Uçakta Cep ve İnternet Dönemi

internet

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım, “Yakında vatandaşlarımız uçakta da ceple konuşabilecek ve internetebağlanılabilecek” dedi.

Bakan Binali Yıldırım, yaptığı açıklamada,

iletişimeher yerde ihtiyaç duyulduğunu, ulaşım araçlarında da insanların iletişim özgürlüklerini kullanmalarını sağlamak zorunda olduklarını ifade etti.

Bu kapsamda, Ankara-Eskişehir ve Ankara-Konya Yüksek Hızlı Tren (YHT) güzergahlarında cep telefonu ve internet hizmeti sunulabilmesi için kapsama alanı çalışması başlattıklarını hatırlatan Bakan Yıldırım, “Vatandaşlarımız, evinde ve işyerinde olduğu gibi trenle seyahat ederken de telefon görüşmelerini yapmak, internete bağlanmak istiyor. Trenle seyahat eden vatandaşlarımız yolculuk esnasında bu imkanlarından mahrum kalmasınlar diye geçen yıl başlattığımız çalışmayı tamamladık” dedi.

YHT güzergahlarının yüzde 99′u kapsama alanında

Ankara-Eskişehir ve Ankara-Konya YHT güzergahlarında yolculuk esnasında cep telefonu ve internet hizmeti sunulması için Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu (BTK) koordinasyonunda Devlet Demiryolları ile Avea, Turkcell ve Vodafone arasında bir protokol imzalandığını anımsatan Yıldırım, şunları kaydetti:

“Bu protokol çerçevesinde her kurum kendi üzerine düşen yatırımları ve çalışmaları yaptı. Gelinen aşamada her iki güzergahta yüzde 99,9 GSM kapsaması ile yüzde 95 oranında Üçüncü Nesil (3G) kapsaması sağlanmış durumda. Yapılan bu çalışmalar sayesinde vatandaşlarımız artık YHT güzergahlarında kesintisiz olarak cep telefonlarıyla konuşma ve internete bağlanma imkanına kavuşmuş oldu.”

Yakında uçakta da ceple konuşulacak, internete bağlanılabilecek

Bakan Yıldırım, YHT’den sonra uçaklarda cep telefonu ve internet kullanımının sağlanmasına yönelik çalışmaların da sürdüğünü belirterek, yakında vatandaşların havayoluyla seyahat ederken kesintisiz bir şekilde haberleşme yapabilecekleri müjdesini verdi.

İnsanların haberleşme ve bilgiye erişme taleplerinin zaman ve yer sınırı tanımadığını vurgulayan Yıldırım, Bakanlık olarak Türk insanının ulaştırma ve iletişim alanında teknolojinin getirdiği kolaylık ve imkanlardan en iyi şekildefaydalanmasını sağlayacak çalışma ve projelere büyük önem verdiklerini söyledi.

 

30.12.2012

Read More

Ceyhan Nehri’nde Balık Ölümleri

cevre-kirliligi

Ceyhan Nehri’nde binlerce ölü balık görülmesi üzerine Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürlüğü yetkilileri inceleme başlattı.

Gıda Tarım ve Hayvancılık İl Müdürü İbrahim Sağlam, gazetecilere yaptığı açıklamada, Ceyhan Nehri’nin geçtiği Sarpınağzı köyü yakınlarında tatlı su balığı ölüsü görüldüğü yönünde ihbar aldıklarını belirtti.

Orman ve Su işleri Müdürlüğü yetkilileri ile balık ölümlerine ilişkin inceleme başlattıklarını belirten Sağlam, ilk incelemeye göre balık ölümlerinin ”Nehirde avlanmak amacıyla dinamit patlatılmasından” kaynaklanabileceğini söyledi.

Sarpınağzı köyü sakinlerinden Ahmet Sarpkaya da ölü balıkları sabah saatlerinden itibaren gördüklerini söyledi.

Yaklaşık iki ay önce yılan balıkları ölüsü gördüklerini anlatan Sarpkaya, ”Balıkların neden öldüğünü bilmiyoruz. Balıklar parçalanmış halde kıyıya vuruyor. Daha önce hiç böyle bir şey görmemiştik” dedi.

Bu arada nehirde binlerce ölü balık bulunduğu bildirildi.
29 Aralık 2012

Read More

Atıksu Arıtmada Enerji Tasarrufu

cevre-aritma

Atıksu Arıtma Tesislerinde Enerji Tasarrufu

Atıksu arıtıma tesisleri projelendirilirken, enerjinin korunmasına ve enerji tasarrufuna büyük önem verilmelidir. Enerji konusunda iki kademeli bir yaklaşım uygulanabilir. Birinci yaklaşım, arıtma tesisinin maliyetini ve karmaşıklığını arttırmadan, enerji tasarrufu sağlayacak yapılabilir ve uygulanabilir metotlar seçmektir. Bunu yaparken teknolojide aşırılığa kaçmamalı, proses ve ekipmanlar dikkatli seçilmeli ve iyi bir mühendislik ve mimarlık tasarımına gidilmelidir.

Read More

Bu Yılbaşında Ağaçları Koruyalım

Orman Genel Müdürlüğü tarafından yılbaşı için ormanlık alanlardan ağaç kesilmesini önlemek amacıyla ”Ağaç Kesme, Fidan Dik” kampanyası başlatıldı.

Kırklareli Orman İşletme Müdürü Metin Dikmen, yaptığı açıklamada, yılbaşı için çam ağacı kesen vatandaşları ağır cezaların beklediğini bildirdi.

Ormanlık alanlardan çam veya fidan kesen vatandaşları 2 ay ile 15 yıl arasında hapis cezasının beklediğini anlatan Dikmen, ”Yılbaşında ağaçları kurban etmeyelim” dedi.
Çam fidanının belli bir büyüklüğe gelmesi için en az 5 yıl geçtiğini ifade eden Dikmen, ”Ormanlarımızı koruyarak, geliştirmeye gayret göstermeliyiz. Herhangi bir usulsüzlük veya kaçak kesimin tespit edilmesi durumunda cezai işlem yapılacaktır. Yılbaşı için çam kesen vatandaşları ağır cezalar bekliyor. Yeni yılı hapiste geçirmeyin. Vatandaşlarımız izinsiz şekilde ağaç kesimi yapanları ihbar etmek için ücretsiz 177 hattından bize ulaşabilirler”
diye konuştu.

”Ağaç kesimini önlemek için fidan dağıtıyoruz”

Kırklareli’de yılbaşında ağaç kesimini önlemek amacıyla kampanya çerçevesinde yaklaşık 5 bin çam fidanı dağıtılacağını belirten Dikmen, ”Ormanda Noel ağacı kesmek yerine vatandaşlarımıza, ağaç kesimini önlemek için fidan dağıtıyoruz. Vatandaşlarımız Orman İşletme Müdürlüklerinden ücretsiz temin ettikleri fidanları Noel gecesinde süsleyerek ertesi günde toprakla buluşturacaklar. Ormanlardaki tahribatı en aza indirgenmesini amaçlıyoruz. Ağaç kesilmesin, fidan dikilsin diyoruz” ifadesini kullandı.

Fidan almak amacıyla Orman Müdürlüğü’ne gelen vatandaşlardan Osman Kahraman da kampanyasın doğa açısından oldukça anlamlı olduğunu anlatarak, müdürlüğün dağıttığı fidanı yılbaşı gecesi ailesiyle birlikte süsleyeceğini, daha sonra da yeni yılın ilk günü bu fidanı dikeceğini kaydetti.

27 Aralık 2012

Read More

Vurdumduymazlık!

Tehlikeli-atık-kimyasal

İzmir Gaziemir’deki nükleer çöplüğün geçmişi 4 yıl öncesine dayanıyor. Yaşananlar film senaryosu gibi…

İzmir’in merkezinde, “nükleer çöplük” yönündeki haberler üzerine, ülkede konuyla ilgili yetkili tek kurum olan “Türkiye Atom Enerjisi Kurumu” (TAEK) hızlı biçimde geldiği İzmir’den yine hızlı ayrıldı. TAEK yetkilileri alanda 30 dakika kalarak, kapsamlı bir inceleme yaptılar! TAEK’in, beyaz kıyafetler giymiş üç bilim insanı, ellerindeki dedektörlerle arazi üzerinde bir oraya, bir buraya yürüdüler ve 30 dakika sonunda bölgeden ayrıldılar. Ayrılmadan önce, “Radyasyona bulaşmış malzeme var” demeyi ihmal etmediler.

“Türkiyenin ilk nükleer çöplüğü”

Gaziemir’de, atıl durumda bulunan bir kurşun fabrikasının arazisi üzerinde ve altında radyoaktif madde bulaşmış atık olduğu TAEK’in, 2008 tarihli raporuna yansıdı. Raporda, “Fabrika bünyesindeki kapalı istif alanının hiçbir şekilde kullanılmaması, kurumumuz bilgisi dışında hiçbir tasarrufta bulunulmaması çevre ve insan sağlığı açısından büyük önem taşımaktadır” vurgusu yapıldı. TAEK’in, 2007’deki incelemesinın ve 2008 tarihli raporunun üzerinden 4 yıl geçti. Sene oldu 2012 ve bir gün bir gazetede, “Türkiye’nin ilk nükleer çöplüğü” başlıklı bir haber yer aldı. Ardından, 4 yıldan bu yana konuyla ilgili hiçbir girişimde bulunmayan ne kadar ilgili kurum, kuruluş varsa Gaziemir’deki atıl kurşun fabrikasına odaklandı. 4 yıl boyunca hiçbir önlemin alınmadığı, fabrika alanının kaderine terk edildiği, arazinin hemen yanı başındaki yaşam alanlarının sahipsiz bırakıldığı gerçeği gün yüzüne çıktı.

Gelişmeler üzerine TAEK, hemen İzmir’e bir ekip gönderdi. Tamamen kamuoyunda oluşan tepkiyi dindirmek ve konu unutulmazdan önce basına poz vermek üzere gerçekleştirildiği her halinden belli olan araştırmatoplam 30 dakika sürdü. TAEK’in üç bilim insanı özelkıyafetlerini giydi, atıl durumdaki fabrika arazisini ellerindeki dedektörlerle şöyle baştan aşağı bir dolaştılar ve alandan ayrıldılar. Gaziemir Kaymakamlığı’na geçtiler. Ekip, kaymakamlıktan çıkışta gazetecilerin ısrarlı sorularını yanıtsız bıraktı. Sadece içlerinden biri, “Ayrıltılı açıklamayı TAEK merkezi yapacak ancak şunu söyleyebilirim alanda sadece radyasyona bulaşmış malzeme var”.

Ertesi gün TAEK’in beklenen kapsamlıaçıklaması geldi ve “Kimyasal kirlilik” denildi. Bu da kamuoyu tarafından yeterli bulunmadı. Bunun üzerine TAEK 2. kapsamlı açıklamayı “Gaziemir’de daha ayrıltılı araştırma yapılması gerekiyor. Gömülü atıkların türüyle ilgili araştırma yapılmalı. Fabrika alanından, dışarıya kirlilik veren unsur kimyasal atıklardır” diye yaptı. Ve 70 dönümlük fabrika arazisinin sadece giriş kapısına, radyasyon ölçüm aleti konuldu.

Ama tüm bu gelişmeler artık kapalı olan Gaziemir’deki kurşun üreten bir fabrikanın, atıklarının halen fabrika sahasında olduğu ve arazinin hemen bitişiğinde binlerce kişinin yaşadığı gerçeğini gözardı edemedi. Fabrika üzerindeki toprakların yandığı gerçeği de değişmedi. Ve en önemlisi TAEK’in, 2008 yılındaki raporu ardından hiçbir ilgili kurumun, konuyla ilgili hiçbir somut adım atmadığı gerçeği de, olumlu yöne evrilemedi. İzmir Valisi Cahit Kıraç, konuyla ilgili sürdürdüğü sessizliğini geçenlerde bozdu. Vali Kıraç konuyla ilgili şu açıklamayı yaptı: ”Türkiye Atom Enerjisi Kurumu ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı devrede. Orada mobil radyasyon ölçüm yapan alet var, sonuçlar internete de veriliyor. Verinin ne olduğuna bakabilirsiniz. İzmir ortalamasının da altında. Toprak altındaki atıklarla ilgili ekipler çalışmalarını yürütüyor. Atom Enerjisi Kurumu, ne yapılması gerektiğiyle ilgili bir rapor verdi. O rapor çerçevesinde gereğini yapıyoruz. 1940′tan beri faaliyet gösteren bir binaya ilk defa 2007 yılında ceza kesilmiş. 2010 yılından beri de faaliyeti yok” dedi.

Toplam atık 100 bin tonun üzerinde

Yönetmelikler tesis içinde en fazla 6 ton atık bulunabileceğine işaret ediyor. Ancak Gaziemir’deki fabrika alanında, sadece yüzeydeki atıkların miktarının binlerce ton olduğu belirtiliyor. Yeraltında kaç ton atık olduğunu ise bilen yok. Fabrikada atıkların bulunduğu yerlerde radyasyon aletleri sinyal veriyor. Akü ve kurşun kalıntıları rüzgarla etrafa savruluyor. Fabrika içinde görünen atıkların toplam miktarının 100 bin tonun üzerinde olduğu tahmin ediliyor.

Fabrika arazisi, yer yer yarıklardan oluşan tel örgüyle çevrilmiş durumda. Çevredeki evlerde yaşayançocuklartehlike saçan fabrika arazisinekolaylıklagiriş çıkış yapabiliyorlar. Mahalleli gelişmelere tepkili. Uzun yıllardan bu yana zehir soluduklarını vurguluyorlar ve yetkililerin harekete geçmek için neyi beklediğini sorguluyorlar. Mahalle Sakinlerinden Ayşen Nemutlu, keskin bir koku ile yaşamaya mecbur bırakıldıklarını söyleyerek, “Bu fabrikanın burada bu şekilde durmasına izin verenler gelsin de burada yaşasınlar bakalım. Ya bizleri buradan taşısınlar ya da bu fabrika alanını temizlesinler” diyor.

Uzun yıllardan bu yana Aydın Mahallesi’nde oturduğunu beliren Hadi Gezer, fabrikanın 1940′lı yıllardan bu yana açık olduğunu son iki yıldır üretim yapılmadığını söyleyerek, “30-40 yıl önce buradaki fabrikada mahkumları çalıştırıyorlardı. O zaman da, ortalığa dumanlar yükseliyor, pis kokular yayılıyordu. Fabrika şimdi kapatıldı ama çöpü miras kaldı. Arazideki toprak yanıyor, üzerinden dumanlar çıkıyor. Dayanılmaz bir koku var.” diyor. Gaziemir Belediye Başkanı Halil İbrahim Şenol, “Beş yıldır haberdarız ancak sorunun çözümü yerel bir yönetimin insiyatifini fersaf fersah aşıyor” diyerek merkezi hükümetin söz konusu soruna odaklanması gerektiğini belirtiyor.

Yıl 2007: TAEK’in beyaz kıyafetler giymiş üç bilim insanı, ellerindeki dedektörlerle arazi üzerinde bir oraya, bir buraya yürüdü ve 30 dakika sonunda bölgeden ayrıldı. Ayrılmazdan önce de, “Radyasyona bulaşmış malzeme var” demeyi de ihmal etmediler.

Yıl 2012: TAEK, hemen İzmir’e bir ekip gönderdi. 3 bilim insanı özel kıyafetlerini giydi, atıl durumdaki fabrika arazisini ellerindeki dedektörlerle şöyle baştan aşağı bir dolaştı ve alandan ayrıldı.

25 Aralık 2012

Read More

Yapay Beyin Geliştirildi

beyin-insan

Amerikalı bilim insanları insan beyninin bir bilgisayar modelini geliştirdi.

Yapay beyin görüntüleri algılıyor ve sayıları tanıyarak yazıyor. Model birbirine bağlı iki buçuk milyon “sinir hücresinden” ve hareketleri yerine getiren bir tür koldan oluşuyor. Bilimciler yapay beyin sayesinde beyin bölgelerindekietkinliklerive belli başlı davranış biçimleri arasındaki ilişkiyi öğrenmeye çalışacak.

Waterloo Üniversitesi’nden Chris Eliasmith tarafından geliştirilen model de tıpkı insan beyni gibi farklı işlevleri yerine getiren bölümlere ayrılmış. “Spaun” (Semantic Pointer Architecture Unified Network) olarak isimlendirilen beyin modelinin birbirine bağlı olan yapay sinir hücreleri, farklı yollardan etkinleştiriliyor. Model örneğin bir sayı dizisini “aklında tutarak”, sayıları mekanik koluyla yazabiliyor. Bu basit görevler sırasında beyinde son derece karmaşıksüreçlerişler. Yapay beyin, zeka testlerindeki bazı görevlerde insanlar kadar iyi sonuçlara ulaşıyor (Science). Yapay beyin insan beyni kadar uyumlu olmadığı için yeni görevler öğrenemiyorsa da, beynin etkinliklerinin ayrıntılı bir şekilde incelenmesinde yardımcı olacak.

 

24.12.2012

Read More

Nazilli Katı Atık Tesisine Kavuşuyor

KATİ-ATİK

Nazilli ve çevresine hizmet verecek katı atık bertaraf tesisi ile ilgili projenin, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca onaylandığı bildirildi.

Nazilli Belediye Başkanı Haluk Alıcık, gazetecilere yaptığı açıklamada, Nazilli ve Çevresi Düzenli Katı Atık Bertaraf Tesisinin, Sailer köyü Karahayıt mevkisinde 8 hektarlık alanda kurulacağını belirtti.

Tesisin, Nazilli ve Çevresi Katı Atık Bertaraf Çevre Hizmetleri Birliğince yapılacak olan tesisin, ön fizibilite raporunun Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Çevre Yönetimi Genel Müdürlüğü tarafından onaylandığı belirten Alıcık, “Tesisin uygulama ve inşaat projesi 2013 yılında başlayacak” dedi.

 

23.12.2012

Read More

LPG Piyasası Eğitim ve Sorumlu Müdür Yönetmeliği

çevre-mühendisi

SIVILAŞTIRILMIŞ PETROL GAZLARI (LPG) PİYASASI EĞİTİM VE SORUMLU MÜDÜR YÖNETMELİĞİ YAYIMLANDI…

EPDK’ nın LPG piyasası eğitim ve sorumlu müdür yönetmeliği 16 Aralık 2012 tarih ve 28499 sayılı resmi gazetede yayımlandı. Yönetmelik  LPG  piyasasında görev alacak sorumlu müdürlerin yetki, sorumluluk ve niteliklerinin belirlenmesine ilişkin usul ve esasları belirliyor.

Otogaz istasyonunda ve dolum tesisinde görev yapacak sorumlu müdürlerin TMMOB’a bağlı meslek odaları tarafından düzenlenecek eğitim programlarına katılarak Sorumlu Müdür Sertifikası ve LPG Yetkili Teknik Personel Sertifikası almak zorunda.

Görev yapacak ta...

Read More

Göktürk-2 den İyi Haber

dünya
Türkiye’nin yüksek çözünürlüklü yerlikeşifuydusu Göktürk-2′nin dünyadan 686 kilometre yükseklikteki yörüngeye ulaştı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, uzaya gönderilen Göktürk-2′nin canlı yayın anını TÜBİTAK UZAY’da izledi.
Türkiye’nin ilk yüksek çözünürlüklü keşif uydusu Göktürk-2, bugün Çin’in Jiuquan Hava Üssü’nden Dünya’nın yörüngesine fırlatıldı. Fırlatma, kötü hava koşullarının beklenmesi nedeniyle birgünöne çekilmişti. Ateşleme, TSİ 18.12’de gerçekleşti.Ankara’dan da izlenecek fırlatma nedeniyle TÜBİTAK UZAY’da Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın da katılacağı tören düzenlendi.
İlk sinyal alındı

19.39′da uydunun ilk sinyalinin başarılı şekilde alındığı ve uydu ile Yer arasındaki iletişimin sağlıklı şekilde kurulduğu öğrenildi.

TÜBİTAK Uzay TeknolojileriAraştırmaEnstitüsü Müdür Vekili Tamer Beşer:

Uydunun çalıştığına dair testlerin de başarıyla kontrol edildiğini bundan sonra uydunun panellerinin de yarın sabah açılacağını ve normal işlevlerine başlayacağını söyledi.
Testler tamamlandıktan sonra yarın Göktürk-2′nin uzaydan yollayacağı ilk görüntüleri almayı hedeflediklerini bildiren Beşer, Bu tümüyle ekibin tercihi olacak. Görüntü alımından önce belki biraz daha testlere devam edebiliriz. Ancak Göktürk-2′den görüntü alabilecek durumdayız .

