Microsoft Windows 8′i Tanıttı

Yazılım devi Microsoft, kişisel bilgisayarlar (PC) ile hızla gelişenmobilcihazlar arasındaki boşluğu kapatacak bir arayüz içeren Windows 8işletimsistemini teknoloji dünyasına tanıttı.
New York’ta düzenlenen tanıtımkampanyasındakonuşan Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer, şirketin ilk kez dokunmatik cihazları desteklemesi için tasarladığı Windows 8′in PC ile ilgili tüm algıları yerle bir edeceğini söyledi. Windows 8 işletim sistemini kullananların başlangıç tuşu yerine koca bir ekrana sahip olacaklarını söyleyen Ballmer, yeni işletim sisteminin uygulamaları kare ikonlar halinde sunduğunu belirtti.

İşletim sistemi, masaüstübilgisayarlardandizüstü bilgisayarlara ve tabletlere çeşitli cihazlarda kullanılacak. Windows 8 ile çalışan bazı PC’ler, dizüstü bilgisayarlara benziyor. Ancak ayrı bir bataryaya sahip çıkarılabilir ekranları sayesinde bu PC’ler, tablet olarak da kullanılabilecek. Önceki işletim sistemlerinden son derece farklı olan Windows 8, 13 ay süren 1 milyar saatlik deneme sürecinin ardından ortaya çıkarıldı.

Windows 8 işletim sistemine sahip PC’ler ve diğer cihazlar, ABD’de bugün satışaçıkacak. Windows 8′in akıllı telefonlar için geliştirilen versiyonu ise gelecek hafta raflarda olacak.
Microsoft, Windows 8 ile birlikte Surfacetableti de tanıttı. Şirket yetkilileri, tanıtım sırasında son derece dayanıklı olarak üretilen Surface’in kırılmadığını göstermek için yere fırlattı, hatta topuklu pabuçla üzerine bastı. 32 gigabaytlık Surface tabletler, ABD’de bugün satışa sunulacak. Surface’in fiyatı 499 dolar olarak belirlendi.

Microsoft’un 1995′teki ilk dahili internet desteğinden bu yanasistemdeyapılan en büyük değişiklikleri içeren Windows 8′in, şirket kurucularından Bill Gates’in 1981′de IBM’in ilk kişisel bilgisayarı için işletim sistemi kurmak için sözleşme imzalamasından bu yana Microsoft’un en önemliürünüolması bekleniyor.

Halihazırda 1 milyardan fazla PC’nin Windows işletim sistemleri ile çalıştığı sanılıyor. Bunlardan 670 milyonu 2009′da piyasaya sürülen Windows 7′yi kullanıyor. Microsoft’un Windows 8′i dünya çapında tanıtmak için 1 milyar dolarlık bir bütçe ayırdığı da gelen haberler arasında.

 

26 Ekim 2012

Read More

Telefonda Konuşurken Anında Çeviri

samsung

Japonya’da üretilen bir uygulama sayesinde telefonda konuşurken yabancı bir dile, anında çeviri mümkün olacak. Yani Japonlar bir yabancıyı aradığında, herkes kendi dilinde konuşabilecek.

Japonya’da ülkenin en büyük cep telefonu şebekesi NTT Docomo’nun uygulaması, Japonca’yı şimdilik İngilizce, Mandarin ve Korece dillerine çeviriyor. Bunu başka dillerin izlemesi bekleniyor.

Geçtiğimiz aylarda Lexifone ve Vocre da benzer ürünleri piyasaya sunmuştu. Alacatel-Lucent ve Microsoft’un da bu konuda çalıştığı biliniyor.

BBC Türkçe’nin haberine göre, bu ürünler gelecekte şirketlerde yabancı dil bilen eleman bulundurma zorunluluğunu azaltarak, masrafları kısmaya

yardımcıolabilir. Ayrıca turizmdede faydalı olabilir.

Ancak yazılımlar çeviride mükemmelliğe ulaşamayacağı için kullanım alanları da sınırlı olacak.

NTT Docomo’nun bu ay bir fuarda tanıttığı Hanaşite Hon’yaku uygulaması, Android telefonlar için üretildi. 1 Kasım’da piyasaya sürülecek olan uygulama, karşıdaki kişinin konuşması bittikten kısa süre sonra sesli bir çeviri sunuyor.

Ayrıca metinleri okuyup, sesli çeviri yapma olanağına sahip.

Şirketten yapılan açıklamada “Kasım sonunda Fransızca, Almanca, İtalyanca, Portekizce, İspanyolca, Endonezya ve Tayland dilleri de eklenerek uygulamadaki yabancı dil sayısı 10′a çıkarılacak.” denildi. Bu hizmetten NTT Docomo’nun özel paketlerinden birine abone olanlar yararlanabilecek.

Sabit telefonda da kullanılacak

Şirkete yakında Fransız Alcatel-Lucent’in rakip çıkması bekleniyor. Alcatel-Lucent’in ürünü WeTalk, Japonca, İngilizce, Fransızca ve Arapça dahil 10′dan fazla dilde çeviri yapacak.

Hizmet sabit telefon hatlarında da kullanılmak üzere tasarlanmış. Yani Fransız şirketin ürünü, 8kHz ya da 16kHz frekansındaki sesleri de tanıyabilecek.

Piyasadaki diğer ürünler tanınması daha kolay olan 44kHz frekansını kullanıyor.

24 Ekim 2012

Read More

Rize’de Balık Ölümleri

cevre-kirliligi

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca, Salarha Deresi’ndeki balık ölümleri konusunda inceleme başlatıldı.

Bakanlıktan yapılan açıklamaya göre, Rize Çaykent beldesindeki Salarha Deresi kenarında balık ölümleri yaşandığına ilişkin haberler üzerine harekete geçildi.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Rize İl Müdürlüğü ekiplerince dereden alınan numune örnekleri,ölüm mikrobiyolojik analiz yapılmak üzere Karadeniz Teknik Üniversitesi Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi’ne,gönderildi.

Numune sonuçlarından sonra kirliliğe sebebiyet verenlere idari ve mali yaptırım uygulanacak.
24 Ekim 2012

Read More

Diyarbakır’da İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin Temeli Atıldı

atıksu arıtma tesisi resimleri

Dicle Nehri üzerindeki kirlilik yükünü azaltacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi”nin temeli düzenlenen törenle atıldı.

Dicle Nehri üzerindeki kirlilik yükünü azaltacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin temeli düzenlenen törenle atıldı.

Dicle Nehri’ni kirlilikten koruyacak Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin temel atma töreni, eski Mardin yolu üzerinde bulunan Atıksu Arıtma Tesisi alanında gerçekleştirildi. Temel atma törenine Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Bahattin Kaptan, AB Delegasyonu Başkatibi ve Mali İşbirliği Başkanı Wolfgang Schlager, Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, ilçe belediye başkanları, DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı, eski Genel Müdür Vekili Fahrettin Çağdaş, STK Temsilcileri ve çok sayıda vatandaşlar katıldı. KCK kapsamında 3 yıl boyunca tutuklu bulunan ve birkaç gün önce tahliye edilerek görevinin başına dönen DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı ise proje maliyeti ile ilgili bilgi verdi. Sarı Diyarbakır Su ve Atıksu Projesi’nin, İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi, Yağmursuyu Şebekesi, Kanalizasyon Şebekesi ve Kolektör Hatları, Gözeli Havzası Rehabilitasyonu ve İçme Suyu Ana Hattı, SCADA Sistemi ve Makine ve Ekipman Temini gibi dev projeleri kapsadığını söyledi. Proje destek paketinin toplam değerinin 78 milyon avro olduğunu kaydeden Sarı, bunun 25.6 milyon avrosunun İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi için kullanılacağını ifade etti.

1 MİLYON 245 BİN NÜFUSUN ATIKSUYU ARITILACAK

Projenin, AB Katılım Öncesi Mali Yardım Aracı’nın yüzde 85 desteği, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın yüzde 6’lık katkısı ve DİSKİ Genel Müdürlüğü’nün yüzde 9’luk öz kaynağı ile hayata geçeceğini belirten Sarı, tesisin 2014 yılında devreye gireceğini söyledi. Sarı, “Tesisin 2025 yılına kadar olan birinci etabında 1 milyon 245 bin nüfusun atıksuyu, son teknolojik sistemlerle arıtılarak Dicle’ye tertemiz bir şekilde verilecektir. Böylelikle Dicle Nehri’nin kirlilik yükü azami düzeyde azaltılacaktır” şeklinde konuştu. Sarı, tesiste Giriş pompa İstasyonu, Izgara tesisleri, Kum ve yağ tutucular, Çökeltme havuzları, Çamur yoğunlaştırıcılar, Çamur çürütücüler, Gaz kullanım tesisleri ve Çamur susuzlaştırma ünitelerinin yer alacağını ve tesisin ortalama debisinin günde 175 bin m3 olacağını kaydetti. Sarı konuşmasını şöyle bitirdi:

“3 yıla yakın bir aradan sonra aranızda olmaktan büyük mutluluk duyuyorum. Ayrı kaldığım dönemde DİSKİ Genel Müdürlüğümüzün değerli yönetici ve gayretli çalışanlarıyla oldukça ileri bir noktaya gelmiş olduğumuzu memnuniyetle görmekteyim. Buradan emeği geçen herkese teşekkür etmek istiyorum.”

AB’DEN 66 MİLYON AVROLUK HİBE

AB Delegasyonu Başkatibi ve Mali İşbirliği Başkanı Wolfgang Schlader ise, AB adına Diyarbakır’da bulunmaktan dolayı çok mutlu olduğunu kaydetti. Projenin kendi başına çevre sektöründeki en büyük projeyi oluşturduğunu kaydeden Schlader, “Bu çerçevede AB’nin projeye 66 milyon avroluk bir hibe desteği sağladığını duyurmaktan büyük onur duyuyorum” dedi. Projenin Diyarbakırlılara içme suyu ve atıksu hizmetlerini iyileştireceği için ayrıca Dicle Nehri’ni ve böylece Dicle Nehri’nin hem Türkiye’de hem de sınır ötesindeki kesiminde yaşayan milyonlarca kişinin sağlığını koruyacağı için büyük önem taşıdığını kaydetti. Schlader, çevre konusunun AB’nin en önemli ve zorlu politika alanlarından birini oluşturduğunu ifade ederek, AB müktesebatı olan Su Çerçeve Direktifi’nin içme suyu, atıksu arıtımı, tarımdan kaynaklanan kirlilik ve tehlikeli maddeler gibi pek çok önemli direktif için şemsiye hizmet sunduğunu kaydetti. Schlader, AB mevzuatının havza bazında yönetimini belirlediğini ve su kaynaklarının entegre bir yaklaşım ile ele alınmasını ve korunmasını öngördüğünü ifade etti. Schlader konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Çevre AB katılım sürecinde en zorlu ve yüksek maliyetli alanlardan birini oluşturmaktadır. Bu alanda 300’den fazla farklı mevzuatın iç hukuka aktarılması gerekmektedir ve bunların uygulanması için 60-70 milyar avro gibi büyük bir meblağ olan yatırıma ihtiyaç duyulmaktadır. Tüm bu güçlüklere rağmen Türkiye’nin atıksu yönetimi dahil çevrenin çeşitli alanlarında önemli ilerlemeler kaydettiğini belirtmekten memnuniyet duyuyorum. Ayrıca suyun ve doğanın korunması ve hava kalitesi gibi diğer politika alanlarında başka reform hazırlıkları yapıldığının da farkındayız. Elbette ki daha fazlasına ihtiyaç duyulmaktadır. Bu çerçevede, Türkiye’yi AB müktesebatını benimsemeye ve daha da önemlisi müktesebatın etkin uygulamasını sağlamaya teşvik ediyoruz.” Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşar Yardımcısı M. Bahattin Kaptan da, Türkiye’de son yıllarda daha temiz bir çevrede yaşama isteğinin artığını, hem yerel yönetimlerde hem de merkezi yönetimde ortak bir bilinç oluştuğunu kaydetti. Bu bilincin oluşmasında Türkiye’nin AB’ye giriş sürecinde olmasının büyük rol oynadığına dikkat çeken Kaptan, “Bu çerçevede hem mevzuatımızda yapılan düzenlemeler hem de AB’ye vermiş olduğumuz taahhütler neticesinde son zamanlarda ülke genelinde çevre sektöründeki kurumlarda önemli bir artış gözlenmektedir” dedi. Kentsel atıksuların bertarafı konusunda tamamen yerel yönetimlerimizin yetkisinde bir sorumluluk bulunduğunu kaydeden Kaptan, yerel yönetimlerin bu yatırımları kendi kaynakları ile yapmak zorunda olduğunu kaydederek, “Ancak ülkemizdeki yerel yönetimlerin gerek kaynak sıkıntısı, gerekse yatırım maliyetinin yüksekliği nedeniyle bu alanda kendilerine ilave bir mekanizma oluşturulması ihtiyacı hasıl olmuştur” dedi. Kaptan konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bu alanda ülkemizde iki ayrı mekanizma oluşturulmuş durumda. Birincisi, merkezi yönetimin özellikle nüfusu 25 binden az olan belediyelere yönelik 2 yıldır yürüttüğü bir proje var. Bu projede yıllık genel bütçeden 500 milyon TL bir kaynak ayrılmaktadır. Bu kaynakla belediyelerin çevre sektöründeki projelerine yüzde 50 oranında bir hibe destek sağlanmaktadır. Şu anda geldiğimiz noktada yaklaşık 400’e yakın belediye bu genel bütçeden destek almaktadır. İkincisi de AB fonlarının IPA kapsamında desteklediği projeler de bu mekanizma içinde. Bunun içinde bir ayağı AB, ikinci ayağı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve üçüncü ayağı belediyelerimiz gibi üçlü yapı oluşturulmuştur. Şu an bu kapsamda bünyemizde 39 adet proje yürümektedir. Bu projelerin toplam maliyeti 930 milyon avro tutarında. İkinci parti hazırlık çalışmaları kapsamında da 33 adet proje çalışmalarımız devam etmektedir. Bu projelerin toplam maliyeti de 800 milyon avro tutarındadır.” Kaptan, Diyarbakır İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi’nin 39 projenin en büyüğü olduğunu kaydederek, “Bu tesisleri Dicle Nehri’ne veda etmemek için, çevreye veda etmemek için, insana veda etmemek için yapıyoruz” dedi.

