nükleer silâh üreten fabrikalar tagged posts

Ham Petrolün Deniz Canlılarına Etkisi

Son zamanlarda yapılan çok sayıdaki araştırma ve bunları içeren yayınlara göre insanoğlu tarafından ortama bırakılan petrol hidrokarbonları deniz canlılarının besin zincirinde önemli etkiler yaratmaktadır. Canlılardaki bu kadar düşük yoğunlukların canlı yaşamına ne şekilde etki yaptıkları henüz kesinleşmemiştir.

Organizmanın direnci fiziksel ve kimyasal, örneğin sıcaklık ve oksijen içeriği gibi faktörlere de bağlıdır. Bu nedenle yapılan laboratuar deney sonuçlarının ortamdaki koşullara uygulama olanağı kısıtlanmaktadır. Petrol hidrokarbonlarının bir organizmanın metabolizması üzerine yaptığı direkt etkinin yani sıra ortamda bulunan diğer maddelerle karşılıklı ilişkisi de göz önünde tutulmalıdır.

Örneğin bazı petrol bileşikleri duyu organlarında yer alan kemoreseptörleri (kimyasal algılayıcıları) kapatarak organizmanın besin alma açısından yeteneksiz duruma geçmesine yol açmaktadır. Diğer taraftan balıklar ise kütle halindeki petrol yığışımından kaçarak temiz sulara göçmektedirler. Buna karşılık deniz dibinde yaşayanlar hareketsiz veya sınırlı hareket edebilen midye, istiridye, karides ve bazı dip balığı türleri, aşağı doğru çöken ve sedimana ulaşan petrolden etkilenerek kitle halinde ölmektedirler.

Ham petrol uygun şartlarla destillenecek olursa, fraksiyonlardan yaklaşık 40’ın üzerinde kimyasal bileşik ele geçer. Bileşiklerin içinde çok sayıda aromatik hidrokarbon, naftalinler ve fenantrenler, ksilen ve onun metil türevleri, perilen, trifenilen ve tetrametil fluoren saptanmıştır.  Bilinen ve şüphelenilen kanser yapıcı polinükleer aromatik hidrokarbonların ham ve rafine petroldeki konsantrasyonları için yeterli bilgi yoktur.

Ham Petrolün Kontrolsüz Yanmasınının Çevre Sağlığına Etkileri

Kontrolsüz yanmanın ilk sonucu, yanmanın tam olmamasıdır. Böylece is ve kurum dediğimiz ince dağılmış karbon partikülleri, hidrokarbonlar, diğer organik maddeler, anorganik bileşikler ve katrandan oluşan bir karışım ortaya çıkmaktadır. Sıcaklık yanan kütlenin her bölgesinde bir diğerinden az veya çok farklı olduğundan kontrolsüz yanma farklı yanma ürünleri verecektir.

Petroldeki azotlu bileşiklerin yanması yine çevreye zararlı olan azot oksitlerini NO, NO2, v.b.verecektir. Kanser yapıcı azotlu heteroksiklik hidrokarbonlar da benzer pirolitik reaksiyonlarla azotlu ve özellikle piridin ve kinolin bileşiklerinden başlamak üzere oluşmaktadır.

Petrol Kirlenmesinin Önlenmesi

Denizlerde tabii sızıntılarla petrol kirlenmesi daima bir problem olmuş ise de, son yıllarda insanın sebep olduğu kirlenme onu geçmiştir. Modern endüstri, modern ziraat ve 20.yüzyıl insanının hayatı petrole dayalı olduğundan, bütün dünyada petrolün nakli şaşırtıcı bir hızla artmıştır.

Petrol kirlenmesini önlemek için iki yol takip edilebilir:

1.  İnsan faaliyetleri sonucu denizlere gidecek petrol miktarını azaltmak (Girişi Önleme)

2.  Denizlere herhangi bir sebeple dökülmüş olan petrolü uzaklaştırmak veya tesirlerini en aza indirmek (Çıkış Kontrolü)

Kaynaklar Çevre Ve Orman Baknalığı Çevre Durum Raporu www.akdeniz.edu.tr www.denizce.com

Read More

SMM Nedir?

SMM Nedir? 

Büro Tescil Belgesi tüzel kişiliğe sahip bir firmanın Çevre Mühendisliği mesleği hizmetlerini sunabilme yeterliliğinin TMMOB Çevre Mühendisleri Odası tarafından tescil edildiğini gösterir bir belgedir.