İlk görüntünün alınmasının önemine işaret eden Beşer, böylece uydunun görevini yerine getirmeye başlayacağını kaydetti. Beşer, uydunun ilk görüntülerini henüz karar vermemelerine rağmen Türkiye’den almasını planladıklarını belirtti.

Uydunun fırlatma işleminin Çin’de yapıldığını anımsatan Beşer, ”Fırlatma, başından sonuna kadar Türk ekip tarafından planlandı. Bu çok önemli” ifadelerini kullandı.
Recep Tayyip Erdoğan törende yaptığı konuşmada, ”Bugün Türkiye için miletimiz için tarihi bir anı hep birlikte yaşıyoruz. Türkiye olarak geçmişte de uzaya uydu gönderdik ancak bugün gönderdiğimiz Göktürk-2 uydusu bu alanda artık iddia sahibi bir ülke olduğumuzun da somut ispatı oldu. Şu anda kendi uydusunu imal edebilen 25 ülkeden biri konumuna yükseliyoruz” dedi.
Hava Kuvvetleri Komutanlığı’na ait olan ve 140 milyon lira bütçeli proje kapsamında yapımına 2007 yılında başlanan uydu, 2.5 metreye kadar çözünürlük kapasitesine sahip olacak; dünya çevresini 98 dakikada turlayabilecek olan uydudan tek seferde 600 kilometrelik şeridin görüntüsü indirilebilecek.

Göktürk-2’nin uzaya ateşlenmesi esnasında, Ankara’daki TÜBİTAK merkezi ve Norveç’te bulunan Göktürk yer istasyonu arasında bağlantı kurulacak. Sorunsuz geçmesi beklenen ateşlemenin ardından, Göktürk 2′nin 686 kilometre yükseklikte yörüngeye oturması bekleniyor.

 

Çin’in kuzeybatısındaki Gobi Çölü’nde bulunan Ciuçüen Uydu Fırlatma Merkezinden yapılan açıklamada, Türk uydusunun yerelsaatile 00.13′te fırlatıldığı ve yörüngesine ulaştığı kaydedildi.

Göktürk-2′nin Çin’in kendi yapımı olan Uzun Yürüyüş 2D tipi taşıyıcı roketlerle taşındığı belirtildi. Uzun Yürüyüş roketlerinin şu ana kadar 174′üncü fırlatmasını yaptığı ifade edildi.
Göktürk-2′nin Çin Uzay Bilimleri ve Teknoloji Kuruluşu bünyesinde faaliyet gösteren ”China Great Wall Industry Corporation” (CGWIC) ile imzalanan sözleşmeyle fırlatma işleminin yapıldığı kaydedildi.

Çin bu yıl 19 fırlatma işlemini yerine getirerek 28 uydu ve uzay aracını yörüngeye yerleştirdi.
Ülke gelecek yıl uzaya 20 uydu göndermeyi planlıyor.


İlk görüntü Aralık sonunda

Göktürk-2, yörüngede konumlandıktan sonra ilk sinyalini Ankara’ya saat 21.25’te iletecek. Bu sinyalle uydu sıcaklık, akım, gerilim değerleri hakkındaki ilk bilgileri Dünya’ya iletmiş olacak. Daha sonra, roketten ayrılış sırasında oluşan takla hareketinin durdurulması için Milli Uçuş bilgisayarı Bilge’den, Göktürk-2’ye komutlar gönderilecek ve uydu en son konumuna getirilecek.

Göktürk-2′nin ilk görüntülerini 25-30 Aralık tarihleri arasında Ankara’ya indirmesi bekleniyor. Uydunun geçtiğimiz ay Çin’e yaptığı yolculuğun başında düzelenen  Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Nihat Ergün, “Hedefimiz 1 metre, hatta 20 santimetreye kadar olan görüntüleri aktarabilecek uydulara sahip olmak” demişti.

Ergün, “Göktürk-2, özellikle askeri alanda faaliyet gösterecek, sivil alana da faydası olacaktır. Rasat’tan Türkiye’nin yüzde 98′inin görüntüsünü defalarca almış bulunuyoruz; Göktürk-2′den sadece Türkiye’nin değil, dünyanın her yerinden görüntü alabileceğiz” ifadesini kullanmıştı.

“Uzay araştırmaları yaşantımıza giriyor”

Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi (ÇOMÜ) Astrofizik Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Osman Demircan, Çin’deki Jiuquan Fırlatma Üssü’nden uzaya gönderilmesi planlanan Göktürk-2 uydusuyla ilgili, ‘‘Uzay araştırmaları artık adım adım yaşantımıza girecek” dedi.

Prof. Dr. Demircan, Anadolu Ajansı’na yaptığı açıklamada, Türkiye’nin uzay çağına girişin denemelerini yeni yeni yaptığını, Göktürk-2 uydusunun da Türkiye’de yeni yapılan ilk birkaç uzay aracından birisi olduğunu söyledi.

Yeni yapılan uzay araçlarının her birisinde biraz daha ileri adımlar atıldığına işaret eden Demircan, ”Mesela bu uydunun yüzde 80′den fazlası Türkiye’de yapıldı. Sadece fırlatma aşamasını henüz daha yapamıyoruz Türkiye’de. Uygun roketler gerekiyor. Roket teknolojisi Türkiye’de henüz hiç başlamamış bir araştırma alanı. Önce Rusya’dan fırlatılması düşünülüyordu. Şimdi Çin ile bir anlaşma yapıldı. Çin’den fırlatılacak’‘ dedi.

Demircan, uydunun dünyayı gözleyecek 2 kamerası bulunduğunu ifade ederek, ‘‘Bu kameralardan birisi de ODTÜ’den tanıdığım bir ekibin ürettiği kameralar. Özel detektörler takılı. Kameralar merceklerden oluşuyor, o mercekler ilk kez Türkiye’de oluşturulan mercekler. Duyarlı görüntüler alınacak. O görüntülerden Türkiye’nin doğal kaynakları, madenleri, ormanları, tarım alanları incelenecek. Bu alanlardaki değişimler de kayda geçmiş olacak” diye konuştu.

Zaman içinde Türkiye’nin uzay çağına daha fazla girdiğinde bu uydu yapım teknolojisinin de daha da gelişeceğini anlatan Demircan, şunları kaydetti:

”Türkiye’nin kaynakları, sadece kaynakları da değil, şehirlerin gelişimi, gecekondulaşmanın, trafiğin ve tarımın durumu, taşkınlar, fırtınalar, aklınıza ne gelirse dünya yüzeyinde oluşan olayların hepsi çok hassas şekilde kayda alınabiliyor uzaydan. Onlar incelenip, aradaki bağlantılar ilişkiler çözümlendiğinde de insanlık ona göre önlemlerini alacak. Uzaydan fotoğrafları alan ve bilen kişiler o ekiplerin içinde olduğunda diyecek ki ‘burası uygun değil’, ‘buraya olmamalı bunlar.’ Uzay araştırmaları artık adım adım yaşantımıza girecek. Göktürk gibi uzay araçları da görevlerini yapacak.”

20 Aralık 2012

Read More

İstanbul İçme Suyuna Kavuşabilecekmi?

icme-suyu

İstanbul’a içmesuyu sağlayacak proje henüz birinci aşamada. Proje ihale bedelini üçe katlamak üzere.

İstanbul’a içme suyu sağlayacak Melen Projesi’nin 2006’da bitirilmesi gereken 1. aşaması yeni açılabildi. Daha 3 aşaması bulunan proje şimdiden ihale bedelinin 2.7 katı maliyete ulaştı. CHP İstanbul Milletvekili Kadir Gökmen Öğüt, “Bu fark neden kaynaklandı? Açıklasınlar da halk anlasın” dedi.

CHP İstanbul Milletvekili Öğüt, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan tarafından “12.12.2012’de 112 dev eser milletimizin hizmetinde” sloganı ile 1. kısmının açılışı gerçekleştirilen Melen Projesi ile ilgili şu bilgileri verdi:

1180 milyon m3 su: Proje bittiği zaman 2040 yılına kadar nüfusu 17 milyon olacağı tahmin edilen İstanbul’a günde 1180 milyon m3 su verilerek kentin su ihtiyacı karşılanacak.

Proje 4 aşamadan oluşuyor: I. Aşama: Büyük Melen Çayı üzerinde bir regülatör inşa ederek 8,5 m3/s (yılda 268 milyon m3) debiyi çevirmek, pompa ve 185 km boru ve tünel sistemi ile 720 bin m3/gün kapasiteli arıtma tesisiyle arıtılmış suyu Avrupa yakasında Kâğıthane’ye iletme işi. 2. Aşama: Büyük Melen Barajı ve ikinci boru hattı ile yılda 307 milyon m3 su iletme; pompa istasyonları kapasitesi arttırımı ve yeni bir arıtma tesisi yapılması işi. 3. Aşama: Üçüncü boru hattı ile yılda 307 hm3 su iletme; pompa kapasitesinin artırılması ve yeni bir arıtma tesisi ilavesi. 4. Aşama: İlave 308 hm3 su iletme için pompa istasyonlarına, arıtma tesisine (800 bin m3/gün ilave kapasiteli) ve enerji temin sistemine yapılacak ilaveler.

2006’da bitmesi gerekiyordu: Melen sistemi 1. aşama inşaatı işi 11 ayrı iş grubuna ayrılarak 2000 yılında ihale edildi. 2001 yılı başında işe başlama talimatı verildi. Şu anda bitti denilen 1. aşama. Projenin 1. aşamasının gerçekte bitim tarihi ise 2006’dır. 1. aşamanın ihale bedeli de 666 milyon dolardır.

İhalesi dahi yapılmadı: İnşa edilmeyi bekleyen daha iki adet arıtma tesisi, pompa istasyonları, iki adet boru hattı (en az 250 km uzunluğunda) ve Büyük Melen Barajı’dır. Bunların ihalesi dahi yapılmadı. Bu durumda acaba proje nasıl bitmiştir ve nasıl açılmaktadır?

Skandal ortaya çıktı: Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu’nun proje için şu ana kadar kaç lira harcandığı ile ilgili soruya verdiği yanıtta bir skandal ortaya çıktı. Bu nedenle projenin her aşamasının soruşturulması gerektiği anlaşıldı.

• İhale bedelinin 2.7 katı maliyet: 2011 yılı sonu itibarı ile projenin tamamlanan paketlerinin 3 milyar 517 milyon 818 bin liraya mal olduğu belirtiliyor. Oysa yapılan söz konusu işlerin ihale bedeli yaklaşık 730 milyon dolardır.

Yani Türk Lirası karşılığı 1 milyar 314 milyon liradır.Aradaki fark yaklaşık 2 milyar 200 milyon lira. (1 milyar 222 milyon dolar). Yani projenin 1. aşaması yaklaşık 1 milyar 954 milyon dolara tamamlandı. 2012 yılındaki harcamaları ise bilmiyoruz. Proje ihale bedelinin 2.7 katı bir maliyete ulaştı. Bu fark neden kaynaklandı? Açıklasınlar halk anlasın.

19 Aralık 2012

Read More

Muhteşem 10 Buluş

dna-gen

Scientific American dergisi Aralık 2012 sayısındayaşamın alışılagelmiş seyrini değiştirecek 10 yeniliğe yer vermiş. Örneğin DNA’ya yapay alternatif, suyutemizleyen yağ, kanımızla çalışan kalp pili gibi….

Herkesinyaşamını bir şekilde kolaylaştırma potansiyeline sahip bu buluşların hepsi, 2012’de prototip olarak üretilmiş vekullanılabilirliliğikanıtlanmış; şimdi önümüzdeki yıllarda büyük ölçekte üretilmeyi bekliyor. Bu 10 buluşun her biriolanaksızları olanaklı hale getirme potansiyeline sahip.

DNA’ya yapay alternatif

Sentetik biyologların XNA adını verdikleri yeni moleküller, DNA ve RNA’ların becerilerine ve bazı özel güçlerine sahip olacak. XNA sayesinde bilim insanları laboratuvarlarda, hayatta kalmak ve evrilmek için DNA’ya ihtiyaç duymayan yeni yaşam şekilleri yaratabilecekler.

İngiltere, Cambridge’deki Moleküler Biyoloji Tıbbi Araştırma Konseyi Laboratuvarı’ndan Phillip Holliger, “Yaşam, genetik bilgi deposu ve çoğalma sistemi olmadan düşünülemez., fakat DNA ve RNA vazgeçilmez değildir. Bazı polimerler –en azından altı tanesi- aynı işlevi görür” diyor.

Xeno nucleic acid’in (burada xeno “yabancı” anlamında kullanılır) baş harflerinden oluşan XNA, DNA gibi bükülü bir merdiven şeklindedir. DNA’da, A, C, G ve T ile temsil edilen dört farklı nükleobaz basamaklarını; fosfat grupları ve şekerler de merdivenin kenarlarını oluşturur. Son 30 yıldır bilim insanları, yapay nükleik asit yaratmak için şeker türleri üzerinde çalışmalar yapıyor.

Holliger doğal polimeraz enzimlerini yeniden programlayarak DNA’ları RNA’lara çevirmeyi başardı. Böylece evrimin temelini oluşturan genetik bilgileri depolama ve nakletme işlevini yapabilme yeteneğine sahip oldu. Bu aşamadan sonra bilim insanları basit bir bakterinin içindeki DNA’yı çekip çıkartarak yerine XNA’yı yerleştirdiler.

Holliger, şu anda XNA tabanlı yaşam şekillerinin ortaya çıkması için daha çok zamana ihtiyaç duyduğumuzu belirtiyor.

Solunumu desteği sağlayan köpük

Vücuda şırınga edilebilen mikro-kabarcıklar, astım hastalarına ve solunumu duran kaza kurbanlarına zaman kazandırıyor.

Yemek yerken boğazına bir şey kaçan, şiddetli astım krizi geçiren veya akciğeri hasar gördüğü için solunumu duran kişilerin beyni, birkaç dakika içinde kendini kapatır; akabinde kalp durur ve ölüm kaçınılmazdır. Bu durumda acil müdahalede bulunanların yapacağı tek bir şey vardır; o da hastanın boğazından aşağı tüp sokmak. Bu işlem hem zaman alır, hem de risklidir.

Şimdi şırınga edilebilen yeni bir eriyik, bu hastaların 15 dakika daha hayatta kalmalarını sağlıyor. Böylece hastaneye yetiştirmek için zaman kazandırıyor. Bu eriyik, birkaç saniye içinde kan tarafından emilen oksijen mikro-baloncukları içeriyor. Baloncuklar o kadar küçük ki, kan akışını engelleyip inme veya kalp krizine yol açan hava ambolisi yaratmıyor.

Boston Children’s Hospital’den kardiyolog John Kheir meslektaşları bu yaşam kurtaran köpüğü yaratırken mevcut tıbbi nanoteknolojiden yararlandılar. Bugün bu teknoloji vücuda ilaç iletiminde ve ultrason ile görüntüleme için boyar madde uygulamasında kullanılıyor.

Bu yaklaşımın en önemli sakıncası, kanın oksijeni çok hızlı emmesine bağlı olarak, baloncukların kanda kesintisiz bir biçimde hareket edebilmesi için bol miktarda tuzlu eriyiğe ihtiyaç duyulması. 15 dakika sonra hastanın aldığı eriyik ödem yaparak kalbi durdurabiliyor. Şimdi Kheir’in ekibi eriyiği daha az miktarsa tuzlu suya ihtiyaç duyacak şekle dönüştürmeye çalışıyor.

Bir diğer sorun da normal solunumun durması durumunda vücutta CO2’nin birikmesi. Bu da vücudu zehirleyen bir gelişme. Ne var ki Johns Hopkins Üniversitesi’nden Raymond Koehler, vücudun CO2 düzeyindeki artışla, oksijen eksikliğinden daha iyi başa çıkabildiğini söylüyor.

Alzheimer’i ortaya çıkmadan önleyen ilaç

2013 yılında 300 denek üzerinde denenmeye başlayacak olan yeni bir ilaç, hastalığın başlamadan önce engellenebilmesinin yolunu açabilir.

Alzheimer hastalığının neredeyse tedavisi yok. İnsanın kimliğini çalan bu hastalığı durdurmak için geliştirilen yaklaşık 100 kadar ilaç umutları boşa çıkarttı. Bilim insanları şimdi hastalığı daha başlamadan durduracak yeni bir strateji üzerinde çalışıyor. Sağlıklı insanların kalp hastalıklarını önlemek için kolesterol düzeyini düşüren statin grubu ilaçları kullanmaları gibi, Alzheimer riski taşıyan insanlar bir gün gelip tek bir hap yutarak hastalığın ortaya çıkmasını önleyebilecekler.

Bunun için bilim insanları amiloid denilen zararlı proteinleri vücuttan yıkayıp atacak bir ilacın peşindeler. Son zamanlara kadar amiloid birikimleri, hasta öldükten sonra beyinlerinin incelenmesi sonucu görülebiliyordu. Ancak yeni bir buluş olan ileri pozitron-emisyon tomografisi, canlı insanların beyinlerini tarayarak semptomlar ortaya çıktığu zaman amiloidleri görüntüleyebiliyor.

2013 yılının başlarında, tüm onayların alınması durumunda yeni ilaç araştırması Kolombiya’da birbirleriyle uzaktan akraba olan 300 kişi üzerinde yürütülecek. Bu ailenin bireylerinde Alzheimer’ın nadir görülen ve erken evrede ortaya çıkan bir türü oldukça yaygın. Bu insanlar hastalığa bağlı olarak 50’li ve 60’lı yaşlarında bebekler kadar aciz bir hale gelebiliyorlar. Normal olarak kimin Alzheimer’a yakalanacağı bilinmezken, bu ailede kan testi ile ortaya çıkan tek bir genetik mutasyon kimin kurban olacağını gösteriyor.

Phoenix’teki Banner Alzheimer Enstitüsü’nden Eric Reiman ve meslektaşı Pierre Tariot, Kolombiyalı ortakları Francisco Lopera bu ailenin erken müdahalenin doğuracağı avantajları öğrenmek için eşsiz bir fırsat olduğunu fark etti. Hastalığa yakalanmış ve semptomlarının görüldüğü, ailenin 200 bireyinden 100 kadarına Crenezumab adı verilen deneysel ilacı, diğer 100’üne de plasebo vermeyi planlıyorlar. Mutasyonun görülmediği diğer 100 bireye de plasebo verilecek.

İlaç 5 yıl boyunca dönemsel olarak uygulanacak; birkaç ayda bir de denekler yoğun testlere tabi tutulacaklar. Dönemin sonunda ilaç başarılı bulunsa bile bunun daha yaygın olan ve yaşlıları etkileyen Alzheimer türü için yarar sağlayacağının garantisi yok.

Suyu yağ ile temizlemek

Basit bir kimyasal uygulama atık suları çok ucuza temizleyecek.

Massachusetts General Hospital’den doktora öğrencisi Anurag Bajpayee, dondurularak saklanan insan hücrelerinin zarar görmemesi için gliserolün yanı sıra hücrelere soya yağı da enjekte etmeyi denedi. Bu deney sırasında suyu soya yağı ile temizleyebileceği fikrini de araştırdı.

Soya yağı hedefe odaklı çözücülerden biridir. Bu tür çözcüler, tuz gibi suda bulunan diğer molekülleri çözmeden suyu çözerler. Soya yağı 40 dereceye kadar ısıtıldığı zaman suyu emerek kirletici molekülleri geride bırakır; daha sonra bunlar da filtre edilerek temizlenir.

Fakat Bajpayee’nin deneyinde bir bardak suyu temzilemek için bir yüzme havuzunu dolduracak miktarda soya yağının gerekmesi uygulamayı olanaksız hale getiriyordu. Dolayısıyla daha verimli başka bir hedefe kilitli solvent gerekiyordu. Bu iş için doğal olarak sütte oluşan ve su ile kolayca bağ kurabilen dekanoik asit üzerinde karar kıldı. Bu yağ asidi denizsuyunu tatlı suya dönüştürebilse de madencilik faaliyetleri sonucu oluşan atık sular gibi daha tuzlu sularda daha iyi sonuç veriyordu. Özellikle petrol sanayinde oluşan kirli suların temizlenmesi için ideal bir asitti.