BAYDEMİR: “BUGÜN TARİHİ BİR GÜN”

Konuşmasına, “Bugün tarihi bir gün” diyerek başlayan Diyarbakır Büyükşehir Belediye Başkanı Osman Baydemir, “8 bin yıl boyunca bu kentte yaşam hiç kesintiye uğramadı. Dicle Nehri kentimize can verdi. 33 medeniyetin filizlenmesine yol açtı” dedi. Bugün Diyarbakır’da sadece bir yılda 64 milyon ton arıtılmış suyun musluktan içildiğini ancak bu suyun bir de doğaya geri bırakılması süreci olduğunu söyledi. Baydemir, konuşmasına şöyle devam etti:

“Göreve yeni başladığımızda hemen yanı başımızdaki arıtma tesisimizin açılışını yapmıştık. Bugün büyük bir heyecanla ifade etmek isterim ki, atılabilecek en büyük adımlardan bir tanesini atmak üzere bir arada bulunuyoruz. Elbette ki bu Dicle Nehri’ne vefa borcunun ödenmesidir. Aynı zamanda 8 bin yıllık kent tarihine duyduğumuz saygının bir ifadesidir. Aynı zamanda sadece bugünümüze değil, gelecek nesillere, insanlığa sunulabilecek en büyük katkılardan bir tanesidir.”

Tesisin, Dicle Nehri’nin ekosistemini koruması itibariyle, Ortadoğu’ya yaşayan bütün halkların bir arada ve kardeşçe yaşamasına büyük bir katkı sunduğunu düşündüğünü belirten Baydemir, “Bu proje sadece insanlar için değil, Dicle Nehri’nin florası için de bugün dünyanın başka ekosisteminde yaşamayan Sele Ave’ye yani Dicle kaplumbağasına da sahip çıkma projesidir” diye konuştu. Desteği ve ilgiyi esirgemeyen Çevre ve Şehircilik Bakanı’na teşekkür eden Baydemir, aynı desteği ve ilgiyi 2013 yılı içerisinde Katı Atık Bertarafı ve Ayrıştırması Tesisi için de beklediğini ifade etti. Baydemir, “Bu tesisimiz enerjisini de kendisi üretecektir. Aynı şekilde katı atık modernizasyonu bertarafı, ayrıştırması tesisi de yine enerjisini kendi üretecektir. Güneş Evi ile başladık. Şimdi bu mega tesislerle tekrar bu yenilenebilir enerji kaynaklarına geri dönüşü de Diyarbakır’dan bu vesileyle başlatmış oluyoruz” şeklinde konuştu. Diyarbakır’ın büyük zahmetler ve güçlükler içerisinde başarı öyküleriyle dolu olduğunu kaydeden Baydemir, “Kentimizde döşeli olan kanalizasyon şebekesi uzunluğu sadece 300 kilometreydi. Yine döşeli kanalizasyon şebekesi miktarı 2004 yılında görevi devraldığımızda 600 kilometreye çıkmıştı. 2012’de şebeke miktarımız 2 bin kilometreye çıkmış bulunuyor. İçme suyu şebekesinde benzer başarıyı elde ettiğimiz paylaşmak istiyorum. 2004 yılında devraldığımızda 100 kilometrelik kanalizasyon şebekesi altyapısı 200 kilometreye çıktı. Bugün 850 metreye çıkmış bulunuyor. Son 8 yılda neredeyse Cumhuriyet tarihimizin 8 katı bir hizmeti sunmanın haklı gururunu ve heyecanını paylaşmak istiyorum” ifadelerini kullandı. Baydemir konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Şüphesiz ki bunlar kolay olmuyor. Bunun örneklerinden bir tanesi de hemen yanımda bulunan ve göreve başladığımız ilk günden itibaren birlikte çalıştığım DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı’nın üç yılı aşkın bir süre özgürlüğünden mahrum bırakılması. Yaşar Bey çok başarılı bir mesai arkadaşım olduğu için mağdur edildi. Bu konuda endişem o ki, Fahrettin Bey vallahi siz o başarıyı bir kalem daha yukarı çıkarttınız. Şimdi biraz da senden korkuyorum. Çünkü kim başarılı olursa bu kentte maalesef başarılı olanların başına bir sıkıntı gelebiliyor. İnşallah tüm bu sıkıntıları, el birliği ve yürek birliğiyle bu kente hizmet etme aşkı ve çabasıyla birlikte ortadan kaldırabiliriz.” AB mevzuatı ve katılım ortaklığı çerçevesindeki finans kaynaklarının olabildiğince uzun bir prosedürü gerektirdiğini kaydeden Baydemir, “Katılım ortaklığı çerçevesinde kaynağın ana merkezi AB, bölgelerarası gelişmişlik farkının ortadan kaldırılması konusunda belli konuları Bakanlığın emrine veriyor. Dolayısıyla ilgili Bakanlık da bunu ilgili belediyeler veya diğer kuruluşlar arasında dağıtıyor. Dolayısıyla Diyarbakır’ın son 5-6 yıl içerisinde o kaynaktan hak etmiş olduğu payı alması ve bunun böylesi temel atma törenine dönüşmesi tahmin edersiniz ki oldukça meşakkatli bir iş oluyor” dedi. Baydemir, İleri Biyolojik Atıksu Arıtma Tesisi Projesi’nde emeği geçen DİSKİ Genel Müdürü Yaşar Sarı şahsında bütün mesai arkadaşlarına ve Sarı’nın yokluğunda DİSKİ Genel Müdürlüğü görevini üstlenen Fahrettin Çağdaş’a teşekkür etti. Daha sonra Baydemir ve tüm katılımcılar butona basarak temel atmayı gerçekleştirdiler. Atılan konfeti ve havai fişekler ile Kürtçe müzik eşliğinde yapılan temel atma töreninde bir de kokteyl verildi.

 

21.10.2012

Read More

JEAN MONNET BURS PROGRAMI BAŞVURULARI BAŞLADI

çevre-mühendisi

2013-2014 AKADEMİK YILI JEAN MONNET BURS PROGRAMI BAŞVURULARI BAŞLAMIŞTIR

Ülkemizin Avrupa Birliğine (AB) tam üyelik hedefi çerçevesinde, AB alanında uzmanlaşmış personel sayısının artırılması ve müktesebatın etkin bir biçimde uygulanabilmesi için gerekli idari kapasitenin oluşturulması amacıyla yürütülen ve AB tarafından finanse edilen Jean Monnet Burs Programı 2013-2014 akademik yılı başvuruları başlamıştır.

Kamuda,özelsektörde veya sivil toplum kuruluşlarında çalışan, üniversitelerde akademik veya idari personel olarak görev yapan, Türkiye’deki üniversitelerde lisans düzeyinde son sınıf öğrencisi veya lisansüstü (yüksek lisans veya doktora) öğrencisi olan ve AB müktesebatı konusunda uzmanlaşmak isteyen herkese açık olan Jean Monnet Burs Programı kapsamında 2013-2014 akademik yılında burs verilecek kişi sayısı artırılmış olup 130 kişiye burs tahsis edilecektir.

Jean Monnet Burs Programının 2013-2014 akademik yılına ilişkin başvurular 19 Kasım 2012 tarihine kadar devam edecektir.

Ayrıntılı Bilgi için TIKLAYINIZ!

Read More

Sdü’de Deniz Suyundan Temiz Su Elde Edildi

laboratuvar-resmi

Süleman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalar sonunda deniz suyu hiç basınç kullanılmadan tuzdan arındırılarak temiz su elde edildi.

Süleman Demirel Üniversitesi (SDÜ) Çevre Mühendisliği Bölümü tarafından yapılan çalışmalar sonunda deniz suyu hiç basınç kullanılmadan tuzdan arındırılarak temiz su elde edildi. Projeyi yürüten Araştırma Görevlisi Evrim Çelik, projenin ikinci etabında arıtılmış Sudan içme suyu elde etmek için çalıştıklarını söyledi.

SDÜ Çevre Mühendisliği Bölümü Araştırma Görevlisi Evrim Çelik, dünyada hızla artan içme- kullanma suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla alternatif proje geliştirdiklerini söyledi. Deniz suyunu tuzdan arındırma yöntemi denilen ‘membran’ teknolojisinin dünyanın her yerinde yaygın olarak kullanıldığını belirten Çelik, çok sağlıklı görmediği bu yönteme alternatif olacak yeni bir sistem geliştirdiklerini kaydetti.

Membran sisteminde çok yüksek basınç kullanıldığı için büyük yatırımlar gerektirdiğini ve bunun da maliyetli olduğuna dikkati çeken Çelik, geliştirdikleri ‘Karbon nanotüp katkılı ozmoz membran’ tekniğiyle basınca ihtiyaç duyulmadan deniz suyunun arıtıldığına vurgu yaptı.

Bu nedenle arıtma işleminin ekonomik yönden daha ucuza mal olduğuna değinen araştırma görevlisi Çelik, proje kapsamında su arıtımı, su saflaştırılması ve içme suyu geri kullanımı gibi birçok alanda çalışmalar yapılacağını anlattı.

DÜNYA SU ARIYOR

Çelik, dünyada içme suyuna ulaşımın giderek zorlaştığına işaret etti. Çelik, “O yüzden birçok ülkede su çalışması yapılıyor. Bugün Birleşik Arap Emirlikleri deniz suyundan içme suyu elde edip bunu kullanmaya çalışıyor. Bu ülkede içme suyu benzinden daha pahalı. Biz de su kaynaklarını verimli kullanmadığımız için zamanla su sıkıntısı yaşamaya başlayacağız. Zaten birçok ülkede şu anda su sıkıntısı var” diye konuştu.

Proje çalışmalarının devam ettiğini anlatan Çelik, arıtılan deniz suyundan da içme suyu elde edilmesini hedeflediklerini söyledi. Çelik, desteklenmeye değer bulunan projeye TÜBİTAK’ın 400 bin TL destek verdiğini kaydetti.

 

20.10.2012

Read More

Dört Güneşli Gezegen Bulundu

dünya

Amerikalı amatör araştırmacılar, 4 güneşe sahip bir gezegen keşfetti.

Yale Üniversitesi tarafından yürütülen “Gezegen Avcıları” (Planet Hunters) programına gönüllü

destekveren amatör araştırmacılar tarafından keşfedilen 4 güneşli gezegen, Dünya’dan 5000 ışık yılı uzaklıkta bulunuyor.

Gezegenin, bir yıldız çiftinin yörüngesinde yer aldığı ve başka bir yıldız çiftinin de ilk çiftin etrafında döndüğü belirlendi.

Dünya’nın yarıçapından 6 kat daha büyük olan gezegen, GüneşSistemi’nin en büyük 4. gezegeni Neptün’e benziyor.

Yale Üniversitesi’nden Meg Schwamb, daha önce 2 güneşli gezegenlerin keşfedildiğini ancak 4 güneşli gezegene ilk kez rastlandığını ifade etti.

Schwamb, keşfin insanoğlunu gezegenlerin nasıl oluşup geliştiği konusunda düşünmeye zorlayacağını söyledi.

Gezegene gönüllü araştırmacıların dahil olduğu Planet Hunter programına atfen “PH1″ ismi verildi.

Gökbilimciler her ne kadar 4 güneşe sahip olsa da PH1′de yaklaşık 300 santigratsıcaklıknedeniyle güneşin batışını izlemenin mümkün olmadığını vurguladı.

PH1′i keşfeden gönüllü araştırmacılar Kian Jek ve Robert Gagliano ise, 4 güneşli gezegeni keşfederek bilime katkı sağladıkları için çok mutlu olduklarını dile getirdi.
Keşif, ABD’nin Nevada eyaletinde düzenlenen Amerikan Astronomi Topluluğu Gezegen Bilimleri Bölümü’nün toplantısında sunuldu.

Şimdiye kadar 2 güneşe sahip 6 gezegen bulunmuştu.

 

18 Ekim 2012

Read More

Bergama Atıksu Kesin Kabulu Yapıldı

arıtma-tesisi

Geçtiğimiz yıl çalışmaları tamamlanarak faaliyete geçen Atıksu Arıtma Tesisi’nin kesin kabul protokolü Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç ve  İller Bankası A.Ş. İzmir Bölge Müdürü Muhittin Menekşe tarafından imzalandı.

Atıksuların insan ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi amacıyla çalışmaları Bergama Belediyesi’nce yürütülen, atıksu arıtma tesisi faaliyete başladığı günden bu yana Bergama’nın günlük 13 bin metre küp debilik atıksuyunu arıtarak, Bakırçay Deresi’ne dökülmesini sağlıyor. 78 bin kişilik nüfusun arıtma ihtiyacını karşılayan tesis, karbon, azot ve fosfor gideriminin büyük ölçüde arıtılmasını da sağlıyor.
 

Avrupa standartlarına uygun olarak hazırlanan, uzun vadede Bergama’nın artacak nüfusunun arıtma ihtiyacını da çözebilecek potansiyele sahip tesis, kentteki atık suyu büyük ölçüde arıtılmış olarak doğaya salıyor. Arıtma sonucunda çıkan stabil suyun ileriki dönemlerde tarımsal alanların sulanmasında, çamur da gübrelemede kullanılabilir hale gelecek.
 

24 saat boyunca Bergama’daki atıksuyu arıtan tesiste, şehir şebekesinden gelen atıksular toplama bacası, kaba ve ince ızgara, havalandırma, havuz ve filtreleme işlemlerden geçtikten sonra Bakırçay’a dökülüyor. Tam zamanlı çalışan tesis ile Bakırçay artık daha temiz akıyor.
 