Çevre Mühendisleri Odası BTB işlemlerini 28 Haziran 1938 gün ve 3458 sayılı “Mühendis ve Mimarlık Hakkındaki Kanun”, 8 Ağustos 1983 gün ve 66 sayılı ve 16 Eylül 1983 gün ve 85 sayılı Kanun Hükmündeki Kararnameler ile 7303 sayılı yasa ile değişik 6235 sayılı “TMMOB Kanunu” ve 25 Nisan 1989 tarih ve 102 sayılı kararla yürürlüğe giren “TMMOB Serbest Müşavirlik Mühendislik ve Mimarlık Hizmetleri ve Büro Tescil Belgesi Yönetmeliği” uyarınca hazırlanan TMMOB Çevre Mühendisleri Odası Serbest Çevre Mühendisliği Hizmet Büroları Tescil Ve Mesleki Denetim Yönetmeliği hükümleri uyarınca gerçekleştirir.

Çevre Mühendiliği hizmeti üreten bütün büroların tescil yükümlüğü yukarıda anılan yasa hükümlerince mühendislik ve mimarlık hizmetlerinin tıpkı tıp ve hukuk hizmetlerinin olduğu gibi birer kamu hizmeti olması nedeniyle bir takım özel koşullar gerektirmesinden kaynaklanır. Bu koşullar ilgili meslek disiplininden lisans diploması sahibi bir meslek mensubunun söz konusu büroda çalışan, ortak yada sahip olarak sorumlu düzeyde istihdamının yanı sıra, hem meslek mensubuun ilgili meslek odasına kaydı hem de bu hizmeti verecek büronun tescilidir. Ayrıca bu meslek alanlarında hizmet sunmak T.C. tabiyetinde olmayı gerektirir.

Çevre Mühendisliği alanında hizmet üretecek bir firmada Mühendislik ve Mimarlık hakkında Kanun‘un verdiği yetkiye dayanarak Çevre Mühendisliği Hizmetlerinden birini veya birkaçını ücreti karşılığında kendi hesabına veya kamu kurum veya kuruluşları dışında bir kişi veya kuruluş hesabına ücretli, sözleşmeli, ortak vb. bağlantı içinde yapan Çevre Mühendislerine Serbest Müşavir Mühendis (SMM) adı verilir.

Serbest Çevre Mühendislği Hizmetleri yapmak üzere ÇMO‘na kayıt ve tescil yaptıran bünyesinde tam gün çalışan en az bir SMM bulunduran vergiye tabii kişi ve kuruluşlara Serbest Müşavirlik ve Mühendislik Bürosu (SMM Bürosu) adı verilir. BTB ise söz konusu büronun tescil belgesidir.

Yukarıda anılan yönetmeliğin 5. ve 6. maddeleri de Serbest Çevre Mühendisiliği Hizmetlerini ve Çevre Mühendisliği Hizmetleri Uzmanlık Konularını tanımlar:

05. SÇMH

SÇMH ile ilgili aşağıdaki belirtilen işler bu yönetmelik kapsamına girer.

05.01. Etüd ve Fizibilite Hizmetleri
05.02. Araştırma, Geliştirme ve Planlama
05.03. Proje Hizmetleri
05.04. Danışmanlık Hizmetleri
05.05. Kontrolluk
05.06. Deneme Işletmesi Muayene ve Kabul hizmetleri
05.07. Uygulama ve Uygulama Sorumluluğu
05.08. Uygulama ve Işletme Yönetimi
05.09. Keşif-Şartname-Ihale Dosyası Düzenleme Hizmetleri
05.10. Hakediş ve Kesin Hesap Hizmetleri

06. ÇEVRE MÜHENDİSLİĞİ HİZMETLERİ UZMANLIK KONULARI

06.01. Içme ve kullanma Suyu Temini, Iletimi, Arıtımı ve Dağıtımı
06.02. Evsel ve Endüstriyel Atıksuların Toplanması, Arıtılması, Geri kazanılması ve uzaklaştırılmaları
06.03. Yüzey Drenaj ve Yağmur Sularının Toplanması, Deşarjı ve Arıtılması
06.04. Katı Atıkların Toplanması,Taşınması, Geri Kazanımı, Uzaklaştırılması ve Işlenmesi
06.05. Zararlı ve Tehlikeli Atıkların Yönetimi ve Berterafı
06.06. Hava Kirliliğinin önlenmesi ile ilgili olarak; kaynakta kontrol, arıtım teknolojilerinin seçimi ve uygulamaları.
06.07. Çevresel Etki Değerlendirme çalışmalarının planlanması ve koordinasyonu, ÇED Raporlarının hazırlanması ve uygulanması
06.08. Çevre kaynaklarının Modellenmesi
06.09. Çevre kirliliğinin önlenmesine ilişkin Kontrolluk,Yönetim ve Müşavirlik Hizmetleri
06.10. Farklı çevresel kesimlerden numune alma, ölçümleme ve değerlendirme
06.11. Gürültü Kirliliğinin kontrolü ve önlenmesi
06.12. Toprak ve yeraltı su kaynaklarının kirliliğinin önlenmesi çalışmaları
06.13. Kirletici kaynakların kirliliğinin tesbitine ilişkin kontrolluk, uygulama ve yönetim hizmetleri