Bajpayee şimdi dekanoik asidin sanayi atıklarını ve tuzlu suları verimli bir şekilde temizleyip temizleyemeyeceğini araştırıyor. Hedefi bugün kullanılmakta olan konvansiyonel yöntemlerinin en ucuzundan daha ucuza mal olabilecek bir teknik geliştirmek.

En gelişmiş sürdürülebilirlik endeksi

Tüketiciler yeni bir derecelendirme sistemi sayesinde tedarik zincirinin tüm aşamalarındaki çevresel ve sosyal maliyetleri gösteren bir endekse erişebilecekler ve satın alma kararlarını bunlara göre verecekler.

Tüketicilerin büyük bir kısmı satın alma kararını verirken ürünlerin pazara ulaşıncaya kadar geçirdiği evrelerin, dünyamıza ne kadar olumsuz etki yarattığını bilmek istiyor. Ürünün çöpe atıldığında doğaya ne kadar süre içinde karışacağı veya üretim sırasındaki CO2 emisyonu gibi endeksler tüketicinin kararlarında oldukça etkili. Burada sorun, bilgi eksikliği değil, tam tersi bilgi fazlalığı.

Bir ürünle ilgili karar verirken, çevresel ve sosyal maliyetleri değerlendiren tek bir metrik sisteminin olması tüketicin işini büyük ölçüde rahatlatabilir. On kadar öncü üniversite, kar amacı gütmeyen çok sayıda örgüt ve 80 çokuluslu şirketin kurmuş olduğu Sürdürülebilirlik Konsorsiyumu (Sustainability Consortium) işte bu amaca hizmet ediyor. Başka bir deyişle tedarik zincirinin tüm aşamalarını kapsayan standart bir endeks oluşturmayı hedefliyor.

Wallmart’ın sürdürülebilirlikten sorumlu yöneticisi Jeff Rice, tedarik zincirini kapsayan sürdürübilirlik uygulamalarının yalnızca çevreyi temizlemekle kalmayacağını, aynı zamanda maliyetleri de düşüreceğini ileri sürüyor.

Fetüse gen taraması

Fetüse zarar vermeden uygulanan yeni bir genom tarama işlemi, tek gen mutasyonuna bağlı binlerce hastalığı erken evrede teşhis etme olanağı yaratıyor.

Bilim insanları son zamanlarda, anneden alınan kan örneği üzerinden fetüsün eksiksiz genetik haritasını çıkartabiliyor. Genetik taramada devrim yaratan bu işlem sayesinde fetüsün doğumdan çok önce kistik fibroz, Tay-Sachs hastalığı veya frajil-X sendromu gibi tek gen mutasyonuna bağlı hastalıkları teşhis edilebiliyor. Böylece doktorlar doğumdan önce tedaviye başlayabiliyor ve aile çocuğun gereksinimlerini karşılamak için kendilerini hazırlayabiliyor.

Popülasyonun %1’i tek-gen hastalığı ile yaşıyor. 2011 yılından bu yana doktorlar anne kanından aldıkları bir örneği inceleyerek doğacak çocukta Down sendromu geni gibi anormal bir kromozom olup olmadığını anlayabiliyor. Ne var ki bu düzeyde bir bilgi ile 3.500 dolayındaki tek-gen hastalıklarının çoğunu önceden teşhis etmek mümkün değildi. Doktorlar amniyotik sıvı veya plasenta dokusundan aldıkları örnekler üzerinden bu hastalıkları teşhis etmeye çalışmakla birlikte, bu testlerin düşüğe neden olmak gibi annenin arzu etmeyeceği bazı risklere yol açtığı da biliniyor.

Oysa şimdi yeni bir test, annelere hamileliklerini riske atmadan çocukla ilgili daha ayrıntılı bilgi edinebilmelerinin yolunu açıyor. Ayrıca bu işlem, kadın doğum uzmanı olmadan da uygulanabildiği için dünyada çok daha fazla sayıda kadına ulaşabiliyor. Araştırmacılar bir süre sonra annenin kendi kendine alabileceği örnekleri laboratuvara göndererek, işlemin çok basitleştirilebileceğini umut ediyor.

Akıllı telefonlardan gelen veriler

Akıllı telefonlardan gelen akıl almaz boyuttaki veriler, kullanıcıların izin verdiği ölçüde tüm yaşantımızı değiştirecek.

Çoğumuz sürekli gözetim altında tutulmanın yaşantımızı nasıl etkileyebileceğini bilmiyoruz -veya düşünmek istemiyoruz- . Biliyoruz ki cep telefonlarının yaydığı sinyallerden insanların günün her hangi bir saatinde nerede olduğunu saptamak olası. Ayrıca dostlarımızın, ailemizin iş arkadaşlarımız hakkında gizli bilgilere erişmek de artık zor değil.

Bu bilgilerin kaynağı akıllı telefonlar. Bu cihazların her biri fabrikadan çıktıkları andan itibaren, merkezi sunuculara aralıksız olarak konumlama verilerini bildirir. Bu arada çok az sayıda kullanıcı böyle bir veri aktarımına izin vermez veya çok azımız böyle bir seçeneğimiz olduğunu biliriz.

Şimdi bilim insanları ve ticari araştırmacılar milyarlarca koordinatı anlamlı bir şekilde kullanarak milyonlarca insanın hareket grafiğini çizmenin yollarını araştırıyor.

“Büyük veri”lerle baş etme becerisi henüz daha emekleme evresinde. Şirketler, bu verileri pazarlamacılara şimdilerde satmaya başladı ve cep telefonu kullanıcıları da özel yaşamı korumak adına araştırmacılara sınırlı miktarda veri sunmayı tercih ediyor. Bu sektördeki üç büyük hizmet sunucu –Google, Apple ve Skyhook- bu bilgileri kullanırken kullanıcıların tolumsuz tepkilerinden çekindikleri için oldukça tedbirli ve cimri davranıyorlar.

Oysa bu bu devasa boyuttaki bilgilerin akıllıca kullanılması beraberinde pek çok avantaj da getirebilir. Örneğin reklam saldırından korunmak ve salgın hastalıkların yayılmasını önlemek gibi…

Bu kadar büyük verileri kullanırken özel hayatın korunması konusuna çözüm üretilirse, günlük yaşantımızda çok büyük ve olumlu değişiklikler yaratılabilir. Bu arada hükümetler ve şirketlerin de işi büyük ölçüde kolaylaşabilir. Ancak bunun için tüketicilerin kendilerin ait bilgilerin daha büyük bir kısmının kullanılmasına onay vermesi gerekiyor. Böylece kamu sağlığı, ulaşım ve elektrik/su dağıtım hizmetleri gibi uygulamalar daha verimli bir şekilde yönetilebilir.

Şekerle çalışan kalp pili

Kandaki glikoz tıbbi cihazlara enerji sağlayabilecek.

Geleceğin kalp pilleri, insülin pompaları ve diğer tıbbi cihazları pilsiz çalışabilecek; pil yerine vücuda enerji sağlayan şekerin yardımı ile çalışacak. Bilim insanları glikoz ile çalışan implantları ilk olarak 1960’lı yıllarda gerçekleşmesi mümkün olmayan bir hayal olarak düşünmeye başladı. 1970’li yıllarda lityum iyon pillerinin ortya çıkmasıyla, daha basit ve daha güçlü çözümlerin yolu açıldı.

Bugün vücut içine yerleştirilmiş implant pillerinin değiştirilmesi gerektiğinde bu işlem yalnızca ameliyat ile yapılabiliyor. Örneğin kalp pili takan hastanın her 5-15 yılda bir ameliyat olması gerekiyor. Doldurulabilen pillerin de vücut dışında elektronik cihazlara kablolar üzerinden bağlanıyor olması hastayı enfeksiyon riski ile karşı karşıya bırakıyor.

Son yıllarda implant devrelerinin gelişmesine bağlı olarak enerji gereksiniminin azalması, glikoz biyoyakıt pillerinin daha verimli çalışmasını sağlayacak. 2012’de M.I.T.’den mühendis Rahul Sarpeshkar, yarı-iletken üretim teknolojsinden yararlanarak, yakıt pilinin prototipini üretti. Bu pilin, omurilik ve beyni koruyan sıvı içindeki glikozdan yararlanarak çalışabileceğini düşünüyordu. Sonuçta prototip pil laboratuvarda sorunsuz çalışırken, vücut içinde serum ve amino asitlerin engellemesiyle enerji kayıpları oluştu.

Bu engelleri ortadan kaldırmaya çalışan Sarpeshkar, 10 yıl içinde bu pilin vücutta sorunsuz çalışabileceğini ileri sürüyor. Bu implantların şekerle çalışması durumunda nano boyutta robotlar, ilaçları hedefe doğrudan ulaştırabilecekler.

Ticari amaçlı insansız hava taşıtları

Küçük, insansız hava taşıtları bundan böyle yalnızca askeri amaçlarla kullanılmayacak; ticari kuruluşların da ihtiyaçlarına yanıt verebilecek.

Bugüne dek Predator gibi küçük, insansız ve kendi kendini yöneten hava taşıtları askeriyenin ve güvenlik güçlerinin ihtiyaçlarına yanıt vermek için geliştirilmişti. Son yıllarda sivil amaçlarla da kullanılmaya başlandı. Çevreyi kirletenleri tespit etmek, türleri tükenmiş hayvanları izlemek, petrol platformlarında szıntı olup olmadığını belirlemek veya film çekmek için de kullanılabiliyor.

Teknolojinin gelişmesiyle radyo-kontrollü model uçakların yerini kendi kendini yöneten uçaklar alacak. Gelişmiş kamera ve sensörlerle donatılan bu taşıtlar, ekinlerin ne zaman suya ihtiyaç duyduğunu, petrol sızıntılarını ve trafik sıkışıklığını anında bildirecek. U.S. Geological Survey’den Mike Hutt, “Bu taşıtlar çok büyük bir potansiyele sahip; şimdilik yapabileceklerinin çok azına tanık oluyoruz” diyor. Gerekli yasal ve etik düzenlemelerin yapılması –hava trafiğini düzenlemek, uçuş yüksekliğini belirlemek, özel yaşamı koruma altına almak vb.- durumunda 2015 yılından sonra herkes bir hava taşıtına sahip olabilecek.

Elektronik dövmeler

Yara bandına benzer, ultra ince, esnek sensörler, sağlık durumumuzla ilgili verileri tıbbi merkezlere kablosuz olarak iletebilecek.

Mühendisler esnek plastikler üzerine devre yerleştirmeyi başardı. Ancak elektronik cihazlar çok daha esnek ve yumuşak bir şekle dönüşme eğiliminde. Başka bir deyişle dövme gibi bazı elektronik devreleri vücudumuzu üzerine giyebileceğiz. Amaç, tansiyon, kan şekeri düzeyi gibi yaşamsal işaretleri kontrol altında tutabilmek. Bu devreler ayrıca giysilerin dokusunun içine yerleştirilerek akıllı telefonlara enerji sağlayacak veya gıda ambalajlarına yerleştirilerek bulaşma veya kirlilik olup olmadığını haber verecek.

Bu teknolojinin öncüsü Illinois Üniversitesi’nden John Rogers, “Gelecek 5-10 yıl içinde bu esnek ve yumuşak elektronik cihazların boyutları bugünkü yara bantları kadar olacak” diyor. Bu sensörler sağlığımızı kontrol altında tutacak ve sonuçları kablosuz olarak bir sağlık merkezine iletebilecek. Yara bandına benzer sensörler vücutta bir hafta kadar kalabilecek ve “tıbbi dövme” olarak hizmet verecek. İleride bu devrelerin kalbin veya beynin içine yerleştirilmesi planlanıyor.

 

18.12.2012

Read More

Türkiye Tehlikede!

kuraklık

Su kaynaklarını koruyamayan Türkiye, su fakiri ülke olma yolunda ilerliyor.

Türkiye’nin her geçen gün su fakiri bir ülke olma ihtimalinin arttığı, bu konuda önemli bir risk altında olduğu belirtildi. İTÜ İnşaat Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi ve Ulusal Membran Teknolojileri Araştırma Merkezi (Mem-Tek) sorumlusu Prof. Dr. İsmail Koyuncu, “Eğer yeni su kaynakları oluşturulmaz ise nüfusumuz 100 milyona ulaştığında su fakiri bir ülke olma ihtimalimiz de oldukça gerçekçi bir olasılık dahilindedir” dedi.

Prof. Dr. İsmail Koyuncu, yaptığı açıklamada, artan nüfus ve modernleşmenin beraberinde getirdiği çevre kirliliğinin, mevcut kaynaklarımızı da tehdit etmeye başladığına dikkat çekerek yakın gelecekte su sıkıntısına girilmemesi için önlemlerin şimdiden alınması gerektiğini vurguladı.

Prof. İsmail Koyuncu, ilk önlem olarak mevcut su kaynaklarının korunması ve tasarruflu kullanılması, ikinci olarak yeni su seçeneklerin oluşturulması gerektiğini söyledi.

16 Aralık 2012

Read More

Ceza ve Tevkifevleri İdare Memur Alım İlanı

çevre-mühendisi

CEZA VE TEVKİFEVLERİ GENEL MÜDÜRLÜĞÜNDEN

1) Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce sözlü sınav ve mülakat ile 9-5′inci dereceli kadrolara 100 idare memurluğu öğrencisi alınacaktır.

2) Başvurular 26.11.2012 Pazartesi günü başlayıp 07.12.2012 Cuma günü mesai saati bitimine ağır ceza Cumhuriyet Başsavcılıklarına bağlı bilgi işlem şube müdürlükleri, şeflikleri ve bürolarına bizzat yapılacak, posta yoluyla yapılan müracaatlar kesinlikle kabul edilmeyecektir.

3) Sözlü sınav ve mülakata, 2012 KPSS LİSANS sınavına katılıp KPSSP3 puan türünden 70 ve daha yukarı puan alan öğrenci adaylarından en yüksek puandan başlamak üzere Bakanlıkça belirlenen kadro sayısının 5 katı (500) idare memurluğu öğrenci adayı çağrılacaktır.

4) Adaylardan başvuruda istenecek belgeler:

a) Ek-1 Başvuru Formu,

b) Adlî sicil ve arşiv kaydının bulunmadığına dair beyan,

c) Öğrenim belgesinin fotokopisi,

d) Merkezî sınav sonuç belgesi internet çıktısı,

e) Son altı ay içinde çekilmiş iki adet vesikalık fotoğraf.

5) Adalet Bakanlığı Memur Sınav, Atama ve Nakil Yönetmeliği ile Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 29′uncu maddesi gereğince adayların aşağıdaki şartları taşımaları gerekmektedir:

a) Türk Vatandaşı olmak,

b) Türk Ceza Kanununun 53′üncü maddesinde belirtilen süreler geçmiş olsa bile; kasten işlenen bir suçtan dolayı bir yıl veya daha fazla süreyle hapis cezasına ya da affa uğramış olsa bile devletin güvenliğine karşı suçlar, Anayasal düzene ve bu düzenin işleyişine karşı suçlar, milli savunmaya karşı suçlar, devlet sırlarına karşı suçlar ve casusluk, zimmet, irtikâp, rüşvet, hırsızlık, dolandırıcılık, sahtecilik, güveni kötüye kullanma, hileli iflas, ihaleye fesat karıştırma, edimin ifasına fesat karıştırma, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama veya kaçakçılık suçlarından mahkûm olmamak,

c) Askerlikle ilgisi bulunmamak, askerlik çağına gelmemiş bulunmak, askerlik çağına gelmiş ise muvazzaf askerlik hizmetini yapmış yahut ertelenmiş veya yedek sınıfına geçirilmiş olmak,

d) Yapılacak sınavın son başvuru tarihi olan 07.12.2012 itibariyle 18 yaşını doldurmuş, merkezi sınav (KPSS) tarihi itibariyle 30 yaşını bitirmemiş olmak (07.07.1982 ve sonrası doğumlu olanlar),

e) Güvenlik soruşturması olumlu sonuçlanmak,

f) Merkezi sınavda en az 70 puan almış olmak,

g) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya bedensel özürlü olmadığını; şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, çehrede sabit eser, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller bulunmadığını; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce bölge hastaneleri olarak belirlenen Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu ile belgelemek, (sağlık kurulu raporu sözlü sınav ve mülakat sonucunda başarılı olan adaylardan istenecektir).

h) Hukuk, siyasal bilgiler, iktisat, iletişim, işletme, iktisadî ve idarî bilimler, eğitim, mesleki eğitim, teknik eğitim, eğitim bilimleri, fen edebiyat, mimarlık ve mühendislik fakülteleri ile en az dört yıllık lisans eğitimi veren fakülte ve yüksek okulların sosyoloji, psikoloji ve sosyal hizmetler bölümleri ile bunlara denkliği kabul edilen yabancı fakülte veya yüksek okulların adı geçen bölümlerinden mezun olmak,

6) Sözlü sınav ve mülakat 21.01.2013 Pazartesi günü saat 09:00′da, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Ankara Eğitim Merkezi Müdürlüğünde başlayacaktır. Sözlü sınav ve mülakata girecek adayların isimleri ve mülakata girecekleri tarih Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü internet sitesinde (www.cte.adalet.gov.tr) ilân edilecektir.

7) Sözlü sınav ve mülakata çağırılan adayların yanlarında getirmeleri gereken belgeler;

a) Resimli bir kimlik belgesi,

b) Mezun oldukları okulun diploma ya da çıkış belgesinin aslı veya kurum/noter tasdikli sureti,

c) Merkezi sınav sonuç belgesi.

8) Sözlü sınav ve mülakat, Ceza İnfaz Kurumları ve Tutukevleri Personeli Eğitim Merkezleri Kuruluş, Görev ve Çalışma Yönetmeliğinin 4′üncü maddesi gereğince oluşturulan sınav kurulu tarafından yapılacaktır.

A) Sözlü sınav;

a) İlgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi 40,

b) Atatürk İlkeleri ve İnkılâp Tarihi 20,

c) Genel kültür 40, puan olmak üzere toplam 100 puan üzerinden değerlendirilecektir. İlgilinin atanacağı kadronun gerektirdiği mesleki bilgi tespit edilirken; genel hukuk, infaz mevzuatı ve ceza infaz kurumu idaresine ilişkin konuların bir veya birkaçından soru sorulacaktır.

B) Mülâkat;

a) İlgilinin davranışı ve genel fiziki durumu 50,

b) Bir konuyu kavrama ve ifade yeteneği 50, puan olmak üzere toplam 100 puan üzerinden değerlendirilecektir.

Öğrenci adayının sözlü sınavda ve mülâkatta başarılı sayılabilmesi için her birinden 100 tam puan üzerinden en az 70 puan alması gerekmektedir.

9) Nihai başarı listesi, adayların merkezi sınav, sözlü sınav ve mülakatta aldıkları puanların aritmetik ortalamasına göre belirlenerek sınavın bitimini takip eden üç gün içerisinde www.cte.adalet.gov.tr adresinde ilân edilecektir.

10) Sınavı kazanan adayların, öğrenciliğe kabulde istenecek belgelerle birlikte, ilân tarihinden itibaren 15 gün içinde sınav sonuç ilânında belirtilecek eğitim merkezi müdürlüğüne bizzat başvurmaları gerekmektedir.

11) Sınavı kazananlardan istenilecek belgeler;

a) Adli sicil kaydı olup olmadığına, hakkında devam eden bir ceza soruşturması veya kovuşturması bulunup bulunmadığına dair yazılı beyanı.

b) Güvenlik soruşturma ve araştırma formu (Genel Müdürlük internet adresinden temin edilecek bu formun 4 adet hazırlanması, daktilo veya bilgisayar ile doldurulması, yer alacak ifadelerde kısaltma yapılmaması, fotoğraf yapıştırılarak imzalanması),

c) Erkek adaylardan askerlikle ilişiği olmadığına dair belge,

d) Öğrenim belgesinin aslı veya kurumca onaylı sureti,

e) Görevini devamlı yapmasına engel olabilecek akıl hastalığı veya bedensel özürlü olmadığını; şaşılık, körlük, topallık, işitme kaybı, çehrede sabit eser, uzuv noksanlığı, kekemelik ve benzeri engeller bulunmadığını; Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğünce bölge hastaneleri olarak belirlenen Sağlık Bakanlığına bağlı tam teşekküllü Devlet hastanelerinden alacakları sağlık kurulu raporu

Süresinde başvurmayanlar, istenilen belgeleri süresinde ibraz etmeyenler ve öğrenciliğe başvuru şartlarını taşımadıkları sonradan tespit edilenlerin yerine nihaî başarı listesindeki sıralamaya göre eğitimin başladığı tarihe kadar öğrenci adayı alınacaktır. Eğitimin başladığı tarihten itibaren mazeretlerine bakılmaksızın öğrenci adayı alımı yapılmayacaktır.