Bergama Belediye Başkanı Mehmet Gönenç, tesisin uzun bir süreç sonunda faaliyete geçtiğini, önceki dönemlerde kentte görev yapmış belediye başkanlarının da tesisin hayata geçirilmesine yönelik çabaları bulunduğunu belirterek, “Bergama’nın kamoyunda da bilinen bir çevre duyarlılığı söz konusu. Yerel yönetimlerin bu tür projeleri hayata geçirmeleri çok önemli. Hem yakın zamanda devreye giren Katı Atık Bertaraf  Tesisi ve Tıbbi Atık Sterilizasyon Tesisi’miz, hem de Atıksu Arıtma Tesisi bu konudaki hassasiyetimizi gözler önüne süren önemli projeler. Hizmete giren tesislerle birlikte atık sular artık Bakırçay’ı kirletmiyor” diye konuştu ve projede emeği geçen teşekkür etti.
 

İller Bankası Bölge Müdürü Menekşe de, “İmzaladığımız kesin kabul protokolüyle yüz akı tesisin Bergama Belediyesi’ne devri gerçekleşmiş oldu. Atık suların insan ve çevre sağlığına uygun hale getirilmesi ve çevre için güvenilir koşulların sağlanması oldukça önemli. Bu anlamda, yaşama geçirilen tesis Bergama ve Bakırçay  için büyük önem taşıyor” dedi.
 

Menekşe, başta Başkan Gönenç olmak üzere, tesisin inşaasında katkıda bulunan herkese  teşekkür etti, tesisin çevreye olan olumlu katkısının tüm Bakırçay Havzası’na hayırlı olmasını diledi.

 

16.10.2012

Read More

Galaxy Note II Yolda

samsung

Berlin’de gerçekleştirilen IFA fuarı öncesinde tanıtılan Samsung GALAXY Note II, mobil kullanımda yaratıcılık açısından en gelişmiş akıllı telefon konumuna yerleşecek.

GALAXY Note II’nin sahip olduğu 5.5 inç (140.9 mm) HD Super AMOLED ekran, kristal berraklığında bir görüntüleme deneyimi sağlıyor. 16:9 ekran oranı; daha zengin, sürükleyici ve sinemayı andıran bir video izleme deneyimi sunuyor ve hareket halindeyken bile HD videoları kusursuz bir şekilde izlemeyi mümkün kılıyor. Cihazın daha geniş bir ekrana sahip olması, kullanıcının içeriği net ve canlı olarak izlemesini sağlıyor ve okunabilirliği daha da artırıyor. GALAXY Note II’nin daha geniş ekranı ve daha ince

tasarımısayesinde kullanıcılar, hareket halindeyken daha fazla işi daha verimli şekilde tamamlama ve özgürce içerik yaratma olanağı bulacaklar.

Kolay bir çoklu görev yönetimi

Air View uygulaması S Pen ile; e-posta, S Planner, fotoğraf galerisi veya video üzerinde gezinerek içeriği açmaksızın ön izleme yapma olanağı sunuyor. Bu özellik sayesinde, ekran geçişlerine gerek olmaksızın kullanıcılar, tek bir bakışta çok daha fazla bilgiyi kolayca aratabiliyor ve bilgiye ulaşabiliyor.

Popup Note özelliği, S Note uygulamasının kullanıcıların ekranlarının herhangi bir yerinde anlık olarak bir pop-up penceresi şeklinde açılmasını sağlıyor. Kullanıcı bir çağrı sırasında S Pen’i çıkardığında; S Note uygulaması otomatik olarak ekranda beliriyor ve kullanıcıların hızlıca bir şekilde kişisel mesaj yazmalarını mümkün kılıyor.

Ayrıca cihazın Quick Command adı verilen yeni El Hareketleri özelliği sayesinde kullanıcılar sık kullanılan uygulamaları S Pen ile hızla aktive edebiliyor. El Hareketleri özelliği, kullanıcı S Pen düğmesine basarak ekranda yukarı doğru gittiğinde ortaya çıkıyor. Kullanıcılar, El Hareketleri özelliğine önceden kaydedilmiş işaretleri çizerek, hızla e-posta gönderebiliyor, telefon araması yapabiliyor ve ayrıca, hızlı ve kolay erişim için kendine özgü işaretleri çizip atayabiliyor.

Dahası kullanıcılar, Ekran Kaydı (Screen Recorder) özelliği sayesinde kolay ve hızlıca deneyimlerini paylaşabilecek. Çünkü bu özellik kullanıcıların, ekranlarında izledikleri görüntünün tamamını -örneğin bir uygulamanın nasıl kullanılacağıyla ilgili bir tanıtım videosunu- kaydedebilmelerini ve sonrasında paylaşabilmelerini sağlıyor.

Kullanıcıların kendini ifade etmesi için muhteşem araçlar – Geliştirilmiş S Pen ve S Note

Yeni S Pen; mükemmel bir kavrayış için artık çok daha ergonomik bir tasarıma sahip. Bu nedenle çok daha rahat ve doğal bir yazma deneyimi sunuyor.

S Pen, yeni düşünce ve fikirleri anında kaydetme ve el yazısıyla herhangi bir dijital içeriği ekranda doğrudan bir araya getirme olanağı sağlayan gelişmiş özellikler sunuyor. Yalnızca özel bir S Pen tuşuna basılması, kullanıcıların S Pen’in seçilen içeriği kesme veya düzenleme isteğini sihirli bir şekilde anlaması için yeterli oluyor. Kolay Klip (Easy Clip) özelliği; ekrandaki içeriği istenen her şekilde ve anında kırparak kaydetmeye hazır hale getirmeyi, paylaşmayı veya yapıştırmayı mümkün kılıyor. Fotoğrafları kestikten sonra kullanıcılar, boyayarak, gölgelendirerek veya kendi el yazılarıyla notlar alarak kesilmiş içeriği kolayca düzenleyebiliyorlar.

“Idea Visualizer” özelliği ile kullanıcılar, S Note’a kendi el yazılarıyla oluşturdukları anahtar kelimelerden illüstrasyonlar atayabiliyor ve bu sayede çizimler, el yazısı ile birebir uyum sağlıyor. Böylece kullanıcılar kendilerini çok daha yenilikçi ve yaratıcı bir şekilde ifade edebiliyor, hatta kendi kişiselleştirilmiş illüstrasyon kütüphanelerini bile oluşturabiliyor.

Üstün Performans

İçerik oluşturmanın, paylaşmanın ve çoklu görev yönetim becerilerinin yanı sıra, GALAXY Note II, en son donanım teknolojileriyle birlikte geliyor. Yüksek kapasiteli 1.6GHz dört çekirdekli işlemci ve HSPA Plus veya 4G LTE bağlantısı (ülkelere göre değişiklik gösterebilir) ile kolay bir çoklu görev yönetimi, son hızda ekran geçişleri, güçlü bir tarayıcı performansı sunuluyor ve uygulamaların yüklenme süresi en aza indiriliyor. GALAXY Note II, Android™ 4.1, JellyBean’e sahip ve bu sayede, cihaza çarpıcı grafik özellikleri kazandırılıyor. Ayrıca güncellenen Google Now hizmeti ortama duyarlı arama da dâhil olmak üzere yeni özellikler içeriyor. GALAXY Note II, 16 GB, 32 GB ve 64 GB hafıza seçeneklerine ve genişletilebilir bir micro SD bellek yuvasına sahip. 3.100 mAh batarya kapasitesi sayesinde kullanıcılar, şarj sıkıntısı yaşamaksızın multimedya içeriğinin tadını çıkarabilecek, hareket halinde bile her zaman yaratıcı olabilecek ve ne zaman, nerede olursa olsun yeni fikirler oluşturabilecek.

GALAXY Note II’de, arka yüzde 8 megapiksel ve ön yüzde ise 1.9 megapiksel kamera ve HD video kayıt özelliği standart olarak sunuluyor. Kamera, bu yılın ortasında GALAXY S III ile sunulan Arkadaş Fotoğraf Paylaşımı, Çoklu Çekim ve En İyi Fotoğraf gibi keyifli ve kullanışlı özelliklere sahip. Ayrıca, GALAXY Note II’de En İyi Yüzler isimli benzersiz bir kamera fonksiyonu bulunuyor. Kullanıcılar aynı zamanda S Pen’i kullanarak, kendi el yazılarıyla notlar ekleyebiliyor ve resimlerini kişiselleştirebiliyor. El yazısı Fotoğraf Notları jpg formatında paylaşılabiliyor.

15 Ekim 2012

Read More

Baumgartner Atladı

baumgartner-225x140

 

 

 

 

 

 

 

Tam 5 yıl gibi bir çalışmanın ardından stratosfer’in çatısından atlamak bir çogumuz için inanılmaz olsada Baumgartner ve ekibi için oldukca heyecan ve

rici olmalı. Nasa’nın destekledigi bu çalışma hemen hemen 38/39 kilometre dünyaya uzaktan atlıcak.Ve 39 kilometreden kapsülden çıkıp atlıcak…

 

Tam 5 yıl gibi bir çalışmanın ardından stratosfer’in çatısından atlamak bir çogumuz için inanılmaz olsada Baumgartner ve ekibi için oldukca heyecan verici olmalı. Nasa’nın destekledigi bu çalışma hemen hemen 38/39 kilometre dünyaya uzaktan atlıcak.

5 dakika 36 saniye sürücek bu atlayış tada insanoglu ses hızını gecicek vede en uzun mesafeden atlayış gibi rekorlarada ambargosunu koyucak. Hız ve irtifa rekorlarının yanında bikaç yeni rekorunda sahibi…

 

 

 

Read More

Balıkesir’in Katı Atık Dönüşüm Projesi Hazır

çevre mühendisliği
Balıkesir’in AB destekli Katı Atık Yönetimi Projesinde yer teslimi yapıldı. Yer teslimi nedeniyle belediye önünde düzenlenen etkinlikte mehter marşları çalındı, etli pilav dağıtıldı. Buradaki törende konuşma yapan Belediye Başkanı İsmail Ok, bugünün Balıkesir için son derece önemli ve tarihi bir gün olduğunu söyledi.

Balıkesir Katı Atık Yönetimi Projesinde ihalesi tamamlanan işin yer teslimi büyük bir heyecana yol açtı. Toplam 25 milyon 511 bin 900 AVRO olan proje maliyetinin yüzde 86′lık (yüzde 92′ye tekabül ediyor) kısmının AB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığınca hibe olarak karşılanacağı, kalan miktarın ise Balıkesir İli Sürdürülebilir Çevre Yönetimi Belediyeler Birliğinin öz kaynaklarından karşılanacağı açıklandı. Belediye hizmet binası önünde düzenlenen kutlama etkinliğine katılan Belediye Başkanı İsmail Ok, burada projeyle ilgili olan AB delegasyonu yetkilileri ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı temsilcilerini tanıttı. Büyük bir mutluluk ve heyecan yaşadığını bunu da Balıkesirliler ile paylaştığını söyleyen Belediye başkanı İsmail Ok, şunları söyledi:

“Bugün Balıkesir için son derece güzel ve önemli bir gün. Bugün, yıllardır üzerinde arkadaşlarımızla birlikte yoğun bir çalışmanın sonucunda tamamlanan evsel katı atıkların geri dönüşümü projesinin yer tesliminin yapıldığı gün. Onun için bugün Balıkesir için son derece anlamlı ve önemli. Geri dönüşüm tesisi, tıbbi atık sterilizasyon ünitesi, pilot kompost tesisi, sızıntı suyu toplama ve arıtma tesisi, depo gazı toplama ve yakma ünitesi bulunmaktadır. Balıkesir ve çevremiz için son derece mühim, hayati öneme sahip projeyi bugün hayata geçirmenin mutluluk ve onurunu yaşıyoruz. 22 adet çöp toplama konteyneri (sıkıştırmalı araç), 8 adet iş makinesi, 150 adet geri dönüşüm konteyneri, 7 bin 300 adet farklı kapasitelerde evsel atık konteyneri da birliğimize hibe edilecek. Projenin toplam maliyeti 25 milyon AVRO’dur. Yüzde 86′sı AB ile çevre ve Şehircilik Bakanlığından hibe edilmiştir, altını çizerek söylüyorum borç değil ‘hibe’. 100 liralık harcamanın 86 lirası hibe 14 TL’si bu birlikten çıkacak. İnşaat ihalesi 10 milyon 400 AVRO. Bu projeyi bir an önce Balıkesir’e kazandırmak ve hayata geçirmek için başta Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile AB delegasyonunu zaman zaman üzdüğümüzü biliyorum, ama bizlerin amacı bağcıyı dövmek değil, üzüm yemek. Ben AB delegasyonu temsilcisi Asuman hanım ve Bakanlık temsilcilerinden herkesin önünde özür diliyorum. İşte bu heyecan ve şevkle zaman zaman bu arkadaşlarımızın gönlünü kırdık, onlar da engin ve sonsuz hoşgörüleriyle bize karşı hiçbir zaman art niyetli olmadılar. Ben Balıkesirli hemşehrilerimizin huzurunda AB Delegasyonu Temsilcisi Asuman Özaltay’a, Çevre ve Şehircilik bakanlığına, İller Bankasına ve yine bu projenin hayata geçmesinde bize destek veren belediyelerimizin temsilcilerine teşekkür ediyorum. Balıkesir Belediyesinin temsilci ve çalışanları, projenin hayata geçmesi için çocuklarından ayrı aylarca Ankara’da fedakarlıkta bulunan arkadaşlarıma sonsuz teşekkür ediyorum. Ayrıca, kamuoyunda bizlere her türlü desteği veren Balıkesir basınına da teşekkür etmeyi kendime bir borç ve görev addediyorum. Bu projenin önemi, yüzde 86′sının hibe olması. Son derece önemli ve büyük bir yatırımın neredeyse tamamına yakınının AB ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından hibe edilmesi çok önemli. Bugüne kadar evsel atıklarımız vahşi bir şekilde depolanıyor, buradan derelere karışan çöp sızıntı suları başta dereler, bitkiler olmak üzere çevreyi zehirliyor, her türlü canlının yaşamının son bulmasına vesile oluyordu. Emeği geçen herkese bir defa daha sonsuz teşekkürlerimi sunuyorum.”