 

Read More

Radyoaktif kirlenme

 

 

 

 

 

 

 

Nükleer enerji santralleri, nükleer silâh üreten fabrikalar, radyoaktif madde artıkları radyoaktif kirlenme yaratan başlıca kaynaklardır. Radyoaktif maddeler yaymış oldukları elektronla hava, su, toprak ve bitkilere zarar verir. Radyoaktif maddeye sahip (radyasyonlu) hayvansal ürünler (et, balık, süt, vb.) ve bitkiler, bu zararlı maddeyi besin zinciri ile insanlara ve diğer canlılara taşır. Bunun sonucunda bağışıklık mekanizmasını felce uğratmak, organları zedelemek gibi tedavisi olanak dışı olan hastalıklar meydana gelir.

Radyoaktif kirlilikler insanoğlunun radyoaktif maddelere müdahalesi ile açığa çıkmıştır. Modern hayat, sağladığı birçok kolaylıklarla birlikte enerji gereksinimi ve bazı problemleri de beraberinde getirmiştir. Yüzyı­lımızın ilk yarısında barajlardan ve termik santrallerden elde edilen enerji bir süre sonra yetersiz kalmıştır. Dolayısıyla bilim adamları radyo­aktif izotopların fizyonundan açığa çıkan nükleer enerjiyi kullanma yo­lunu seçmişlerdir. Bilim, nükleer enerjiyi keşfettikten sonra bunu kul­lanma yollarını aramaya başlamıştır. Bu amaçla, Amerika Nevada Çölü’nde, Rusya Kazakistan çöllerinde, Fransa Pasifik’te nükleer denemeler yapmıştır. Bu denemelerde çevrenin radyoaktif kirliliğe maruz kaldığı bir gerçektir. Çeşitli çevreci örgütler bu konuya duyarlılık gösterseler bi­le, nükleer enerjinin getireceği ekonomik güç baskın gelmiştir. Özellikle denemelerin yapıldığı bölgelerdeki radyasyon hava, su ve toprak kirlili­ğine yol açmıştır. Hava ve suyla taşınan radyasyon deneme yapılan böl­gelerin dışındaki bölgeleri de etkilemiştir.

Ayrıca bazı ülkeler nükleer reaktörden sağladığı enerjiyle hareket eden gemi, denizaltı ve uçak gemisi gibi araçlar üretmişlerdir. Ekonomik olarak düşünüldüğünde çok etkin olan bu araçlar; bir arıza, kaza veya teknik problem gibi aksi durumlarda ise potansiyel tehlike özelliğini ko­rumaktadır. Nükleer enerji ile sadece elektrik enerjisi üretilmekle kalınmayıp, bazı ülkeler tarafından silah yapımında da kullanılmıştır.

Radyoaktif izotoplar ayrıca tıpta ve biyolojik araştırmalarda da kulla­nılmaktadır. Bu amaçla üretilen maddelerin kullanıldıktan sonra çok iyi saklanması ve kontrollü olarak yok edilmesi gereklidir.

 

Nükleer Kirlilik

Uranyum ve toryum gibi elektron yayan maddelerin doğal denge halindeki diğer maddelerin atom yapılarını bozmasına nükleer kirlilik denir.

Nükleer kirlilik, radyoaktif maddelerin hava, su ve toprağa karışmasıyla gerçekleşir.

Radyoaktif maddelerin yaymış olduğu fazla miktardaki elektronlar canlılardaki hücre yapısını bozmakta ve kansere neden olmaktadır.

1986’da Ukrayna’daki Çernobil Nükleer Santrali’nde meydana gelen patlama çok önemli çevre sorunları ortaya çıkarmıştır. Bu olayların sonucunda insanlar ölmüş; su, hava ve toprak kirliliği yaşanmıştır.

 

Nükleer Enerji Hakkında Bilgi İçin Tıklayınız

Read More