12) Eğitime başladıkları tarihte, sağlık raporu ve güvenlik soruşturması işlemleri tamamlanmamış olanlar için geçici kayıt yapılacaktır. Sağlık raporunun tamamlanması ve güvenlik soruşturmasının olumlu sonuçlanmasından sonra kesin kayıt yapılacaktır. Sağlık raporunun ibraz edilememesi veya güvenlik soruşturmasının olumsuz sonuçlanması halinde adayların öğrencilikle ilişikleri kesilecek ve yerlerine öğrenci adayı alınmayacaktır.

13) Özel Hükümler;

a) Hizmet öncesi eğitim alan öğrencilere, eğitim süresince (3000) gösterge rakamının memur aylık katsayısı ile çarpımı sonucu bulunacak miktarda (ilan tarihi itibariyle 214,77-TL) aylık harçlık ödenecektir.

b) Hizmet öncesi eğitimin süresi 5 ay olup hangi eğitim merkezinde yapılacağı daha sonra ilân edilecektir. Eğitim isteğe bağlı olarak yatılı şekilde sürdürülebilir. Eğitim merkezlerinde yatılı olarak kalmayan idare memurluğu öğrencileri, bu hizmetlerden yararlanmamaları karşılığı herhangi bir hak talep edemezler.

c) Eğitim görenler, eğitim süresi içinde kendilerine öğretilen konularda yazılı, sözlü ve/veya uygulamalı sınava alınacaktır. Hizmet öncesi eğitimi başarı ile tamamlayan idare memurluğu öğrencilerinin idare memurluğuna atamaları yapılacaktır.

d) Başarısız olan öğrenci adaylarının eğitim merkezi ile ilişiği kesilecektir. Başarısızlıkları veya sağlık durumları dışındaki nedenlerle öğrenciliği sona erdirilenler veya isteği ile öğrencilikten ayrılanlar, mecburi hizmet süresini tamamlamadan görevinden çekilenler ile göreviyle ilişiği kesilenlerden, kendileri için yapılmış bulunan bütün giderler iki katı fazlasıyla birlikte geri alınır.

e) Hizmet öncesi eğitim görerek ataması yapılanlar her öğretim yılı karşılığında iki yıl süre ile mecburî hizmetle yükümlüdürler.

DUYURULUR

 

30.11.2012

Read More

8 Çekirdekli Cep Telefonu Geliyor

Nokia cevremuhendisiyim.com
Dünyanın ilk 8 çekirdekli cep telefonu geliyor; hem de hiç beklemediğimiz bir yerden…Mobil teknoloji o kadar hızlı evrimleşiyor ki, sonunda sekiz çekirdekli ceplerden de bahsetmeye başladık. Çinli bir web sitesinin iddiasına göre cep üreticisi ZTE, Apache adında 8 çekirdekli bir cep üzerinde çalışıyor.

China Times’ın haberine göre ZTE, MediaTek ile bir araya gelerek ZTE Apache adını taşıyan, deyim yerindeyse bir “çekirdek canavarı” meydana getirecek. Bu işlemciler, telefonun full HD ekranı, 13MP’lik kamerası ve 4G bağlantısı ile bir araya gelerek inanması güç bir cihaz ortaya koyacak.

Geçtiğimiz günlerde Samsung’un da sekiz çekirdekli cep işine önümüzdeki sene girişebileceği iddiaları ortaya atılmıştı. ZTE hakkındaki bu rapor doğru ise şirket, Samsung’dan önce de davranabilir. Ancak China Times’ın iddialarının her zaman gerçeğe dönüşmediğini hatırlamakta da fayda var.

MWC 2013 ve CES 2013, 8 çekirdekli cepler hakkında biraz olsun merakımızın yatışmasına vesile olabilir.

Read More

Adana’da Çöpten Elektrik Üretiliyor

katı-atık
Adana’nın merkez ilçesi Sarıçam’da iki yıl önce kurulan tesiste, çöplerin ayrıştırılarak çürütülmesi sonucu elde edilen metan gazından üretilenenerjiyle yaklaşık 20 bin konuta elektrik sağlanıyor.
 Bütün kentin çöpünün toplandığı, yıllarca kötü bir görünüm ve kokuya neden olan alanda kurulan tesis sayesinde ”Sofulu çöplüğü” olarak bilinen alan, ”Geri dönüşüm sahasına” dönüştü.

Bu sayede deponi gazının biriktiği katı atık depolama alanlarındaki kötü koku, patlama riski, atmosfere sera gazı salınımı gibiçeşitli tehlikeler ortadan kaldırılarak yerine, Adana Entegre Katı Atık Projesi kapsamında mevcut atık sahasının ıslahı yapıldı ve deponi gazından enerji üretimine başlandı.

İnvest Trading ve Consulting AG Adana Entegre Katı Atık Projesi Müdürü Cevdet Kurtay, belediyeler tarafından günlük toplanan bin 500 ton çöpün tesise kamyonlarla taşındığını, kantarda ağırlığı ölçüldükten sonra boşaltıldığını kaydetti.

Islah edilen alanlarda metan gazının patlama riskinin ortadan kaldırılarak, söz konusu gazdan enerji üretildiğini ve böylece karbondioksit emisyonunun azaltıldığını anlatan Kurtay, alternatif enerjikaynakları kullanılarak enerji arzı yaratılmasının Türkiye enerjiekonomisini doğrudan etkilediğini ifade etti.

Organik çöpler enerjiye, olmayanlar geri dönüşüme

Çöpten enerji üretmenin titiz bir çalışma olduğunu, çöplerin boşaltıldıktan sonra ilk olarak ayrıştırma bantlarına alındığını belirten Kurtay, şu bilgileri verdi:

”Ayrıştırma bandında ilk olarak organik olan ve olmayan çöpleri ayırıyoruz. Organik olmayan ambalaj atıklarını sözleşmeli çalıştığımız lisanslı geri dönüşüm merkezlerine teslim ediyoruz. Gıda gibi organik atıkları çürütme tankında çürütüyoruz ve elde ettiğimiz metan gazını önce balona, ardından gazla çalıştırılan elektrik motorlarına göndererek elektrik üretimini gerçekleştiriyoruz.”

Birçok ilde boş alanlara dökülerek kötü bir görünüme sebep olan çöpleri geri dönüştürerek hem ekonomiye hem çevreye büyük katkı sağladıklarını vurgulayan, Kurtay, ”Yaklaşık 10 megawatt/saat civarında bu metan gazından elektrik üretiyoruz. Bu ürettiğimiz elektriği Sarıçam ilçesinde yaklaşık 20 bin konuta dağıtıyoruz”dedi.

Tesisin ayrıştırma bölümünde yaklaşık 100 kişi çalıştırdıklarını ve bu kişilerin de tesis kurulmadan önce çöplükte topladığı çöplerle hayatını sürdürmeye çalışanlardan oluştuğunu ifade eden Kurtay, tesisin etrafına da 30 bine yakın fidan diktiklerini ve büyük bir bahçe oluşturarak, bölgeyi çöplük havasından kurtarıp modern bir tesis haline getirdiklerini sözlerine ekledi.

27 Kasım 2012

Read More

İş Güvenliği Uzmanları Yönetmelik

çevre-mühendisi

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE EĞİTİMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK

27 Kasım 2010 CUMARTESİ

Resmî Gazete

Sayı : 27768

YÖNETMELİK

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığından:

İŞ GÜVENLİĞİ UZMANLARININ GÖREV, YETKİ, SORUMLULUK VE

EĞİTİMLERİ HAKKINDA YÖNETMELİK

BİRİNCİ BÖLÜM

Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar

             Amaç

             MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin amacı; iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevli iş güvenliği uzmanlarının nitelikleri, eğitimleri ve belgelendirilmeleri, görev, yetki ve sorumluluklarına dair usul ve esasları düzenlemektir.

             Kapsam

             MADDE 2 – (1) Bu Yönetmelik, 22/5/2003 tarihli ve 4857 sayılı İş Kanunu kapsamında yer alan ve sanayiden sayılan işlerin yapıldığı ve devamlı olarak en az elli işçi çalıştırılan işyerleri ile eğitim kurumlarını kapsar.

             Dayanak

             MADDE 3 – (1) Bu Yönetmelik;

a) 4857 sayılı İş Kanununun 2 ve 81 inci,

b) 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 2 ve 12 nci,

maddelerine dayanılarak hazırlanmıştır.

             Tanımlar

             MADDE 4 – (1) Bu Yönetmelikte geçen:

a) Bakanlık: Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığını,

b) Eğiticilerin eğitimi belgesi: En az kırkbeş saatlik eğitim sonunda kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler veya 8/2/2007 tarihli ve 5580 sayılı Özel Öğretim Kurumları Kanununa göre yetkilendirilen kurumlar tarafından verilen eğiticilerin eğitimi belgesini,

c) Eğitim kurumu: İş güvenliği uzmanlarının eğitimlerini vermek üzere, gerekli donanım ve personele sahip olan ve Bakanlıkça yetkilendirilen kamu kurum ve kuruluşları, üniversiteler ve Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre faaliyet gösteren şirketlerce kurulan ve işletilen müesseseleri,

ç) Genel Müdürlük: İş Sağlığı ve Güvenliği Genel Müdürlüğünü,

d) İş güvenliği uzmanı: İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevlendirilmek üzere Bakanlıkça belgelendirilmiş mühendis, mimar veya teknik elemanı,

e) Sorumlu müdür: İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesine sahip olan ve tam süreli istihdam edilen, eğitim kurumlarının iş ve işlemlerinden Bakanlığa karşı sorumlu olan kişiyi,

f) Teknik eleman: Teknik öğretmenler ile üniversitelerin fen veya fen-edebiyat fakültelerinin fizik veya kimya bölümleri veya iş sağlığı ve güvenliği programı mezunlarını,

ifade eder.

İKİNCİ BÖLÜM

İş Güvenliği Uzmanlarının Nitelikleri, Görev, Yetki ve Yükümlülükleri ile

Çalışma Usul ve Esasları

             İş güvenliği uzmanlarının nitelikleri ve görevlendirilmeleri

             MADDE 5 – (1) İşverence iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilecekler, bu Yönetmeliğe göre geçerli iş güvenliği uzmanı belgesine sahip olmak zorundadır.

(2) İş güvenliği uzmanlarından; (C) sınıfı belgeye sahip olanlar az tehlikeli sınıfta, (B) sınıfı belgeye sahip olanlar az tehlikeli ve tehlikeli sınıflarda, (A) sınıfı belgeye sahip olanlar ise bütün tehlike sınıflarında yer alan işyerlerinde çalışabilirler.

(3) Birden fazla iş güvenliği uzmanının görevlendirilmesinin gerektiği işyerlerinde, en az bir iş güvenliği uzmanının işyerinin tehlike sınıfına uygun belgeye sahip olması yeterlidir.

             İş güvenliği uzmanlığı belgesi

             MADDE 6 – (1) İş güvenliği uzmanlığı belgesinin sınıfları aşağıda belirtilmiştir:

a) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

1) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis, mimar veya teknik elemanlara,

2) İş sağlığı ve güvenliği alanında en az beş yıl teftiş yapmış mühendis, mimar veya teknik eleman olan iş müfettişleri, en az beş yıl uzman olarak çalışmış Bakanlık iş sağlığı ve güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği doktorası yapmış olan mühendis, mimar veya teknik elemanlar ile Genel Müdürlük ve bağlı birimlerinde mühendis, mimar veya teknik eleman olarak en az on yıl görev yapmış olanlardan (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı için yapılacak sınavda başarılı olanlara,

Ek-1’deki örneğine uygun olarak Bakanlıkça verilir.

b) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi;

1) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesiyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını iş güvenliği uzmanlığı sözleşmesi ile belgeleyen ve (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis, mimar veya teknik elemanlara,

2) İş sağlığı ve güvenliği veya iş güvenliği yüksek lisansı yapmış olan mühendis, mimar veya teknik elemanlardan (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara,

Ek-1’deki örneğine uygun olarak Bakanlıkça verilir.

c) (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi; (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olan mühendis, mimar veya teknik elemanlara Ek-1’deki örneğine uygun olarak Bakanlıkça verilir.

(2) Yurtdışından alınan iş güvenliği uzmanlığı veya eşdeğer belgeye sahip olan mühendis, mimar veya teknik elemanlardan;

a) Sahip olduğu belge ile en az yedi yıl çalıştığını belgeleyenlerden (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara (A) sınıfı,

b) Sahip olduğu belge ile en az üç yıl çalıştığını belgeleyenlerden (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitimine katılarak yapılacak (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara (B) sınıfı,

c) Sahip olduğu belge ile müracaat ederek yapılacak (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı sınavında başarılı olanlara (C) sınıfı,

iş güvenliği uzmanlığı belgesi Ek-1’deki örneğine uygun olarak Bakanlıkça verilir.

(3) İkinci fıkranın (c) bendine göre (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi almak isteyenlere sadece bir kez doğrudan sınava girme hakkı tanınır.

             İş güvenliği uzmanlarının görevleri

             MADDE 7 – (1) İş güvenliği uzmanları, aşağıda belirtilen görevleri yerine getirmekle yükümlüdür:

a) Rehberlik ve danışmanlık;

1) İşyerinde yapılan çalışmalar ve yapılacak değişikliklerle ilgili olarak tasarım, makine ve diğer teçhizatın durumu, bakımı, seçimi ve kullanılan maddeler de dâhil olmak üzere işin planlanması, organizasyonu ve uygulanması, kişisel koruyucu donanımların seçimi, temini, kullanımı, bakımı, muhafazası ve test edilmesi konularının, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına ve genel iş güvenliği kurallarına uygun olarak sürdürülmesini sağlamak için işverene tavsiyelerde bulunmak.

b) Risk değerlendirmesi;

1) Risk değerlendirmesinin yapılmasını sağlamak; gerekli çalışmaları planlayarak alınacak sağlık ve güvenlik önlemleri konusunda işverene önerilerde bulunmak ve takibini yapmak.

c) Çalışma ortamı gözetimi;

1) Çalışma ortamının gözetimini yapmak, işyerinde iş sağlığı ve güvenliği yönünden yapılması gereken periyodik bakım, kontrol ve ölçümleri planlamak ve uygulanmasını kontrol etmek.

2) İşyerinde kaza, yangın veya patlamaların önlenmesi için mevzuata uygun çalışmalar yapmak ve uygulamaları takip etmek; doğal afet, kaza, yangın veya patlama gibi durumlar için acil durum planlarının hazırlanmasını sağlamak, periyodik olarak eğitimleri ve tatbikatları yaptırmak, acil durum planı doğrultusunda hareket edilmesini sağlamak.

ç) Eğitim, bilgilendirme ve kayıt;

1) İş sağlığı ve güvenliği eğitimlerini ilgili mevzuata uygun olarak planlamak ve uygulamak.

2) Çalışma ortamının gözetimi ile ilgili çalışmaları kaydetmek ve yıllık değerlendirme raporunu işyeri hekimi ile işbirliği yaparak hazırlamak.

d) İlgili birimlerle işbirliği;

1) İşyeri hekimi ile işbirliği yaparak iş kazaları ve meslek hastalıkları ile ilgili değerlendirme yapmak, tehlikeli olayın tekrarlanmaması için inceleme ve araştırma yaparak gerekli önleyici faaliyet planlarını hazırlamak ve uygulamaların takibini yapmak.

2) İşyeri hekimi ile işbirliği yaparak yıllık çalışma planını hazırlamak.

             İş güvenliği uzmanlarının yetkileri

             MADDE 8 – (1) İş güvenliği uzmanının yetkileri aşağıda belirtilmiştir:

a) İşyeri bina ve eklentilerinde, çalışma metot ve şekillerinde veya iş ekipmanında çalışanlar açısından yakın ve hayati tehlike oluşturan bir husus tespit ettiğinde işverene bildirmek, gerekli tedbirler işveren tarafından alınmadığı takdirde durumu Bakanlığa rapor etmek.

b) İşyerinde belirlediği yakın ve hayati tehlike oluşturan bir hususun acil müdahale gerektirmesi halinde işveren veya işveren vekilinin onayını almak kaydıyla geçici olarak işi durdurmak.

c) Görevi gereği işyerinin bütün bölümlerinde iş sağlığı ve güvenliği konusunda inceleme ve araştırma yapmak, gerekli bilgi ve belgelere ulaşmak ve çalışanlarla görüşmek.

ç) Görevinin gerektirdiği konularda işverenin bilgisi dahilinde ilgili kurum ve kuruluşlarla iletişime geçmek ve işyerinin iç düzenlemelerine uygun olarak işbirliği yapmak.

(2) Tam süreli iş sözleşmesi ile görevlendirilen iş güvenliği uzmanları, çalıştıkları işyeri ile ilgili mesleki gelişmelerini sağlamaya yönelik eğitim, seminer ve panel gibi organizasyonlara katılma hakkına sahiptir. Bu gibi organizasyonlarda geçen sürelerden bir yıl içerisinde toplam beş iş günü kadarı çalışma süresinden sayılır ve bu süreler sebebiyle iş güvenliği uzmanının ücretinden herhangi bir kesinti yapılamaz.

             İş güvenliği uzmanlarının yükümlülükleri

             MADDE 9 – (1) İş güvenliği uzmanları, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yaparken, işin normal akışını mümkün olduğu kadar aksatmamak ve verimli bir çalışma ortamının sağlanmasına katkıda bulunmak, işverenin ve işyerinin meslek sırları, ekonomik ve ticari durumları ile ilgili bilgileri gizli tutmakla yükümlüdürler.

(2) İş güvenliği uzmanı, görevlendirildiği işyerinde yapılan çalışmalara ilişkin tespit ve tavsiyelerini onaylı deftere yazmak ve işyeri hekimi ile beraber suretlerini saklamak zorundadır. İşyerinde yapılan denetimlerde, bu zorunluluğu yerine getirmediğinin tespiti halinde; iş güvenliği uzmanı Bakanlıkça yazılı olarak uyarılır. Uyarı gerektiren durumun tekrarı halinde iş güvenliği uzmanlığı belgesinin geçerliliği bir yıl süreyle askıya alınır. Belgesinin geçerliliği askıya alınanlar, Genel Müdürlük internet sayfasında ilan edilir. Bir yıl sonunda iş güvenliği uzmanının tekrar görev alabilmesi için Bakanlığın onayının alınması zorunludur.

(3) İkinci fıkrada belirtilen onaylı defter; iş güvenliği uzmanı ile işveren veya işveren vekilince, gerektiğinde işyeri hekimi ile eş zamanlı olarak imzalanır. Defterin imzalanmaması veya düzenli tutulmamasından işveren veya işveren vekili sorumludur.

             İş güvenliği uzmanlarının çalışma süreleri

             MADDE 10 – (1) İş güvenliği uzmanları, bu Yönetmelikte belirtilen görevlerini yerine getirmek için aşağıda belirtilen sürelerde görev yaparlar:

a) Az tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 12 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 5 dakika.

b) Tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 24 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 5 dakika.

c) Çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde; ayda en az 36 saat, buna ilave olarak işçi başına ayda en az 10 dakika.

(2) Az tehlikeli sınıfta yer alan 1000 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 1000 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 1000 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

(3) Tehlikeli sınıfta yer alan 750 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 750 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 750 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

(4) Çok tehlikeli sınıfta yer alan 500 ve daha fazla işçisi olan işyerlerinde her 500 işçi için tam gün çalışacak en az bir iş güvenliği uzmanı görevlendirilir. İşçi sayısının 500 sayısının tam katlarından fazla olması durumunda geriye kalan işçi sayısı göz önünde bulundurularak birinci fıkrada belirtilen kriterlere uygun yeteri kadar iş güvenliği uzmanı ek olarak görevlendirilir.