Gazi Osman Paşa Mahallesi Muhtarı Şinasi Çağlı, mahalle sınırları içerisinde yer alan çöplüğün bu proje ile kurtarılması ve Balıkesir’e ciddi bir çevre sağlığı getirecek olan projedeki çabalarından dolayı Başkan İsmail Ok’a bir çiçek vererek mahalle halkı adına teşekkür etti. Etkinlik etli pilav ve ayran dağıtılmasıyla sona erdi. İki kazan dolusu pilav ve yüzlerce ayran kısa sürede tükendi.

Balıkesir Katı Atık Yönetimi geri dönüşüm projesinin yer teslimi etkinliğiyle ilgili törene Belediye Başkanı İsmail Ok ile birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı AB Yatırımlar Dairesi ve IPA başkanı Ercan Tortop, AB Türkiye Delegasyonu temsilcisi Asuman Özaltay, AB Türkiye Delegasyonu proje sorumluları, Balıkesir’in merkez Pamukçu Beldesi, Bigadiç, İvrindi, Kepsut, Savaştepe, Susurluk ilçelerinin Belediye Başkan veya temsilcileri ile meclis üyeleri katıldı. Bundan tam 1 yıl önce Balıkesir Katı Atık depolama tesislerinin ve çöplüğün incelendiği bir gezi düzenlenmiş, geziye katılan firma temsilcileri tesislerin primitif (ilkel) olduğunu, bir Avrupa ülkesinde bu şekildeki tesislerin asla faaliyet gösteremeyeceğini söylemiş, ancak, Türkiye’de de anlayış ve uygulamanın yavaş yavaş değiştiğini, Katı Atık Yönetimi Projesinin Balıkesir’e çok büyük faydası olacağını söylemişlerdi.

14.10.2012
Read More

İklim Değişimi Balıkları Etkiliyor

kutup

Küresel ısınmanın balıkların büyümesini de önlediği anlaşıldı.

 Birçok balık türünün 2050 yılına dek olması gereken büyüklükte olmayacağı, %25 küçüleceği sanılıyor. Sonuç 600 balık türünün bilgisayar simülasyonuyla çalışan uluslararası bir ekibe ait. Bu değişimden en çok tropikal denizlerdeki balıklar etkilenecek olsa da Kuzey Denizi ve ılıman bölgelerdeki balıklar da tehdit altında. Araştırma sonuçları iklim değişiminin balıkların metabolizmaları üzerinde de etkili olduğunu ve bugüne kadar sanılandan daha kötü sonuçları doğurabileceğini gösteriyor. (Nature Climat Change)

Bilim insanları iklim değişimi yüzünden balıkların daha çok denizdeki dağılımının ve yumurtlama dönemlerinin değiştiğini sanıyordu. Fakat ısınmanın beden büyüklüğü üzerindeki beklenmedik etkisi, bilim insanlarının okyanusun iklim üzerindeki reaksiyonunun bir parçasını gözden kaçırdıklarını gösteriyor. Balıkların küçülmesinden önemli ölçüde sudaki oksijen miktarı sorumlu tutuluyor. Tahminlere göre deniz suyu gelecekte daha fazla ısınmakla kalmayıp daha az oksijen içerecek ki oksijen balıkların büyümesi için mutlaka gereklidir. Daha sıcak ve az oksijen içeren sulardaki büyük balıklar sorun yaşadıkları için büyüyemez diyor British Columbia Üniversitesi’nden Daniel Pauly. Isınma yüzünden ayrıca balıkların yaşam alanları da her yıl 28-36km kadar kutuplara doğru kayacak.

13 Ekim 2012

Read More

Ariston Servis Noktaları

çevre-mühendisi

Ariston Servis Noktaları

İstanbul’ un muhteşem güzellikteki gözde merkezi Beyoğlunda siz kullanıcılarımıza ulaşabilmek, en iyi servisi ve hizmeti sağlayabilmek için bizler de emin ve kararlı adımlarla servislerimizi genişletmekteyiz. Beyoğlu Ariston Tenik Servislerimiz
bu amaç doğrultusunda her zaman siz müşterilerimizin yanında. İhtiyacınız olan ya da olabilecek bütün sorunlar için yetişmiş, kendi alanındaki tecrübeli personelimiz mümkün olan en iyi hizmeti sizlere ulaştırmak adına her daim hazır durumda sizlerden gelen talepler için beklemektedirler.

Ariston Servis Noktası – 444 1 494

Türkiyenin dört bir yanında olduğu gibi geniş teknik servis ağımız ile müşterilerimize sağladığımız tüm yedek parçalarda 1 yıl garanti verilmekte ve sizlerin yedek parça ile oluşabilecek sorunlarını tamamen sıfıra indirmekteyiz. Bunların yanında 7/24 müşterilerimize hizmet veren Ariston Çağrı Merkezimiz de sizlerin her türlü sorununa yardımcı olabilmektedir. Her zaman %100 müşteri memnuniyetini ilke edinmiş olan teknik servislerimiz ve personelimiz daima siz tüketicinin yanında yer alacaklardır.

Read More

Organik Poşetler Geliyor

poset

Türkiye Sebzeciler Meyveciler ve Seyyar Satıcılar Federasyonu, doğada çözünebilen ve kanserojen içeriği olmayan poşet kullanımı konusunda ilk adımı attı.

TÜSPAF, Braille Alfabeli organik poşet üretim konusunda Sokak Sanatları Açık Hava Reklamcılık ve Medya Hizmetleri AŞ ile protokol imzaladı.

Protokole ilişkin TÜSPAF Başkanı Mehmet Çakman, projeyle pazarlarda geri dönüşümden elde edilen poşetlerin kullanılmaması yönünde önemli bir adım attıklarını belirtti.

Çakman, böylece birinci hamur kaliteden ve kanserojen içeriği olmayan poşet üretimine başlanacağını ifade ederek, 5957 sayılı Haller Kanunu uyarınca 2014 yılından itibaren geri dönüşümden elde edilen poşetlerin pazarlarda kullanılamayacağını, organik poşet kullanımının zorunlu hale geleceğini hatırlattı.

Mehmet Çakman, 1 Ocak 2013′ten itibaren federasyona bağlı ülke genelindeki 94 meslek kuruluşuyla ürettikleri yeni poşetleri kullanacaklarını belirterek, ”Üretimde üniversiteler de görev alacaktır. Bu poşetler, federasyonumuza bağlı meslek kuruluşlarımız aracılığıyla Türkiye genelindeki bütün pazarcı kardeşlerimize dağıtılacaktır” dedi.

”Bu alanda üretim yapan kuruluşları projeye çekmek için bir girişiminiz oldu mu?” sorusunu Çakman, ”Proje dahilinde kimseyi dışlamayı düşünmedik. Bu alanda üretim yapanlar bizimle rekabet edebileceklerse ederler. 2014 yılından itibaren üniversiteler aracılığıyla başka tür poşet satanların poşetlerinin de tahlillerini yapacağız. Sağlıklı ve kaliteliyse onlar da satsın. Önemli olan esnafın, her iki taraftan da ucuza mal alması” şeklinde yanıtladı.

Çakman, poşetlerin sadece organik olmasıyla değil, üzerinde yer alacak kamu spotlarıyla da önemli bir işlevi yerine getireceğini ifade ederek, ilk olarak belirledikleri 13 büyükşehirde projeye başlayacaklarını, daha sonra da Türkiye’nin tamamına ulaşmayı amaçladıklarını dile getirdi.

”Velinimetlerimiz olan müşterilerimize kaliteli ürünleri kaliteli poşetlerde sunacağız” diyen Çakman, bir kamu kuruluşu gibi hareket ederek, üretilen poşetleri kar amacı gütmeden pazarcılara satacaklarını söyledi.

Halkın rahatlıkla kullanabileceği poşetler üretme amacında olduklarını aktaran Çakman, projeden nihai tüketicilerin yaralanmasının asli amaçları olduğunu dile getirdi.

Her pazarcıya farklı seri numaralı poşetler

TÜSPAF Başkanı Mehmet Çakman, poşetlerin organik olmasının yanı sıra üzerinde ”Braille Alfabesi” de bulunacağına dikkati çekti.

Poşetlerin seri numaraları olacağını belirten Çakman, ”Her pazar sergisine farklı seri numaralı poşetler verilecek. Bu sayede müşterinin ürününün takibi yapılacak. Müşteri ürünle ilgili şikayeti olduğunda hangi sergiden ne aldığını ispatlayabilecek” ifadelerini kullandı.

Poşetlerin şu an piyasada satılanlardan daha ucuz olacağını bildiren Çakman, poşetlerde kamu spotlarının yanı sıra TÜSPAF ve söz konusu meslek birliğinin logosunun de yer alacağını söyledi.

Braille Alfabeli pazar poşetlerinin patentini elinden bulunduran Sokak Sanatları Açık Hava Reklamcılık ve Medya Hizmetleri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı İrfan Aydoğdu da ”Çalışanlarımız da dahil olmak üzere yaptığımız işlerin inovatif olmasına özen gösteriyoruz. Buradan hareketle Braille Alfabesi kullanılan poşet çıkarma düşüncemiz oldu. TÜSPAF, Braille Alfabesi’ni ön planda tutarak teklifimize sıcak baktı, biz de elimizden geleni yapmaya hazır olduğumuzu söyledik” dedi.

12 Ekim 2012

Read More

SEO Uyumlu İçerik

çevre-mühendisi

Genellikle matematiksel ya da istatistiksel işlemlerin yapılmasında kullanılmaktadır. Tablolardaki her bir hücrede matematiksel değerler ve hücrelerin birbirleri ile ilişki içinde olduğu formülsel değerler şeklinde iki tür veriden söz edilebilir. Bazı tablolar, tablo belge üreten çeşitli yazılımlara uyumlu olsa da, genellikle bu tür belgeler özel bir yazılım programına bağımlı olarak işlemektedirler. Örneğin, Data Intercahge Format (DIF) gibi bazı tablolar, sadece çeşitli tablolama yazılımları arasında paylaşılabilmektedir.

Web belgesi oluşturulurken üç tür sorumluluktan bahsedilebilir. Seo yapılandırması yapan web sitesi (veya intranet) yöneticileri: Üst veri standartları ve seo çalışmaları eşliğinde web tabanlı materyallerin kayıt altına alınması, belge kayıt sistemine transfer edilmesi ve uygun bir format içerisinde muhafaza edilmesi işlevini yürütürler.

sağlayıcılar: İçerikler arama motoru optimizasyonu sırasında çok önemlidir. Bir belge bağlamında kayıt altına alınması gereken materyallerin kimliklerini oluşturma, sürüm numaralarını belirleme ve aynı zamanda bunları belge kayıt sistemine transfer etme görevini yerine getirmelidirler.

Belge yöneticileri: Web belgelerini tanımlamak, değerlendirmek, özelliklerini belirlemek, bu belgelere ilişkin saklama ve ayıklama-imha planları oluşturmak, kopyalarını çoğaltmak için uygun stratejiler belirlemek ve bu bağlamda bütün sorumlularla işbirliği yapmaktan sorumludurlar. Aynı zamanda belge yöneticileri web sitesi uygulamaları konusunda bilinç düzeyinin yükseltilmesine ve söz konusu materyallerin kontrolünü sağlamak üzere kurumsal bir yapının oluşturulmasına yönelik çalışmalar da yürütmelidir.

Web belgelerinin oluşturulması için bunların bir şekilde işaretlenmesi veya etiketlenmesi gerekir. Oluşturma veya etiketlenme için açıklayıcı notlar ve özel semboller kullanılmaya başlanmış ve bunlara “Markup” adı verilmiştir.

Read More

Geri Dönüşüm

geri dönüşüm

Geri Dönüşüm Nedir?

Yeniden değerlendirilme imkanı olan atıkların çeşitli fiziksel ve/veya kimyasal işlemlerden geçirilerek ikincil hammaddeye dönüştürülerek tekrar üretim sürecine dahil edilmesine geri dönüşüm denir. Diğer bir tanımlamayla herhangi bir şekilde kullanılarak kullanım dışı kalan geri dönüştürülebilir atık malzemelerin çeşitli geri dönüşüm yöntemleri ile hammadde olarak tekrar imalat süreçlerine kazandırılması olarak tanımlanabilir.

Read More

Eski Şişeler Hayat Buluyor

cam-sise

Amasya’da ev kadınları, soda şişesi gibi atık camları 820 dereceye varan fırınlarda erittikten sonra üzerine kentle özdeşleşmiş elma, kiraz, Kral Kaya Mezarları gibi birçok motifi işleyerek hediyelik eşya yapıyor.

Amasya Valiliği’nin Hatuniye Mahallesi’nde yer alan Kültür ve Sanat Evi’nde sürdürülen el işi cam füzyon çalışmalarında ev kadınları atık materyalleri geri dönüştürerek çevreye katkı sağlıyor.

Evli ve bir çocuk annesi Zeliha Karasu (41), cama şekil verdikleri cam füzyon çalışmalarında atık materyalleri geri dönüştürerek çevreye, hediyelik eşyaları satarak da turizme katkı sağladıklarını belirtti.

Kullandıkları camları bazen parayla bazen de çevreden edindiklerini belirten Karasu, en çok ilgiyi geri dönüşüm yaptıkları soda şişelerinin gördüğünü söyledi.

Zor olmasına karşın işlerini severek yaptıklarını belirten Karasu, ”Bir yılı aşkın süredir bu işi yapıyorum. Maddi olarak bize çok getirisi yok ama burada güzel vakit geçiriyoruz. Hammaddeyi kendimiz temin ediyoruz. Bu nedenle daha çok geri dönüşüm yapacağımız materyaller kullanıyoruz. Bu şekilde çevreye de katkı sağladığımızı düşünüyorum” dedi.

