onaylanması gerekiyor. Bu, 2013 yılı sonuna dek sürebilir. Hem çevre kuruluşları, hem de biyo enerjiyi destekleyen lobi kuruluşları, bu süreyi kendi lehlerine çevirmek için kullanacak.

 

10.10.2012

Read More