(5) İş güvenliği uzmanları sözleşmede belirtilen süre kadar işyerinde hizmet sunar. Birden fazla işyeri ile kısmi süreli iş sözleşmesi yapıldığı takdirde bu işyerleri arasında yolda geçen süreler haftalık kanuni çalışma süresinden düşülür.

ÜÇÜNCÜ BÖLÜM

İş Güvenliği Uzmanlığı Eğitim Kurumu

             İş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumu başvuru işlemleri

             MADDE 11 – (1) Eğitim kurumu olarak faaliyet göstermek isteyenler, Bakanlığa dilekçe ve aşağıda belirtilen ekleri ile başvurur:

a) Ticari şirketler için tescil edildiğini gösteren Ticaret Sicil Gazetesi.

b) Eğitim kurumunun sorumlu müdürünün eğitici belgesi ile;

1) Ticari şirketler için tam süreli iş sözleşmesi.

2) Kamu kurum ve kuruluşları ve üniversiteler için tam süreli görevlendirme yazısı.

3) Şirket ortağı olanlar için tam gün görev yapacağına dair taahhütname.

c) Eğiticilerin iş sözleşmeleri ve eğitici belgeleri.

ç) Faaliyet gösterilecek işyerinin yapı kullanma izni belgesi.

d) Faaliyet gösterilecek yere ait kira sözleşmesi veya tapu senedi veya intifa hakkı belgesi.

e) Faaliyet gösterilecek yerin ölçülerinin ve bütün bölümlerinin yer aldığı 1/50 ölçekli plan.

f) Tapu kütüğünde mesken olarak kayıtlı bir ana gayrimenkulün bağımsız bölümlerinde eğitim kurumunun faaliyet gösterebileceğine dair kat malikleri kurulunun oybirliğiyle aldığı karar örneği.

g) İlgili mevzuata göre binada yangına karşı gerekli tedbirlerin alındığına dair yetkili merciler tarafından verilen belge.

(2) Kamu kurum ve kuruluşları için, yalnızca birinci fıkranın (b) bendinin (2) numaralı alt bendiyle (c), (e) ve (g) bentlerinde belirtilen belgeler istenir. Ancak eğitim verilecek mekân kamu kurumuna ait değilse (a) bendi hariç diğer bentlerde belirtilen belgeler istenir.

(3) Üniversitelerin eğitim kurumu olarak yetkilendirilme taleplerinde başvuru rektörlükçe yapılır.

(4) Bu madde uyarınca istenen belgelerin aslı ile birlikte bir örneğinin getirilmesi halinde, Bakanlıkça tasdiki yapılır.

             Eğitim kurumu yeri ve yerleşim planında aranacak şartlar

             MADDE 12 – (1) Eğitim kurumunun yer alacağı binada; meyhane, kahvehane, kıraathane, bar, elektronik oyun merkezleri gibi umuma açık yerler ile açık alkollü içki satılan yerler bulunamaz.

(2) Eğitim kurumlarının bütün birimlerinin;

a) Aynı binanın birbirine bitişik daire veya katlarında veya bitişik binaların birbirine bağlantılı aynı katlarında,

b) Kuruma ait olan bir arsa içinde ve birbirine uzaklığı en fazla 100 metre olan müstakil binalarda,

olması gerekir.

(3) Bakanlıktan izin alınmadan, onaylanmış yerleşim planlarında herhangi bir değişiklik yapılamaz ve yerleşim planında belirtilen bölümler, amaçları dışında kullanılamaz.

             İdari bölümlerde aranacak şartlar

             MADDE 13 – (1) Eğitim kurumlarında bulunması gereken bölümler aşağıdaki gibidir:

a) Sorumlu müdür odası, en az 10 metrekare.

b) Eğitici odası, en az 25 metrekare.

c) Büro hizmetleri, arşiv ve dosya odası, en az 15 metrekare; ayrı ayrı olmaları hâlinde toplamı en az 20 metrekare.

ç) Her yirmibeş kişi için, erkek ve bayan ayrı olmak üzere en az birer tuvalet ve lavabo.

(2) Dinlenme yeri bina içinde bağımsız bir bölüm hâlinde veya ayrı ayrı bölümlerden meydana gelebilir ve toplamda en az 30 metrekare olmalıdır. Alan hesabında yönetim ve eğitime ayrılan diğer alanlar dikkate alınmaz.

(3) Bölümlerin, alan (metrekare) veya hacim (metreküp) ölçümü sonucu çıkan küsuratlı rakamlar ile kontenjanlar belirlenirken 0,5 ve daha büyük çıkan küsuratlı rakamlar bir üst tam sayıya yükseltilir.

             Derslik ve diğer bölümlerde aranacak şartlar

             MADDE 14 – (1) Eğitimlerin düzenleneceği derslikler en fazla yirmibeş kişilik olur ve dersliklerde Bakanlıkça belirlenen kontenjandan fazla kursiyer bulunmaz.

(2) Dersliklerde kursiyer başına en az 10 metreküp hava hacmi olması ve derslikler ile diğer bölümlerin tavan yüksekliklerinin 2,40 metreden az, dört metreden fazla olmaması esastır. Dört metre üzerinde olan yükseklikler hacim hesabında dikkate alınmaz.

(3) Derslik ve diğer bölümlerde bulunan pencerelerde; doğal havalandırmaya müsaade edecek şekilde binanın dış cephesinde olması, pencere alanının bulunduğu bölümün taban alanının %10 undan az olmaması ve yerden yüksekliğinin 90 santimetreden fazla olmaması şartları aranır. Binanın dış cephesinin tamamen veya kısmen camla kaplı olması durumunda uygun havalandırma sistemi şartı aranır.

(4) Derslik kapılarının genişliği 80 santimetreden az olamaz ve kapı kasasının içten içe ölçülmesiyle belirlenir. Derslik kapıları dışa doğru açılmalı ancak çift taraflı derslik bulunan koridorlarda karşılıklı açılmamalıdır.

             Aydınlatma, gürültü ve termal konfor şartları

             MADDE 15 – (1) Eğitim kurumlarının bölümlerinde yeterli aydınlatma ve termal konfor şartları sağlanır, gürültüye karşı gerekli önlemler alınır. Genel Müdürlükçe gerekli görülmesi halinde, durumun tespitine yönelik ölçümlerin yaptırılması istenebilir.

             Eğitim kurumlarının yetkilendirilmesi

             MADDE 16 – (1) Eğitim kurumları tarafından hazırlanan başvuru dosyası Bakanlıkça incelenir, posta yoluyla yapılan başvurularda eksiklikler yazılı olarak, şahsen yapılan müracaatlarda ise derhal bildirilir. Dosya üzerinde incelemesi tamamlanan başvurular için yerinde inceleme yapılır. İnceleme işlemlerinde tespit edilen eksikliklerin giderilmesi için her defasında otuz günden fazla olmamak üzere en fazla iki defa süre verilir. Belirlenen sürelerde eksiklikler giderilmez ise dosya iade edilir ve bir yıl içinde tekrar başvuru yapılamaz. Dosya üzerinde ve yerinde incelemeleri tamamlanan başvuruların, bu Yönetmelikte belirtilen şartları taşımaları halinde, dosyasında belirtilen adres ve unvana münhasıran, en geç on gün içinde Bakanlıkça Ek-2’deki örneğine uygun eğitim kurumu yetki belgesi düzenlenir. Başka bir adreste şube açılmak istendiği takdirde, aynı usul ve esaslar dâhilinde, bu bölümde belirtilen şartların yerine getirilmesi kaydıyla şube için ayrıca yetki belgesi düzenlenir.

(2) Bu Yönetmelikteki şartları yerine getirmeyen eğitim kurumlarına yetki belgesi düzenlenemez.

(3) Yetki belgelerinin, eğitim kurumu tarafından beş yılda bir vize ettirilmesi zorunludur.

(4) Eğitim kurumları, iş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumu yetki belgesini almadıkça eğitim için katılımcı kaydı yapamaz ve eğitime başlayamazlar.

(5) Eğitim kurumları, eğitim hizmetlerinin bir kısmını veya tamamını başka bir kişi veya kuruma devredemezler.

(6) Eğitim kurumları, aşağıda belirtilen hususlara uymak zorundadırlar:

a) İsim ve unvanlar Türkçe olarak tescil ettirilir, tabela ve basılı evraklarında sadece yetki belgesinde belirtilen isim ve unvanlar yazılır.

b) Özel kuruluşlar tarafından, kamu kurum ve kuruluşlarına ait olan isimler ticari isim olarak kullanılamaz.

(7) Eğitim kurumlarında, sadece işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesine sahip olanlar eğitici olarak görev alabilirler.

(8) Yetki alan eğitim kurumları, yetki aldıkları yerde Bakanlıkça yetkilendirilmedikleri konularda hizmet veremez ve faaliyette bulunamazlar.

(9) Bakanlık, hizmetin etkin ve verimli bir şekilde verilip verilmediğinin izlenmesi amacıyla kendi görev ve yetki alanına giren konularda eğitim kurumlarını denetler.

             İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğiticileri

             MADDE 17 – (1) İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesi;

a) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine ve iş sağlığı ve güvenliği alanında en az beş yıllık mesleki tecrübeye sahip; (A) sınıfı iş güvenliği uzmanları, iş sağlığı ve güvenliği, iş sağlığı veya iş güvenliği lisansüstü eğitimine sahip mühendis, mimar veya teknik elemanlar ile Bakanlıkta görevli iş sağlığı ve güvenliği uzmanlarına,

b) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine sahip ve en az beş yıl teftiş yapmış iş müfettişlerine,

c) Pedagojik formasyona veya eğiticilerin eğitimi belgesine ve en az on yıllık uzmanlık tecrübesine sahip, mühendis, mimar veya teknik eleman niteliğini haiz Bakanlıkta görevli çalışma ve sosyal güvenlik eğitim uzmanlarına,

ç) Mühendis, mimar, fizikçi, kimyager ve teknik öğretmenler ile hukuk fakültelerinden mezun olanlardan üniversitelerde Bakanlıkça ilan edilen eğitim programlarına uygun en az dört yarıyıl ders verenlere,

başvurmaları halinde, Ek-3 teki örneğine uygun olarak düzenlenir.

             Eğitim kurumlarının eğitici kadrosu

             MADDE 18 – (1) Eğitim kurumları, iş güvenliği uzmanlığı eğitim programı için işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesine sahip; makine, inşaat, fizik, kimya veya maden mühendisleri ile bu branşlarda eğitim görmüş teknik öğretmenler, fizikçi ve kimyagerlerden en az ikisiyle tam süreli, müfredatta belirtilen konulara uygun işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesine sahip diğer eğiticiler ile kısmi süreli iş sözleşmesi yapar.

(2) Bir eğitim kurumunda tam süreli iş sözleşmesiyle görev yapan eğitici başka bir eğitim kurumunda herhangi bir görev alamaz.

(3) Tam süreli iş sözleşmesiyle çalışan eğiticilerden biri, aynı zamanda sorumlu müdürlük görevini de yürütebilir.

(4) Eğitim kurumlarında görevlendirme zorunluluğu bulunan personelin işten ayrılması durumunda üç işgünü içinde durum Genel Müdürlüğe yazı ile bildirilir. Otuz gün içerisinde bu kişilerin yerine aranan niteliklere sahip personel görevlendirilmesi ve Genel Müdürlüğe bildirilmesi zorunludur.

             Eğitim programlarına başvuru

             MADDE 19 – (1) İş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarına katılmak isteyen adaylar eğitim kurumlarına aşağıdaki belgeler ile başvururlar:

a) Başvuru yapılan eğitim kurumuna hitaben yazılan ve adayın hangi iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacağını belirten ve T.C. kimlik numarası ile iletişim bilgilerini içeren başvuru yazısı.

b) Adayın mühendis, mimar veya teknik eleman olduğunu gösteren diploma veya mezuniyet belgesi.

c) (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az dört yıl fiilen görev yaptığını gösteren belge.

ç) (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı eğitim programına katılacaklar için (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesi ve bu belgeyle en az üç yıl fiilen görev yaptığını gösteren belge.

d) İş güvenliği uzmanlığı yenileme eğitimine katılacaklar için geçerli mevcut belge.

(2) Yukarıda belirtilen belgelerin aslı ile birlikte örneğinin getirilmesi halinde eğitim kurumları tarafından tasdiki yapılır. Başvuru sırasında gerçeğe aykırı belge ve beyanda bulunduğu tespit edilenlerin başvuruları reddedilir. Bu durumun sonradan tespiti halinde eğitim, sınav ve belgeleri geçersiz sayılır.

(3) Eğitim kurumları, başvuru esnasında adaylardan katılacakları programın gerektirdiği şartları karşıladığını gösteren belgeleri istemek ve bu belgeleri beş yıl süreyle her bir aday için açılan dosyada saklamak zorundadır. Bu konuda, Yönetmeliğin ilgili maddelerinde belirtilen hükümlere aykırı işlemlerden doğacak sorumluluk eğitim kurumuna aittir.

(4) Yurtdışından alınan iş güvenliği uzmanlığı veya eşdeğer belge sahipleri, bu belgelerinin yeterliliklerini Bakanlığa onaylatmak kaydıyla eğitim kurumlarına başvuru yapabilirler.

(5) Bu Yönetmelikte belirtilen çalışma sürelerinin tespitinde Sosyal Güvenlik Kurumu kayıtları, diploma veya mezuniyet belgelerinin doğruluğunun tespitinde Yükseköğretim Kurulu kayıtları esas alınır.

             Eğitim programları

             MADDE 20 – (1) Eğitim kurumları eğitime başlayabilmek için; Bakanlıkça belirlenen müfredat esas alınarak hazırlanan ve eğitim verilecek konulara uygun eğiticilerin ve ikiden fazla olmamak üzere eğiticilerin yedeklerinin de yer aldığı teorik eğitim programını ve eğitime katılacakların listesini ilgili eğitimin başlangıç tarihinden en az on iş günü önce Bakanlığa yazılı ve elektronik ortamda bildirirler.

(2) Eğitim kurumları, pratik eğitimin yapılacağı işyerlerinin listesi ve eğitim tarihlerini Bakanlığa yazılı ve elektronik ortamda bildirirler.

(3) Eğitim kurumları, mücbir nedenlerle eğiticilerde değişiklik olması halinde eğitimin başlamasından önce Genel Müdürlüğe yazı, faks veya e-posta yoluyla bilgi verirler.

(4) Bakanlıkça onaylanmamış programlarla eğitime başlanamaz.

(5) Teorik ve uygulamalı dersler haftanın günlerine dengeli olarak dağıtılır. Adayların, teorik eğitimin %90’ına ve uygulamalı eğitimin tamamına katılımı zorunludur. Eğitim kurumlarınca, eğitimin sonunda adayların derslere devam durumunu gösteren çizelge düzenlenir.

(6) Eğitimlerde kullanılacak araç ve gereçler günün teknolojisine uygun olacaktır.

DÖRDÜNCÜ BÖLÜM

Eğitim ve Sınavlar

             İş güvenliği uzmanlarının eğitimleri

             MADDE 21 – (1) Bakanlıkça belirlenecek eğitim programları teorik ve uygulamalı olmak üzere iki bölümden oluşur. Eğitim süreleri, teorik kısmı 180 saatten, uygulama kısmı 40 saatten ve toplamda 220 saatten az olamaz. Teorik eğitimin en fazla yarısı uzaktan eğitim ile verilebilir. Uygulamalı eğitimler, iş güvenliği uzmanı bulunan bir işyerinde yapılır.

(2) İş güvenliği uzmanları, belgelerini aldıkları tarihten itibaren beş yıllık aralıklarla eğitim kurumları tarafından düzenlenecek yenileme eğitimine katılmak zorundadırlar. Bu eğitimin süresi otuz saatten az olamaz.

             Eğitim katılım belgesi

             MADDE 22 – (1) Eğitimi tamamlayan adaylara eğitim kurumları tarafından, Ek-4’teki örneğine uygun eğitim katılım belgesi düzenlenir. Bu belgeler, eğitimin tamamlanmasından itibaren en geç on gün içerisinde Bakanlığa gönderilir.

(2) Eğitim katılım belgesi Bakanlığa gönderilmeyen adaylar sınava katılamaz, yenileme eğitimine katılma zorunluluğu bulunanların ise vize işlemleri yapılmaz.

             Sınavlar

             MADDE 23 – (1) Eğitim programlarını tamamlayan adayların sınavları Bakanlıkça yapılır veya yaptırılır.

(2) Girdiği ilk sınavda başarılı olamayan aday takip eden sınavlardan birine daha katılabilir. Ancak iki sınavda da başarılı olamayanlar yeniden eğitim programına katılmak zorundadırlar.

(3) Sınavlarda 100 puan üzerinden en az 70 puan alan adaylar başarılı sayılır, itirazlar sınavı düzenleyen kurum tarafından sonuçlandırılır.

             Belgelendirme

             MADDE 24 – (1) İş güvenliği uzmanlığı belgesi almak isteyen ve sınavda başarılı olan adayların belgelendirme başvurularının değerlendirilmesi amacıyla, her aday için açılacak dosyanın elektronik ortamda veya yazılı olarak eğitim kurumları tarafından, eğitim programlarına katılmadan doğrudan sınava girecek olan adayların ise Yönetmeliğin ilgili maddelerinde belirtilen nitelikleri haiz olduklarını gösteren belgelerin şahsen veya posta yoluyla Genel Müdürlüğe ibraz edilmesi gerekmektedir.

(2) İşyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitici belgesi almak isteyenlerin belgelendirme başvurularının değerlendirilmesi amacıyla; aşağıda belirtilen belgelerin şahsen veya posta yoluyla Genel Müdürlüğe ibraz edilmesi gerekmektedir:

a) Geçerli (A) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlar için; pedagojik formasyon veya eğiticilerin eğitimi belgesi ile iş sağlığı ve güvenliği alanında mesleki tecrübeye sahip olduklarını gösteren belge.

b) Bakanlıkça ilan edilen eğitim programlarına uygun alanlarda üniversitelerde ders vermiş olanlar için; mühendis, mimar, fizikçi, kimyager, teknik öğretmen veya hukuk fakültesi mezunu olduklarını gösteren lisans diplomaları ve Bakanlıkça ilan edilen eğitim programlarına uygun alanlarda en az dört yarıyıl ders verdiklerini gösteren rektörlük onayını içeren resmi yazıların asılları.

c) Yukarıdaki bentlerde belirtilenler dışında kalanlar için ise 17 nci maddede belirtilen nitelikleri haiz olduklarını gösteren belgeler.

(3) Bu madde uyarınca ibraz edilmesi gereken belgelerin aslı ile birlikte bir örneğinin getirilmesi halinde Bakanlıkça tasdiki yapılır ve eğitim kurumlarınca ibraz edilen belgelerin doğruluğundan eğitim kurumları, şahsen ibraz edilmesi gereken belgelerin doğruluğundan ise şahıslar sorumludur.

             Belge alma ve vize işlemleri

             MADDE 25 – (1) Belge almak veya vize işlemlerini yaptırmak isteyen kişi ve kuruluşların;

a) Bu Yönetmeliğin ilgili hükümlerine uygunluk sağlamaları,

b) Bakanlıkça belirlenen belge veya vize ücretini ödemeleri,

gereklidir.

(2) Yetkilendirilen kurumlar beş yılın tamamlanmasına en fazla atmış, en az kırkbeş gün kala vize işlemleri için Genel Müdürlüğe müracaat eder. Eksikliği bulunmayan kurumların vize işlemleri vize süresinin bitiminden önce Genel Müdürlükçe sonuçlandırılır. Yukarıda belirtilen süreler içinde müracaat etmeyen ve vize süresi sona erdikten sonra vize işlemlerini tamamlamamış olanların yetki belgeleri iptal edilerek durum on gün içinde yazı ile bildirilir.

(3) Yetki belgesi sahipleri, herhangi bir sebeple faaliyetlerini bırakmaları halinde otuz gün içinde yetki belgelerinin asıllarını Genel Müdürlüğe iade ederler.