Hediyelik süs eşyası haline dönüştürdükleri soda şişelerinin yerli ve yabancı ziyaretçiler tarafından şaşkınlıkla karşılandığını anlatan Karasu, ”Önce şişe şekli verilmiş çalışmalar sanıyorlar, daha sonra ise anlattığımızda şaşkınlıklarını gizleyemiyorlar. Diğer ürünlere oranla soda şişesinden yaptığımız süs eşyaları daha çok ilgi görüyor” diye konuştu.

Soda şişelerini 820 derece ısıya varan özel fırınlarda eriterek düzleştirdiklerini, daha sonra ise üzerine elmaslarla kestikleri renkli camları yapıştırdıklarını belirten Karasu, erittikleri camın üstüne ise kentle özdeşleşmiş elma, kiraz, Kral Kaya Mezarları gibi birçok motifi işleyebildiklerini anlattı.

Nergiz Henden ise eğitimini aldıkları cam füzyon çalışmasını sürdürmeye çalıştıklarını dile getirerek, şeffaf ve renkli camları soğukken istenilen formda kestiklerini, daha sonra ise belirlenmiş kalıplara göre yerleştirip, özel fırınlarda 750 ile 900 derecede pişirerek şekil verdiklerini ifade etti.

Gülşen Koç ise Kültür ve Sanat Evi’nde cam füzyon dışında iğne oyası, ağaç yakma, gümüş savat ve yassıçal çuha dokuma el sanatı ürünleri üretilerek satıldığını anlattı.

Geri dönüşümü yapılan hediyelik eşyalar 7 ile 15 lira arasında satışa sunuluyor.

 

11.10.2012

Read More

Nobel Ödülü Tıp Alanında

cevre-muhendisligi

Nobel Ödülü’nün Tıp-Fizyoloji alanında kazanan isimler belli oldu. İngiliz bilim insanı John Gurdon ve Japon meslektaşı Şinya Yamanaka, hücrelerin ve organizmaların gelişmesini konu alan çalışmalarıyla 2012 Nobel Tıp Ödülü’ne layık görüldü.

 

İsveç’in Karolinska Enstitüsü’ndeki Nobel Kurulu, bu yıl tıp-fizyoloji alanında iki bilim insanını ödüle layık gördü. İngiliz John Gurdon ve Japon Şinya Yamanka, ‘hücrelerin özelleşmesi ve gelişimi hakkında çığr açan yeni bilgilere ulaşılmasını sağlayan araştırmaları dolayısıyla’ Nobel Ödülü’nü kazandı.

İki bilim insanı, “olgun hücrelerin pluripotent olmak için programlanabileceklerini’ keşfetti. Gurdon ve Yamanaka, gerçekleştirdikleri çalışmalarda, özelleşmiş hücrelerin vücuttaki her dokuya dönüşebilecek olgunlaşmamış hücrelere dönüşebileceğini ortaya çıkardı. Yapılan keşif, hücrelerin ve organizmaların nasıl geliştiği hakkında devrim yaratabilecek yeni bir anlayış ortaya koydu.

Pluripotent, embriyonik gelişimin erken safhalarında, tüm bir canlıyı oluşturabilme yeteneğine sahip olan henüz farklılaşmamış hücreler anlamına geliyor.

Gurdon ve Yamanaka aynı zamanda 1.2 milyon dolarlık para ödülünün de sahibi oldu. Nobel Ödülleri’nde her yıl ilk olarak tıp alanında kazanan isim  veya isimler açıklanıyor. Dinamiti keşfeden İsveçli kimyager ve iş adamı Alfred Nobel’in adına 1901 yılında verilmeye başlanan Nobel Ödülü, bugüne kadar Tıp-Fizyoloji alanında 102 defa verildi. 102 ödülden sadece 38’i birden fazla bilim insanına layık görüldü.

EN YAŞLI NOBELLİ 103 YAŞINDA
Bugüne kadar Tıp-Fizyoloji alanında Nobel Ödülü kazanan bilim insanlarının sadece 10 tanesi kadın. Bu isimlerden sadece ABD’li Barabara McClintock 1983 yılında tek başına ödülü kazanmayı başardı.

Tıp-fizyoloji alanında tarihin önemli Nobel Ödülü kazananları arasında, verem üzerindeki çalışmalarıyla 1905 yılında ödüle layık görülen Alman doktor ve bakteri uzmanı Robert Koch ve insulini keşfederek 1923 yılında aynı ödüle layık görülen Kanadalı fizyolog Frederick Banting var.

Tıp-Fizyoloji ödülünü kazanan ve hala hayatta olan en yaşlı bilim insanı, bugün 100 yaşında olan Rita Levi-Montalcini. 103 yaşına basan ilk ve tek Nobel Ödüllü bilim insanı olan Levi-Montalcini, 1986 yılında büyüme faktörleri üzerinde yaptıı araştırmalarıyla ödüle layık gçrüldü.

10.10.2012

Read More

Fiat’da Çevre Politikası

çevre-mühendisi

Çevreci Servis

World Class Manufactiring Gümüş Seviye Ödülü ve ISO 14001 Belgesine sahip fabrikamız 5 üzerinden 4 puanla Avrupa standartlarında çevreci otomobiller üretmektedir. Fiat otomobiller JATO 2009 sonuçlarına göre 127.8 g/km değerleriyle 3. defa Avrupa’nın en çevreci otomobili seçilmiştir.

2010 itibariyle yan sanayi ve tedarikçileriyle WCM standartarında “Yeşil Satınalma” çalışmalarına başlanmıştır. Doğaya ve çevreye duyarlı Fiat yetkili bayi ve servislerimizde yapılan düzenlemeler ile çevre ile ilgili kanun ve yönetmeliklere uyumlu şekilde atıkları yönetmekte ve bertarafını sağlamaktayız.

Çevreci Otomobil,
Çevreci Fabrika
Çevreci Yan Sanayi ve Tedarikçiler
Çevreci Servisler

Read More

Biyoyakıt Gündemde

cevre-insan

Kuraklık, Almanya’da soya ya da mısır gibi tarım ürünlerinden elde edilen “biyoyakıt” tartışmalarını yeniden gündeme getirdi.

Kalkınma uzmanları ve çevre dernekleri, biyoyakıt üretimi ile temel gıda maddelerinin fiyatlarındaki artış arasında doğrudan bağlantı olduğu görüşünde. Çünkü tarım alanlarının büyük kısmı biyoyakıtta kullanılacak ürünlere ayrılıyor. Dolayısıyla bu ürünler gıda olarak tüketilemiyor. Gelişmekte olan ülkelerde bunun sonucu açlık felaketi. Biyoyakıtı savunanlar ise bunun iklimin korunmasına hizmet edeceğini söyleyerek, çiftçilere güvenli ve petrol fiyatlarından bağımsız bir gelir vaadediyor. Bu tartışma şu sıralar Avrupa’yı sarmış durumda. Çünkü AB Komisyonu, biyoyakıt hedefinden çark eden bir taslak hazırladı.

Ulusal Bilimler Akademisi gibi saygın enstitülerin araştırmalarında, biyoyakıtın ‘çevre düşmanı’ olarak nitelendirilmesinden bu yana, AB Komisyonu’nun da bu konuya bakış açısı değişti. Komisyon’un enerjiden sorumlu temsilcisi Günther Oettinger ve iklimden sorumlu temsilci Connie Hedegaard, AB’nin biyoyakıtla ilgili düzenlemelerini tamamen değiştirecek geçici bir taslak hazırlardı. Taslak, biyoyakıtın ulaşım sektöründe 2020 yılına kadarki oranının yüzde 5 olmasını öngörüyor. Oysa çevrenin kirlenmesinin engellenmesi için AB genelinde biyoyakıtın yüzde 10 oranında kullanılması planlanıyordu.

Merkezi Berlin’de bulunan Petrol ve Protein Bitkilerini Destekle Birliği (UFOP) adlı lobi kuruluşunun yöneticisi Stephan Arens’e göre yüzde 5′lik fark, biyoyakıt için büyük bir darbe: “AB’nin biyoyakıt konusunda devreye soktuğu süreç oldukça ağır. Bu, Almanya’daki biyoyakıt branşının tamamı için çok ciddi bir kesinti.”

Almanya’da tarım hammadeleri hem dizel, hem de E10 diye nitelendirilen eko benzinde kullanılıyor. Avrupa genelinde her iki benzinde tarım ürünlerinin kullanılma oranı yüzde 4. Almanya bu konuda daha hızlı ilerliyor. Bu yıl nisan ayında biyoyakıt katkı payı yüzde 6,25′e ulaştı. Dünya Açlıkla Mücadele Örgütü’nden beslenme uzmanı Rafael Schneider gelişmeleri şöyle değerlendiriyor: “AB Komisyonu’nun hazırladığı ve biyoyakıt konusundaki değişikliği öngören taslak gerçekten de müzakerelere yön verecek bir belge haline gelip AB tarafından onaylanır mı? İşte bu meçhul. Almanya’da biyoyakıt katkı oranı yüzde 6,25. Şimdi Almanya’nın bu oranı düşürüp düşürmeyeceği sorusu gündemde.”

AB Komisyonu’nun enerji ve iklimden sorumlu temsilcilerinin hazırladığı biyoyakıt taslağı, biyoyakıt katkı payının yüzde 5 olmasını öngörüyor. Ancak iklimin korunmasına olumlu katkı sağladığı ispatlanamazsa, o zaman 2020 yılından itibaren biyayakıt için ayrılan sübvansiyonlar kesilecek. Üstelik bu yapılırken, arazilerin dolaylı olarak nasıl kullanıldıkları da gözönünde bulundurulacak. AB Komisyonu bu sayede, çevrecilerin, enerjide kullanılan bitkilerin aynı zamanda iklim dostu arazilerde yetiştirilecekleri ve bu nedenle de çevrenin kirlenmesine katkı sağlayacakları yönündeki suçlamayı bertaraf etmeyi istiyor.

Petrol ve Protein Bitkilerini Destekle Birliği yöneticisine göre bu yanlış bir bakış açısı: “AB’nin biyoyakıt politikasına duyulacak güvenin çok ciddi bir biçimde tartışmalı hale geldiğini görüyoruz. Peki ama AB, 2009 yılında oluşturulan ve şimdiye dek izlenen yakıt politikasının 2013 yılında büyük olasılıkla değişeceğini gören yatırımcıları nasıl olup da yeni tesis kurmaya ikna etmek istiyor?”

Çevreciler memnun
Çevre kuruluşları ise bu durumdan memnun. Rafael Schneider, AB’nin biyayakıt konusundaki olası politika değişikliğinin, yapılan hatalardan dönülmesi anlamına gelindiğini, bunun da iyi bir mesaj olarak algılanması gerektiğini belirtiyor. AB Komisyonu, biyoyakıtın geleceğini belirleyecek taslağı ekim ayında açıklayacak. Ardından taslağın hem AB ülkeleri, hem de AB Parlamentosu’nda onaylanması gerekiyor. Bu, 2013 yılı sonuna dek sürebilir. Hem çevre kuruluşları, hem de biyo enerjiyi destekleyen lobi kuruluşları, bu süreyi kendi lehlerine çevirmek için kullanacak.

 

10.10.2012

Read More

Marmara’da Arsenik Tehlikesi

gol-resmi

Namık Kemal Üniversitesi (NKÜ) Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Toksikolog Yrd. Doç. Dr. Ayşe Handan Dökmeci, Marmara’da deniz canlılarında yaptıkları araştırmalarda, ”Arsenik” oranlarının normal değerlerinden yüksek çıktığını belirtti.

‘Tekirdağ kıyı sularından toplanan karideslerin ağır metal seviyelerinin belirlenmesi ve insan sağlığına olan toksik etkileri” konulu NKÜ Bilimsel Araştırma Projesi’nde İstanbul Üniversitesi (İÜ) öğretim üyeleri ile birlikte bir yıldır deniz canlıları üzerinde araştırmalarda bulunduklarını bildirdi.

Araştırmalarında, su ortamında bulunan kimyasalların izlenmesi için ortamda yaşayan midye, istiridye, ıstakoz yada karides gibi deniz ürünlerinin kullanıldığını anlatan Dökmeci, bu canlıların bünyelerinde depoladıkları ağır metaller, hormonlar, petrol türevleri gibi kirleticileri insana kadar ulaştırarak çeşitli hastalıklara neden olduklarını vurguladı.
Dökmeci, deniz canlıları üzerinde yaptıkları araştırmalarda, arsenik oranlarının yüksek çıktığını belirterek, şunları kaydetti:

”Midye ve karideslerin yenilebilir etinde kurşun, krom, nikel gibi değerleri bir yıl boyunca mevsimsel olarak izledik. Ülkemizde karides ve midyede arsenik için kabul edilebilir değer kilogramda 1 miligram iken alınan karides örneklerinde kilogramda 2,3, midyede ise 2,79 miligram değerini gördük. Bu değerler uzun dönemde insan sağlığını tehdit edebilecek düzeyde. İnsan bünyesine su, gıda ya da hava yolu ile alındığında birikerek kanser ve nörolojik bozukluklar gibi birçok hastalığa neden oluyorlar. Arsenik uzun dönemde deri, böbrek, akciğer ve mesane kanserine, kurşun ise nörolojik bozukluklara neden olabiliyor.”

”Kıyı Kirliliği Araştırma Merkezi kurulmalı’

Büyük ve önemli stratejik değeri olan su kaynaklarının, kıyıların ve bunların ekosistemlerinin giderek kullanılamaz hale geldiğini ifade eden Dökmeci, iklim değişikliklerinin kötü gidişatı daha da hızlandıracağını ifade etti.

Özellikle Marmara denizi çevresinde yaşanan kirliliğin kontrol edilmesi için daha fazla çalışılması gerektiğine değinen Dökmeci, Tekirdağ kıyısında kimyasalların denize etkilerini kontrol altına almak için, ”Kıyı Kirliliği Araştırma Merkezi” kurulması gerektiğini söyledi.

Dökmeci, Tekirdağ nüfusunun hızla artması nedeniyle evsel, endüstriyel ve tarımsal kirleticilerin büyük oranda çevre sorunu yarattığını belirterek, bu nedenle, Tekirdağ kıyısında özellikle canlı bünyesinde birikime uğrayan ve halk sağlığı açısından risk oluşturabilecek ağır metaller gibi birçok kimyasalın kontrolü için her türlü çalışmanın desteklenmesi gerektiğini sözlerine ekledi.

8 Ekim 2012

Read More

Korkuyu Yok Etmek Mümkün

çevre mühendisliği

Bilim insanları, zihinde yeni oluşmuş korku gibi duyguları hafızadan silmenin mümkün olduğunu keşfederek, hafıza ve korku araştırmalarında çığır açabilecek bir adım attı.

İsveç’teki Uppsala Üniversitesi’nden Thomas Ågren tarafından yürütülen araştırmada, yeni oluşan duygusal anıları beyinden silmenin mümkün olduğu ortaya çıktı. Psikolog Ågren’in, meslektaşları profesörler Mats Fredrikson ve Tomas Furmark ile yürüttüğü çalışmada, araştırma konularını şöyle özetledi:

Öğrenilen bilgiler, protein oluşumuyla gerçekleşen pekişme sürecinin yardımıyla uzun süreli belleğe kaydediliyor. İnsanlar öğrendikleri bir şeyi hatırladıklarında, hafızaya kaydedilmiş olan bilgi bir süreliğine istikrarsız hale geliyor, ancak bir başka pekişme süreciyle bilgiler tekrar hafızaya yerleştiriliyor. Başka bir deyişle, insanlar, gerçekte olanı değil, gerçekleştiğini düşündükleri şeyler hakkında akıllarında kalanları hatırlıyor. Dolayısıyla, hatırlama eyleminden sonra tekrar gerçekleşen pekiştirme süreci bozulmasıyla, hatırlanan şeyin içeriğini değiştirmek mümkün olabiliyor.

Science dergisinde yayımlanan araştırmada, gönüllülere normal bir resim gösterdikleri esnada elektrik şoku verildi. Yapılan bu işlemle, gösterilen fotoğraflar, deneklerde duygusal hafızalarına yerleşecek bir korku hissi yarattı. Fotoğraf, hafızaya kaydolan bu korkuyu ortaya çıkarmak için elektrik şoku olmadan tekrar gösterildi. Deney grubuna, resim üst üste gösterilerek pekişme sürecinin tekrarlanmaması sağlanırken, kontrol grubuna ise resim uzun aralıklarla gösterilip yeniden pekişme sürecinin gerçekleşmesine izin verildi.

DENEY GRUBUNDA KORKU ORTADAN KAYBOLDU
Deney grubunda, pekişme sürecinin tekrarlanmasına izin verilmeyerek, resimle bağdaştırmış oldukları korku yok edildi. Diğer bir ifadeyle, resim hatırlanmasına rağmen, korku uyandırmaya devam etmedi.

Bunun yanısıra, yapılan manyetik rezonans görüntülemede (MR tarama), beynin duygusal hafızayı kontrol eden kısmı olan amigdala tarandı ve korkunun tamamen ortadan kaybolmuş olduğu görüldü.

Ågren, “Bu araştırmadan alınan sonuçlar, hafıza ve korku üzerine yapılan araştırmalarda bir dönüm noktası olabilir. Bulgular, en nihayetinde, aksiyete sorunları, travma sonrası stres bozukluğu ve panik atak gibi problemlere sahip milyonlarca insan için gelişmiş tedavi teknikleri üretilmesini sağlayabilir” açıklamasını yaptı.

 

07.10.2012

Read More

Parklarda Atık Yağ Toplanacak

geri dönüşüm

Bitkisel atık yağlar, market, alışveriş merkezi, park gibi yerlere konulacak ”atık yağ toplama cihazlarına” dökülecek…

Çevre Yönetimi Genel Müdürü Mehmet Baş, Bitkisel Atık Yağların Kontrolü Yönetmeliği’nin 2005 yılında çıkarıldığını hatırlattı.

Atık yağların toplanması konusunda miktar olarak çok fazla yol katedilemediğini ifade eden Baş, yönetmeliğin çıktığı yıllarda bin ton yağ toplanırken şimdi bu miktarın 10 bin tonu geçtiğini, ancak bu rakamın üretilen yağın ancak yüzde 10′una tekabül ettiğini bildirdi.

Yönetmeliğin, miktar konusundaki faydasından çok, getirdiği kurallar açısından önemli olduğunu belirten Baş, uygulamaların özellikle hazır yemek zincirlerinde etkili olduğunu dile getirdi.

Yağdaki önemli kriterlerden birinin, kanserojen etkisi bulunan polar madde oranı olduğunu dile getiren Baş, ”Yönetmelik çıkmadan önce ünlü fast food firmalarından aldığımız numunelerde polar madde oranı yüzde 80-85′lerdeydi. Yönetmelikle, bu oranın Avrupa’da da olduğu gibi yüzde 24′e çekilmesini istedik ve uygulanmasında başarılı da olduk. Artık insanlar buralarda rahatlıkla yemeklerini yiyebiliyor” diye konuştu.

Konutlardan bitkisel atık yağ toplama konusunda yönetmelik değişikliği çalışmaları bulunduğuna işaret eden Baş, artık yağların Bitkisel Yağ Sanayicileri Derneği tarafından toplanmasının planlandığını söyledi.

Derneğin, bu kapsamda vatandaşların kolay ulaşabileceği yerlere bitkisel atık yağ toplama cihazları koyacağını ifade eden Baş, cihazların öncelikle marketlere, alışveriş merkezlerine, parklara, nüfusun yoğun olduğu sitelere yerleştirileceğini bildirdi.

Baş, ”İnsanlar, genellikle atık yağlarını biriktirip alınmasını beklemek yerine, dökmeyi tercih ediyor. Ancak yağ toplama cihazları, ulaşabilecekleri yerlerde olursa, inanıyorum ki kimse yağını lavaboya dökmek istemez” diye konuştu.

Bakanlık tarafından yönetmelik değişikliği çalışmasının tamamlandığını anlatan Baş, ”Yakında vatandaşlar, bu cihazları etraflarında çok sık görmeye başlayacak” dedi.

 

06.10.2012

Read More

Savaş Jetlerinin Yakıtı Deniz Suyu

ucak

ABD’li bilim insanları, ordunun maliyetlerini kısmak için savaş uçaklarının yakıtını denizden elde etmeyi planlıyor. Başarılı olunursa, uçak gemileri savaş jetlerinin yakıtını kendisi üretebilecek.

ABD Donanma Araştırm Laboratuvarı (NRL), geliştirmeye çalıştıkları yöntem sayesinde, denizden benzinle aynı fiyata gelecek jet yakıtı elde edebileceklerini belirtti. ABD Donanması, denizden biyoyakıt elde ederek, maliyeti çok yüksek olan jet yakıtında önemli bir tasarrufa gitmeyi amaçlıyor. Bu sayede, uçak gemilerine göderilmesi için ekstradan tonlarca benzin harcanan yakıtı gemiler bulundukları yerde elde edebilecek.

Araştırma laboratuvarının üzerinde çalıştığı yöntem, deniz suyunu hidrojen gazı ve hidrojene parçalayarak, daha sonra biyoyakıt elde edilmesini öngörüyor.

Discovery News’in verdiği bilgiye göre, yakın zamanda bilimsel bir dergide detayları açıklanması beklenen teknolojinin, içinde üç odacık bulunan, 1,5 metre yüksekliğinde bir cihazla hayata geçirilmesi bekleniyor. ‘Karbon yakalama düzeneği’ adı verilen sistem, hidrojen gazı ortaya çıkaracağı gibi, karbon dioksit ortaya çıkaracak.

UCUZ YAKIT DÜZENEĞİ
Deniz suyu sisteme girdiğinde, hidrojen gazı ve CO2’den sıvı hidrokarbonlar üretilmesi için iki aşamalı bir süreç başlayacak. Ardından, başka bir kimyasal tepkimeyle elde edilen sıvı dönüştürülecek. NRL, elde edilmesi planlanan sıvının, yani biyoyakıtın istenen saflıkta olması için çalışmalara devam ettiklerini açıkladı.

Donanma kimyageri Heather Willauer, “Denizde jet yakıtı üretebilme kabiliyeti elde etmemiz, yakıtın lojistik dağıtım zorluklarını tamamen ortadan kaldıracağı gibi donanmanın enerji güvenliği ve bağımsızlığıda artıracak’ dedi.

ABD Donanması, son bir yıl içinde birçok denizde görev yapana gemilerine 600 milyon galon (2,271,000,000 litre) yakıt taşıdı. Bu kadar yüksek miktardaki yakıtın ikmali için dünya genelinde ABD ordusunun 15 yakıt ikmal tankeri kullanmasına neden oluyor. Uzmanlar, yapılacak devrim niteliğindeki gelişmeye rağmen, atmosfere CO2 salının miktarının azalmayacağını belirtti.

 

06.10.2012

Read More

Özel Bosch Servis Ankara

 

Buzdolabı konusunda kaliteye önem veren ve üst düzey teknoloji ile göz doldurmaya devam eden Bosch, beyaz eşya konusunda sektörün en iyi isimleri arasında yer alıyor ve ben de buzdolabı konusunda bu markayı tercih ediyorum. Bosch kalitesine güvenen sayısız insan var ve bu insanlar yanılıyor olamaz, özellikle kullanıcı yorumlarına dikkat ederseniz A sınıfı ürünler konusunda herhangi bir şikayet bulamazsınız.

Şikayet edemeyeceğiniz ve olumlu yorumların çok fazla olduğu Bosch buzdolabı servisi firması da sizlere aradığınız servis hizmetini en iyi şekilde sunan firmalar arasında yer alıyor ve ben de bu firmayı gözü kapalı tavsiye edebiliyorum. Firmadan ilk etapta yedek parça hizmeti aldım ve uzun süredir kullandığım ürünümü değiştirme kararı almışken bu firma sayesinde masraftan kurtuldum ve şimdilerde sorunsuz olarak ürünü kullanmaya devam ediyorum.

Bosch Servis Merkezi firmasından sizler de hizmet alabilirsiniz ve aldığınız hizmetler doğrultusunda ürünlerinizin çok daha sağlıklı olacağını söyleyebilirim. Firma çalışanları ürünleriniz ile detaylı bir şekilde ilgileniyor ve diğer firmalarda olduğu gibi ürünü alıp 2-3 gün sonra teslim etme gibi bir durum söz konusu değildir.

Özel Bosch Servis Ankara Telefon: 444 1 494

Bosch buzdolabı servisi firmasına ulaşmak için 444 1 494’ü tuşlamanız yeterlidir ve görüşme yapacağınız çağrı merkezi ekipleri bu anlamda sizlere en iyi şekilde destek verecek ve ürünleriniz ile ilgili soruları da detaylı bir şekilde yanıtlayacaklardır.

Read More

Ucuz Güneş Enerjisi

çevre mühendisliği

Günde 30-50 ton su çıkarma kapasitesine sahip güneş enerjisiyle sulama sisteminin maliyeti, devlet desteğiyle birlikte 2 bin dolara kadar düştü.

Konya’da güneş enerjisi projesi uygulayan Ziraat Mühendisi Hasan Hüseyin Motuk, ilk güneş enerjisi sistemini, 7 yıl önce 500 dekarlık Konya Büyükşehir Belediyesi Kent Ormanı’nın aydınlatması için kurduklarını, bunun Türkiye’deki örnek güneş enerjisi uygulamalarından biri olduğunu söyledi.

O tarihten itibaren gerçekleştirdikleri güneş enerjisiyle sulama ve aydınlatma projesi sayısının 10′u bulduğunu anlatan Motuk, bu yaz sonunda kırsal kalkınma destekleri içine güneş enerjisinden elektrik üreten sistemlerin de dahil edildiğini belirtti.

Günde 30-50 ton su çıkarma kapasitesine sahip bir güneş enerjisiyle sulama sisteminin maliyetinin, devlet desteğiyle birlikte 2 bin dolara kadar düştüğünü ifade eden Motuk, şunları kaydetti:

”Özellikle Avrupa’da güneş panelleri teknolojisinin gelişmesiyle, watt başına maliyetler de 4-6 avrodan 1,5 avroya kadar düştü. Türkiye’de çok fazla söylem olmasına karşın uygulamaya geçirilmiş proje miktarı oldukça az. Maalesef güneş enerjisi gibi, kurulum dışında hiç bir maliyeti olmayan böyle bir imkanı yeterince değerlendiremedik. Maliyetin yüzde 50′sini karşılayan kırsal kalkınma desteği, bu noktada büyük bir sıçrama sağlayabilir. Bizim amacımız bu projelerin yaygınlaşması… Şu anda içinde bulunduğumuz bahçedeki sistem, 40 metreden çektiği suyla 250 çam, 360 üzüm asması, 250 de meyve ağacını suluyor. Sistemi 4 bin dolara kurduk, yüzde 50 hibe desteğiyle bu sistemin bahçe sahibine maliyeti 2 bin dolar… Destekten yararlanabilmenin tek zorluğu kuyu ruhsatı alınmasındaki güçlük. Kuyu ruhsatıyla ilgili problem halledilirse, önümüzdeki yıldan itibaren köylülerimizin yüzde 80′i güneş enerjisiyle sulama için proje sunar. Sistem, damla sulamaya entegre edileceği için de Konya Kapalı Havzası’nda büyük oranda su tasarrufu sağlayacaktır.”

Motuk, kurulduktan sonra hiç bir ek masrafa ihtiyaç duymadan çalışan sistemin çiftçiler ve bahçe sahiplerince henüz yeteri kadar bilinmediğini, bunun için her bölgede ziraat odalarınca örnek projeler uygulanması gerektiğini sözlerine ekledi.