BEŞİNCİ BÖLÜM

Mesleki Bağımsızlık, İhtar ve İptal

             Mesleki bağımsızlık ve etik ilkeler

             MADDE 26 – (1) İş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevlendirilenler;

a) Uzmanlık bilgilerini uygularken işveren ve işçilerden mesleki anlamda bağımsız olarak çalışır ve işverenden talimat alamazlar.

b) Özellikle sağlık ve güvenlik riskleri konusunda, işveren ve işçilere önerilerde bulunurken hiçbir etki altında kalmazlar.

c) Hizmet sundukları kişilerle güven, gizlilik ve eşitliğe dayanan bir ilişki kurar ve ayrım gözetmeksizin tüm işçileri eşit olarak değerlendirirler.

ç) Çalışma ortamı ve koşullarının düzenlenmesinde, kendi aralarında, yönetici ve işçilerle iletişime açık ve işbirliği içerisinde hareket ederler.

(2) Mesleki bağımsızlığın sonuçları hiçbir şekilde iş sağlığı ve güvenliği hizmetlerinde görevlendirilenlerin aleyhine kullanılamaz ve yapılan sözleşmelere mesleki anlamda bağımsız çalışmayı kısıtlayabilecek şartlar konulamaz.

             İhtarlar

             MADDE 27 – (1) 28 inci maddede yer alan yetki belgesinin doğrudan iptalini gerektiren durumların dışındaki ihlallerde, Ek-5 ve Ek-6’da belirtilen şekilde ihtar puanları uygulanır.

(2) Bir takvim yılı içinde hafif ihlallerin ihtar puanlarının toplamının 30’a, orta ihlallerin ihtar puanlarının toplamının 60’a ulaşması durumunda kişi ve kurumların o yıl içinde işleyecekleri diğer hafif ve orta ihlaller bir üst derecenin tavan puanı esas alınarak uygulanır.

(3) İhtar gerektiren bir ihlali yalnızca bir kez işlemiş olan kişi ve kurumların, o ihlale ilişkin ihtar puanları üç yıl sonunda, beş yıllık sürenin sonunda vize işlemini tamamlayan kişi ve kurumların ise ihtar puanının verilmesinin üzerinden en az bir yıl geçmiş olan tüm ihtar puanları silinir.

             Yetkilerin askıya alınması ve iptali

             MADDE 28 – (1) Bu Yönetmelik uyarınca yetkilendirilen kişi ve kurumların yetki belgelerinin geçerliliği;

a) İhtar puanları toplamının, kişiler için 100, kurumlar için 200 puana ulaşması,

b) Denetim veya kontrollerde tespit edilen noksanlıkların giderilmesi için verilen en fazla otuz günlük süre sonunda noksanlıkların devam etmesi

hallerinden birinin gerçekleşmesi durumunda altı ay süreyle askıya alınır.

(2) Yetki belgelerinin geçerliliğinin altı ay süreyle askıya alınması işlemini gerektiren durumların tekrarı halinde bir yıl süreyle askıya alma yaptırımı uygulanır.

(3) İş güvenliği uzmanları için yenileme eğitimine katılmamaları ve bu eğitimi tamamlamamaları halinde bu eğitimi tamamlamalarına kadar yetki belgelerinin geçerliliği askıya alınır.

(4) Yetki belgelerinin geçerliliği askıya alınan kişi ve kurumlar askıya alınma süresince bu Yönetmelik kapsamındaki yetkilerini kullanamazlar. Yetki belgesi askıya alınan kurumlar taahhüt ettikleri hizmetleri herhangi bir ek ücret talep etmeden bir başka eğitim kurumundan temin etmek zorundadırlar.

(5) Bu Yönetmelik uyarınca yetkilendirilen kişi ve kurumların yetki belgelerinin geçerliliği;

a) Bakanlıkça belirlenen esaslara aykırı şekilde şube açmaları, yetki aldığı adres veya il sınırları dışında hizmet vermeleri,

b) Sunmakla yükümlü oldukları hizmetlerin tamamını veya bir kısmını devretmeleri,

c) Üçüncü defa yetki belgelerinin geçerliliğinin askıya alınmasını gerektiren şartların oluşması,

ç) Yetki belgesinin amacı dışında kullanıldığının tespiti,

d) Belgesi askıda olan kişi ve kurumların bu süre içinde faaliyetleri ile ilgili sözleşme yaptıklarının veya hizmet vermelerinin tespiti,

hallerinden birinin varlığı halinde doğrudan iptal edilir.

(6) Yetki belgesi iptal edilen kurumlar ve bu kurumlarda kurucu veya ortak olanlar ile eğitici belgesi sahipleri ve iş güvenliği uzmanları beş yıl içinde tekrar yetki belgesi başvurusunda bulunamaz ve iş güvenliği uzmanları beş yıllık sürenin sonunda bir alt sınıfta yer alan belge sınıfı için yapılacak sınava başvuruda bulunabilirler.

(7) Belgesinin geçerliliği askıya alınanlar ve iptal edilenlere Genel Müdürlükçe yazılı bildirim yapılır ve internet sayfasında ilan edilir. Belgesinin geçerliliği askıya alınan kişi ve kurumların belgelerini tekrar kullanabilmeleri için Bakanlık onayının alınması zorunludur.

(8) Yetki belgesinin iptali veya geçerliliğinin askıya alınması durumunda önceden yapılan hizmet ve iş sözleşmeleri ile aday kayıt işlemlerinden doğan hukuki sonuçlardan iptal edilen yetki belgesi sahipleri sorumludur.

ALTINCI BÖLÜM

Çeşitli ve Son Hükümler

             Bir üst sınıfta çalışma

             GEÇİCİ MADDE 1 – (1) Bu Yönetmeliğin yayımından itibaren, (C) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlar üç yıl süreyle tehlikeli sınıfta yer alan işyerlerinde, (B) sınıfı iş güvenliği uzmanlığı belgesine sahip olanlar dört yıl süreyle çok tehlikeli sınıfta yer alan işyerinde iş güvenliği uzmanı olarak görevlendirilebilirler.

             Mevcut eğitim kurumlarının durumları

             GEÇİCİ MADDE 2 – (1) Bu Yönetmeliğin yayımından önce işyeri hekimliği ve iş güvenliği uzmanlığı eğitim kurumu yetki belgesi almış olan kurumlar, bu Yönetmelikte belirlenen yer ve donanımla ilgili şartları bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren en geç altı ay, diğer şartları ise otuz gün içinde yerine getirir. Belirlenen süreler içinde şartları yerine getirmeyen eğitim kurumlarının yetki belgeleri iptal edilir.

             Vizesi dolmuş iş güvenliği uzmanlığı belgeleri

             GEÇİCİ MADDE 3 – (1) Belge alma tarihine göre vize süresi dolmuş olan iş güvenliği uzmanlarının belgeleri bu Yönetmeliğin yayımı tarihinden itibaren altı ay süreyle geçerlidir. Bu sürenin sonunda yenileme eğitimini tamamlamayanların yetki belgelerinin geçerliliği söz konusu eğitimi alana kadar askıya alınır.

             Eğitimi tamamlayanlar

             GEÇİCİ MADDE 4 – (1) 15/8/2009 tarihli ve 27320 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan İşyeri Sağlık ve Güvenlik Birimleri ile Ortak Sağlık ve Güvenlik Birimleri Hakkında Yönetmelik kapsamında yetkilendirilmiş eğitim kurumlarınca düzenlenen iş güvenliği uzmanlığı eğitim programlarını tamamlayanlar bu Yönetmelik kapsamında yer alan iş güvenliği uzmanlığı eğitimlerini tamamlamış sayılırlar ve düzenlenecek sınavlara katılmaya hak kazanırlar.

             Yürürlük

             MADDE 29 – (1) Bu Yönetmelik yayımı tarihinde yürürlüğe girer.

             Yürütme

             MADDE 30 – (1) Bu Yönetmelik hükümlerini Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı yürütür.

Read More

Katı Atık Bertaraf Tesisi, 2013 Yılında Tamamlanacak

çevre mühendisliği

Karabük Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yapımı devam ediyor.

Karabük Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin yapımı devam ediyor. Tesisin, 2013 yılında tamamlanması hedefleniyor.

Karabük Çevre Hizmetleri Birliği(KARÇEV) 2012 yılı Kasım ayı olağan toplantısı, Vali İzzettin Küçük Başkanlığında gerçekleştirildi. 2013 yılı tahmini bütçesinin görüşüldüğü toplantıda Orman ve Su İşleri Şube Müdürü Ahmet Işık, yapımı devam eden Karabük Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin son durumu hakkında bilgiler verdi. Işık, tesisin yüzde 60 oranında fiziki yapımının tamamlandığını belirterek, “Katı Atık Bertaraf Tesisi’nin kaba inşaatı bitmek üzere. Saha düzenleme ve alt yapı çalışmaları devam ediyor. Büyük bir aksilik olmazsa tesisi 2013 yılı içinde tamamlayarak hizmete sokmayı hedefliyoruz.” dedi. Toplantıda daha sonra 2013 yılı tahmini bütçesi görüşüldü.

23.11.2012

Read More

Einstein’in Beyni Farklı

cevremuhendisiyim.com

Nobel ödüllü fizikçi Albert Einstein’ın, normal insanların beyninden çok daha farklı bir beyne sahip olduğu ortaya çıkarıldı.

Florida Eyalet Üniversitesi’nden evrimsel antropolog Dean Falk,Einstein’ın beyninin büyüklük ve şekil açısından normal olduğunu, ancak beynin bazı kısımlarındaki anatomik özelliklerin son derece farklı olduğunu söyledi.

Falk, Einstein’in beyninin prefrontal, somatosensoriyel, motor, paryetal, temporal ve oksipital kortekslerinin olağanüstü özellikler gösterdiğini belirtti.

Bu özelliklerin Einstein’in mekansal ilişkilerin görsel algısı ve matematik yeteneklerine nörolojik destek sağladığına dikkati çeken Falk,“Einstein’in beyninin ön lobu aşırı derecede kıvrımlı, paryetal loplar da olağanüstü bir biçimde asimetrik. Somatosensoriyel ve motor korteksler ise sol yarımküreye doğru büyük bir genişleme gösteriyor” dedi.

1955 yılında hayata vedan eden Einstein’in beyni, kafatasından çıkarılmış ve çeşitli açılardan fotoğraflanmıştı. Bu fotoğrafların çoğu, 1955 yılından bu yana kayıptı.
Bu fotoğraflardan 14′ü, kısa bir süre önce fotoğrafları çeken patolog Thomas Harvey tarafından New Jersey’deki Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi’ne bağışlanan belgeler arasında bulundu.

Einstein’in beyni fotoğraflandıktan sonra incelenmek üzere 240 parçaya bölünmüştü. Bu parçaların büyük bir kısmı, hala Princeton Üniversite’si bünyesindeki Ulusal Sağlık ve Tıp Müzesi’nde saklanıyor. Diğer parçaların nerede olduğu ise bilinmiyor.

Einstein, genel görecelik kuramını geliştirerek bilim dünyasında devrim yapan ve 1921 yılında fotoelektrik etki üzerine çalışmalarıyla Nobel Fizik Ödülü’ne layık görülmüştü.
Falk’ın “Albert Einstein’ın Serebral Korteksi: Yayımlanmamış Fotoğrafların Ön Analizi” adlı çalışması, “Brain” dergisinde yayımlandı.

Öte yandan, araştırmada elde edilen bulgular, önemli bir soruyu da gündeme getirdi: “Einstein, olağanüstü bir beyine sahip olduğu için mi fizikçi oldu, yoksa fizikle uğraşması, beyninin belirli kısımlarının olağanüstü bir biçimde değişmesine mi neden oldu?”

19 Kasım 2012

Read More

Büyükçekmece’ye Biyolojik Arıtma

arıtma-tesisi

Büyükçekmece sahillerini daha temiz günlere kavuşturacak ileri biyolojik atıksu arıtma tesisi için ilk kepçe vuruldu.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi’nden (İSKİ) alınan bilgiye göre Büyükçekmece İleri Biyolojik Arıksu Arıtma Tesisi inşaatına başlandı. Yaklaşık 46 milyon TL’ye mal olacak ve günlük 132 bin metreküp atıksu arıtma kapasitesine sahip tesis; Büyükçekmece, Mimar Sinan, Çatalca ve Tepecik bölgelerinden gelen tüm atık suları azot, fosfor ve karbon giderimlerine kadar arıtacak.

Atık suları ileri biyolojik derecede arıtarak bölge sahillerinin daha temiz kriterlere kavuşmasını sağlayacak olan tesisin ihale aşamasının tamamlanmasının ardından tesisin şantiye çalışmalarına başlandı. Yaklaşık 200 bin nüfusa hizmet verecek tesis, 2014 yılı sonunda tamamlanarak hizmete alınacak.

Büyükçekmece’nin atık suları 1998 yılında inşa edilen Büyükçekmece Atıksu Ön Arıtma Tesisi’nde ön arıtmaya tabi tutuluyor. Arıtılan atık sular 4 bin 847 metre uzunluğundaki kara boru hattı ve bin 803 metre uzunluğundaki deniz deşarj hattı ile Marmara Denizi’nin 40 metre derinliğine deşarj ediliyor.

Read More

Şanlıurfa İçme Suyu İçin Yeni İhale

havalandirma-cevre

Şanlıurfa Belediyesi’nin DSİ ile ortaklaşa hazırladığı ve iki kısımdan oluşan “İçme Suyu Arıtma Tesisi” projesinin ikinci kısım ihalesinin, 5 Aralık 2012′de yapılacağı bildirildi.

Birinci kısımdaki Arıtma Tesisi İhalesi yapılan projenin, şimdi de 7 adet içme suyu deposu, 5 adet pompa istasyonu ve 30 kilometre ana isale hattının ihalesi, 5 Aralık’ta DSİ Genel Müdürlüğü’nde saat 14.30′da gerçekleştirilecek.

“İçme Suyu 2. Kısım Arıtma Tesisi” projesinin Şanlıurfa’nın önümüzdeki 30 yıl için içme suyu sorununu çözeceğini belirten Şanlıurfa Belediye Başkan Yardımcısı Habib Arslan, “Birinci kısmın ihalesini daha önce yapmıştık. Şimdi projenin ikinci kısmı için ihalesini yapacağız” dedi.

Habib Arslan, mevcut içme suyu arıtma tesisinin kapasitesinin 270 bin metreküp iken ikinci etabın tamamlanmasıyla birlikte kapasitenin 600 bin metreküpe çıkartılacağını dile getirdi. Arıtma tesisiyle birlikte Dağeteği Bölgesi’nde 2, Maşuk’ta 2, Direkli’de 1, Yenice’de 1, Karaköprü beldesinde de 1 olmak üzere toplam 7 adet depo, 5 adet pompa istasyonu yapılacağını aktaran Belediye Başkan Yardımcısı Arslan, projenin ikinci etabının özellikle imara yeni açılan; Dağeteği, Sırrın Karşıyaka, Karaköprü, Maşuk ve Yenice mahallelerinin içme suyu ihtiyacının karşılanması amacıyla faaliyete geçirilmesini planladıklarını söyledi.

Şanlıurfa için projenin büyük önem taşıdığını vurgulayan Arslan, projenin depo ve ana isale hattına ilişkin kısmının ihalenin, 5 Aralık 2012 Çarşamba günü saat 14.30′da DSİ Genel Müdürlüğü’nde yapılacağını aktardı.

Arslan, yaptığı açıklamada, “Bu ihalemizin içerisinde 7 adet içme suyu deposu, 5 adet pompa istasyonu ve yaklaşık 30 kilometre de ana isale hattımız var. Dolayısıyla bu ihalemiz de gerçekleştiği zaman tahmin ediyorum 2013 Ocak ayında işlemlere başlanır. Yapım süresi 450 gün. Yaklaşık olarak Mart 2014 seçimlerine kadar da gerçekleşmiş olacak. İnşallah kentimize hayırlı olur. Aynı zamanda da kentin alt yapı anlamında da alt yapısını kurmuş olacağız. Biz büyükşehir oluyoruz ve ŞUSKİ idaresinin de bir noktada işini kolaylaştırmış oluyoruz. Bu çalışmalar esnasında büyük desteklerini bizlerden esirgemeyen başta Sayın Orman ve Su İşleri Bakanımız Veysel Eroğlu beye, DSİ Genel Müdürümüz Akif Özkaldı beye, DSİ Genel Müdür Yardımcısı Ömer Özdemir beye, İçme Suları Daire Başkanı Ayhan Taşkın beye ve tüm ekibine yürekten teşekkür ediyoruz. Gerçekten 4 yıllık süreç içerisinde hem bizlerle büyük gayret gösterdiler, hem de yardımlarını esirgemediler. Dolayısıyla bu projede bunların da büyük emekleri geçti. Zaten yasa gereği içme suları tesisleri DSİ ile birlikte tasarlanıyor. Parasını ilgili belediyeler veriyor. Ancak yasa gereği ihaleleri onlar tarafından yapılıyor, projeler birlikte tasarlanıp yapılıyor. Şanlıurfamıza hayırlı olur diye düşünüyorum” ifadelerini kullandı.

Read More

Cep Telefonlarında Artık Şarj Bitmeyecek

samsung

ABD’de araştırmacılar, acil durumlarda, cep telefonunusallayarakşarjetmeye yarayacakbsistem üzerinde çalışıyor.

ABD’deki Virginia Tech Üniversitesi’nden Shashank Priya ve ekibi, cep telefonlarında ses, basınç ve hareketi enerjiye dönüştürecek yeni bir sistem üzerinde çalışma sürdürüyor.

Ekibin çalışması, telefonutuşlarken ya da sallarken kullanılan enerjinin, cihazın içine yerleştirilen ”acil durum şarj aletine” aktarılabileceğini gösteriyor.

Deneyde kullanılan piezoelektrik maddeninsesve basınç karşısında vereceği tepkinin, telefonu çalıştıracak enerjiye dönüştürülüp dönüştürülemeyeceğini test eden ekip, beklediği sonuca ulaştı.

Yapılan deney, ses ve basınçla karşılaştığında titreşen ve elektrik akımı üreten bu maddenin telefona yerleştirilmesiyle kurulacak sistemin, cihazın kısa süreliğine şarj edilmesine yarayabileceğini de göstermiş oldu.

Priya ve ekibi, bataryanın boşaldığı acil durumlarda telefonu birkaç dakika sallamanın, önemli bir görüşmeye yetecek enerjiyidepolamayayeteceğini düşünüyor.

Amerikalı ekibin araştırması, ”New Scientist” dergisinde yayımlandı.
16 Kasım 2012

Read More

Rüzgar Enerjisine İlgi Artıyor

rüzgar enerjisi

Uluslararası ve Dünya Rüzgar Enerjisi Konseyi’nin raporuna göre rüzgâr 2020 yılına dek dünya elektrik ihtiyacının %12’sini karşılayabilir.

Uluslararası ve Dünya Rüzgâr Enerjisi Konseyi, rüzgâr endüstrisinin geleceği üzerine yeni raporunu bugün Çin’in Pekin kentinde yayımladı. Dünya Rüzgâr Enerjisi Görünümü adlı raporun bu dördüncü sayısında, 2020 yılına dek rüzgârın dünya elektrik ihtiyacının %12’sini karşılayabileceği öngörülüyor. Bu gerçekleşirse, 1,4 milyon yeni iş yaratılacağı gibi, karbon salımlarında da yıllık 1,5 milyar tonluk bir azalma olacak.  2030 yılında ise rüzgâr enerjisi dünya çapında elektrik talebinin %20’sini karşılayabilir.

Raporda Türkiye’de rüzgar endüstrisinin durumuna ilişkin de aşağıdaki ifadelere yer veriliyor:  “Türkiye’de rüzgâr sektöründeki kurulu güç 2007’deki 30 MW’tan, 2011 yılında 1800 MW’a çıkarak hızlı bir ilerleme kaydetti. Türkiye’de toplam rüzgâr enerjisi potansiyeli 47 GW ve bu potansiyel önümüzdeki yıllarda da rüzgâr pazarında hızlı bir ilerlemeye olanak tanıyor. 2015 yılına kadar kurulu rüzgâr kapasitesinin yılda 500 ila 1000 MW büyüyerek 5 GW’ı aşması bekleniyor. Hükümet 2023 yılına kadar kurulu rüzgâr gücünü 20 GW’a kadar çıkarmayı planlıyor. Ancak Türkiye’de rüzgâr enerjisindeki gelişmelerin önündeki en büyük engel karmaşık ve bürokratik idari süreçler. Yeni yerel mevzuatların uygulanması ile ilgili durumun daha net hale gelmesi ve bu konu netlik kazandıktan sonra 2020 yılına kadar sürecin uzatılması gerekiyor. Türkiye’de rüzgâr enerjisi toplam elektrik ihtiyacının %20′sini rahatlıkla karşılayabilir ve şebekede yapılacak iyileştirmelerle bu daha bile fazla olabilir.”