 

04.10.2012

Read More

Buski Atıksu Arıtma Tesisi

çökeltme-havuz

II. Kademe  Batı Atıksu Arıtma Tesisi karbon ile birlikte azot ve fosfor giderimini de içeren ve stabil çamur üreten uzun havalandırmalı aktif çamur prosesidir. Arıtma çamuru mekanik olarak susuzlaştırıldıktan sonra kireçlenerek depolanacaktır. 1. Tesise Giriş Giriş yapısına gelen atıksu, ön arıtma tesislerinde fiziksel olarak arıtıldıktan sonra selektör tankına gider ve biyolojik arıtım süreci başlar. Aşırı yağışlar nedeniyle,  tesise atıksuyun fazla gelmesi veya tesiste bakım, onarım gerekmesi durumunda, atıksuyun by-pass edilmesi gerektiğinde ; giriş yapısına gelen atıksu , 1. Kademe burgulu pompalar ile terfi edilip, ızgara ve kum tutucu ünitelerden geçtikten sonra , 1600 mm çaplı çelik boru ile dereye cazibeli deşarj edilir. 2. Ön Arıtma İki kademeli burgulu pompalar, ızgara, kum tutucu, ve debi ölçüm ünitelerinden oluşmaktadır.

3. Selektör Tankı Bu ünitede, ön arıtma ünitelerinden gelen atıksuyun çok kısa bir süre, havasız ortamda, geri devir çamuru ile karıştırılması ve mikroorganizmaların prosese uygun şartlara getirilmesi sağlanmaktadır.  Havuzda karışım dalgıç mixer ile sağlanmaktadır.  4.Anaerobik Bio- Fosfor TanklarıBu ünitede, selektör tankından alınan atıksu içerisindeki fosforun biyolojik olarak giderimi gerçekleştirilecektir. Her  tankta düşük hızlı dalgıç mixer bulunmaktadır. Her tanka oksijen redüksiyon potansiyeli (ORP) ölçme cihazı yerleştirilerek anaerobik şartlar izlenmektedir.
Bu ünitede, ön arıtma ünitelerinden gelen atıksuyun çok kısa bir süre, havasız ortamda, geri devir çamuru ile karıştırılması ve mikroorganizmaların prosese uygun şartlara getirilmesi sağlanmaktadır.

Selektör ve Anaerobik Bio-fosfor Tankları
5. Havalandırma Tankları Havalandırma tankları, Biyolojik reaktörler diye de adlandırılan bu ünitelerde;  Anaerobik tanklardan alınan atıksuyun istenilen kriterlere uygun arıtımı gerçekleştirilmektedir.
Bu ünitelerde, her biri 4 tanktan oluşan 2 hat mevcuttur. Kapaklar ve kanallar yolu ile  atıksu yönlendirilerek, istenilen herhangi bir tank, bakım için devre dışına alınabilmektedir.
Her bir hattaki tankların birisinde havalandırmasız, diğer üçünde havalandırmalı ortam  sağlanarak azot ve karbon giderimini içeren proses gerçekleşecektir. Havalandırma havuzunda aerobik ortam koşullarının sağlanması için gerekli hava, blowerlar vasıtasıyla temin edilmekte ve havuz tabanına yerleştirilen membran difüzörler vasıtasıyla homojen olarak atıksuya verilmektedir. Her bir tankta düşük hızlı dalgıç mixer, ORP ölçme cihazı ve havuzlardaki oksijen miktarını ölçmek ve buna olarak havalandırma ekipmanını kontrol etmek amacıyla çözünmüş oksijen metre (ÇO-metre) bulunmaktadır. Aerobik bölümden anoksik bölümün başına sirkülasyon sağlamak için sirkülasyon pompaları kullanılacaktır.

Havalandırma Tankları
6. Son Çökeltme Tankları Havalandırma tanklarından alınan atıksudaki mikroorganizma kütlesinin (Biokatı, Çamur olarak adlandırılır) yoğunluk farkı prensibi ile çökeltilerek atıksudan ayrılacağı dairesel havuzlardır.
- Arıtılmış su, havuz üst kenarında teşkil edilen savaklarla toplanıp, debi ölçüm yapısında debisi  ölçülerek  Ayvalı Dere’ ye  deşarj edilir. – Tabana çökelmiş olan mikroorganizma kütlesi (çamur) ise geri devir pompa yapısındaki pompalar ile tesisin başına (selektör tankına ) geri devir edilir.  Fazla  çamur ise yine pompalar vasıtasıyla çamur susuzlaştırma ünitelerine iletilir. Son çökeltim havuzlarında tabana çöken çamurun ve yüzeydeki köpüğün sıyırılması için kenardan tahrikli, yarım köprülü sıyırıcı monte edilmiştir.  Yüzeyden sıyırılan köpük çamur ızgaralarına iletilecektir.

Son Çökeltme Tankları
7. Çamur Arıtma Üniteleri Atıksu arıtma tesisinde oluşan fazla çamurun susuzlaştırılması için çamur arıtma üniteleri kullanılır. Bu üniteler; çamur ızgaraları, çamur dengeleme tankı, belt tip yoğunlaştırıcı,  belt pres susuzlaştırma ekipmanı ve çamur stabilizasyon çünite ve ekipmanını içermektedir.

    • Fazla çamur, ızgaradan geçirilerek çamur dengeleme tankına alınır.
    • Çamur, çamur tanklarında homojen hale getirilir. Çamurun anaerobik (havasız) ortama geçişini önlemek için blower ve difüzörlerle havalandırılması yapılır.
    • Dengeleme tankından belt pres besleme pompaları vasıtasıyla alınan çamur, yoğunlaştırılması ve suyunun alınması için belt tip yoğunlaştırıcı ve ardından belt-pres’e iletilir. Fazla çamur yoğunlaştırıcıdan önce polimer madde ile karıştırılır.
    •  Belt-Pres’ten çıkacak çamur  % 20 katı madde içeriğine sahip olacaktır. Çamur keki konveyörler ile çamur stabilizasyon ünitesine iletilir.
    • Çamur stabilizasyon ünitesi, çamur katı madde içeriğinin % 35’e çıkarılabilmesi için çamurun kireç ile karıştırılmasını içermektedir. Ünite, kireç depolama silolarını,  borulu burgulu konveyörden oluşan kireç besleme sistemini ve çamur ile kirecin karıştırılacağı tankı içermektedir.. Karıştırma işlemi bina içinde gerçekleştirilip ortamdan alınan hava gaz yıkayıcısından geçirilerek koku probleminin önlenmesi sağlanacaktır.
    • Stabilize olmuş çamur, yükseltici bir konveyör vasıtasıyla treyler veya kamyona yüklenip  depolama alanına iletilir.

Belt – Pres

Kireç Siloları

Çamur Arıtma Üniteleri
8. Desarj Yapısı

       Toplama çukurları vasıtasıyla desarj yapısına gelen arıtılmış su, 2 adet 1400 mm ‘lik desarj borusu ile Ayvalı Deresi’ne deşarj edilmektedir.

9. Kontrol Binası

       Tesisin bilgisayar denetimi altında çalıştırılabilmesi için bir kontrol binası yapılmış olup, tüm tesisin izlenebilmesi ve gerekli hallerde müdahale edilmesini sağlayan bilgisayar yazılımı kurulmuştur.
Read More

Google Microsoft’u Geçti

internet

Dünyanın teknoloji borsası olarak kabul edilen, New York merkezli otomatik bilgi ağı NASDAQ’a göre, Google Microsoft’u piyasa değeri olarak geride bıraktı.

Hisse bazlı sermaye açısından Google, 248.35 milyar dolarlık değeriyle dünyanın dördüncü büyük şirketi olurken, Microsoft 247.73 milyar dolarlık değeriyle beşinci sırada bulunuyor.

Dünyanın en değerli şirketleri listesinde Apple, 626.87 milyar dolarla başı çekiyor. Microsoft’un bir yıl içinde değerine 40 milyar dolar, Google’ın ise 90 milyar dolar kattığı görülüyor.

02.10.2012

Read More

Kocaeli’nin Kaynak Suları Arıtılacak

çevre kirliliği

Kocaeli Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü, Karamürsel, Gölcük ve Kartepe ilçelerinde bulunan kaynak sularını arıtarak bölgeye sağlıklı içme suyu sağlamak için 3 adet içme suyu arıtma tesisinin inşaatına başladı.

Gebze Denizli, Kandıra Dudutepe, İzmit Avluburun, Derince Kaşıkçı, Körfez Alihocalar, Karamürsel Osmaniye ile Yuvacık barajları içme suyu arıtma tesisleri ile Kocaeli’ye arıtılmış içme suyu sağlayan İSU Genel Müdürlüğü, Karamürsel Valideköprü, Kartepe Suadiye ve Gölcük Değirmendere’de bulunan kaynak sularını arıtmak için proje hazırladı. Kurum mühendisleri tarafından projelendirilen örnek içme suyu arıtma tesislerinin inşaat çalışmalarına bir süre önce başladı.

Yüklenici firma tarafından yürütülen çalışmalar kapsamında Karamürsel ilçesine bağlı Valideköprü de saatte 100 metreküp kaynak suyu arıtacak olan tesis ile keson terfi merkezinin temel inşaatları devam ediyor. Ayrıca bölgede 3 adet 200 metreküp kapasitesinde içme suyu deposu da inşa edilecek. Arıtma tesisinden içme suyu kalite standartlarında arıtılacak olan kaynak suları inşa edilecek depolara kademeli pompa sistemleri ile Valideköprü şebekesine verilerek bölgedeki köylerin arıtılmış içme suyu ihtiyaçları karşılanacak.

Proje kapsamında yer alan Gölcük Yukarı Değirmendere’de bulunan mevcut içme suyu arıtma tesisi ise yenilenecek. Saatte 200 metreküp su arıtacak şekilde projelendirilen Değirmendere İçme suyu Arıtma Tesisi ile bölgenin üst kesimlerinin arıtılmış içme suyu ihtiyaçları karşılanacak. Kartepe ilçesine bağlı Suadiye bölgesinde yer alan kaynak sularını arıtmak için ise saatte 200 metreküp kapasitede arıtma tesisi inşa edilecek.

Üç ilçede inşa edilecek olan içme suyu arıtma tesisleri ile 3 adet deponun inşaat çalışmaları 2013 yılının ilk ayı içerisinde tamamlanması hedefleniyor. Kaynak sularından yararlanan bölgelerin sağlıklı içme suyu ihtiyacını karşılayacak olan proje 2 milyon 694 bin TL’ye mal olacak.

Read More

Cep Telefonu ”Doyma” Duygusunu Köreltiyor

beyin-insan

Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi araştırmacıları, cep telefonlarındaki elektromanyetik alana maruz kalma halinde beynin yemek yerken doyma hissini veren MSH isimli hormonda azalmaya neden olduğunu ortaya koydu.

Buna göre, cep telefonunun yaydığı ışınlara belli bir sürenin üzerinde maruz kalındığında, yemek yerken ”doyma” duygusunun normalden daha geç geliştiği saptandı. Bu durumun tokluk duygusundaki gecikme sonucu, sürekli yeme ihtiyacı doğurduğundan obeziteyi tetikleyebileceği yorumu yapıldı.

Araştırma, Doç. Dr. Mehmet Çölbay ve Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi Endokrinoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. İlhan Yetkin tarafından yürütüldü. Yetkin, çalışmada 1800 ve 2100 MHz elektromanyetik alanın açlık-tokluk hormonları, yeme davranışı ve obezite üzerine etkisini ortaya koymaya çalıştıklarını ifade etti.

Çalışmalarında iki ay süreyle deney hayvanlarını söz konusu dalga boylarında elektromanyetik alana maruz bıraktıklarını anlatan Yetkin, bu durumdaki hayvanların açlık-tokluk hormonlarında ortaya çıkan değişiklikleri, kilolarında gelişebilecek değişimi incelediklerini belirtti.

Araştırmada, deney hayvanlarının bir grubuna bir ay boyunca 1800 MHz, ikinci gruba bir ay boyunca 2100 MHz, üçüncü gruba da iki ay boyunca 2100 MHz radyofrekans uygulandığını belirten Yetkin, radyofrekans uygulamanın haftada altı gün uygulandığını söyledi.

Cep telefonu, hem davranışları hem hormonları etkiliyor

Araştırmalarında elektromanyetik alanın beynin iştah merkezi üzerine etkisini de araştırdıklarını bildiren Yetkin, şu bilgileri verdi:
”İştah merkezi beyinde hipotalamik bölgededir. Bu bölgede iki tane merkez vardır, bunlardan bir tanesi açlık ve diğeri tokluk merkezidir. Bu merkezlerde bulunan en etkili hormonlardan ikişer tanesini inceledik. Non-iyonizan ışınların, açlık-tokluk merkezlerini etkileyip insanların daha fazla yemelerine ya da yemelerine rağmen doyma duyularında gecikme yaşanıp yaşanmadığını araştırdık.
Bunun için 1800 ve 2100 MHz elektromanyetik alanı taklit eden bir aygıtla fareler üzerinde araştırma yaptık. Gördük ki fareler elektromanyetik dalgalardan hem davranış olarak hem de hormonal düzeyde etkileniyorlar.”

Türkiye’de cep telefonuyla ortalama konuşma süresinin ayda 4-4,5 saat olduğunu aktaran Yetkin, ortalama bu süreyi dikkate alarak farelere benzer sürede elektromanyetik alan uyguladıklarını söyledi.

Araştırmanın sonunda elektromanyetik ışınların, iştahı azaltıcı ve tokluk hissi veren MSH isimli hormonun etkisini azaltarak doyma duygusunda gecikmeye neden olduğunu bulduklarını bildiren Yetkin, ”Buna göre, cep telefonlarının etrafa yaydığı ışınlara belli bir sürenin üzerinde maruz kalındığında, yemek yerken doyma duygusu normalden daha geç oluşuyor. Doyma duygusu oluşmadığı için kişi sürekli yeme ihtiyacına giriyor. Dolayısıyla bu durumun obeziteyi de tetikliyor olabileceğini düşünüyoruz” diye konuştu.

Prof. Dr. Yetkin, çalışma sonuçlarının bilim dünyasına ilk defa gösterildiğini belirterek, çalışmanın sonuçlarının uluslararası dergilerde yayınlanması için hazırlık yapıldığını sözlerine ekledi.

30 Eylül 2012

Read More

İskenderun Katı Atık Ekim’de Faliyette

kati-atik-depolama-tesisi

İskenderun ile çevre belde belediyeleri tarafından yaptırılan katı atık bertaraf tesislerinin 15 Ekime kadar hizmete gireceği belirtildi.

İskenderun ile çevre belde belediyeleri tarafından yaptırılan katı atık bertaraf tesislerinin 15 Ekime kadar hizmete gireceği belirtildi.

İskenderun merkez olmak üzere çevre belde belediyeler tarafından ortak kullanılacak katı atık bertaraf tesislerinde özellikle plastik ürünlerin değerlendirileceği belirtildi.

İskenderun Belediye Başkanı Yusuf Civelek, Karayılan Belediye BaşkanıMehmet Yurtman, Nardüzü Belediye Başkanı Mehmet Yolcu, KaraağaçBelediye Başkanı Necmettin Acar, katı atık bertaraf tesislerinde incelemelerde bulundu.

Yetkililerden tesisin son durumu hakkında bilgi alan Yusuf Civelek, “50 yıl ileriyi görerek bu tesisi yaptık. Çünkü körfez çok büyüyor. Erzin’den Arsuz’a kadar büyüyecek. Biz de bu gelişmeyi göz önünde bulundurarak belde belediyeleri ile birlikte yaptığımız bu eser, ülkenin en önemli katı atık tesislerinden biri olacak.” dedi….

 

29.09.2012

Read More

Cep Telefonları Artık Virüsle Şarj Olacak

samsung

Bilim insanları, bakterilerden enerji elde etmek için yürütülen çalışmalarda önemli bir adım attı.

ABD’nin California Üniversitesi’ndeki araştırmacılar, bakterileri yiyerek beslenen bir virüsten enerji elde etmenin yolunu buldu. Basınçsal elektrik (pizoelektrik) özelliği bulunduran M13 bakteriyofajı üzerinde deney yapan araştırmacılar, mekanik enerjiyi elektrik enerjisine dönüştürebilen virüsle elektrik üretmeyi başardı.

Araştırmacılar, M13’ün elektrik üretebilme özelliği sayesinde birgün cep telefonlarının yürürken şarj edilebilmesini veya mobil cihazlardaki zehirli pizoelektrik elementlerin ortadan kaldırılmasını amaçlıyor.

Cep telefonlarının birçoğunda kullanılan mikrofonlar, enerjiyi ses dalgalarından elektriksel çıktıya çevirmeleri gerektiği için pizoelektrik özellik barındırıyor. Elektriksel çıktı, hattın diğer ucuna iletilerek tekrar ses dalgalarına dönüştürülüyor ve konuşma gerçekleşiyor.

SIKIŞINCA TEMİZ ELEKTRİK ÜRETİYOR
Daily Mail sitesine konuşan araştırmacı Seung-Wuk Lee, pizoelektrik parçalarım kadmiyum ve kurşun gibi ağır ve zehirli elementler içerdiğini belirtti.

California Üniversitesi araştırmacıları, zehirli pizoelektrik unsurlarından cep telefonlarını arındırmak için, basınca maruz kaldığında elektrik üreten M13 bakteriyofajını kullanmayı hedefliyor. Lee ve meslektaşları, elektrik üretirken insan sağlığına zararlı hiçbir madde üretmeyen kalem şeklindeki M13 ile cep telefonlarında atılım yapmayı hedefliyor.

Tek bir petri kabındaki enfeksiyonlu bakteride milyonlarca M13 bulunması, virüsün elde edilmesini son derece kolaylaştırıyor. Sahip olduğu kaleme benzeyen şekil, virüsün çok ince kalıplara yerleştirilmesine imkan verecek.

 

28.09.2012

Read More

Japonya Nükleer Enerji’den Vazgeçiyor

nukleer-enerji

Japonya, 2030 yılına kadar nükleer enerji üretimini sona erdirmeyi planlıyor.

Japonya’da bu kararın alınmasında Fukushima nükleer santralinde yaşanan felaket etkili oldu.

Bir hükümet komisyonu tarafından sunulan plan uyarınca 2040 yılında Japonya’daki bütün nükleer reaktörlere kilit vurulmuş olacak.

Fukushima faciasından önce Japonya enerji ihtiyacının üçte birini nükleer santrallerden sağlıyordu.

Read More

Ziraat Bankası Personel Alım İlanı

çevre-mühendisi

Ziraat Bankası 2500 banko asistanı, 500 servis görevlisi, 210 uzman yardımcı, 30 ic kontrolör yardımcısı, 35 müfettişyardımcısı olmak üzere 3275 personel alacak. Basvurular 17 ila 28 Eylul tarihlerinde alinacak. Detaylar için TIKLAYINIZ!

Read More

Uzay ‘Florasan’la Aydınlanıyor

çevre

NASA ve Avrupa Uzay Ajansı’na ait Hubble uzay teleskobu, NGC 4634 galaksisinin net görüntüsünü elde etti. Yıldızlardan gelen güçlü radyasyon, gazları florasan lambalara benzeyen bir etkiyle harekete geçirerek parlaklaştırıyor.

Amerikan Havacılık ve Uzay Dairesi (NASA) ve Avrupa Uzay Ajansı’na (ESA) ait Hubble uzay teleskobu, NGC 4634 galaksisinin bütününün net bir görüntüsünü elde etmeyi başardı.

NASA’daki bilimadamları, NGC 4634′ün teleskop tarafından çekilen yuvarlak görüntüsünün, yakınındaki galaksilerle arasındaki sürekli etkileşim nedeniyle hafif yamuk gözüktüğünü ve hatlarının toz şeritleri ve parlak nebulalarla belirginleştiğini açıkladı.

Görüntülerde NGC 4634′ün tamamının ve galaksiye ait ışık halkasının etrafındaki dağılmış kısımlarının, parlak pembe nebulalarla kaplı olduğunun görüldüğünü kaydeden uzmanlar, bu gaz bulutlarının Samanyolu’ndaki Orion Nebulası’na benzer şekilde, yavaş yavaş yıldızların etrafını sardığına işaret etti.

Uzmanlar görüntülerde yer alan tüm galaksi çevresine yayılmış durumdaki parlak ipliksi şekillerin, yıldızlardan çıkan ışığın uzaydaki toz bulutlarınca engellenmesi sonucu oluştuğunu belirtti.

Yıldızlardan gelen güçlü radyasyon, gazları florasan lambalara benzeyen bir etkiyle harekete geçirerek parlaklaştırıyor. Çok sayıdaki bu çeşit yıldız oluşum bölgeleri kütle çekim etkileşimlerinin ölçümünde bir çeşit sayaç görevi görüyor.

Hubble teleskobunun çektiği görüntü, Geniş Alan ve Gezegen Kamerası 2 ile Hubble teleskobuna ait Gelişmiş İnceleme Kamerası’ndan çıkan gözle görülen ışığın pozlamalarının birleştirilmesiyle elde edildi.

NGC 4634, dünyadan yaklaşık 70 milyon ışık yılı uzaktaki, etkileşim içindeki galaksi çiftlerinden biri olan Berenices’in Saçı takımyıldızının içinde yer alıyor.

Yıldızlar arasındaki hidrojen, helyum ve diğer iyonize olmuş gazların oluşturduğu toz bulutlarına nebula adı veriliyor.

25.09.2012

Read More

Beko Servisi İzmit – 444 1 494

397ead436a921e21d76583dc85d5e2c0_1267882822

İzmit Beko servisi yıllardan beri sizlere daha iyi bir hizmet sunmayı amaç edinmiş ve amaç doğrultusunda çalışmalar yapmış bir firmadır. Bizim için önemli olan müşteri memnuniyeti ve %100 kalite’dir. Firmamız uzman ve eğitimli personeller tarafından sizlere hizmet vermektedir. Ve sizlerin her türlü ihtiyaç ve isteklerinizi karşılayabilmek için firmamız teknik bir servis değil özel bir servistir.

İzmit Beko Servisi

Firmamız güvenirliğine ve kalitesine güvenerek 1 yıl parça garantisi hizmeti sunmaktayız. Her zaman daha güvenilir ve daha kaliteli hizmet veren tek adres olmuşuzdur.

Kocaeli Servis

Firmamızın size sağlamış olduğu 444 1 494 nolu telefondan bizlere ulaşabilir ve sizlere kesintisiz hizmetler sunabiliriz. Bunun için telefonu aramanız yeterli olacaktır.

 

Kocaeli çevre mühendisliği izmit çevre mühendisliği – çevre mühendisleri maaşları

Read More

Ceyhan Nehri’nde Balık Ölümleri

gol-resmi

Afşin ilçesine bağlı Ortaklı köyünden geçen Ceyhan Nehri’nde toplu balık ölümleri yaşanması nedeniyle Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü inceleme başlattı.

Ortaklı köyü sakinlerinin, Ceyhan Nehri’nde balık ölümleri olduğu bilgisini Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’ne bildirmesi üzerine inceleme başlatıldı.

Köylülerden Erdal Ceyhan, yaptığı açıklamada, son günlerde nehirdeki yüzlerce balığın telef olduğunu gözlediklerini söyledi. Yetkililere bilgi verdiklerini ifade eden Ceyhan, ”Balık ölümleri bizleri endişelendiriyor. Son 10 yıldır bu şekilde toplu balık ölümleri meydana geliyor. Özellikle eylül ayında bu şekilde toplu balık ölümleri yaşanması dikkat çekici. Bu konuda araştırma yapılmasını istiyoruz” diye konuştu.

Öte yandan Afşin Gıda, Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nde görevli Şeyda Uluer yaptığı açıklamada, gerekli numuneleri aldıklarını ve ilgili yerlere gönderileceğini söyledi.

24 Eylül 2012

Read More

Psikopatlar İyi Koku Alamıyor

çevre mühendisliği

Psikopatların koku alma duyusunun zayıf olabileceği belirlendi.

Avustralya’daki Macquarie Üniversitesi’nin Psikoloji Bölümü’nden Mehmet Mahmut ve Richard Stevenson, psikopatik eğilim gösteren 19-21 yaşındaki suça karışmamış 79 kişinin koku alma yetisi ile sakinlik, düzensiz yaşam biçimleri ve suça olan meyillerini inceledi.

Portakal, kahve veya deri gibi kokan 16 çubuğun koklatıldığı bu kişilerin kokuları doğru şekilde saptayamadığı görüldü.

“Chemosensory Perception” dergisinde yayımlanan araştırmaya imza atan bilim insanları beynin koku almayı denetleyen bölümünün psikopatik eğilim gösteren kişilerde daha az etkili olduğunu vurguladı.

Bulguların, psikopatların bu sonuçlardan yola çıkarak belirlenmesini kolaylaştırabileceğini belirten bilim insanları, koku alma duyusu zayıf olan her kişinin psikopat olarak algılanmaması gerektiğine, koku alma bozukluğunun şizofreni, Parkinson ve Alzheimer hastalarında da görülebileceğine dikkati çekti.

24 Eylül 2012

Read More

Karadeniz’de Balık Riskte

tekne-deniz

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Karadeniz’de elli yıl önce 52 olan balık türü, yarı yarıya azaldı; 26′ya düştü…

7 ülke…160 milyon insan… Kıta Avrupası’nın nüfusunun üçte biri…
Karadeniz’in kirlenmesinde hepsinin katkısı var… Çünkü bu rakamlarla ifade edilen nüfusun kanalizasyonu Karadeniz’e dökülüyor…

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Karadeniz’de elli yıl önce 52 olan balık türü, yarı yarıya  azaldı; 26′ya düştü…

Akya, çipura, kırlangıç, mercan, mırmır, lipsos ve zurna artık Karadeniz’de göremeyeceğimiz balıklardan bazıları…

Uzmanlar, mevcut durum sürdükçe kalkan, karagöz, tekir, tirsi ve izmarit’in de bu listeye dahil olacağına dikkat çekiyor.

Palamut da Karadeniz’de son yıllarda eskisi gibi avlanamayan balıklardan…

Karadeniz’de balıkçılık yapan Yavuz Yılmaz şunları söylüyor: “Her sene sezon öncesi balık baya görünüyor ama olmuyor. Teknelerin yoğunlaşması, Marmara’daki teknelerin Karadeniz’e çıkması, çinakopun yasak olması bizi çok etkiledi.”

Karadenizli balıkçıların en büyük tesellisi, hala hamsi…
Hamsi içinse değişen “av mevsimi”ne dikkat çekiliyor.

 

21.09.2012

Read More

Buzullar Hızla Eriyor

kutup

Eriyen buzullar, etkisini insan yaşamı üzerinde hissedilir bir şekilde göstermeye başladı…

Bugüne kadar buzulların erimesi ile ilgili yüzlerce haber yapıldı. Bu haber de bunlardan biri. Ama sorun giderek ciddeleşiyor.

Son olarak yapılan araştırmalardan biri buzulların erimesinin etkilerine dikkat çekiyor. Himalayalardaki buzulların erimesinin Güney Asya’daki hava koşullarını değiştirdiğini gözler önüne seriyor. Araştırmacı Robert McDonal, buzullarının erimesinin bölgedeki muson yağmurlarını etkileyeceğini söylüyor. Bu da bölgede yaşayanlar için “su kıtlığı” tehlikesini beraberinde getiriyor.

Himalayalardaki buzulların erimesi ile değişen muson yağmurları bu yıl nereye düşecek henüz belli değil. Bilim insanları bölgedeki sosyal yaşam ve tarım için kullanılan muson yağmurlarının artık okyanusa düşmesinden endişeli. Yağmurlara yeryüzüne inecek su miktarı da bir başka sorun…

 

Read More