Greenpeace Akdeniz İklim ve Enerji Kampanyası Sorumlusu Pınar Aksoğan, konuyla ilgili olarak “Raporda da belirtildiği gibi, hükümetin bundan sonra belirleyeceği politikalar ve idari düzenlemelerle, sahip olduğumuz rüzgâr enerjisi potansiyeli Türkiye’nin elektrik ihtiyacının %20′sini karşılayabiliyor. Yerel yenilenebilir enerji kaynaklarımız bu kadar zenginken, Hükümet hala Türkiye’nin elektrik ihtiyacının sadece %4′ünü karşılayacak nükleer gibi tehlikeli ve pahalı bir enerji türü ve kömür gibi iklim değişikliğinin en büyük nedeni olan enerjiyle vakit kaybediyor.  Yenilenebilir enerjilere yönelmek beraberinde hem enerji bağımsızlığını hem de pek çok yeni iş sahasını getirecektir.”

 

15.11.2012

Read More

Etriye Nedir?

çevre-mühendisi

Betonarme yapılarda etriye

Etriye, betonarme yapılarda kolon ve kirişlerde yatay donatı olarak kullanılan, elemanlara gelen kesme kuvvetlerine karşı dayanım sağlayan elemanlardır. Bunun yanı sıra, elemanların ve genel olarak yapının daha sünek davranması için sıklaştırma ve boyuna donatılarında burkulmasını engellemek için (sargılama) kullanılır. Deprem Yönetmeliğince iki ucu da 135 derece kıvrılarak boyuna donatıların tutulması ve etriyenin açılmaması sağlanmalıdır.

Read More

Radye Temel Nedir?

çevre-mühendisi

Radye Temel Nasıl Yapılır?

Yapının oturduğu zemin yüzeyini bir döşeme gibi boydan boya kaplayan çoğu betonarme temellerdir. Doldurulmuş zeminler gibi zemin emniyet gerilmesinin çok düşük olduğu zeminlerde, temel zeminini fazlaca sıkışabilme özelliği gösterdiği zeminlerde, temel duvarı ve kolonlarının birbirine çok yakın olduğu zamanlarda ya da yapı yüklerinin çok büyük olduğu durumlarda radye temel tercih edilmelidir. Radye temel uygulaması ile yapı, zemini tamamen örten ve tersine çalışan bir döşeme üzerine oturtulur.

Aşağıdaki resim radye temelin beton atılırken

 

Ayrıca radye temel, dış duvarların oturduğu alandan yaklaşık 1 m. kadar daha geniş atılır. Mesela 100 m2′lik bir dairenin tabanına yaklaşık 140 m2′lik temel atılarak, binanın ağırlığının her tarafa eşit yayılmasını sağlar.

Read More

Arçelik Servis İzmir – 444 1 494

çevre-mühendisi

Müşteri memnuniyetini hedef alan hizmetlerimiz aynı zamanda kaliteden ödün vermeden sizlere sunulmaktadır. Bu alanda Arçelik servis İzmir olarak Arçelik markalı beyaz eşyalarınız için güvenebileceğiniz kalitede hizmet sunmak için elimizden geleni yapmaktayız. Uzman kadromuz ve kaliteli ekipmanlarımız aracılığı ile verdiğimiz hizmetlerimiz yenilikçi ve garantili olarak hizmet vermektedir. 1 yedek parça garantisi ile verdiğimiz hizmetlerimiz uzun sürede etkili hizmet garantisi sunmaktadır. Bu konuda güven ve dürüstlük çerçevesinde verdiğimiz hizmetlerimiz günlük yaşam için oldukça önemli olan beyaz eşyalarınız için kaliteli ve garantili hizmet sunmaktadır.

Özel servis hizmeti ile yerinde verdiğimiz hizmetlerimizde memnuniyetiniz kaçınılmazdır. Oldukça geniş bir kitleye hitap eden hizmetlerimiz ekonomik fiyatlardadır. Bu konuda birçok rakibimize nazaran uygun olan fiyatlarımız kaliteden taviz vermeden sizlere ulaştırılmaktadır.

Arçelik Servis İzmir

Hizmetlerimize ulaşmak ve soru ve görüşlerinizi iletmek için 444 1 494 nolu numaradan ulaşabilirsiniz. Beyaz eşyalarınız için oldukça geniş kapsamlı olan hizmetlerimiz ayrıca hizmet ağıda oldukça genişlemektedir. Teknolojiye paralel olarak verdiğimiz hizmetlerimizde saygıdan ve güler yüzden ödün vermeden personel kadromuz ile hizmetinizde bulunmak bizlere mutluluk vermektedir. Teknik servis konusunda aradığınız firmayı henüz bulamadıysanız hizmetlerimizi güvenle tercih edebilirsiniz. Bu konuda istek ve beklentileriniz ile uyumlu hizmet verebilmek için elimizden geleni yapmaktayız. Beyaz eşyalarınız için kaliteli ve garantili bakım ve onarım hizmetleri sorunsuz hizmet anlayışı ile sizlere sunulmaktadır. Bu nedenle oluşan arıza ve bakım ihtiyaçlarınız için düşünmeden bizi tercih edebilirsiniz.

Kaynak : http://www.arcelikservisizmir.org

Arçelik çevre mühendisi iş alımı | arçelik çevre politikası | arçelik çevre mühendisi iş ilanı.

Read More

Eğirdir’de Endişelendiren Rapor

icme-suyu

Belediye Başkanı’nın su içerek şov yaptığı gölde, kanserojen maddeler çıktı…

TÜBİTAK ve valilik tarafından yapılan protokolle koruma altına alınan ancak AKP’li Eğirdir Belediyesi’nin döktüğü çöplerden kurtulamayan Eğirdir Gölü, geçtiğimiz yıl yaşanan balık ölümleriyle gündeme gelmişti. Ancak Eğirdir Belediye Başkanı Osman Nuri Özmeral, gölün suyunun kirli olmadığını öne sürmüş, basın mensuplarının önünde gölden avucuyla su içerek temiz olduğunu söylemişti. Vali Memduh Oğuz ise Eğirdir Gölü’nün suyunun, akarsulardan değil, dipten geldiğini vurgulayarak, bunun cennetten bir özellik olduğunu söylemişti.

Isparta İl Genel Meclisi’nin talebi üzerine hazırlanan rapor ise, gölde kanserojen özellik taşıyan ağır metaller olduğunu ortaya çıkardı.

Alarma geçti

Isparta İl Genel Meclisi bir komisyon oluşturulmasını kararlaştırdı. Uzmanların çalışmaları sonunda hazırlanan rapor, meclisin Kasım ayı oturumunda açıklandı. İl Genel Meclisi Üyesi Fevzi Özdemir, Isparta’yı kanser açısından tehdit eden en önemli unsurun, içme suyu kaynağı Eğirdir Gölü’nde biriken ağır metaller olduğunu söyledi. Zirai ilaç ve gübre kullanımı nedeniyle toksik madde biriktiğini anlatan Özdemir,“Gölün su kalitesinin bozulmasında herkesin payı var” dedi.

nuştu. Zirai mücadele ilaçları ve kimyasal gübrelerin tehdidi altındaki Eğirdir Gölü’nde kısa süre içinde radikal kararlar alınmaması durumunda göl suyunun içme suyu olarak kullanımının imkansız hale geleceğinin altını çizen Özdemir, “Kanserojen özellik taşıyan pestisitler ayrıca kadın ve erkek üreme sisteminde sorunlar yaratmakta, büyüme ve gelişmeye olumsuz etkiler yapmaktadır. Arseniğin ise kanser riskinin yanı sıra mide sorunları, kadınlarda kısırlık ve düşük ve sinir sistemine olumsuz etkileri bilinmekte” dedi.

 

 12 Kasım 2012
Read More

Çevre Görevlisi Yönetmeliği

çevre-mühendisi

ÇEVRE GÖREVLİSİ VE ÇEVRE DANISMANLIK FİRMALARI HAKKINDA
YÖNETMELİK TASLAĞI
BİRİNCİ BÖLÜM
Amaç, Kapsam, Dayanak ve Tanımlar
Amaç

Read More

Deşarj İzni İçin Gerekli Belgeler

çevre-mühendisi

SU KİRLİLİĞİ KONTROLÜ YÖNETMELİĞİNİN 37.MADDESİ UYARINCA;

 

ATIKSU OLUŞTURAN (EVSEL VE/VEYA ENDÜSTRİYEL) VE

ALICI SU ORTAMINA ATIKSU DEŞARJI YAPAN İŞLETMELERİN

DEŞARJ İZİN BAŞVURU DOSYALARINDA İSTENİLEN BİLGİ VE BELGELER LİSTESİ

Read More

Kuzey Kutbu Yok Oluyor

kutup

Küresel ısınma ve iklim değişikliğinin, Kuzey Kutbu’ndaki kar örtüsünü de olumsuz etkilediği vekar örtüsünün beklenenden daha hızlı kaybolmaya başladığı bildirildi.

Kanada Çevre Bakanlığından bir grup bilim adamının, Kuzey Kutbu’ndaki kar örtüsünün son 40 yıllık seyri üzerinde bir süredir yürüttükleri çalışma sonuçlandı.

Amerikan Jeofizik Birliğinin bilimsel yayını olan JeofizikAraştırma Mektupları dergisinin son sayısında yayımlanan aynı konudaki başka araştırmaya göre de bölgedeki karörtüsünün kaybolma süreci, son 5 yılda, o ana dek kaydedilenden daha hızlı bir şekilde gerçekleşti.

Araştırma grubunun lideri Dr. Chris Derksen, mevcut örtünün kaybolmasının, bölgedeki yaban hayatı, bitki örtüsü ve topraksıcaklığını değiştirecek boyutta olduğunu ifade etti.

Kutup kar örtüsünde özellikle mayıs ve haziran aylarında önemli azalma gözlemlediklerini bildiren Dr. Chris Derksen, bunun da yaz aylarındaki buzul erimelerini tetiklediğine işaret etti.

İklim değişikliği çalışmalarında, 5 ila 10 yıllık dilimlerin artık kısa zaman aralıkları olarak alındığını hatırlatan Dr. Derksen, bu yıl yaz aylarında Kuzey Kutbu’nda Kanada’nın Alberta eyaleti büyüklüğünde kutup buzunun yok olduğuna dikkati çekti.

6 Kasım 2012

Read More

Windows 8 Türkiye’de

windows 8 cevremuhendisiyim.com

Yazılım devi Microsoft’un günler önce ABD’de duyurduğu yeni işletim sistemi Windows 8′in Türkiye lansmanı da dün akşam saatlerinde yapıldı.

Microsoft Türkiye Genel Müdürü Tamer Özmen, Windows 8 ile birlikte gelen yeni özellikleri anlattı. Microsoft’un yeni işletim sistemi için kesenin ağzını açtığını dile getiren Özmen, bu anlamda 1.9 milyar dolarlık bir bütçenin Windows 8 için ayrıldığına dikkat çekti.

Windows 8′in Türkiye fiyatlarıyla ilgili de bilgi veren Özmen, Windows 8 kurulu cihaz fiyatlarının 200 TL ila 2000 TL arasında değiştiğini kaydederken, Windows 8′in 4 günde 4 milyon kullanıcıya ulaştığını hatırlattı ve Türkiye için tahmini rakamı paylaştı: “2013′te 1.3 milyon Türk kullanıcısının Windows 8 kullanacağını düşünüyoruz” dedi.

Microsoft’un arama motoru Bing ile ilgili de tarih veren Özmen, Bing’in Türkiye pazarına girişinin 2014′ü bulacağına dikkat çekildi.

iPad mini, Windows 8 ve Windows Phone 8 derken Türkiye yeni bir cihazla daha “resmen” tanışacak. Xbox 360′ın yıl sonuna kadar Türkiye’de satışına başlanması bekleniyor.

 

04.11.2012

Read More

Kuşların Yaşadıkları Alanlar Tehlike Altında

gol-resmi

Türkiye’de en çok kuş türünün sayıldığı Aras Nehri sulak alanı, baraj suları altında kalacak.

Dünya Kuş Gözlem Günü, Dünya Kuşları Koruma Kurumu (BirdLife International) öncülüğünde her yıl dünyada yüzlerce ülkede ekim ayının ilk hafta sonunda gerçekleştirilen etkinliklerle kutlanan bir organizasyondur. Doğadaki kuşların güzelliklerini ve büyüsünü insanlara keşfetme imkânı sunan mükemmel bir fırsattır.

2012 yılı Dünya Kuş Gözlem Günü “Göçün Büyüsü” temasıyla kutlandı. Dünya Kuş Gözlem Günü Avrupa’da 18 yıldır, Türkiye’de ise 2004 yılından bu yana ekim ayının ilk hafta sonu Dünya Kuşları Koruma Kurumu’nun ortağı olan sivil toplum kuruluşları ve kuş gözlemciler tarafından çeşitli etkinliklerle kutlanıyor.

2006 yılından bu yana KuzeyDoğa Derneği, Kars KafkasÜniversitesi’yle beraber Dünya Kuş Gözlem Günü’nü Kars, Iğdır ve Ardahan’daki kuş gözlem ve halkalama faaliyetleriyle kutluyor.

Kuzeydoğa Derneği ve Kafkas Üniversitesi Kuş Araştırma ve Eğitim Merkezi, 2012 Dünya Kuş Gözlem Günü faaliyetlerinde tekrar Türkiye rekorlarını kırdı. Kuzeydoğa ve Kafkas Üniversitesi uzmanları 78 türden 17.741 kuşu Kars Kuyucuk Gölü’nde ve Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri kenarında saydı. Dünya Kuş Gözlem Günü etkinliklerinde en çok kuş 41 türden 16.469 kuşla Kars Kuyucuk Gölü’nde sayılırken Türkiye’de en çok kuş türünün görüldüğü alan ise 52 türle, Iğdır Tuzluca Yukarı Çıyrıklı köyü Aras nehri sulak alanı oldu. Aras Kuş Halkalama ve Eğitim Merkezi’ndeki Kuş Gözlem Günü etkinliğini Kafkas Üniversitesi Doktora Öğrencisi ve Kuzeydoğa Derneği Halkama uzmanı Sedat İnak sorumluluğunda, Berkan Demir, Michael Hansen, Kayahan Ağırkaya’nın katılımı ile gerçekleşirken Kuyucuk gölünde kuş sayımını Bilgenur Baloğlu, Ken Burton, Gabriel Cozzi ve Mustafa Özer yaptı.

Utah Üniversitesi öğretim üyesi ve Kuzeydoğa Derneği başkanı Doç. Dr. Çağan Hakkı Şekercioğlu, Dünya Kuş Gözlem Günü ile ilgili olarak şunları söyledi:

“Kuş türü zenginliğine ve Kuzeydoğa Derneği’nin hazırladığı rapor ve başvurulara rağmen, Aras istasyonun yer aldığı 10kilometrekarelik Aras Nehri sulak alanının herhangi bir koruma statüsü bulunmuyor ve hatta resmi olarak sulak alan olarak bile kabul edilmiyor. Öte yandan Aras nehri üzerine kurulan barajlar, nehir yatağından alınan kum ve çakıllarla vadinin ekosistemi her geçen gün daha da bozuluyor. Şimdi de tüm bu alan Tuzluca Barajı’nın suları altında yok olmak üzere ve bu baraj, göç eden kuşların çok önemli bir vahasını yok edecek. Bu vadiden göç eden ve kışın Kars, Ardahan, Erzurum ve Van platolarında şiddetli kışlar geçerken bu vadiyi adeta doğal bir sığınak olarak kullanan milyonlarca kuşu kurtarmak istiyorsak bir an önce vadiyi korunan alan ilan etmeli ve bu kuşların kullandığı yaşam alanlarını korumalıyız.”

02.11. 2012

Read More

Hastalıklar Çıplak Gözle Saptanabilecek

cevre-muhendisligi

İngiliz bilim insanları hastalıkların çıplak gözle teşhisine imkan veren bir algılama cihaz geliştirdi.

Imperial College London yüksek okulundan bilim insanlarının prototipini geliştirdikleri algılama cihazı, hastalıkların ve virüslerin daha başlangıç aşamasında belirlenmesine imkan sağlayacak derecede hassas ölçümler yapılmasına imkan sağlıyor.

Bilim insanları, geliştirdikleri görsel algılama teknolojisinin, başlangıç safhasındaki prostat kanseri ve HIV de dahil olmak üzere virüs enfeksiyonlarının teşhisinde kullanılan, tıpta altın standart olarak adlandırılan metotlardan 10 kat daha hassas ölçüm yapılabilmesine olanak sağladığını bildirdi.

Bilim insanları cihaz sayesinde, hastalıkları belirlemek için gereken gelişmiş araç gereçlerin kısıtlı olduğu ülkelerdeki hastalar için daha ucuz ve daha basit teşhis ve erken tedavi imkanına kavuşacaklarını belirtti.

Araştırma ekibinin başı, Imperial College London’ın Materyaller ve Biyo Mühendislik Bölümü’nden Prof. Molly Stevens yaptığı açıklamada, ‘‘Retroviral tedavilerde kaydedilen iyileşmeleri değerlendirmek ve yeni enfeksiyon vakalarının kontrolünü yapmak için hastaların belirli aralıklarla tıbbi testlerden geçirilmeleri hayati önem taşır. Ne yazık ki tıpta altın standart adı verilen mevcut hastalık belirleme metodları, sınırlı kaynaklara sahip ülkeler için aşırı derecede pahalı olabiliyor. Bizim pek çok hastalığın daha iyi izlenmesine imkan vermek üzere daha fazla tıbbi test yapılmasını sağlayan yaklaşımımız, daha hassas ölçümler yapılmasını mümkün kılıyor, karmaşık aletler gerektirmiyor ve on kat daha ucuz” dedi.

Bilimsel çalışmada cihazın hassasiyetini kandaki p24 adı verilen, AIDS hastalığına yol açan HIV’in biyolojik belirleyicisi üzerinde deneyen araştırmacılar cihazın, düşük seviyelerde virüse maruz kalan hastalardan alınan kan örneklerindeki p24 seviyelerinde meydana gelen çok küçük değişiklikleri saptayabilecek kadar hassas olduğunu belirtti.
Bilim insanları şu an HIV teşhisinde kullanılan elisa testi ve HIV teşhisinde altın standart kabul edilen nükleik asite dayanan testte böylesine hassas ölçümler yapmanın mümkün olmadığını vurguladı.

Cihazı prostat kanserinin biyolojik belirleyicisi olan Prostat Spesifik Antijeni (PSA) üzerinde de test ettiklerini belirten araştırmacılar, geliştirdikleri cihazın, kendine özgü biyolojik belirleyicileri bilinmeyen diğer hastalıklar ve virüsleri saptayacak biçimde yeniden şekillendirilebileceğinin altını çizdi.

Cihaz tek kullanımlık bir muhafazada bulunan kandan türetilen serumu analiz etmek suretiyle çalışıyor. Analiz edilen serumdaki p24 veya PSA sonuçlarının pozitif olduğunda kaptaki solüsyonda, mavi renk oluşmasına yol açan düzensiz nano parçacık kümeleri yaratan bir reaksiyon oluşuyor. Sonuçların negatif olduğu durumlarda ise nano parçaçıklar top biçiminde şekillere ayrılarak solüsyonda kırmızımtrak bir renk oluşturuyor. Her iki reaksiyon da çıplak gözle görülebiliyor.

Nature Nanotechnology adlı bilimsel dergide yayımlanan araştırmanın yazı heyetinde yeralan Dr. Roberto de la Rica, cihazın hassasiyetine ilişkin yaptığı açıklamada, ”Eskiden saptanabilmesi mümkün olmayan HIV enfeksiyonları ve kanser göstergelerinin saptanmasına imkan sağlayacağına inandığımız tıbbi bir test geliştirdik. Bu, hastaların tedavilerine daha erken başlanabileceği anlamına geliyor” dedi.

31 Ekim 2012

Read More

İstanbul’un Barajları Yağışa Muhtaç

baraj

İstanbul’da geçen yılın aynı döneminde yüzde 60,51 olan barajların doluluk oranı, bugün itibariyle yüzde 49,46′ya geriledi.

İstanbul Su ve Kanalizasyon İdaresi (İSKİ) verilerinden derlenen bilgiye göre, İstanbul’a su sağlayan 10 barajın doluluk oranları, sonbahar aylarının beklenen yağışların görülmemesi nedeniyle düştü. Barajların doluluk oranı, geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 11,05 azalarak, yüzde 49,46′ya indi.

Barajlarda en düşük doluluk oranı yüzde 19,32 ile Alibey’de ölçülürken, en yüksek doluluk oranı ise yüzde 88,12 ile Istrancalar’da kaydedildi. Avrupa yakasındaki barajların doluluk oranı yüzde 47′ye (242 milyon 711 bin metreküp), Anadolu yakasında ise yüzde 53′e (186 milyon 975 bin metreküp) düştü.

Barajlardaki doluluk oranı 23 Ekim itibariyle 46,36′ya kadar düşerken, son günlerde görülen yağışlar su oranını yüzde 3 artırdı. Kentte su sağlayan 10 barajın doluluk oranı ve mevcut su hacmi şöyle:

BARAJ DOLULUK ORANI MEVCUT SU HACMİ
YÜZDE MİLYON METREKÜP
ALİBEY 19,32 6,597
PABUÇDERE 25,19 14,736
SAZLIDERE 43,45 38,552
DARLIK 43,71 46,986
KAZANDERE 44,99 7,839
B.ÇEKMECE 45,73 60,841
ÖMERLİ 56,79 133,337
TERKOS 62,47 101,356
ELMALI 69,29 6,652
ISTRANCALAR 88,12 5,49

30 Ekim 2012

Read More

Cumhuriyet Bayramınız Kutlu Olsun

29Ekim

Cumhuriyet Bayramı’nın 89. yılını coşkuyla kutluyoruz. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Kutlu olsun.

Bundan tam 89 yıl önce; 29 Ekim 1923 günü Ulu Önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve yolarkadaşları Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunu ilan ettiler.

Cumhuriyet; yurttaşların seçme ve seçilme hakkının olduğu bir yönetimdir. Ulus temsilcilerinin kabul ettiği yasalarla ülkenin yönetilmesidir. Cumhuriyet yönetiminde söz ulusundur. Cumhuriyet’i korumak, kollamak, yaşatmak her yurttaşın ödevidir.

Türk Milletinin bu büyük bayramını kutlarız..

 

29.10.2012

Read More

Dizel Otomobiller Kirliliğe Neden Oluyor

244675-mercedes-benz-b-class-f-cell-drives

Dizelle çalışan otomobillerin egzozu atmosferi benzinli otolara kıyasla daha fazla kirletiyor.Amerika’da gerçekleştirilen bir araştırmaya göre bir litre dizelden on beş misli ikincil aerosol salınıyor havaya.

Kaliforniya Üniversitesi’nde Allen Goldstein ile çalışan ekip, özellikle de ABD’nin batısında hava ölçümleri yaparak daha önceleri dizel otoların çevreyedaha fazla zarar verdiğini söyleyen araştırma sonuçlarını kanıtlamış oldu.

İkincil aerosoller, atmosferde oluşan minik partiküllerdir. Yoğun miktarda bulunduklarında iklimi etkileyebilir, görüşü zayıflatır ve insanlara zararlı olabilirler. Dizel egzozu bölgelere göre yüzde 90 oranındaotomobillerden salınan ikincil aerosollerden sorumlu olabilir diyen Goldstein sonuçların diğer ülkeler için birebir geçerli olmadığı kanısında. Nitekim Avrupa’da dizelle çalışan otomobiller daha küçükken, ABD’de dizel daha çok kamyonlarda kullanılıyor.

Bu iki araç sınıfında kullanılan dizelin bileşimi farklıdır, ayrıca Amerika veAvrupa’da farklı ayarlanıyor. Bu nedenle de ABD’deki dizel emisyonlarıAvrupa’ya kıyasla çok farklı olsa gerek diyor araştırmacı. Araştırma çerçevesinde birçok dizel ve benzin örneğinin bileşimi ve Kaliforniya’daki iki bölgenin hava kalitesi incelenmiş. Bunlardan biri yaklaşık 350.000 nüfuslu Bakersfield kenti ve Oakland’daki bir trafik tüneliydi. Çalışma,otomobil egzozlarından oluşan ikincil aerosoller hakkında yeni bilgiler getirdi. Bu da yasaların ve yakıt bileşimlerinin iyileştirilmesinde yararlı olabilecek.

28 Ekim 2012

Read More

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BÖLÜMÜ DERSLERİ

çevre-mühendisi

MATEMATİK I

Dersin İçeriği :
1. Sayılar, Karmaşık sayılar
2. Tek değişkenli fonksiyonlar
3. Limit ve Özellikleri
4. Süreklilik
5. Tek değişkenli fonksiyonlarda Türev
6. Türev kuralları
7. Kapalı Fonksiyonların türevleri
8. Zincir kuralı
9. Türevin uygulamaları
10. Belirsiz integral tanımı
11. Belirsiz integral kuralları
12. Belirli integral tanımı ve belirli integral ile alan, yay, hacim ve yüzey alanı hesabı
13. Vektörler, Matrisler, Determinantlar ve özellikleri
14. Denklem sistemlerinin çözümleri

FİZİK I

Dersin İçeriği : (haftalık konu bazında verilmiştir.)
1. Ölçüm ve Vektörler
2. Bir Boyutta Hareket
3. Düzlemsel Hareket
4. Parçaçık Dinamiği
5. İş ve Enerji
6. Enerjinin Korunumu
7. Parçaçık Sistemlerin Dinamiği
8. Çarpışma
9. Dönme Kinematiği ve Dinamiği
10. Katı Cisimlerin Dengesi
11. Salınımlar
12. Akışkanlar Mekaniği
13. Sıcaklık, Isı ve Termodinamik Yasalar

KİMYA

Dersin Kapsamı
1. Giriş
2. Genel tanımlar
3. Kimyasal hesaplamalar
4. Derişim birimleri
5. Termokimya
6. Gazlar
7. Atomların elektronik yapısı
8. Periyodik özellikler

9. Kimyasal bağlar ve moleküler geometri/
10. Sıvılar ve katılar
11. Çözeltiler ve kolligatif özellikleri
12. Denge
13. Çökme, çözünme dengeleri
14. Asitler ve bazlar/ Asit, baz dengeleri.

TEKNİK RESİM

Dersin İçeriği :
15. Çizim araç ve gereçlerinin tanıtılması ve kullanılması
16. Projelerde kullanılan genel teknik resim özellikleri
17. Resim kağıtlarının türleri ve A/B formu kağıtların TS 88’e göre tanıtımı
18. Antetlerin önemi, tanımı ve genel yapıları
19. Proje çiziminde kullanılan kağıtların katlanması ve saklanması
20. Çizim teknikleri ve uygulamaları
21. Ölçülendirme
22. Proje çizimlerinde karşılaşılacak geometrik çizimler
23. Tasarı geometri
24. ISO-E, ISO-A sistemleri
25. Noktanın izdüşümü, doğruların izdüşümü
26. Tam boy tanıtımı ve izdüşümlerde tam boy bulma yöntemleri
27. Düzlemlerin izdüşümleri, cisimlerin izdüşümleri
28. Kesitler, Perspektif tasrımlar ve çizimler

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİNE GİRİŞ

Dersin Amacı : Çevre mühendisliğinin temel kavramları hakkında bilgi vermek.
Dersin Kapsamı :
1. Tanışma, Temel Tanımlar
2. Kirletici Kaynakları
3. Organik Maddenin Ayrışması
4. Su Kirliliği
5. Kirlilik parametreleri
6. Su Getirme ve Kanalizasyon
7. İçme Sularının Arıtılması
8. Kullanılmış Suların Arıtılması
9. Hava Kirliliği
10. Hava Kirliliği Kontrolü
11. Toprak Kirlenmesi
12. Katı Artıkların Uzaklaştırılması
13. Ses ve Gürültü Kirlenmesi

STATİK

2. Maddesel noktanın statiği
3. Maddesel noktanın dengesi
4. Rijit cisimler, bir kuvvetin bir noktaya göre momenti, bir kuvvetin bir eksene göre
momenti
5. Kuvvet çiftinin momenti, eşdeğer kuvvet sistemleri
6. Rijit cismin dengesi, mesnet tür ve tepkileri
7. Kafes taşıyıcı sistemler, kafes sistemlerin çubuk kuvvetlerinin düğüm noktaları
yöntemiyle hesabı
8. Kafes sistemlerin çubuk kuvvetlerinin kesim (Ritter) yöntemiyle hesabı
9. Ağırlık merkezleri : integrasyon ile ağırlık merkezi hesabı, kompozit alanların ağırlık
merkezi hesabı
10. Pappus-Guldinus teoremleri, kirişlerde yayılı yükler
11. Atalet momentleri : bir alanın atalet momenti, polar atalet momenti, çarpım atalet
momenti, atalet yarıçapları,
12. Paralel eksenler teoremi, kompozit alanların atalet momentleri, asal eksenler ve asal
atalet momentleri
13. Kirişler, kirişlerde normal kuvvet, kesme kuvveti ve eğilme momenti diyagramlarının
çizilmesi

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ BİYOLOJİSİ VE EKOLOJİSİ

Dersin Amacı :Çevre Mühendisliğinde çevresel olaylar, çevre kirliliği ve ekoloji ile
olan ilişkilerini değerlendiren bir derstir.
Dersin Kapsamı (işlenen konular) :
1. Çevre Mühendisliği Biyolojisi ve Ekolojisi’ne Giriş
2. Ekosistemin ana ortamları olan: atmosfer-hidrosfer-litosfer-pedosfer-biyosfer
ilişkileri, ekosistemlerin biyotik ve abiyotik unsurları
3. Biyosfer: canlıların evrimi, evrimin temel ögeleri ve kavramları, hücre farklılaşması,
doku ve organların oluşumu, canlılar alemi
4. Canlıların Enerji ihtiyacı ve karşılanması; Fotosentez-kemosentez, ekosistem
verimliliği ve üretkenliği, bunun mühendislikle yönetimi

5. Ekosistem İncelemeleri: Doğal ve yapay sucul ve karasal ekosistemler; Ekosistem
analizi
6. Teknosfer, Urbanosfer , Agrosferlerin İnsan Ekolojisi ağırlıklı incelenmesi
7. Ekosistemde canlılar ve mikroorganizmalar arası ilişkiler (Mutualizm,
Konmmensalizm, Simbiyozis, Sinerjizim)
8. Ses- gürültü ve radyasyonun biyolojik ve ekolojik etkileri (ekosistemde)
9. Bütünsel olarak bozulan biyolojik ve ekolojik döngüler
10. Bozulan Orman ekosistemleri; Bozulan Kıyı Ekosistemleri; Bozulan Tarımsal
ekosistemler; Bozulan Akarsu ekosistemleri; Bozulan Körfez ekosistemleri; Bozulan
kentsel ekosistemler

ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ KİMYASI I

Dersin Amacı : Çevre mühendisliği öğrencilerine organik kimyanın genel
prensiplerini ve organik bileşik sınıflarını tanıtmak. Doğal ve sentetik organik bileşiklerin
çevresel önemini göstermek. Çevre kirliliği ile organik bileşikler arasındaki ilişkileri
belirtmek.
Dersin Kapsamı (Haftalık program bazında verilmiştir):
1. Organik bilşiklere giriş
2. Fonksiyonel grupların tanıtılması
3. Fonksiyonel grupların özellikleri
4. Hidrokarbonlar Alkoller, alkil halojenürler
5. Keton ve aldehitler
6. Asitler ve esterler
7. Aromatikler; azot ve kükürtlü organik bileşikler
8. Yağlar
9. Sabunlar
10. Deterjanlar
11. Pestisidler
12. Proteinler
13. Karbohidratlar
14. Temel biyokimyasal kavramlar.

Read More

çevre mühendisi iş ilanları

çevre-mühendisi

çevre mühendisi iş ilanları, Çevre mühendisiyim iş arıyorum, Tüm çevre mühendisi iş ilanlarını sitemizde bulabilirsiniz. Çevre Mühendisiyim iş arıyorum. Çevre Mühendisi iş ilanları Çevre Mühendisi Kariyer planları.

Read More

Çevre Mühendisleri Maaşları 2012 – 2013

çevre-mühendisi

Çevre Mühendisleri Maaşları 2012 – 2013. Çevre Mühendisiyim ne kadar maaş alırım? Çevre mühendisleri maaşları. Çevre mühendisleri günümüz şartlarına göre iyi derece maaş almaktadır ve bunu belirleyen faktör ise şirketlerdir. Çevre Mühendisleri maaşları her geçen gün artmaktadır. Çevre Mühendisleri günümüzde yaygın meslek olduğundan maaşları da iyi dir.

Read More

Felaketten Bu Yana Japonya

nukleer-enerji

Japonya’da yaşanan nükleer felaket tüm dünyada nükleer enerjinin güvenilirliği konusunu yeniden gündeme getirmişti. Peki, Japonya’nın nükleer enerji politikasında son bir buçuk yılda neler değişti?

Japonya hükümet sözcüsü Yukio Edano, 11 Mart 2011 akşamı, halkı sakinleştirmek için yaptığı açıklamada “Şu ana kadar reaktör dışında herhangi bir radyoaktivite söz konusu değildir. Hâlihazırda çevre için bir tehdit söz konusu değildir. Sakin olun ve yerel yetkililerle polis ve itfaiye güçlerinin talimatlarına uyun” ifadesini kullanmıştı. Ne var ki kısa süre sonra sızıntının tahmin edilenden çok daha vahim boyutlarda olduğu anlaşılmış, reaktör çevresindeki geniş bir alan tahliye edilmişti. Reaktör 1’deki erime ise çoktan başlamış, 2 ve 3. blokları soğutmaksa bir türlü mümkün olmamıştı.

Araştırma komisyonuna üye üç görevli, kazanın meydana geldiği günden bu yana santral çevresinde incelemelerine devam etmekte. Garip olansa, herhangi bir deprem ya da tsunaminin böylesi bir neticeye sebep olacağı çok önceden belli iken, Tepco firmasının gerekli önlemleri almamış olmasının üzerinde hiç kimsenin durmaması.

Bu açıklama, Japonya Nükleer Güvenlik Kurumu Sözcüsü Hidehiko Nişiyama 9 Nisan 2011 tarihinde “Reaktörleri soğutmak için kullandığımız radyasyonlu suyu ne yapacağımız sorusu, en büyük riski oluşturuyor. Zira bu gerçekten çok zor bir iş” açıklamasını yapılmıştı. Aradan geçen bir buçuk yıla rağmen su sorunu halen çözülebilmiş değil. Fukuşima 1 nükleer santralinin bulunduğu arazideki tanklarda yaklaşık 200 bin ton yüksek radyoaktif su birikmiş durumda. Bu yüzden Tepco, önümüzdeki üç yıl içerisinde 470 bin tonluk daha konteyner alarak sorunu çözmeyi planlıyor.

Bunun kökten bir çare olup olmayacağı ise şüpheli. Nitekim biriken radyoaktif su atığının ne yapılacağına dair kati bir çözüm halen yok. İşte bu sebeple, radyoaktif suların tanklarda biriktirilmesi, çevre sakinlerini sağlık ve güvenlik noktasında hiç rahatlatmıyor. Kaza esnasında eriyen yüksek oranda radyasyon yüklü yakıt çubuklarının bertarafı ise başka bir problem. Zira bu işlem için söz konusu binalarda işçilerin çalıştırılması, yüksek radyasyon nedeniyle kesinlikle yasak.

Yabancı gazeteciler için düzenlenen bir tur sırasında, yakıt çubuklarındaki radyasyon oranının 1500 mikrosieverti aştığı sayaçlarla tespit edilmişti. 3 bin işçinin bu şartlarda uzun süre çalıştırılamaması nedeniyle reaktörlerin radyasyondan arındırılması için özel tasarlanmış robotlar kullanılıyor.

Ne var ki, Fukuşima santral binalarındaki termometreler hayli eski ve hasarlı olduklarından eldeki ölçüm verilerinin güvenilirliği de tartışma konusu. En geç 2013 yılına dek tamamlanması gereken bir dizi radyoaktif test için Tepco firması, mukayese için reaktörde kullanılmayan yakıt çubukları getirterek süreci hızlandırdı. Tüm bu girişimlere rağmen, reaktör ve binaların tamamen radyasyondan arındırılıp bertaraf edilebilmesi için yaklaşık 40 yıllık bir sürece ihtiyaç var.

Nükleer felaket sonrası 2040 yılına kadar nükleer enerjiden tümüyle vazgeçeceğini açıklayan Japonya, özellikle sanayi lobisinin baskılarına dayanamayarak bu konuda geri adım attı.

Aradan geçen bir buçuk yılda, nükleer faciaya ilişkin söylemler bir hayli değişti. Japon halkı ise efsanevi teknolojilerinin güvenilirliğine dair inancını büyük ölçüde yitirmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları, halkın yarıya yakınının, önünüzdeki 20 yılda nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor.

Aradan geçen bir buçuk yılda, nükleer faciaya ilişkin söylemler bir hayli değişti. Japon halkı ise efsanevi teknolojilerinin güvenilirliğine dair inancını büyük ölçüde yitirmiş durumda. Yapılan kamuoyu araştırmaları, halkın yarıya yakınının, önünüzdeki 20 yılda nükleer enerjiden tümüyle vazgeçilmesinden yana olduğunu ortaya koyuyor.

 

27.10.2012

Read More

Microsoft Windows 8′i Tanıttı

Yazılım devi Microsoft, kişisel bilgisayarlar (PC) ile hızla gelişenmobilcihazlar arasındaki boşluğu kapatacak bir arayüz içeren Windows 8işletimsistemini teknoloji dünyasına tanıttı.
New York’ta düzenlenen tanıtımkampanyasındakonuşan Microsoft’un CEO’su Steve Ballmer, şirketin ilk kez dokunmatik cihazları desteklemesi için tasarladığı Windows 8′in PC ile ilgili tüm algıları yerle bir edeceğini söyledi. Windows 8 işletim sistemini kullananların başlangıç tuşu yerine koca bir ekrana sahip olacaklarını söyleyen Ballmer, yeni işletim sisteminin uygulamaları kare ikonlar halinde sunduğunu belirtti.

İşletim sistemi, masaüstübilgisayarlardandizüstü bilgisayarlara ve tabletlere çeşitli cihazlarda kullanılacak. Windows 8 ile çalışan bazı PC’ler, dizüstü bilgisayarlara benziyor. Ancak ayrı bir bataryaya sahip çıkarılabilir ekranları sayesinde bu PC’ler, tablet olarak da kullanılabilecek. Önceki işletim sistemlerinden son derece farklı olan Windows 8, 13 ay süren 1 milyar saatlik deneme sürecinin ardından ortaya çıkarıldı.

Windows 8 işletim sistemine sahip PC’ler ve diğer cihazlar, ABD’de bugün satışaçıkacak. Windows 8′in akıllı telefonlar için geliştirilen versiyonu ise gelecek hafta raflarda olacak.
Microsoft, Windows 8 ile birlikte Surfacetableti de tanıttı. Şirket yetkilileri, tanıtım sırasında son derece dayanıklı olarak üretilen Surface’in kırılmadığını göstermek için yere fırlattı, hatta topuklu pabuçla üzerine bastı. 32 gigabaytlık Surface tabletler, ABD’de bugün satışa sunulacak. Surface’in fiyatı 499 dolar olarak belirlendi.

Microsoft’un 1995′teki ilk dahili internet desteğinden bu yanasistemdeyapılan en büyük değişiklikleri içeren Windows 8′in, şirket kurucularından Bill Gates’in 1981′de IBM’in ilk kişisel bilgisayarı için işletim sistemi kurmak için sözleşme imzalamasından bu yana Microsoft’un en önemliürünüolması bekleniyor.

Halihazırda 1 milyardan fazla PC’nin Windows işletim sistemleri ile çalıştığı sanılıyor. Bunlardan 670 milyonu 2009′da piyasaya sürülen Windows 7′yi kullanıyor. Microsoft’un Windows 8′i dünya çapında tanıtmak için 1 milyar dolarlık bir bütçe ayırdığı da gelen haberler arasında.

 

26 Ekim 2012

Read More